ANAYASA MAHKEMESİNE MİLYONLUK PROTESTO

Zulmün tarifinin dahi doğru yapılamadığı bir “fikir ikliminde” yaşıyor olmak ıstırap verici. Zulmün polis veya asker marifetiyle yapılan haksızlık zannetmek, zulüm ile haksızlık arasındaki farkı izah etmeyi imkansız kılar. Zulüm, hukuk marifetiyle yapılan sistematik haksızlıklardır. Çünkü polis veya askerin yaptığı haksızlıkları düzeltecek olan hukuk ve yargıdır. Eğer bir ülkede hukuk ve yargı, sistematik haksızlık yapmak üzere inşa edilmişse, asker ve polisin yaptığı haksızlıkların çözüm merci yok demektir ki zaten bu durumda asker ve polis haksızlık yapmamakta sadece kanunun gereğini yapmaktadır.
Zulüm hukuk ve yargı tarafından yapılan sistematik haksızlık olduğuna göre, mücadele edilecek muhatap belli olmuştur. Hukuk metinlerinin değiştirilmesi ve yargı mercilerinin adil olmaya zorlanması…
*
Anayasa değişiklik paketi referandumda halk tarafından çoğunlukla kabul edildikten sonra anayasa değişiklik kanununun Anayasa mahkemesine götürülerek “iptal davası” açılması ve mahkemenin iptal kararı vermesi halinde, zulmün hukuk ve yargı tarafından yapıldığına dair temel tarifimiz (tezimiz), kendine açık bir delil bulacaktır. Anayasa mahkemesini düzenleyen kanuni metinlerde, mahkemenin Anayasa değişikliklerini “esastan görüşme” yetkisi yoktur. Buna rağmen daha önceki (başörtüsü ile ilgili anayasa değişiklik kanununu iptal edilmişti) anayasa mahkemesi kararlarında olduğu gibi “yetkisini aşarak” zulüm yapmaya devam ederse, her şeyi yeniden düşünmek gerekiyor. Anayasa mahkemesinin sabıkasına bakıldığında yetkisini aşarak zulüm yapmaya devam edeceği öngörüsüyle, anayasa değişiklik kanununun mahkemede görülmesinden önce yapılması gereken ne ise onu yapmak hususunda tereddüt etmemelidir.
Anayasa değişiklik paketi TBMM den geçtikten sonra referanduma gider ve halk değişikliği kabul ederse, kanunlaşmalıdır. Buna rağmen CHP iptal davası açmaya cüret ederse milletin Anayasa mahkemesini protesto hususunu acil gündemine alması gerekiyor.
Ne yapılmalı?
Mahkemenin iptal davasını görüşmeye alacağı gün, en az bir milyon insanın mahkeme çevresinde toplanması ve halkın iradesine bizzat halk olarak sahip çıkması gerekiyor. Mahkemeden karar çıkıncaya kadar mahkeme çevresinden ayrılmamalıdır.
Nasıl yapılmalı?
Sivil toplum kuruluşlarının şimdiden organize olmaya başlaması gerekir. “Anayasa platformu” ismiyle (veya başka bir isimle) sivil toplum kuruluşlarının önce kendi aralarında organize olması lazım. Sivil toplum kuruluşları şimdiden Ankara’ya gidecek kişilerin listesini yapmalı ve en az bir milyon insanın hazır hale gelmesini temin edecek bir organizasyona ulaşmalıdır. Böyle büyük bir organizasyonun zaman alacağı düşünüleceği için çalışmalara şimdiden başlanması zarurettir.
Bu konu basit bir protesto eylemi olarak anlaşılmamalıdır. Sivil toplum kuruluşlarının organize olma hacmi, “sivil seferberlik” çapında olmalıdır. Sivil toplum kuruluşları yapacakları organizasyon ile hazırlayacakları beyannameyi (deklarasyonu) SİVİL SEFERBERLİK mahiyetinde kamuoyuna duyurmalıdırlar.
Protestoya katılımın alt sınırını BİR MİLYON olarak tespit etmelidirler. Bunun için gerekirse her ilde koordinasyon merkezleri kurmalılar ve kesintisiz olarak halkı aydınlatmalılar ve katılımı teşvik etmeliler.
Anayasa değişiklik paketinin referanduma sunulduğu tarih itibariyle bir milyonluk kütleyi Ankara’ya taşımanın tüm organizasyonunu yapmalı ve altyapısını oluşturmalıdır. İptal davası açıldığında ise Ankara’ya milyonluk kütle akmaya başlamalıdır.
*
Anayasa değişiklik paketinin TBMM den 367 oyun altında geçmesi halinde referanduma gideceği kesinleşecektir. Bu aşamada mahkemede iptal davası açılamaz. Zira daha kanunlaşma sürecini tamamlamayan bir metin var demektir ortada. Fakat CHP zihniyetinin ne olduğunu bildiğimiz için CHP nin bu aşamada dahi iptal davası açması ihtimalini öngörmek gerekiyor. Mahkemenin kanunlaşmayan bir metni iptal etmesi mümkün değildir ama Anayasa mahkemesinin sabıkasına bakıldığında bu ihtimalin öngörülmesi ve buna göre organize olunması şarttır. Kısaca, sivil toplum kuruluşlarının, değişiklik paketinin TBMM den geçtiğinde iptal davası açılması ihtimaline göre organize olması gerekiyor. Bu ihtimal göz önüne alındığında, organizasyonun daha hızlı yapılması lüzumu anlaşılıyor.
*
Anayasa mahkemesinin yetkisini aşarak değişiklik kanununu “esastan görüşmesi” hukukla ilgili bir durum değildir. Anayasa mahkemesinin yetkisini aşması, basit bir yetki aşım meselesi değil doğrudan doğruya zulmetme hakkını kendinde görmesidir. Mahkemenin yetki aşım meselesini, “zulüm olarak tarif edecek” bir anlayışı yaygınlaştırmak gerekir. Mahkemenin zulüm yapamayacağını, halkın milyonluk kütleyle göstermesi şarttır.
Onbir kişinin “biz böyle düşünüyoruz” demesine teslim olunmamalıdır. Değişiklik paketini hangi sebeple iptal ederse etsin, halkın büyük çoğunluğunun iradesini iptal etmiş olacağı için baştan gayrimeşru ilan etmek gerekir. Hakikaten yetki aşım yoluyla alınacak muhtemel bir iptal kararı, ister Atatürk ilkelerine ister laikliğe isterse başka bir sebebe bağlansın, mutlaka gayrimeşrudur. Halkın Atatürk ilkelerini ve laikliği de isteyip istememe hakkı olduğu asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir