BATI ÇÖKÜYOR-E-KİTAP-Haki DEMİR-

Batı çöküyor, o ihtişamlı görünen, o hiç yıkılmaz zannedilen batı çöküyor. Batıdan, doğudan ve Türkiye’den bazıları bunu görmese, inanmasa, anlamasa da çöküyor. Batının çöküşündeki orijinallik, çöküşünün anlaşılmasına mani oluyor. Batı kendi medeniyet kaynaklarındaki özelliklerden dolayı çöküyor, yani aslında batı, kalkınırken aynı zamanda çöküş dinamiklerini de temeline yerleştirmişti. Bunu göremeyenler, çöküşe kanaat getiremiyorlar.

Batı çöküyor çünkü bir asırdır felsefi krizde. Felsefi krize girmesinin sebepleri çok ve çeşitli ama felsefi kriz başlayalı uzun zaman oldu. Makyajındaki ihtişam, derinlerdeki felsefi krizi perdelemiş ve görülmesini önlemişti. Hala da iktisadi krizden ibaret bir sarsıntı zannediyorlar. Mesela kapitalizm, batıyı kalkındırmıştı eskiden ama şimdi çöküşüne sebep oluyor. Mesela pozitif bilimlerin felsefeden bağımsızlaşmasını matah bir şey zannetmişlerdi, bu durum felsefi krizi tetikledi ila ahir…

Felsefi krizin anlaşılması tabii ki zordu. Öncelikle felsefi krizin farkedilmesi için filozofların olması gerekiyordu ama felsefi krize giren batı filozof yetiştiremiyordu. Filozoflar yetişseydi zaten felsefi krize girmeyecek, kendini inşa eden felsefi kaynağı (geleneği) devam ettirebilecekti. Bu paradoks, batıyı, çöküşün eşiğine getirene kadar temel krizi (felsefi krizi) görmekten alıkoydu. İyi de etti…

Çok sayıda sebebi var tabii ki çöküşün. Hepsini bir oturumda saymak kabil değil. Üzerinde ciddi araştırmalar yapılması gereken bir konu aynı zamanda. Sebepleri ne olursa olsun, çöküşün çatırtıları semaya çıktı. Çöküşün sebeplerini batı dünyası kendi içinde uzun uzun tartışacak ve araştıracak mutlaka. Kendilerine zorluklar dilemekten başka elimizden gelen bir şey yok.

Bütün sebeplerin altında ve kaynağında felsefi krizin olduğunu anladıkları gün, doğru teşhisi yapmış olacaklar. Ne var ki, felsefi krizin ilk tesiri, akıl krizidir. Bir kültür ve medeniyet havzası kendi tefekkür kaynağını kaybettiğinde, ilk olarak akıl formu bozulur. Batı bu gün, felsefi krizin tabii ve zaruri neticelerinden olan akıl krizi ile boğuşuyor. Aslında akıl krizinden de haberi olan fazla insan yok ama birileri meseleyi az çok teşhis ediyorlar. Akıl krizini sezer gibi olanlar da, daha derinlerdeki felsefi krize kadar inemiyorlar.

Çöküş o kadar tantanalı ve gürültülü ki, akıl krizini farkedip, sağlıklı akıl terkibine ulaşıp, oradan da felsefi derinliklere inecek büyük adamların yetişme şartları kalmadı. Hiç çıkmaz mı? Mutlaka çıkar lakin çöküş süreci içinde kim duyar, kim dinler?

Her medeniyetin kendine has inşa planı ve kendine has çöküş süreçleri var. Diğer medeniyetlerin çöküş süreçlerinden tecrübe edinmeleri kabil değil. Zaten o kadar kibirliler ki, çöküş sürecine girdiklerini anlamaları ve kabul etmeleri mümkün görünmüyor. Zaten kibir, akıl sağlığını bozan en önemli sebeplerden biri değil miydi?

İNDİR

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir