Allah, adam olana dert verir

Allah, adam olana dert verir

Ataların sözüdür: Adam olanın derdi olur. Allah, adam olana dert verir. Adamın kim olduğu bu yazının mevzuu değil. Ali Yurtgezen hoca “Bizim kültürümüzde ‘adam’ın tam karşılığı ‘insân-ı kâmil’dir. Böyle olduğu içindir ki her insan ‘adam’ değildir.” diyor.

Adamlık dert çekmededir. “Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı” diyen Fuzûlî üstadı sıkça tâlim etmek lâzım.

Cezbesine ve diline meftun olduğum Niyazî-i Mısrî Hz.lerinin “İnile ey derdli gönül inile / Ehl‐i derdin inleyecek çağıdır / İnlemek sana yaraşur derd ile / Hem gözün kan ağlayacak çağıdır” mısralarında ifade edilen mânevî tâlimi Lokman Hekim hikmetine sahip olmayan modern tıp eğitimi almış doktor verebilir mi?

“Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap / Derdim vardır inilerim” diyen Yunus Emre Hz.lerinin derdinden inlediği gibi inleme tâlimini modern doktorlar hastalarına teklif edebilirler mi? Bunun bir çile imtihanı olduğunu ve râzı olmak gerektiğini mâna diliyle anlatabilir mi?

“Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım / Bu aşkın bahrina daldıktan sonra” diyen Âşık Sümmanî’yi derd-i ilâhiye tutulmayanlar bilemezler.

Dîvan şairi Usûlî’nin “Derd iledir diriliğimiz, şevk iledir hayatımız” mısraından güç alarak derdine şevkle sarılıp diri olmak modern insanın harcı değildir.

Derdine müptelâ olan şair Vezir Ahmed Paşa tam bir ehl-i dert ki hem de nasıl? “Dün tabibe derd-i dilden bir deva sordum, dedi / Gam yemekten özge bu derdin devasın bilmedim.”

Diyor ki: Dün tabibe gönül derdi için bir deva sordum, dedi ki, gam yemekten başka bunun ilacı yoktur. Cezbesi müthiş. Gönlümde o ehl-i derde meyil vardır.

“Dertten büyük dermân mı var”

Hak dostlarından Alvarlı Efe Hz.leri “Ne kadar dert var ise hepsinin dermânı mevcuttur, aşk derdinin dermânı da mâşuktur. Bu dert öyle bir derttir ki bu derde tutulanlar saadet bulur” diyor. Derdimize âşina isek bu muhterem dert ehlinin mısraları üstüne tâlim etmeliyiz:

“Her bir derdin elbet dermânı vardır / Dermân ise derde dâima yârdır / Erbâb-ı derd olan bil bahtiyardır / Derd ile kurbiyyet intiha (sona erme) eyler.”

Ona kulak verenler derdin dermânının ne olduğunu bilirler: “Dertden büyük derman mı var / Bir sebeb-i gufrân mı (Allah’ın affı) var / Derd gibi bir kıymet mi var / (…) Derûnum derdine dermân muhabbet / Dü-âlem (iki âlem) afvime fermân muhabbet. ”

Hülâsa-ı kelâm; insan-ı kâmillerin söylediklerinden öğrendiğimiz şu: Dert ehli olanlar modern, yâni kalpsiz ve kirli hayata karşı dayanıklı olur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir