DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

İsrail istihbarat servisi MOSSAD, dünyadaki tüm Yahudileri ihtiyaç duyduğu anda “ajan” olarak kullanabilmektedir. Gönüllü ajan istihdamı en fazla olan istihbarat teşkilatı bugün için MOSSAD’dır. Fakat Yahudilerin dünyadaki nüfus toplamları az olduğu için Yahudi ajan imkanı sınırlıdır. İsrail ve MOSSAD, Yahudi kavminin sayısal azlığını aşmanın yolu olarak, “Mason kuruluşlar” gibi yan kuruluşlar fikrini üretmiştir. Mason örgütleri doğrudan İsrail istihbarat servisine çalışan ve yerel halktan oluşan “gönüllü istihbarat ajanları”dır. Masonik örgütlenmelerle gönüllü ajan sayısı aşırı derecede artırılan MOSSAD, yine de doğal sınırlara sahiptir. Okumaya devam et

Share Button

İSTİHBARAT VE LİDERLİK

İSTİHBARAT VE LİDERLİK

Günümüz istihbarat imkanları çok güçlendi ve çeşitlendi. Bir görüşmeyi gizli ve dinlenmeden yapmak neredeyse imkansızlaştı. Tabii ki karşı-istihbarat çalışmaları var ve istihbarat kalkanı oluşturma gayretleri var, buna rağmen bir görüşmenin gizli yapılabildiğinden emin olmanız fevkalade zor. Bu nokta önemli… Ülkenizi veya en azından devletinizin zirvesini “istihbarat kalkanı” içine alabilmek, istihbaratın ilk ve en önemli işidir. Bunun en titiz şekilde yapılması lüzumu tartışmasızdır.

İstihbarat servisine havale edilen “istihbarat kalkanı”, tek güvenilir tedbir olarak kabul edilirse çok ağır bir kusur işlenmiş olur. Tüm ülkenin üzerine, elektronik istihbarat için yüzde yüz etkili bir kalkan çekilse bile diğer istihbarat kanalları için de tedbir alınması şart. Ortam dinlemesi gibi yakın mesafe istihbarat faaliyetleri, bizzat içinize kadar sızmış ajanlar, dolaylı istihbarat metotları ile bilgiye ulaşma imkanları gibi bir çok istihbarat kanalı var ve bunların her biri için ayrı tedbirler gerekir.
Okumaya devam et

Share Button

İSTİHBARAT SAVAŞLARI

İSTİHBARAT SAVAŞLARI

Almanya Türkiye’yi dinliyormuş, demek onlar bile dinlemeye başladı. Bizi herkes dinleyecek, başka yolu yok, herkes kulak kesilecek, herkes ne dediğimizi merak edecek, bunun için istihbarat servislerini ve daha birçok kuruluşu harekete geçirecek. Sadece diplomatik olarak dinlemekle yetinmeyecekler, Çankaya’da dinledikleri kadar, gizli görüşmeleri de dinlemek isteyecekler. Neler söylediklerimizi dinledikleri kadar, neler düşündüklerimizi, neler planladıklarımızı da dinlemek isteyecekler. Dünya bizi dinleyecek, başka yolu yok…
Bir ülke neden dinlenir? Diplomatik olarak dinlenmesi, dünya siyasetinde tayin edici bir aktör olduğunuz anlamına gelir. İstihbari nitelikte dinlenmeniz ise, ne dediğiniz kadar ne düşündüğünüzün de önemli olduğunu gösterir. Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi, diplomatik ve siyasi tepki göstermemiz gereken bir durumdur, bunun ötesinde dinliyor olması sizin öneminizi gösterir.
Bu tür olaylara şaşırmak gerekmez, meseleyi bilmeyenler şaşırır. Dünyada her ülke, ciddiye aldığı tüm ülkeleri dinler, skandal olan dinlemesi değil, yakalanmasıdır. Almanya’nın Türkiye’yi dinlediğine şaşıranlar, aynı zamanda Türkiye’nin Almanya’yı dinlemediğini düşünen safdillerdir. Türk istihbaratı Almanya’yı dinlemiyorsa eğer bunun tek sebebi vardır, teknik altyapı zafiyeti. Böyle bir zafiyet varsa, derhal giderilmeli, eksiklikler tamamlanmalı, dinlemeye başlamalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

Bir ülkede fikir hareketi başlatmak, yapılabilecek en derin, en etkili, en zor iştir. Kendi ülkenizdeki fikir hareketlerinin tabii seyri içinde başka ülkelere ulaşması, yayılması ayrı olmak üzere, bir ülkede, o ülkeye has ve size uygun bir fikir hareketi başlatmak, gerçek anlamıyla o ülkeyi etkilemektir ve dünyayı etkileme maharetinin pilot uygulamasıdır. Bu anlamda bir ülkede fikir hareketi başlatmak, uzun vadeli planlardandır.

Bir ülkede kültür hareketi oluşturmak ise fikir hareketi oluşturmaktan nispeten daha kolaydır. Fikir hareketi az insanla başlatılabildiği için daha kolay görünür, kültür hareketi ise o ülkenin tüm halkını veya halkın ciddi bir kısmını etkilemek anlamına geleceği için daha zor sanılır. Oysa fikir hareketi başlatmak ve halka maletmek, derinlik isteyen ve nesiller boyunca sürecek bir iş olduğu için daha zordur, buna karşılık kültür hareketi oluşturmak tek nesil üzerindeki operasyonlarla mümkündür.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-5-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-4-Yabancı coğrafyada fikir hareketi başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-5-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-4-Yabancı coğrafyada fikir hareketi başlatmak

Yabancı kültür coğrafyasına fikir ihraç etmek, bir ülkenin büyüklük ölçüsünün zirvesidir. Yabancı kültür coğrafyasında istihbari operasyonlarla fikir hareketi oluşturmak değil, kendi ülkenizde, kendiniz için ürettiğiniz fikriyatın yabancı kültür coğrafyasına tabii yoldan ihraç edilmesi, ülkenizin büyüklüğünü ve etkisini gösteren birinci alamettir. Mesela Türkiye’de başlamış ve kendi şartlarımıza göre tertip edilmiş, kendi ihtiyaçlarımıza cevap vermiş, kendi problemlerimizi çözmeye çalışmış bir İslami fikir hareketinin, mesela Avrupa veya Amerika ülkelerinde makes bulması, olduğu gibi oralarda taraftar toplaması, kendine bir mecra ve alan açması, dini, kültürel, siyasi, psikolojik, sosyolojik, moral değerlerden oluşan tüm bariyerleri aştığı anlamına gelir ki, bu durum yalnız başına bile dünya devleti olmanın delili sayılır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-4-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-3-İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-4-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-3-İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmak

Türkiye istihbaratının İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmasının birinci yolu ülkedeki fikir hareketlerinin ihracıdır. Anlaşılacağı üzere bunun ilk şartı, ülkede yoğun, canlı, çeşitli ve etkili fikir hareketlerinin bulunmasıdır. Türkiye maalesef bir tefekkür havzası haline gelememiştir, onun yerine cemaat ve gurupların kaynaştığı ve kavga ettiği bir iklime savrulmuştur.

Her cemaat ve gurup, işin özü itibariyle bir fikir etrafında toplanmıştır ama merkeze aldıkları fikir, fikir hareketi haline gelememiş, fikir muamelesi değil “inanç” muamelesi görmüş, bu nedenlerden dolayı da fikir tartışması değil, cemaatler arası kavga süreklilik kazanmıştır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-3-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-2-Fikir hareketi başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-3-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-2-Fikir hareketi başlatmak

Bir istihbarat teşkilatının ufku (zirvesi), başka ülkelerde “fikir hareketi” başlatabilmektir. En zor iş, başka bir ülkede, özellikle de kendisiyle yakın dini, kültürel, sosyolojik benzerlikler taşımayan bir ülkede fikir hareketi başlatabilmek en büyük istihbarat hamlesidir. Siyasi hareket, toplumsal hareket, kültürel hareket başlatmak, fikir hareketine nispetle daha kolaydır.

Bir ülkede fikir hareketi başlatabilmek, büyümesini sağlamak, hayatın her alanında güç sahibi yapmak, istikametini ise sürekli kontrol atlında tutabilmek, çok büyük bir iştir. Başlatmak kadar büyütmek, büyütmek kadar hayatın çeşitli alanlarına sirayet etmesini sağlamak, bunları yaptıktan sonra da istikametini sabit tutmak, dünyanın en zor işlerindendir. Özellikle fikir hareketlerinin istikametini sabit tutmak zordur çünkü bu hareketler sürekli fikirle meşgul olmaktadır. Fikirle meşgul olan bir hareketin istikametini sabit tutmak, zor kullanarak veya para ile mümkün değildir. Ancak fikir üreterek bu yapılabilir. Anlaşılacağı üzere, bir fikir hareketini başlatmak kadar sürdürmek de kesintisiz ve zengin bir fikir üretimi ile mümkündür. Yani bu meseleler teknik istihbaratçıların (ajanların) işi değildir.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-2-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-1-

DÜNYA DEVLETİ-2-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-1-

İstihbarat pahalı bir iştir. Bu sebeple en pahalı ikinci bilgi çeşidi istihbari bilgidir, pahası en yüksek olan bilgi ise bilindiği gibi ilmi bilgi (keşiflerle elde edilen bilgi anlamında) türüdür. En pahalı birinci bilgi çeşidi ilmi keşiflerle elde edilen bilgidir ama istihbari bilgi tehlikesi cihetiyle ayrıca önem arzeder.

İstihbarat teşkilatlarının hedefi, her türlü bilgidir. Ama istihbarat bilgi toplamaktan ibaret bir faaliyet kolu olmadığı için, bilgiyi elde etmek çalışmanın sonuna varmak demek değildir. İstihbaratın özü, elde edilen bilginin işlenmesi, oradan bir projeksiyon çıkarılması, bir gelecek tasavvuru oluşturulmasıdır. Bu sebeple istihbarat, bilgi toplamak gibi teknik bir faaliyet ile birlikte, bilgiyi işlemek ve değerlendirmek gibi tefekkür faaliyetini gerektirir.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

Dünya devleti nedir, dünya devleti olmanın şartları nelerdir, dünya devleti olmaya giden yol neresidir? Türkiye artık ufkunu bu soruların cevabını verecek kadar genişletmeli, tüm ekonomik, siyasi, diplomatik ve istihbari çalışmalarını, projelerini, hamlelerini bu ufka göre geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Bugünkü şartların dünya devleti olmamıza geçit verip vermeyeceği konusu bir tarafa, bu hedefin ideal olarak görülmesi, kabul edilmesi, planlamalarda merkez alınması lüzumu açıktır.

Dünya devleti kavramı, dünyayı yalnız başına yöneten devlet değildir. Dünyadaki hadiselerin tamamıyla ilgilenebilmek, bu hadiselerin tamamı ile ilgili milletlerarası müzakerelerde “ne düşündüğü” merak edilmek, fikri sorulmak noktası veya seviyesi, dünya devleti olmaktır. Dünyadaki her hangi bir konuda, “o devlet ne düşünür, ne yapar, ne planlar?” sorusu zihinlere tabii bir refleks olarak gelmeye başlandığı andan itibaren o devlet dünya devletidir. Süper güç olmak, dünyaya yalnız başına nizamat vermek, dünyanın her yerinde yalnız başına inisiyatif alabilmek içinde yaşadığımız çağda hiçbir devlete nasip olmayacak bir hadisedir. Teknoloji sayesinde dünyanın küçüldüğü ve küresel bir köye döndüğü düşüncesi yanlış değildir ama teknolojinin yaygınlığı ve bir çok ülkenin artık üretebiliyor olması, bu köyün tek merkezden (bir süper güç tarafından) yönetilemeyecek kadar da büyüdüğünü gösteriyor.
Okumaya devam et

Share Button

FUAD AVNİ KİM?

FUAD AVNİ KİM?

Fuad Avni isimli twitter hesabının kimliği merak edilir olmuş. Hani şu, olacakları önceden bilen ve twitter’de yazan adam…

Kamuoyunun merakını giderelim… Öncelikle o twitter hesabı bir şahsa ait değil, Fuad Avni ismi de zaten (burasını kamuoyu biliyor) müstear isim.

Fethullah Gülen’in kurduğu ihanet örgütünün istihbarat kanadı, bilgileri bir merkezde topluyor ve değerlendiriyor. O merkez, Fuad Avni ismiyle bir hesap açtı ve o hesap üzerinden istihbarat bilgilerini kamuoyuna sunuyor. Böylece bir “mit” oluşturmaya çalışıyorlar.
Okumaya devam et

Share Button

DEVLET VE İSTİHBARAT

DEVLET VE İSTİHBARAT
Türkiye’de istihbarat kuruluşlarının düşünce adamı istihdam etme imkanı yok, zira Kemalist sistemin tüm kurumları halka karşı kuruldu, istihbarat ve emniyet birimleri ise her fırsatta halka ağır işkenceler yaptı. Türkiye’de polis ve MİT ile işbirliği yapmak, halk arasında çok ağır bir ihanet gibi görünüyor, bu nedenle daha uzun süre emniyet ve istihbarat teşkilatının düşünce adamı çalıştırma imkanı yok. Fakat bu noktada çok ciddi bir handikap var, istihbarat birimlerinde düşünce adamı istihdam etmek imkansızsa, devlet olmak mümkün değil.
Türkiye’de hala milletin devleti kurulmuş değil, bir müddettir bu iş için çalışılıyor ama hala alınacak çok fazla yol var. Taksim olaylarında görüldüğü gibi dünyada büyük bir koalisyon Türkiye’yi, Türkiye Cumhuriyetini bu millete teslim etmemekte ısrarlı, bu hedeflerine ulaşmak için içeride kullanacakları güçlü ekonomik lobiler, marjinal guruplar, illegal birimler mevcut. Milletin devleti kurulana kadar devlet-millet barışması sağlanamayacağı için, milletin devlet için çalışması pek mümkün değil, kamuya açık kuruluşların şeffaflığından dolayı çalışıyor ama gizli servislerde çalışmanın şartları hala oluşmuş değil. MİT veya emniyet istihbaratına çalışmanın “ajanlık”, “hainlik” yaftalarından kurtulabilmesi için yapılması gereken çok iş var.
Milletin devletinin kurulması konusunda kırılma noktası, MİT personeli olmanın, “muteber” bir statü haline gelmesidir. MİT personeli olmak, halkta ve özellikle de aydınlar sınıfında itibarlı bir iş haline geldiği gün, milletin devleti kurulmuş demektir. Okumaya devam et

Share Button

İSTİHBARAT ANLAYIŞININ ÖZÜ “İNSAN TEZİDİR”

İSTİHBARAT ANLAYIŞININ ÖZÜ “İNSAN TEZİDİR”
İstihbarat, bilgi toplamaktan ibaret değilse eğer, temelini “insan tezi” olarak atmak, tüm olayları o “tez” ile takip ve değerlendirmektir. Herhangi bir “insani olayı” değerlendirebilmenin altyapısı, insanı tanımaktır. İnsanı tanımadan, insanı anlamadan, insani olayları değerlendirmek imkansızdır. İnsan tezine sahip olmayan bir istihbarat teşkilatı, gevezelikten başka bir şey yapmaz, en fazla, sahip olduğu gücün keyfini süren asalaklar topluluğu haline gelir.
İnsan tezine sahip olmayan istihbarat teşkilatı, mesela insanın “direnme hatlarını”, savunma mevzilerini anlamak için işkence yapar. En pahalı metot olan “deneme-yanılma” yolunu kullanmaktan başka bir imkanı yoktur. İnsan tabiatını, o tabiata eklenen “iman”, “akıl”, “kültür”, “fikir” ve benzeri sonradan kazanılan ruhi ve zihni değerlerin insana katkısının ne olduğunu bilmeyen, insan tezi olmadığı için bilme imkanı olmayan istihbarat teşkilatları, insanın iç dünyasındaki savunma cephelerini tespit etmek için on binlerce insana işkence yapmak zorunda kalır. Çünkü her insanın savunma bariyerleri farklıdır ve farklı aşamalarda bulunur. İşkence ve benzeri yollarla elde edilen bilgiler ise asla standardize edilemez, genel geçer kurallar haline getirilemez.
İnsan tezine sahip olmayan istihbarat anlayış ve teşkilatları, ferdi, içtimai, siyasi, fikri olayları değerlendiremez. Mesela bir fikir örgüsünün insan tabiatına uygun olup olmadığını veya insan tabiat haritasındaki hangi bölgeye tekabül ettiğini, o bölgenin hayatı yaşamak için ne kadar önemli (veya önemsiz) olduğunu bilemez. İnsan tabiatı ve hayat gerçekliği tarafından desteklenmeyen bir fikrin uzun soluklu olup olmayacağını raporlayamaz. İnsan tabiatı ve hayatın ihtiyaçları tarafından desteklenme oranlarına göre içtimai yayılma istidadını göremez. Dolayısıyla bir fikir örgüsünün, illegal sınırlar içinde kalıp kalmayacağını, topluma yayılıp yayılamayacağını, topluma yayıldığında ise “ömrünü” değerlendiremez. Okumaya devam et

Share Button

TÜRKİYE’NİN İSTİHBARAT ANLAYIŞI YOK

TÜRKİYE’NİN İSTİHBARAT ANLAYIŞI YOK
Türkiye’nin istihbarat teşkilatı var ama istihbarat anlayışı yok. Milli İstihbarat Teşkilatı ismi bile meseleye ne kadar uzak olduğunu göstermeye yeter. Batıyı umursadığımızdan değil ama bir örnek olsun diye yazalım; ABD merkezi haber alma teşkilatı diye tercüme edilen CIA kısaltmasındaki “Intelligence” kelimesinin anlamları şunlar; “anlayış, beyin, zekâ, akıl, akıllılık, zekilik, akıllı kimse, anlama, idrak, kafa, bilgi, haberalma, istihbarat”. Bizim istihbarat anlayışımız ABD dekinin aynısı olmalı mıdır? Tabii ki hayır… ABD veya herhangi bir batı ülkesini esas almamız gerekmez, zaten bizim de öyle bir derdimiz yok. Ama ABD de bile istihbarat anlayışı bizden çok ileride, bunun bilinmesi gerekiyor.
Bizim istihbarat anlayışımız nasıl olmalı? Aslında bu sorudan önce, Türkiye’deki istihbarat anlayışının nasıl olduğunu bilmeliyiz. İstihbarat anlayışı olmayan bir ülkenin, istihbarat teşkilatı olmaz, bu durum tıp ilmi (ve doğal olarak tabip) olmayan bir ülkede hastane kurmaya benzer. Bir binanın giriş katına hastane tabelası asmak, hastane kurduğunuz anlamına gelmez.
Türkiye’deki (ordudaki, MİT’teki, emniyetteki) istihbarat anlayışı, bilgi toplamak, onları değerlendirmek üzerine kuruludur. İstihbarat tekniği bakımından tabii ki birçok şeyi biliyorlar ama bizim sözünü ettiğimi konu onlar değil, “istihbarat anlayışı”… Okumaya devam et

Share Button

AJANLARI DEŞİFRE ETME METOTLARI-3-

AJANLARI DEŞİFRE ETME METOTLARI-3-
Ajanları deşifre etmenin en önemli yolu, “ajan psikolojisini” bilmektir. Özellikle de illegal örgütlere sızan ajanlar değil de, fikir hareketlerine, cemaatlere, tarikatlara sızan, sızmaya çalışan ajanların zihni dokuları farklılık taşır ve tanınması daha kolaydır.
Belli bir anlayış ve fikir toplamına sahip olan hareketlere sızmanın yolu, fikir ile meşgul olmak, fikir sahibi olmak, fikir üretmektir. Sızmak ve yükselmek için, o cemaatin sahip olduğu fikriyatına vakıf olmak, o çerçevede fikir üretebilmek gerekir. Bu nokta ajanlar için çok tehlikelidir, sızmaya çalıştığı yapının fikriyatına ikna olmak, teslim olmak, onlara sempati beslemek gibi neticeler zuhur edebilir. İçine sızmaya çalıştığı fikir hareketinin fikriyatına kanaat getiren bir ajan, içine sızmaya çalıştığı cemaatin personeli haline gelebilir ve kendisini oraya gönderen istihbarat servisine karşı cemaatin ajanı haline gelebilir.
İstihbarat servisleri veya istihbaratçılık oynayan siyasi ve ideolojik yapılar (mesela Ergenekon gibi) bu durum için nasıl tedbir alıyorlar? İşte kritik soru bu… Ajanın zihni dünyasını (psikolojik evrenini) öyle sağlam örmelidirler ki, nereye giderse gitsin, gittiği yerde ne kadar büyük ve derin fikir adamı olursa olsun, zihnini, aklını, fikrini ve psikolojini koruyabilmelidir. Ajan psikolojisi dediğimiz konu bu noktada ortaya çıkar. Okumaya devam et

Share Button

AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI

AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI
Akparti’nin, 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 2015 milletvekili seçimleri için yaptığı planlar netleşmeye başladı. Seçim projeksiyonları oluşturan parti birimi, hükümet uygulamaları ile seçim projeksiyonları arasındaki paralelliği oluşturmaya çalışıyor. Bazılarının iddia ettikleri gibi Kürt meselesinin çözümü veya başka hadiseler, seçim yatırımı değil, bunlar hükümetin, ülkenin temel meselelerini çözmek için yaptığı hamleler. Akparti’deki teşkilat yapısını hala çözemeyenler, bu teşebbüsleri seçim yatırımı olarak görmek yanlışına düşüyor. Oysa partinin seçim projeksiyonu oluşturan birimi, hükümet uygulamalarını takip ediyor ve o uygulamalar ile seçim projeksiyonu arasındaki zaman ayarını yapıyor. Bu çalışma tarzı sadece seçim projeksiyonları oluşturan birime has bir özellik değil, başka birimler de benzer metotlarla çalışıyor.
Zamanlama bakımından hedefe (seçim zamanına) ulaşacağı düşünülen gelişmeler, Kürt meselesinin çözümü, Suriye devriminin neticelenmesi, Irak merkezi hükümetinin yıkılması veya zorlanması, Mısır’daki devrimin yeni bir devlet inşasına başlaması ve Türkiye ile “hayal” bile edilemeyecek ittifakların kurulması, AB ülkelerindeki iktisadi krizin ağır hasarlar vermesi ve Türkiye’ye ihtiyacın artması, İsrail’in Mavi Marmara konusunda diz çökmesi gibi her biri bir seçim kazanmaya kafi gelecek hacimli konular. Daha önceki hükümetlerin, bu gelişmelerden birisi için ütopik bedeller ödeyeceği fakat bunların bir kısmının bu hükümet zamanında denk geldiği bir kısmının ise hükümet uygulamalarıyla başarıldığı konuşuluyor Ankara’nın muhtelif mahfillerinde. Gerçekten de durum aynen böyle… Okumaya devam et

Share Button

DEVLET KURAN TEŞKİLAT

DEVLET KURAN TEŞKİLATTürkiye’de, 1923 yılında devlet kurulduğunu zanneden akıl garibanlarını bir tarafa bırakalım. Ülke, 1918 yılından bu yana işgal altında… Yani yakın zamana kadar öyleydi. İşgal bitti mi, hayır. Fakat hızlı şekilde işgal bitiriliyor, devlet kuruluyor, bölgesine doğru nüfuz etmeye başlıyor. Türkiye’nin bağımsızlığı, bu ülkede devlet kurulmasıdır, devlet kurulmadan bağımsız olmak imkansız. Okumaya devam et

Share Button

AKPARTİ NEDEN İKTİDARDAN DÜŞMEZ?

AKPARTİ NEDEN İKTİDARDAN DÜŞÜRÜLEMEZ
Türkiye’deki muhalifler ve muhalefet düşüncesi çok basit, çok yüzeysel, çok beceriksizdir. Akparti’ye karşı yapabilecekleri hiçbir şey yok, sadece iktidardan düşmesini bekliyorlar. Akparti kendi kendine yıpranacak, aşınacak, halkın gözünden düşecek ve iktidardan uzaklaşacak. Bundan başka ümitleri yok. Muhalif düşüncelerin anlayabildiği tek şey şu, her iktidar zamanla yıpranır, küçülür, zayıflar ve iktidardan düşer. Tarihe baktıklarında böyle bir tecrübe birikiminin olduğunu görüyorlar, o tecrübelerden hareketle Akparti’nin de bir müddet sonra yıpranacağına inanıyorlar. Çok zavallı bir haldeler.
Aynı tarihe teşkilatın da baktığını, iktidarların neden zamanla yıprandığını çok özel metotlarla araştırdığını, yıpranma süreçlerinin önünün kesildiğini, aksine sürekli yükselme, büyüme hamlelerinin sosyal denklemlerini kurduğunu farketmiyorlar. Muhalefet gerçekten çok ucuz, her şeyin tarihte olduğu gibi tekrar edeceğini zannediyor, tarihi doğru okuyup ders çıkaranların tarihin akışını değiştirdiğini bilmiyorlar. Fikir üretemedikleri için tarihin tekrar edeceğine iman ediyorlar, fikir üretebilecek kapasitede olsalar, tarihin akışının değiştirilebilir olduğunu, tarihi tecrübelerin tekrarlanmasının kaçınılmaz olmadığını görürler. Okumaya devam et

Share Button

HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-2-SÜREKLİ SAVAŞ

HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-2-SÜREKLİ SAVAŞ
Sürekli savaş prensibi, dayanıklılık içindir. Savaşlarda ilk ve son vurulan, mutlaka imha edilmesi gereken güç kaynağı, dayanıklılıktır. Bir ordu veya halk iyi savaşabilir ama uzun bir savaşa dayanamayabilir. Savaşın neticesini alanlar, savaşı zafer ile neticelendirenler dayanıklı olanlardır. Sürekli savaş prensibi halkın dayanıklılığını uzatmak içindir, bu sebeple savaşı hayat tarzı haline getirecek, savaşta hayatı yaşamayı mümkün kılacak tedbirler, münasebetler, müesseseler, hayat alanları, hayat tarzları geliştirir. Sürekli savaş prensibi, gerekirse savaş nesilleri yetiştirir.
Savaş, dayanılması en zor olan hayat tarzıdır. Savaşı dayanılır hale getirmek için bazı tedbirler alınmıştır, birincisi düzenli ordudur, ikincisi kısa tutulmasıdır, üçüncüsü kendi ülkesinin dışında başka ülkelerde savaşmaktır.
*
Düzenli ordu kurmanın birçok sebebi var muhakkak, bu sebeplerden birisi de savaşı tahammül edilebilir hale getirmektir. Düzenli ordu kurulmakla savaş birimleri oluşturulmuş, halk ile savaş arasına bir perde çekilmiş olur. Düzenli ordunun savaşı, halkın savaşı değil, devletin savaşıdır. Her ne kadar cepheden cenazeler gelse de, insanların evlerinin çatısına bomba düşmesindekine benzer etkiler yapmaz. Okumaya devam et

Share Button

AJANLARI DEŞİFRE ETME YOLLARI-2-

AJANLARI DEŞİFRE ETME METOTLARI-2-
“Kanaat ajanları”, genellikle dost ve düşman taraflar hakkında dezenformasyon yapar, “fikir ajanları” ise daha derin operasyonları yürütür. Zihni dünyayı, akıl bünyesini, düşünce metotlarını, düşünce ortamlarını zehirler. Doğru fikirleri ifsat eder, yanlış fikirlerin “mantık örgüsünü” üretmeye çalışır, fikirler arasındaki ayrışmayı derinleştirir, doğru fikirlerin istikametini değiştirir vesaire…
Kanaat ajanları aktüeldir, fikir ajanları uzun zamana yayılan faaliyet gösterir. Düşünce hareketlerinin ifsat edilmesi uzun zaman alır, düşüncenin bozulması, değiştirilmesi veya başka bir eksene kaydırılması zor bir iştir. Kısa süreli faaliyetlerle gerçekleştirmek imkansızdır.
Fikir ajanları genellikle entelektüel kisve altına gizlenirler. Entelektüelliğin bir özelliği var, herkesten farklı anlamak, herkesin anlamadığını anlamak iddiasındadırlar. Bilinen kuralların dışına çıkmak gerektiğini söylerler, bilinen kuralların dışına çıkmadan anlamanın imkansız olduğunu söylerler, bu düşüncelerini de, “bilinen kurallar işe yarasaydı Müslümanlar şimdiki durumda olmazlardı” gerekçesine dayandırırlar. Bu sağlam bir gerekçedir, bu gerekçeye karşı ortalama bir insan cevap veremez. Fakat fikir ajanları bu gerekçeye dayanarak, İslam’ın özüne kadar giderler, mesela uluhiyet (tevhid), Risalet (peygamberlik) konularına kadar uzanırlar, bu konular hakkındaki kadim anlayışları imha ederler, değiştirirler, bozarlar. Okumaya devam et

Share Button

AJANLARI DEŞİFRE ETME METOTLARI-1-

AJANLARI DEŞİFRE ETME METOTLARI-1-
Ajanları deşifre etme metotları aslında profesyonel bir iştir. Fakat bazı yolları var ki, her insan bunu yapabilir. Günlük hayatta veya dost meclislerinde veya iş ilişkilerinde veya siyasi tartışmalarda ve başka bir çok alanda ajanları deşifre etmenin herkes tarafından uygulanabilir metotları var. Profesyonel deşifre metotlarını burada anlatmanın bir faydası yok zira uygulamak mümkün değil.
Ajanların çeşitleri çoktur, her ajan çeşidi herkes tarafından deşifre edilemez. Bazı ajanları deşifre etmek için mutlaka profesyonel protokoller uygulanması gerekir ki bu protokolleri uygulamak için istihbarat uzmanı olmak şarttır.
Ajan çeşitlerinden biri “propagandistlerdir”. Propagandistler, bulundukları pozisyona göre kamuoyu oluştururlar, psikolojik operasyonlar yaparlar, enformasyon veya (daha çok) dezenformasyon yaparlar, kanaat ve inanç oluştururlar vesaire. Bunlar bir anlamda “kanaat ajanları” veya “fikir ajanları” veya “inanç ajanları”dır. Bu tür ajanların teşkilatla bağı, klasik değildir yani bilgi toplayıp istihbarat teşkilatına sunmazlar aksine merkezden çevreye doğru bir akış vardır yani istihbarat teşkilatının propagandalarını yaparlar. Okumaya devam et

Share Button