AKIL İNŞASINDA AHLAK EĞİTİMİ-5-AHLAKIN ZİHNİ EVRENİ DÜZENLEYİCİ BOYUTU

AKIL İNŞASINDA AHLAK EĞİTİMİ-5-
AHLAKIN ZİHNİ EVRENİ DÜZENLEYİCİ BOYUTU
Ahlak, insanların toplum olarak bir arada yaşaması içindir. İnsan yalnız başına olsaydı, başkalarıyla nasıl yaşanacağını, onlara nasıl davranacağın bilmesi gerekmeyecekti. Dolayısıyla ahlak ihtiyaç duymazdı.
Toplum olarak yaşamak mecburiyeti, bir düzen gerektirir. Çünkü toplum hayatı ancak düzenli şekilde yaşanır. Kaos halinde hayat yaşanmaz ve toplum meydana gelmez. Toplum olarak yaşayabilmek için gereken düzen ihtiyacını, hukuk ve ahlak karşılar. Çocuk yaşta hukuk öğretilemeyeceğine göre akıl öncesi çağdaki çocuğa ahlak öğretiriz.
Toplum halinde yaşamak için bir düzen gerektiğine göre ahlak, düzenli kurallar bütünüdür. Çocuğa ahlak, düzenli ve çelişkisiz bir şekilde öğretilirse, ahlak kuralları çocuğun zihnini düzenleyen en önemli faktör olur. Akıl öncesi çağda çocuğu “düzenli öğretim” yapılabilecek tek alan ahlaktır.
Ahlak hem bilginin sistemli öğretimini hem de hayatın sistemli yaşanmasını mümkün kılar. Ahlak kurallar çocuğun zihnine tek tek girer ama her biri diğeriyle ilgili olduğu için, zihin dünyasında ilişkiler kurulmaya başlanır. Zaten her kural öğretilirken, ilişkili olduğu başka kurallar da gündeme gelir. Ya daha önce öğrendiği bir kural ile ilişkilidir ve yeni öğrendiği kural ile önceki kural zihinde birleşir veya bir kuralı öğrenirken çocuğun zihni onunla ilgili olan başka bir kuralı da sorar. Zincirleme soruların ortaya çıktığı konulardan biri de budur.
Yeni öğrenilen kural ile daha önce öğrenilmiş kural arasında ilişki kurmak, zihni alışkanlık haline gelir. Kurallar arasında ilişki kurma alışkanlığı, bütünü arama ihtiyacını doğurur. Zincirleme olarak devem eden bu ihtiyaç listesi, hayatın bir bütünlüğü olduğunu ortaya çıkarır. Zihni dünya hayatın bütünlüğüne doğru akmaya başlar.
Hayatın bütünlüğüne doğru akmasının şartı, kurallar arasında çelişki olmamasıdır. Ahlak kuralları çelişkili öğretilir veya aile tarafından öğretilen kurallar ihlal edilirse, zihni dünya bütünlüğü aramayı bırakır. Zihni evren bütünlük arayışını bırakırsa, çelişki aklın ve hayatın normali haline gelir. Çelişkinin aklın ve hayatın normali haline gelmesi, insanın dengesizliği normal karşılamasına sebep olur. Çevrenize bakın, dengesizliği normal karşılayan ne kadar çok insan göreceksiniz. Çünkü akıl inşa süreci, çelişkilerle doludur.
Bütünlük ihtiyacı doğmayan ve bütünlük arayışı başlamayan zihni evren, kaotik bir duruma yuvarlanır. Sebep sonuç ilişkisini kuramaz ve umursamaz, beş dakika aralıklarla çelişik sözler söyler ve çelişik davranışlar sergiler. Mesela sevgilisine beş dakika önce onu ölesiye sevdiğini söyler fakat sevgilisi bir konuda “hayır” dediğinde onu öldürür. Çünkü ölesiye sevmenin ne anlama geldiğini bilmez, sevgilisi de kendini ölesiye sevdiğini söyleyen birinin kendini öldürmeyeceğini zanneder ve fena halde yanılır.
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir