MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ

MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

İlimlerin tasnifini yapmak, aynı zamanda İslam maarif davasının ana haritasını çizmektir. İslam maarif nizamı, ilimlerin tasnifinde kullandığımız yatay ve dikey istikametler dikkate alınarak inşa edilir. Önce dört ilim mecrası olan “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası”, “Müspet ilimler mecrası” olarak yatay tasnif esas alınır ve bunlar için medreseler kurulur. Sonra bunların içinde dikey tasnif olan “Terkip ilimleri”, “Tetkik İlimleri”, “Tatbik ilimleri” mertebeleri dikkate alınarak üç seviyede medrese kurulur. Bu medreseler ilim tahsili ile ilgilidir ve ilim adamı yetiştirmek için kurulur. İlim ve tefekkür istidadına malik olmayanlar, “Meslek ve zanaat mektebine” gider. Bu medreselere talebe hazırlamak ve temel talim ve terbiyeyi gerçekleştirmek üzere “İlk mektepler” ve “Orta mektepler” kurulur. Okumaya devam et

Share Button

GÖNLÜME DÜŞENLER

Gönlüme Düşenler

Ey azizan!
Bu hafta hâtıram ve gönlüme düşen fikirli havadisler var. Ehl-i dil için anlatmam gerek.

ŞAİR- ÂZAMIM “ÖMÜRLÜK YARASI” NI ANLATTI GİTTİ

Şair-i âzamım Mehmet Narlı, “Ömürlük Yara” adlı şiir kitabını yâni “Bir Şairin Ömürlük Yarası” nı anlatmak için uzak Batı gurbetinden şehr-i Maraş’a dostlarına, yâni Fikir ve Gönül Dükkânı’na gün batımında geldi, gün doğumunda gitti. Bizi sevindirdi, berhudar olsun.
———————————————
GECENİN SÜKÛNETİNDE HASBIHAL
Okumaya devam et

Share Button

KENDİMİZE AYNA OLACAK İNSANI BULMALIYIZ

Kendimize ayna olacak insanı bulmalıyız

“Mümin müminin aynasıdır” buyruğunca kalp ve gönül aynamız cilalı olmalı.
Ayna ne kadar cilalı ise kendine yansıyan görüntüyü de o kadar iyi temsil eder. Böyle bir aynaya Allah’ın tecellisi ve Allah dostlarının nuraniliği zuhur eder.

Mânevî hakikatler gönül aynasında tecellî edince, ilahî nurların ve güzelliklerin mekânı hâline gelir. Bu takva ve temizlikten dolayıdır ki insan-ı kâmil olanların gönülleri Esma-i Hüsna’nın tecelli ettiği aynadır. (İskender Pala, Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)

Aynamız ne kadar iyi temizlenirse ilâhî feyz o kadar fazla yansır, gördüğümüz ve görünen her şeyi güzel görürüz. Kirliyse her şeyi çirkin görürüz, her şey aynamıza çirkin görünür.
Okumaya devam et

Share Button

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

“Mülk Allah’ındır” hakikati, muhakkak ki bilgi (ve ilmin) Allah Azze ve Celle’ye ait olduğunu gösterir. Allah Azze ve Celle, sonsuz ilim sahibidir ve O’nun ilmi, kendi kudretiyle mütenasip olarak zatına aittir ve “öğrenilmiş bilgi” değildir.
Allah Azze ve Celle, kendi sonsuz ilminden ne verirse, insan ancak o kadarını öğrenme ve idrak etme imkanına sahiptir. Allah Azze ve Celle, bir taraftan “bilinebilirlik” sınırını takdir etmiş diğer taraftan insanı bilme ve idrak istidatları ile teçhiz etmiştir. Sonsuz ilminin bilinebilirlik sınırı insanlık sınırını, insanların her birine ihsanen tahsis ettiği bilme ve idrak istidatları ise ferdi sınırı tespit etmektedir. Her insan, bilinebilir mahiyet taşıyan ve müsaade edilen bilgilerin tamamını öğrenme ve idrak etme iktidarında değildir, her ferd, kendi bilme ve idrak etme istidatlarıyla mahdut bir ufka (sınıra) sahiptir. Bu nokta, Mutlak İlim ile nispi ilimlerin birbiriyle karşılaştığı hale tekabül eder, yani Mutlak İlim ortadadır ve tespit edilmiştir lakin onu muhatap olan insan, illet, zafiyet ve acziyet ile maluldür ki kendi bilme ve idrak istidatlarıyla mahduttur.
* Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET AKADEMİSİ ÇALIŞMALARI

YENİ İLİMLERİN KURULUŞU

Medeniyet Akademisi kadrolarının külliyatı 200 kitaba ulaştı. Mesele sadece kitap sayısıyla alakalı değil, hem mevzu hem de muhteva itibariyle müstesna çalışmalar yapılıyor. Yeni mevzular keşfediliyor ve her mevzu derinliğine ve genişliğine kuşatıcı bir bakış ve anlayışla tetkik ve telif ediliyor.
Fikri yığınağımızın artması, artık “yeni ilim” dallarının kurulması zamanının geldiğini gösteriyor. Bu sebeple Medeniyet Akademisi kadroları, mevcut fikri yığınağın oluşturduğu muharrik kuvvetle, yeni ilim dalları kurulması için altyapı çalışmalarına başladı.
* Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET SEMPOZYUMU-1-

MEDENİYET SEMPOZYUMU-1-

Medeniyet sempozyumu serisi başlıyor. Birincisi Erciyes Üniversitesinde, 24 Mayıs tarihinde iki celse olarak yapılacak.

BİRİNCİ CELSE

İslam’ın ilim telakkisi ve batının bilgi işgali///EBUBEKİR SİFİL

İrfan telakkimiz ve kültürel işgal///İSMAİL GÖKTÜRK

Alim, Arif, Mütefekkir şahsiyet terkipleri///HÜSNÜ KILIÇ

İKİNCİ CELSE

İslam/Türk düşüncesinde merkez meselesi///BEDRİ GENCER

İslam İrfanının Teknolojisi///VEYSEL ASLANTAŞ

İlimlerin Tasnifi ve medeniyet hamlesi///HAKİ DEMİR

Share Button

KARARGAH ANADOLU DERGİSİ 4. SAYISI ÇIKTI

DERGİNİN KAPAK KONUSU:KARARGAH KUŞATMA ALTINDA

FİHRİST
Takdim/ Editör
“Üniversal” kuşatma/ Prof. Dr. Veysel ASLANTAŞ
Türkiye’nin Suriye’den kuşatılması/ Ömer Faruk SANCAKTAR
Türkiye’nin karargah olmasını engelleme hedefi/ Osman GAZNELİ
Suriye-Irak sarmalında medeniyet kuşatması/ Haki DEMİR
Medya ile kuşatma (İslamcı medya kuşatması)/ İbrahim SANCAK
İlim ve Tefekkür kuşatması/ Nurettin SARAYLI
İran ve Şia güçlerinin kuşatma teşebbüsü/ Yavuz Selim SİLAHTAR
Oryantalist (İtikadi) kuşatma/ Osman Kürşat BUHARALI
Paralel örgütle kuşatma teşebbüsü/ Ebubekir Sıddık KARATAŞ
Muhalefetle kuşatma teşebbüsü/ Baybars OĞUZHANOĞLU
Gizli mahfillerle kuşatma teşebbüsü/ İlyas TAŞKALE
Kuşatma altındaki mütefekkir/ Ünal YILMAZ
PKK ile kuşatma teşebbüsü/ Ramazan KARTAL
Araplar Osmanlıya ihanet etti mi?/ Şevki KARABEKİROĞLU
Türkiye’nin ilerlemesinin durdurulması/ A.Bülent CİVAN
ABD’nin kuşatma teşebbüsü/ Alihan HAYDAR
İstihbarat kuşatması/ Ahmet SELÇUKİ
Silah fabrikası müdürünün casusluğunun düşündürdükleri/ Hasan Hüseyin TUNÇ
Karargah için stratejik müessese, Medeniyet Akademisi/ Mehmet Emin KONYALI
İslam birliğinin önündeki engeller-1-/ Abdülhamit HALEBİ
Dünya görüşü ve adalet/ Remzi TEMİZKALP

***

Derginin PDF şeklini isteyenler Ebubekir Sıddık Karataş ile irtibat kurabilir
ebubekirsiddik2000@gmail.com

Share Button

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

“Mülk Allah’ındır” hakikati, muhakkak ki bilgi (ve ilmin) Allah Azze ve Celle’ye ait olduğunu gösterir. Allah Azze ve Celle, sonsuz ilim sahibidir ve O’nun ilmi, kendi kudretiyle mütenasip olarak zatına aittir ve “öğrenilmiş bilgi” değildir.
Allah Azze ve Celle, kendi sonsuz ilminden ne verirse, insan ancak o kadarını öğrenme ve idrak etme imkanına sahiptir. Allah Azze ve Celle, bir taraftan “bilinebilirlik” sınırını takdir etmiş diğer taraftan insanı bilme ve idrak istidatları ile teçhiz etmiştir. Sonsuz ilminin bilinebilirlik sınırı insanlık sınırını, insanların her birine ihsanen tahsis ettiği bilme ve idrak istidatları ise ferdi sınırı tespit etmektedir. Her insan, bilinebilir mahiyet taşıyan ve müsaade edilen bilgilerin tamamını öğrenme ve idrak etme iktidarında değildir, her ferd, kendi bilme ve idrak etme istidatlarıyla mahdut bir ufka (sınıra) sahiptir. Bu nokta, Mutlak İlim ile nispi ilimlerin birbiriyle karşılaştığı hale tekabül eder, yani Mutlak İlim ortadadır ve tespit edilmiştir lakin onu muhatap olan insan, illet, zafiyet ve acziyet ile maluldür ki kendi bilme ve idrak istidatlarıyla mahduttur.
* Okumaya devam et

Share Button

Ayna cemâle cemâl de aynaya âşık

Ayna cemâle cemâl de aynaya âşık
Tasavvufta ayna sembolü bakan ile bakılanın, gören ile görülenin birliği mânasına gelir. Birliğin mekânı kalp ve gönüldür. Ayna ile cemâl bu mekânda buluşurlar.

Çünkü ayna cemâle, cemâl de aynaya âşık. Yaratılıştan bu yana cemâl aynaya meyillidir. Bunun böyle olduğunu Şeyh Gâlib söylüyor: “Yârin âyînesi dildir dilin âyînesi yâr / Olmasın âyîne tekdîr nefesden nefese.”

Şerhinin hülâsası şöyle: Öyle yakın iki ayna ki birbirinin nefesinden aynalar buğulanıp görüntü kaybolabilir. Mümin olan Sevgili (Allah) ve mümin kulu olan âşık, birbirine görüntüsü yansıyan karşılıklı iki aynadır. (Naci Okçu, Şeyh Gâlib-Hayatı- Edebi Kişiliği-Şiirlerinin Umûmî Tahlili)
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET BEYANNAMESİ

MEDENİYET BEYANNAMESİ

(Medeniyet Akademisinin, “Ümmete Hitabe” mahiyetinde Medeniyet Beyannamesidir, Karargah Anadolu dergisinin 2. sayısında ek olarak verilmiştir)

BİRİNCİ KISIM-HAL MUHASEBESİ

1-Kadim müktesebat ile irtibatımız koptu, külliyat çapında eser veren âlim ve mütefekkirler yetişmez oldu.
2-İslâm ile Müslüman arasındaki irtibat ve münasebet kesildi, bu münasebeti kuran tedrisat anlayışı ve müesseseleri çöktü.
3-Tedrisat müesseselerimizin yıkılması ve mevcutlarının zehirlenmesi, İslâm’a iman eden ama Müslüman şahsiyeti kuşanamayan insanlar doğurdu.
4-Önce bilgi vatanımız yok edildi, sonra insanımızın şahsiyeti, nihayet coğrafi vatanımız…
5-Bilgi vatanımız kaç parçaya bölündüyse, coğrafi vatanımız o kadar parçalandı, bilgi vatanımız parçalanmaya devam ediyor, coğrafi vatanımızın sınırları da yeniden çizilmeye çalışılıyor.
6-Tüm bunlar, batının bilgi ve zihin işgâlinin neticeleridir.
7-İlk kaybettiğimiz tefekkürdü, ilk bulmamız gereken de tefekkürdür.
8-Tefekkürü kaybettiğimiz için her şeyi kaybettik, tefekkürü bulduğumuzda her şeyi tekrar buluruz.
9-Ezbere ve tekrara mahkûm olduk, idrâk edemediğimiz için yeni bilgi üretemedik, kendimizi batının bilgi ve zihin işgâline hazırladık.
10-Tefekkürde ucuzluk, batının bilgi işgâlini kendi elimizle devam ettirdiğimiz anlamına geliyor.
11-İslâm ile insan arasındaki münasebet yolları tıkandı, batı başta olmak üzere gayrimüslimler İslâm’ın insanlara ulaşmasını mümkün kılacak yol ve müesseseleri tuzakladı ve zehirledi.
12-İslâm’ın temsilindeki çok başlılık, İslâm’ın idrâk ve izahındaki zafiyet, İslâm’ın bilgi evreninin ihyâ ve inşâsındaki kifayetsizlik, batılı gizli servislerin İslâm adına konuşan örgütler kurmasına fırsat verdi.
13-Tam bir keşmekeş içindeyiz.
14-Keşmekeş (kaos) sadece sahada değil, esasen idrâk ve tefekkürdedir.
15-Sadece sahadaki keşmekeşi görmek, idrâk ve tefekkürdeki kaosun farkına varmamaktır.
16-Keşmekeşi sahada bitirme niyeti, büyük katliamlara kadar uzanan biteviye çatışmaların kaynağıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

AHLAK BEYANNAMESİ

AHLAK BEYANNAMESİ

(Medeniyet Akademisinin “insanlığa hitabe mahiyetinde hazırlanmış Ahlak Beyannamesidir, Karargah Anadolu dergisinin birinci sayısında ek olarak verilmiştir)

1-İnsan, Ahsen-i Takvim üzere yaratılmış Eşref-i Mahlukattır.
2-İnsan, münhasır ve müstesna bir varlıktır, atası da insandır.
3-İnsanı münhasır ve müstesna kılan hususiyeti, beyin ve bedeni değil, ruhu ve kalbidir.
4-İman, ruhun ve kalbin tabii temayülüdür, insani hususiyetlerin birincisidir.
5-İnsan tabiat haritası, hayvandan aşağı inmeyi, melekten yukarı çıkmayı mümkün kılacak hacimdedir.
6-Ahlak, insan ile hayvan arasındaki temel fark ve sınırdır.
7-Sadece insan ahlakla mükeelleftir; hayvan mükellef değildir.
8-Akıl, ahlakı ihlal salahiyetine malik değildir.
9-Akıl, ahlakı takip etmelidir, menfaati değil…
Okumaya devam et

Share Button

Türk milliyetçisi Kur’an harfli tabeladan rahatsız olur mu?

Türk milliyetçisi Kur’an harfli tabeladan rahatsız olur mu?

Suriyeli muhacirlerin açtığı işyerlerindeki “Arapça tabelalar” üzerinden Türk milliyetçisi hassasiyetiyle öne çıkan kardeşlerimizi birileri yönlendirip, şovenist bir huzursuzluk ortamı oluşturmak istiyorlar?

Şu beyanatlar neyin nesi?
“Adana Urayı (Belediyesi), Suriyelerin işyerlerine astıkları Arapça tabelaları ‘görüntü kirliliği oluşturuyor’ gerekçesiyle indiriyor.” Bu haber bir başka yerde “….Yabancı dildeki tanıtıları (Arapça tabelaları) indiriyor!” şeklinde son derece kışkırtıcı ve câhilâne bir ifadeyle veriliyor.
Okumaya devam et

Share Button

AYNAYA BAKMAK MARİFETTİR

Aynaya bakmak marifettir

Hâşâ huzurdan, “Yâ Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim” diyen lânetli Ebû Cehil’e, Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm “Haklısın” buyuruyor.

O lâin beşerden sonra, “Yâ Muhammed! Bu dünyada senden güzelini göremedim. Sana baktıkça içime huzur doluyor” diyen Hz. Ebûbekir’e de “Haklısın” diye hitap buyuruyor.

Sahabeden birisi soruyor: “Yâ Resûlullâh, Ebû Cehil geldi ‘ne kadar çirkinsin’ dedi, ‘haklısın’ dediniz; Ebûbekir geldi, ‘ne kadar güzelsiniz’ dedi, ona da ‘haklısın’ dediniz. Bunun hikmeti nedir?”

Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm’ın cevabı bütün insanlığın gönül evine mesaj hususiyeti taşımaktadır: “Kişi kendisi nasılsa, karşısındakini de öyle görür. Ben Allah’ın cilaladığı bir ayna gibiyim. Ebûcehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebûbekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı” buyurur. (Ali Eren, Dinî Hikâyeler / Kıssadan Hisseler)

Aynası kırık, yâni gönül gözü kör olan Ebû Cehil o kutlu zamanda Allah’ın güzelliğinin Hazret-i Peygamberimizin aynasında görüleceğini bilememiş bir nasipsiz.

Bu sulbden gelen modern zâmanın Ebû Cehilleri de, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin “Âyinedir bu âlem, her şey Hakk ile kaim / Mir’at-ı Muhammed’den Allah görünür daim” sözünü idrak edemiyorlar.

EBÛ CEHİL’LE HZ. EBUBEKİR’İN AYNAYA BAKIŞI AYNI DEĞİL

Bu ulvî hâdiseden öğreniyoruz ki, Efendimiz s.a.v.’ın aynasında Ebû Cehil’le Hz. Ebûbekir’in gördükleri aynı değil. Demek ki aynaya bakmak marifetmiş.
Başkasına ayna olmak da, aynaya bakmak da kalp temizliğiyle alâkalı. Niyâzî-i Mısrî Hazretlerinin dediği gibi:

“Halk içre bir âyîneyim herkes bakar bir ân görür / Her ne görür kendin görür / ger (eğer) yahşi ger (eğer) yaman görür.”

Share Button

İHTİSASLAŞMA VE BİLGİDE KAOS

İHTİSASLAŞMA VE BİLGİDE KAOS

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Bilgi ile insan arasındaki münasebetin birkaç mühim hususiyeti var. Mesela üretilmiş bilgiyi öğrenmek ile bilgi üretmek birbirinden çok farklı hususiyetler taşır. İdrak, zaten üretilmiş bilgiyi yeniden üretmektir, üretilmiş bilgiyi yeniden üretecek zihni ve kalbi iklime sahip olacak derecede anlamamış olmak, sadece öğrenmektir. Ve tabii ki üretilmiş bilgiyi idrak ederek yeniden üretebilmekle, yeni bir bilgi üretmek de birbirinden çok farklıdır. Hal böyle olunca, bilgi ile insan arasındaki münasebetler; ezberleme, öğrenme, idrak etme, terkip etme, inşa etme süreç ve safhalarını takip eder. Öyleyse meseleye bu usulü takip ederek bakmak en sıhhatli olanıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI

MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI

1-Neşriyat
2-Merkezler
3-Projeler
4-Teklifler
5-Yeni ilimlerin inşası
6-Kitabiyat (Külliyat)

1-NEŞRİYAT
*Fikirteknesi sitesi (www.fikirteknesi.com)
*Terkip ve İnşa dergisi (e-dergi)
*Karargah Anadolu dergisi (e-dergi)
*Fikir Kadro Hareket dergisi (e-dergi)
Okumaya devam et

Share Button

AYNAYA BAKINCA NE GÖRÜYORUZ?

Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Aynaya baktığımızda ne görüyoruz? Nefsin hatlarından tecessüm etmiş kemik ve etten yüzümüzü mü, yâni benliğimizle şişmiş sûretimizi mi? Sadece dış yüzümüzü görüyorsak aynamız kirli. İç yüzümüzü ve gönlümüze mânevî şifa veren dostları görüyorsak aynamız cilalıdır.
Aynamızı iyi seçmeliyiz. Aynalarda saklıdır sırrımız. Bunu için de aynanın sırrını bilmeli ve sırrı olan aynaya bakmalı. Dolunay gibi dost gönüllerin aynasında yüzümüzü görüyorsak bahtiyarız. Okumaya devam et

Share Button

İHTİSASLAŞMA VE TERKİP İLİMLERİ

İHTİSASLAŞMA VE TERKİP İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

İhtisaslaşma, bilgide yoğunlaşma olarak oraya çıktı ve şüphesiz ki birçok faydası vardı. Gerçekten batıda son birkaç asırdır ihtisaslaşmadan kaynaklanan çok sayıda fayda elde edildi. Bir bilgi alanında ihtisaslaşmak, bilgiyi o alanda tatbik etmeyi kolaylaştırdı, bilgiden ve onun tatbikinden elde edilen fayda azami seviyeye çıktı. İhtisaslaşmanın birtakım faydaları olduğunu tartışmak beyhudeydi. Okumaya devam et

Share Button

BÜTÜN FİKRİ VE EKLEKTİZM

BÜTÜN FİKRİ VE EKLEKTİZM

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Hakikat yekparedir, tüm alemleri kuşatır. Bütün zamana ve mekana şamildir. Hakikatin ta kendisi olan İslam, dolayısıyla hayatı tüm üniteleri ile kuşatır, çünkü Allah’ın dininde boşluk ve zafiyet yoktur. “Kurucu şahsiyet”lerin öncülüğünde, mutlak ilim merkezli, akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim eksenli olmak üzere hayatın tüm alanları inşa edilir. Kurucu şahsiyetler hayatı inşa ederken; akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim ile “mutlak ilme” bağlıdırlar. Hayatın inşası meselesi de dünya görüşümüzde olduğu gibi hakikate ayarlıdır, bu sebeple yekpare, yeknesak ve müstakildir. Okumaya devam et

Share Button

Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği

Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği

Ey azizan!

Bu havadisi size duyurmazsam rahat edemem. Hatırlarsanız, T. Yazarlar Birliği Şehr-i Maraş Şubesi, mânevî adıyla Fikir ve Gönül Dükkânı dostlarımın arasında Somalili Mahmut nam, asıl adıyla Muhammet Mahmut Şıh Ali diye güzel bir dost vardı.

“Nerelisin” diye sorduklarında vecd ve imanla “Anadolu’nun Somali kasabasındanım…” diyen, Cenab-ı Hakk’ın, simsiyah teninden nur yaydığı, aydınlık saçtığı güzel Mahmut’tan bahsettiğimi anlamanız lâzım.
Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ YOKSA EKLEKTİZM KAÇINILMAZDIR

TERKİP İLİMLERİ YOKSA EKLEKTİZM KAÇINILMAZDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Yaşadığımız çağın derin ve girift kaosu eklektizmi kaçınılmaz hale getirmiştir. Kaosun en büyük kısmı bilgi dünyamızda yaşanmakta, zaten diğer kısımları da bilgide yaşadığımız kaostan kaynaklanmaktadır. Bilgide yakalandığımız kaos, hayatımızı altüst etmiş, hayat kaosa sürüklenince bilgideki kaos daha da derinleşmiştir.
Bilgi kaosunun hem sebepleri çoktur hem de neticeleri… En mühim neticelerinden birisi ise, eklektik düşünce dünyasını üretmesi ve kesintisiz şekilde de beslemeye devam etmesidir. Ümmetin eklektik düşünce girdabına yakalanmasının en mühim neticelerinden birisi ise, en sapık anlayışların bile kendilerini “Sahih İslam” olarak pazara sürebilme vasatının oluşmasıdır. Mesele, bir saniye bile ihmal edilemeyecek kadar mühimdir.
* Okumaya devam et

Share Button