ANADOLU ARAŞTIRMALARI İLE İLGİLİ NOT

ANADOLU ARAŞTIRMALARI İLE İLGİLİ NOT
Anadolu Araştırmaları çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar tenkit ihtiva etmiyor. Anadolu’da muhtelif sahalarda teşkilatlanan, faaliyet gösteren merkezlerin, Müslümanlara faydalı olacak cihetleri tetkik ediliyor ve dikkatlere sunuluyor. Çalışmalarımızın bu çerçevede okunmasında fayda var.
Her fikir ve hareket oluşumunun tenkit edilecek bir tarafları muhtemelen vardır. Yazılarımızı okuyanlar, araştırmamıza konu olan gurupların bazı yanlışlarına vakıf olabilir, biz de vakıf olabiliriz. Yanlışların işaretlenmesi ve doğruların gösterilmesi lüzumu açık… Lakin bu çalışmamızın maksadı, yanlışları değil, doğruları tespit etmek. Bu sebeple araştırdığımız ve tanıttığımız fikir ve teşkilatlarla ilgili tenkitleri olanlar, onları “mahfuz” tutarak yazılarımız okusunlar. Doğruları gösteriyor olmak, yanlışlara razı olduğumuz manasına gelmiyor.
Müslümanların birbiri hakkında “iyi” konuşma hasletleri vardı, nedense artık buna pek rastlanmıyor. Tenkitin lüzumuna inanıyoruz muhakkak, bununla beraber “doğru” olanların takdirinin, yanlış olanların tenkidinden daha az mühim olmadığına inanıyoruz. Herkesin birbirini “kör döğüşü” şeklinde tenkit ettiği bir vasatta, “doğruların” takdir ve teyit edilmesi, izhar ve ilan edilmesi mesuliyeti boşlukta kalıyor. Böyle bir “kıymeti” ve mesuliyeti ihmal etmek akl-ı selime uygun değil.
Takdir ve tenkit arasında muvazene kurulmalıdır. Tenkit hakkı, takdir etmeye bağlanmalıdır. Doğruyu takdir etmeyenin tenkit salahiyeti olmamalıdır. Gerçekten bir şahsın, fikrin, hareketin doğrularını takdir ve izhar etmeyenlerin tenkitleri, sadece yıkıcı özellik taşıyan bir reaksiyondur. Müslümanlar, en küçük doğruyu bile en büyük yanlışa kurban edemezler. Birinde yoğunlaşmak diğerini görmeyi engelleyecek hale gelmemeli, doğru yanlışı, yanlış doğruyu götürmemelidir. Bu, kavaidi külliyedendir.
Doğruyu takdir etmemenin temelde iki sebebi olabilir; ya “doğruyu” anlamıyoruz veya anladığımız halde takdir etmemek gibi bir nefsi tavır içindeyiz. Doğruyu anlamayanın yanlışı da anlama istidat ve imkanı olmayacağı için tenkit salahiyetinden tecrit edilmesi şarttır. Doğruyu anladığı halde takdir etmeyenler ise, nefsini putlaştıran ahlaksızlardır, bunların tenkit mahalline yaklaştırılması bile hakikatin katline fırsat tanımaktır.
Doğruların tespit ve takdiri, münasebet altyapısını kurmayı mümkün kılan ahlaki hususiyettir. Ayrışmak yerine birleşmeyi hedefleyen istikamet hassasiyetimiz, yanlışın tenkidinden önce doğrunun takdirini ilzam eder.
“Anadolu Araştırmaları” çalışmamız ile ilgili bu anlayış ve hassasiyetimizi beyan ederiz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir