Amerika Birleşik Devletleri’ndeki, Okul Baskını ve Düşündürdükleri

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki, Okul Baskını ve Düşündürdükleri

14 Aralık 2012 Cuma günü Connecticut Eyaletinde okul baskını gerçekleşti. Okul baskını gerçekleştiren Adam Lanza(20) 27 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti. Bu olayı Türk ve Dünya medyasında bireysel silahlanmayla ilişkilendirildiğini okuduk. Düşünelim hepimizin evlerinde envai çeşit bıçak var. Bir günde endişelenip onların kesici aletler olarak kullanılıp karnımızın deşileceğinden şüphe etmeyiz. Ya da bir yere gittiğimizde oradaki bıçakların suç aleti olarak kullanılacağı aklımızın ucundan geçmez. Neden çünkü farkına varmasak da söylenmese de toplumsal bir güvence, sözleşme hissederiz. Bu his bizi rahatlatır. (Hala özümüze, geçmişimize ait cemiyet unsurlarını bünyemizde barındırdığımız için) Çocuklarımız okuldayken birinin elinde silahla okula dalıp böyle şeyler yapacağı aklımızın ucundan geçmez. Öyle bir ülke gözünüzün önüne getirin kimsenin kimseye güvenmediği, komşuluk ilişkilerinin olmadığı ve evin dışının sürekli tehdit olarak algılandığı, birden fazla silahın alınıp kenara güvence olarak konduğu bir ülke… Amerika

“Eğitim şart” gibi klişeleşmiş bir sözle işi bağlamak istemiyorum ama “modern” diye adlandırılan dünyanın eğitim sisteminde temel sorunlara işaret eden bir vakıa bu. Sürekli zekâyı öven, başarılı olmayı zorunlu kılan, daha da önemlisi başarıya nasıl ulaşıldığından çok başarının kendisi övgülenen bir temel problemle karşı karşıyayız. Bu temel problem 1950’li yıllardan sonra ülkelerin eğitim sistemine girmeye başlayan öğrenci merkezli eğitim temelinde “bırakın yapsınlar”, “bırakın kendini bulsun”, “bırakın keşfetsin“, “dokunmayın” , “ölçütler koymayın” gibi ifadeleri barındıran eğitim sisteminin sonucu. Kendisi keşfeden, kontrol ve mihenk noktası olmayan bir “tip”. Adam Lanza’ya baktığımızda iyi okullarda okumuş iyi öğrenim(!) görmüş, ailesinin maddi durumu iyi. Medyayı takip ettiğimiz kadarı ile şöyle bir algı var:  Bu şartlara sahip bir insanın bunları yapabilmesini insan aklı almıyor. İnsanların, bu iyi şartlara sahip iyi yetiştirilmiş birinin bunu nasıl yapabileceğini sorgularken zihinleri kapanıyor. Soru şu: Suçlu 27 kişiyi öldürüp (çocuk-büyük demeden) intihar eden bir çocuk mu? Yoksa zihni ve ahlaki dünyasını ören/öremeyen eğitim sistemi mi?

Haberi ilk okuduğumda bu olaya benzer olayların arkasının geleceğini düşünmüştüm. Ve ilk işaretleri geldi. Bir gerçekleştirilemeyen bir hastane baskını 3 yaralı. Tahminim buna benzer olayın devam edeceği..

Amerika’yı çökertecek olan asıl unsur budur. Plan yapmayan, dağınık, kızgın, kafasına her eseni gerçekleştiren insan tipleri… Yaşı kaç olursa olsun ergen psikolojisini (aklı gelişmemiş) aşamamış, belinde silah western filmlerinden çıkmış “vahşi batı” tipleri. Peki bu insan tipleri nerden ortaya çıktı. Amerika’nın eğitim sistemi, maddeyi önceleyen, ahlakın merkeze konmadığı dizginlenemeyen, tatmin edilemeyen, huzursuz, gerçekle hayali karıştıran insan inşa ediyor. Bu insan inşa modelinin şekillendirdiği insanlar bir kurt gibi Amerika’nın gövdesini oymaya başladılar ve bu ağaç yıkılacaktır, bu olay gövdenin zehirlendiğini bize gösteriyor. Günümüzde geçerli eğitim modeli anlaşılıyor ki arızalı ürün veriyor.

Alınacak Ders: Başımızı öne eğip sağlıklı nesiller yetiştirmek için kökümüze, inancımıza, geleneğimize uygun bir eğitim modeli geliştirmeliyiz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir