“ALLAH SENİ ÇATI ADAYI YAPSIN”

“ALLAH SENİ ÇATI ADAYI YAPSIN!”

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun haline baktıkça, kızdıklarıma, “Allah seni çatı aday yapsın” diye beddua edesim geliyor. Bu nasıl beddua, adam iki artı üç partinin cumhurbaşkanlığı çatı adayı, böyle beddua mı olur demeyin. Yavuz Sultan Selim Han zamanında da, “Allah seni Yavuz’a vezir yapsın” diye bir beddua icat olmuş, üstelik günün en ağır bedduaları arasında da mümtaz bir yer edinmiş.

Ekmeleddin İhsanoğlu o kadar zor durumda ki, içinde bulunduğu şartlar manzumesi (yani çatı adaylığı) her haline, tavrına, edasına, konuşmasına ve hatta ses tonuna bile yansıyor. Herhangi bir konuda görüşü sorulduğunda, vereceği cevabın hem CHP hem de MHP yönetimini ve tabanını ikna edici olması gerekiyor. Bu iki partinin taban ve tavanlarının, siyasi görüşlerinin, ülke meseleleriyle ilgili yaklaşımlarının tek ortak noktası, Erdoğan düşmanlığıdır. Erdoğan düşmanlığı dışında herhangi bir konuda müşterek dünya görüşü ve siyasi yaklaşım sahibi değiller. Hal böyle olunca, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun her hangi bir konuda söyleyeceği söz, ya CHP veya MHP yönetimini ve tabanını rahatsız edecektir. Mutlu olacakları tek beyan, Erdoğan aleyhine söylenecek sözdür, her ne hikmetse İhsanoğlu da o konuda görüş belirtmiyor.

Yedi kocalı Hürmüz misali, kimi nasıl memnun edeceğini bilmeyen İhsanoğlu, çareyi “genel ifadeler” kullanmakta bulmuş. Konuşuyor ama hiçbir şey söylemiyor. Bazen anayasada yazılı olan ifadeleri tekrarlıyor, bazen herkesin bildiği ve kabul ettiği doğruları… Ama asla bir siyasi görüş ileri süremiyor, memleketin kadim meselelerine dair yeni bir çözüm önerisinde bulunamıyor, ülkenin ve milletin ufkunu açacak yeni bir şey söyleyemiyor. Sanki şöyle bir ruh haline kapılmış gibi; “Yahu beni fazla meşgul etmeyin, çatı aday ancak bu kadar olur”.

Sorulan sorulara cevap vereceği zaman, sıkıntıya giriyor, “niye soruyorsunuz” edası ile kalabalığa bakıyor, sonra da bir şeyler söylüyor. Fırsat olsa da, konuşmasından sonra neler söylediği sorulsa, hatırlamaz. Hatırlamaz çünkü kendi düşüncesi değil söyledikleri ve genel geçer ifadelerden ibaret şeyler. Genel geçer ifadeler hatırlanmaz ki, hususi bir fikriniz varsa, onun için bir gayret gösterdiyseniz, ruhi ve zihni çabalarınız neticesinde ürettiyseniz hatırlarsınız. Çünkü ancak bu durumda zihni ve kalbi evreninizde yer eder, kalıcı hale gelir.

Çok konuşup hiçbir şey söylememe maharetiyle ünlenen siyasetçimiz Demirel’di. İhsanoğlu Demirel kadar zeki olmadığı için, kelimelerle de oynayamıyor, hiçbir şey söylememe haline ait orijinal bir kalıp da kullanamıyor. Hatırlayın; “Benzin vardı da biz mi içtik” lafı, hiçbir şey söylememektir ama bir kalıp olarak unutulacak gibi de değil. İhsanoğlu çok zeki birisi olmadığı için, mantık mahareti yok, dil ile oynayamıyor, çapraşık da olsa kalıcı bir şey söyleyemiyor. Korkarım cumhurbaşkanlığı seçim süreci bitecek ve İhsanoğlu’ndan geriye bir cümle bile hatırlanmayacak. Seçimi zaten kaybedeceği belli de, siyaset tarihimize hiçbir şey kazandıramadan kaybolup gidecek. Gerçi bu kayıp değil, zira kendisi siyasetçi olmadığını her vesileyle söylüyor. Tamam da biz bu seçimi neden yapıyoruz öyleyse, Erdoğan gitsin Çankaya’ya otursun…

CHP veya MHP yönetimini ve tabanını üzmemek için girdiği sıkıntıdan daha kötüsü, yetmiş yıllık müktesebatının aksine davranıyor olması. CHP ve MHP’yi üzmemek için kendini, yani kendi müktesebatını üzüyor. Bunları da cumhurbaşkanlığı makamı için yapıyor. Hem de kazanamayacağı bir seçim sürecinde yapıyor. İhsanoğlu siyaset tarihimizde kalıcı bir tesir (bir çizgi, bir figür) bırakamayacak ama seçimden sonra kendisi ile hesaplaşmaya oturduğunda, şahsiyeti için ne kadar ağır bir bedel ödediğini anlayacak. Bunu dert edip etmediğini tabii ki bilmiyoruz, bugün için seçim sürecinin hararetiyle farkına varacağını da zannetmiyoruz. Eğer şahsiyet terkibi ve ahlaki çerçevesini dert edinen birisiyse, 11 Ağustostan itibaren çok çetin bir nefs muhasebesi ile karşılaşacağını tahmin edebiliriz.

“Allah seni çatı aday yapsın” ifadesinin beddua haline geleceği tarih, tabii ki seçimin ertesi günüdür. Aldığı oy oranını karşısında gördüğü andan itibaren nefs muhasebesine başlayacak olan (böyle bir derdi varsa eğer) İhsanoğlu, “Allah seni çatı aday yapsın” ifadesinin beddua olduğunu ilk anlayacak kişidir.

Siyasetçi olmayacaksınız, siyasi görüşünüz olmayacak, siyasi tecrübeniz sıfırda seyredecek ama çatı aday olacaksınız. Ne söyleyeceksiniz de, kimi memnun edeceksiniz? Zaten söyleyeceğiniz ne var ki…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir