AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-2-ANLAMA İSTİDATLARI

AKIL İNŞASINDA İSTİDATLAR-2-ANLAMA İSTİDATLARI
Anlama istidatları öncelikle zihni faaliyetler için önemlidir. Zihni faaliyetler için önemli olması, aklın inşa edilmesinde de çok önemli olduğunu gösterir. “Yapabilme” istidatları ise zihni faaliyetten ziyade, hayatın pratikleri için önemlidir. Hayatın pratikleri için önemli olması, aklın inşasında daha az fakat aklın kullanılmasında daha çok önemli olduğunu gösterir.
Anlama istidatları sayı olarak fazla ve güçlü olan insanlar, hayatın pratiğinden uzaklaşırlar. Yapabilme istidatları sayı olarak fazla olur da anlama istidatları olmaz veya az olursa düşünce dünyası gelişmez fakat hayatın pratiği güçlü olur. Bu tür insanların misaline hayatta çok rastlanır. Bazı insanlar düşüncede gelişmişlerdir fakat hayatta hiçbir şey yapamazlar, bazı insanlar ise düşünmeyi pek bilmezler ama hayatın pratiğinde çok hızlı ve başarılıdırlar.
Anlama istidatları bilgiyle yoğun bir ilişki kurarlar. Anlama istidatlarının sayısı ne kadar fazla ve ne kadar güçlüyse akıl o kadar gelişir. Aklı inşa eden temel malzeme “bilgi” olduğu için anlama istidatları aklı daha fazla geliştirir. Anlama istidatları yüksek olan insanlar, yapabilme istidatları zayıf olduğunda bile gelişmiş bir akla sahip olurlar. Hayatın pratiğinde başarılı olamasalar bile bu insanların akıllarına güvenmek ve danışmak faydalıdır. Hayatın pratiğinde başarılı olamamaları, doğru ve gelişmiş düşüncelere sahip olamadıklarını göstermez. Bir konuyu iyi düşünebilmek başkadır, iyi yapabilmek başkadır.
Anlama istidatları, hayatın analizini derinliğine yapma imkanı kazandırır. Bir konunun, olayın, varlığın birçok boyutunu aynı anda görebilmelerini ve çok boyutlu düşünebilmelerini mümkün kılar. Bu sebeple de sağlıklı düşünebilirler. Bu tür insanların düşünce dünyalarına güvenmek ve danışmak, başarılı projeler geliştirmek için çok faydalıdır.
Anlama istidatları, aklı kendi alanlarına çeker. İnsanlar, istidatlarının olduğu konuları daha fazla anladığı için akılları o alanlarda inşa edilir. Anlama istidatlarının kuvvetli olanları, aklın merkezi haline gelebilir. Özellikle istidat konusu olan alan, önemli bir hayat alanı ise akıl o alanda inşa edilmeye başlanır. İstidatların aklı kendi alanlarına çekmesi, bir noktaya kadar faydalı, bir noktadan sonra ise zararlıdır. İnsanların bunu bilmesi ve dikkat etmesi gerekir. Aklın merkezinin, herhangi bir alanda değil, tüm hayat alanlarının ortasında olması gerekir. Akıl, merkezini bir alana (veya birkaç alana) yerleştirirse, o alanlara uzak olan hayat sahaları aklın dışında kalır. Aklın tüm hayat alanlarını kuşatması, hepsiyle ilgilenmesi, hepsinin gereğini yerine getirmesi şarttır. Tüm hayat alanlarıyla ilgilenmez ve bir hayat alanının sınırlarında kalırsa, insan diğer hayat alanlarına yabancılaşır, körleşir ve tek boyutlu düşünmeye başlar.
Anlama istidatları insanın zihni evrenini, kendi alanına vakumlayacağı (çekeceği) için, bu duruma dikkat etmek önemlidir. Kendi haline bırakılırsa zihni evren ve akıl o alana doğru akar ve oraya yerleşir. Aklı inşa ederken hem istidatlardan gerektiği kadar faydalanmalı hem de diğer alanlarla yeteri kadar ilgilenmelidir. Güçlü anlama istidatları projektör gibidir, projektörün bulunduğu yerde küçük lambaların aydınlattığı alanlar görülmez. Projektörün güçlü aydınlatmasından faydalanmak gerekir ama onun aydınlatmadığı alanlara da körleşmemek şarttır.
Akıl anlamadığı bilgiyi bünyesine almaz. İnsan da anlamadığı bilgiyle aklını inşa etmez. Güçlü anlama istidatları, aşırı anlama imkanlarıdır. Akıl bu anlamalara kayıtsız kalamaz. Kendi haline bırakılan insan zihni, aklı, aşırı anladığı konulardan meydana getirir. Çocuklarda zihni evrene müdahale edilmeli ve istidatlarla sınırlı bir akıl inşa edilmesine müsaade edilmemelidir. Bunu yaparken istidatları körleştirmemek gerektiği açıktır. Çünkü istidatlar çok önemlidir, onlardan faydalanmak gerekir. Fakat güçlü anlama istidatları olan çocuklar kendi hallerine bırakılırsa akılları bu alanda sıkışır.
Anlama istidatları güçlü olan fakat yapabilme istidatları zayıf olan insanlar, doğal olarak asosyal kişiliklere savrulur. Eğer akıllarının inşa süreçlerinde müdahale edilmez ve kendi hallerine bırakılırsa, asosyal kişilikleri sabitleşir ve içlerine kapanırlar. Hayatı, düşünce dünyalarında yaşamaya başlarlar.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir