AKPARTİ’NİN YAPMASI GEREKENLER

AKPARTİ’NİN YAPMASI GEREKENLER
On üç yıllık iktidar süresinde birçok iş yapan, bir çok başarı hikayesi yazan, içeride ve dışarıda dostlarının ümidini yeşerten, düşmanlarının ümidini kıran Akparti, aynı dönemde yapması gereken hangi işleri yapmadı da bu noktaya geldi? Doğrusu Türkiye Cumhuriyetinin siyasi rekorlarını kırdı, seçimle en uzun dönem iktidarda kalan parti haline geldi. Dördüncü seçimde de hala ilk parti ve ikinci partiye on altı puanlık fark atabildi. Bu, tabii ki büyük bir zafer, tabii ki dikkat çekici bir başarı hikayesi… Meseleye bu açıdan bakıldığında zaten başarı hikayesini tamamlamış durumdadır ve belki de tenkit etmek gerekmez. Ne var ki mesele başarı hikayesinden veya kariyer planlamasından ibaret değil, bunlardan çok çok öte bir “mevzu” ile karşı karşıyayız.
Okumaya devam et

Share Button

HAŞHAŞİLERİN YENİ HAMLESİ VE YANLIŞ DEĞERLENDİRMELER

HAŞHAŞİLERİN YENİ HAMLESİ VE YANLIŞ DEĞERLENDİRMELER

Haşhaşilerin “tahliye operasyonu” birkaç gündür gündemi işgal etti. Neydi yaptıkları, nasıl yapmışlardı, neleri hedeflemişlerdi, neler gerçekleşti? Bu soruların cevaplarını arayalım.
Son yapılan kanuni değişikliklerle Sulh Ceza Hakimlikleri ihdas edilmiş, soruşturma sürecinde (dava açılana kadar ki süreç) tutuklama ve tahliye işlemleri bu hakimliklerin yetkisine verilmişti. Sulh Ceza Hakimlikleri, mahkeme değildi ve bu sebeple “üst mahkemeleri” yoktu, görevleri de münhasıran soruşturma sürecindeki tutukluluk ve tahliye gibi benzeri hukuki işlemlerden ibaretti. Paralel ihanet örgütü, Sulh Ceza Hakimliklerinde haşhaşi hakim ve savcı bulamayınca, İstanbul’daki on civarındaki hakimlikler hakkında, Asliye Ceza Mahkemesine “Redd-i Hakim” talebinde bulundular. Redd-i hakim talebinde bulunabilecekleri mercii, hangi Sulh Ceza Hakimliğiyle ilgiliyse, başka bir Sulh Ceza Hakimliğidir. Asliye Ceza Mahkemesi, Sulh Ceza Hakimliğinin “üst mercii” değildir.
Paralel ihanet örgütü, Sulh Ceza Hakimliklerinin yeni olması, yeni olduğu için muhakeme hukuku içindeki yerinin tam anlaşılmamış olması sebebiyle, “üst mercii” iddiasıyla Asliye Ceza Mahkemesine müracaat etti. Örgüt üyelerinden hakimlerin nöbetlerine denk getirerek redd-i hakim talebinin kabulüne ve başka bir mahkeme tarafından da tahliyesine karar verdirdi.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

Samanyolu televizyonunu ve S Haber kanalını izlemiyorduk yıllardır. Merak ettim, bu gün (04.09.2014) ana haber bültenini izledim. Çok ilginç bir kanal olmuş, paralel örgüt medya mecraları tamamen yabancı servislerin borazanı haline gelmiş.

Nato toplantısının haberini veren kanal, “tarihi toplantı” dediği haberin başından sonuna kadar Erdoğan’ın ismini zikretmedi, görüntüsünü vermedi. İnanabiliyor musunuz, sadece S Haberi izleyenler, Erdoğan’ın o toplantıya katıldığını bilmeyecekler. Gerçekten çok ilginç… Mesele bundan ibaret değil, mesela Hükümet programının mecliste okunduğunu söyleyerek başladıkları haberde, hükümet kanadından bir adet yetkilinin bir saniyelik görüntüsü yok, bir cümlelik ifadesi yok, sadece muhalefetin söyledikleri ve yetkililerinin görüntüleri var. Sadece bu kanalı izleyenler hükümetin mecliste program okumadığını zannedecekler.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

Paralel medya, dershane meselesinde ağır bir muhalefet yürüttü ama o muhalefet, yalan haber ve iftiralara rağmen örgüt faaliyeti değildi. Çünkü kanuna uygun olarak kurulmuş dershanelerin kapatılıp kapatılmaması bir eğitim meselesiydi ve kapatılmamasını savunmak, kapatılmasını savunmak kadar meşru bir tavırdı.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını haberleştirmek ise gazetecilik yapıldığı şeklinde savunulması mümkün bir yaklaşımdı. Gerçi o operasyonlardaki bilgilerin el altından paralel örgüt medyasına servis edilmesi, gizli olan soruşturmanın o medyada alenen yayınlanması suç teşkil ediyordu ama neticede bu suç örgüt medyası olduğu iddiasını ispatlamaya kafi değildi.

Ve nihayet paralel örgüte karşı hukuki soruşturmalar başladı. İşte bu operasyonlar karşısındaki tavır, paralel medyanın, örgüt bağlantılarını deşifre etti.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

Ali Ünal, bir taraftan anlama melekesini kaybetti diğer taraftan edebini… Haddini bilmez adam, Diyanete, ulemaya, meşayihe sorular soruyor, hem de öyle ukala şekilde soruyor ki, neden cevap vermedikleri soru sorma tarzında mahfuz.

Aklını kaybeden adamın ölçüsü mü olur? Kur’an-ı Kerim’den ayet-i kerime’yi alıyor, sanki Allah’ın beyanı sadece kendilerini tasdik için inmiş gibi, kendileri onunla mesul değillermiş gibi, kendileri sırat köprüsünü geçmişlerde geride kalanlara sopa gösterir gibi…
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

Paralelcilerin aklının başına gelmesi için mahşeri beklememiz gerektiğini anladık. Fethullah Gülen, adına mübahele veya muhavele dediği bir tuzak kurdu, mensupları da, tüm Müslümanları da bu tuzağa çekmek için uğraşıyor. Müslümanları o tuzağa çekme görevini en son Ali Ünal üstlenmiş, 17.08.2014 tarihli, “Hala ‘amin’ bekleyen mübahele veya muhavele” başlıklı yazısında, “amin” dememiz için bizi tahrik ediyor ve meydan okuyor. Ahmak…

Fethullah Gülen’in bedduası (onların diliyle mübahele veya muhavelesi) dikkatle tetkik edilmediği için gözden kaçan bazı özellikler var, tuzak da zaten bu özelliklerde gizli. Başhain öyle bir tuzak kurmuş ki, o tuzağa “amin” diyen her Müslüman mahvolur, ihanet örgütünden olsun veya olmasın…
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-03.08.2014-HURAFELERE SARILDILAR

İHANET GÜNLÜKLERİ-03.08.2014-HURAFELERE SARILDILAR

İhanet örgütünün Zaman isimli basılı kağıttan başka bir de paçavrası var, adı ise Bugün… Kıymet verip tenkit etmek gerekmeyecek cinsten… Gerçi seviye bakımından Zaman da öyle de, onu mecburen dikkate alıyoruz, zira ihanet örgütünün medya biriminin amiral gemisi.

Bugün gazetesi, dikkate alınmadığından, itibar görmediğinden olmalı, yazarları iyice zıvanadan çıkmış, istikametlerini şaşırmış, akıllarını kaybetmişler. Tenkit etmeye değmez mutlaka ama ihanet örgütünün üstelik yazar kadrosundan adamlarının akıl ve ahlak ile aralarındaki makası ne kadar açacağına misal göstermek bakımından ara sıra temas etmekte fayda var.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-31.07.2014-AĞLAYARAK DİRENMEK!!!

İHANET GÜNLÜKLERİ-31.07.2014-AĞLAYARAK DİRENMEK!!!

Fethullah Gülen başta olmak üzere tüm ihanet örgütü kırk yıldır ağlıyor. Adamlar o kadar ağladı ki, kemikleri eridi, “dik” duramaz oldular, olur olmaz yerde eğilip bükülüyorlar. Son aylarda diklenmek istediler, ne mümkün… Kemikleri eridiği için diklenemiyorlar, diklenmek isterken kemikleri ne kadar acı verdi ki, ağlayıp sızlıyorlar.

Yaşanan bazı sahnelerin tahlilini yapalım, bakalım adamların hali nicedir. İsmini hatırlamadığım, hatırlamama da gerek olmayan ihanet örgütü mensuplarından bir polis vardı hani, teslim olmaya geldiğinde, adliyenin dışında kameralara, annesine indirdiği hatimin beş cüzü kaldığını, tamamlayamadığını, sevenlerinin o cüzleri tamamlamasını istemişti, gözyaşları içinde… Adam, “kaçmadım, işte teslim olmaya geldim” dediği bir demde, ağlıyor. Yani bir taraftan “kaçmıyorum” derken diklenmek istiyor, diğer taraftan diklenmek için kemiklerini ne kadar zorluyorsa, açıdan gözyaşı döküyor. Eskiden sadece ağlar sızlarlardı ve onu iyi yaparlardı, şimdi hem ağlayıp hem diklenmeye çalışıyorlar, ne var ki adamlarda direniş kültürü olmadığından bu ikisinin bir arada olmayacağını farkedemiyorlar. Bu kadar mı? Hiç olur mu? Adam bir de katıksız ahmak… Teslim olmaya gelirken iddiası şu; “ben suçsuzum, dolayısıyla zulme uğruyorum”… Gerçekten öyleyse, tutuklanması halinde zulme uğruyor olsa, duası en makbul kişi mazlum olandır, bu durumda tutuklulukta geçen sürede annesi için okuduğu Kur’an-ı Kerim ve yaptığı dua daha makbuldür. Gerçekten annesini düşünüyor olsa, mazlum olarak geçireceği süre annesine dua için hayatında eline geçmeyecek bir zaman dilimidir. O durumda bol da zamanı olacağına göre okur, dua eder, niyazda bulunur. Ama adam kameraların karşısında ağlayarak, başkalarının hatimi tamamlamasını istiyor. Bu adamlar robot oldukları için, düşünmezler, kendi yapacakları işi talimatla öğrenir ve robot sadakatiyle yerine getirir. “Ağla” denir, ağlar, “Dik dur” denir, diklenmeye çalışır. Robot oldukları için de hal ve hareketleri arasında bir bütünlük, uyumluluk, doğallık bulmak mümkün değildir.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İhanet örgütünün Selçuk Gültaşlı isimli bir tetikçisi var. Tüm yazılarını batı alemi üzerine kuruyor, meşruiyet kaynağı olarak sadece batıyı kabul ediyor, Akparti’yi batılıların ne diyeceği ve nasıl davranacağı üzerinden tenkit ediyor. Hiçbir İslami hassasiyet ve ölçüsü yok, yazılarında hiçbir İslami muhteva göze görünmüyor. Yazılarının tamamı, ABD ve Avrupa ülkelerinin Akparti’ye bakışına tahsis edilmiş halde.

İhanet örgütü Müslümanlara topyekun savaş açtıktan sonra, sürekli Akparti’nin demokratikleşmeden, AB’den uzaklaştığını, ABD de itibarının kalmadığını yazıyor. Bu yolla propaganda yaptığını zannediyor, böylece Akparti’yi tenkit edebildiği vehmini yaşıyor ve tatmin oluyor. Oysa halk, Erdoğan ve Akparti’nin ABD’den, AB’den, İsrail’den uzaklaşmasını, onlara karşı tavır almasını, onlara meydan okumasını seviyor. Dünyada BM, İsrail ve Yahudi lobisini, AB ülkelerini açıktan ve yüksek sesle tenkit edebilen kimsenin olmadığı şu vasatta, Tayyip Erdoğan’ın bu tenkidi açıktan ve cesaretle yapması, hem Türkiye’de hem İslam aleminde hem de tüm dünyada halkların hoşuna gidiyor. Selçuk Gültaşlı, Türkiye’de yaşamadığı için olmalı, bu ülkede halkın en fazla heyecana geldiği, Erdoğan’ı en fazla sevdiği konunun, batıya meydan okuyan tavrı olduğunu daha farkedememiş.
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

İsrail isimli melunlar topluluğu yine Gazze’ye saldırdı. Saldırı sebebi olarak ileri sürdüklerinin bir önemi yok, biz sebebin ne olduğunu biliyoruz. Sitemiz yazarlarından Haki Demir’in, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı, 18.07.2014 tarihli yazısında sebebi açıkça yazdı;
“Zannetmeyin ki, İsrail Gazze’ye toprak parçası için veya oradan kendine atılan füzeler için veya başka bir sebeple saldırıyor. Aldanmayın, İsrail barbarlığı, dünyadaki tek insanlık kalesini düşüremediği için saldırıyor, ümmetin haysiyetinin hala ayakta kaldığı tek mevzii olduğu için saldırıyor.”

İsrail, kara harekatında ağır bir hezimete uğruyor, kendisi için şartların en uygun olduğu, Hamas için en zor olduğu bir dönemde saldırmasına rağmen mağlup oluyor ve ağır kayıplar veriyor. Hamas’ın ve İzzettin El-Kassam Tugaylarının, kara harekatında zafer kazanacağı, İsrail isimli barbar örgütün ise hezimete uğrayacağı, sitemiz yazarlarından Haki Demir tarafından 18.07.2014 tarihli, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı yazısında (yani daha kara harekatı başlamadan önce) yazılmış ve yayınlanmıştı. Hamas’ın en kötü şartlarda uğradığı saldırıdan zaferle çıkacağını, hiçbir istihbari bilgiye sahip olmaksızın, sadece “zamanın muhtevasını okuyarak” ifade eden Haki Demir, fikirteknesi’nin başarısını tescil etmiştir. Haki Demir’in kaleminden mesele 18.07.2014 tarihli yazısında şöyle ifade edilmişti;
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

Ali Ünal, 21.07.2014 tarihinde yayınlanan, “İslam ve Alem-i İslam yanarken” başlıklı yazısında, makul şeyler söylüyor gibi görünüyor. Yazının sonuna kadar da gerçekten makul şeyler söylüyor. Fakat yazının sonuna geldiğinde, ajanlığını yapıyor ve zehrini kusuyor.

Ajanlığın ve propagandanın temel prensibini artık herkes bilir fakat Ali Ünal herkesin bildiğini bilmiyor anlaşılan. Ajanlığın ilk prensibi, dokuz tane doğru söyle, içine bir tane yanlış yerleştir, dokuz doğrunun gölgesinde o yanlışı da hap gibi yuttur. Eskiden istihbarat örgütleri ve mensuplarının bildiği ve uyguladığı bu prensip, artık dünyanın tecrübe hanesinde kalın harflerle yazılıdır ve bu meselelerle bir hafta ilgilenenler tarafından bile bilinir. Ali Ünal ajanlığa yeni başlamış olmalı ki, bu tecrübeden ve bu bilginin yaygınlığından haberdar değil.

Yazısının sonuna kadar “nazari doğrular”dan bahseden Ali Ünal, yazısının son paragrafında şu zehri enjekte ediyor;
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-19.07.2014-FETHULLAH GÜLEN TAZİYE MESAJI YAYINLAMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-19.07.2014-FETHULLAH GÜLEN TAZİYE YAYINLAMIŞ

Fethullah Gülen, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için taziye mesajı yayınlamış. Taziye mesajı, Zaman gazetesinin 19.07.2014 tarihli internet sitesinde yayınlandı. Taziye mesajı zaman gazetesi internet sitesinde yayınlandığı üzere şöyle;

“19 Temmuz 2014, Cumartesi

Fethullah Gülen Hocaefendi, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için taziye mesajı yayınladı. İşte o mesaj

İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’in maneviyatına girdiği, Hakk’ın rızasını kazanmak için Kadir Gecesi’ni aradığı mübarek günlerde İsrail ordusunun Gazze’ye ve mazlum Filistin halkına yönelik saldırısından itikafta bulunduğum esnada haberdar edildim. Kadın ve çocuk demeden masum insanların topyekün bir saldırı sonucu katledilmesini hiçbir vicdan kabul edemez.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-30.06.2014-ALİ ÜNAL’IN HAZİN HALİ…

İHANET GÜNLÜKLERİ-30.06.2014-ALİ ÜNAL’IN HAZİN HALİ…

Ramazanda tenkit yazısı yazmak hoş değil, bu mübarek ayda insanın kendi nefsini tenkitle iktifa etmesi asıl olmalıdır. Kendimizi hesaba çekmeden başkalarına hesap sormak yakışıksız bir hal…

Zaman gazetesi yazarları galiba Ramazan ayını, nefs muhasebesi, nefs tezkiyesi, ruhi istidatların inkişafı gibi manevi-kalbi çerçevede yaşamak fikrinden oldukça uzak görünüyorlar. Gazetenin genel yayın çizgisi ve yazarların yazıları, Erdoğan ve Akparti düşmanlığını, iftira, hakaret, hafife alma, alay etme şekillerinde devam ettiriyorlar. Dikkat çekici nokta şu ki, yazarların yazılarında, yazıların muhtevasında, dilinde ve üslubunda, ramazanın geldiğine dair hiçbir alamet, işaret, ima yok.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

Örgüt gazetesi yazarlarından Mustafa Ünal, bugünkü (27.06.2014) “PKK ile barış, Cemaat’le savaş” başlıklı yazısında pek hüzünlü, pek ümitsiz, pek alıngan bir üslup kullanmış. Yazının satır aralarına büyüteç tutulsa, yazarken ağladığı görülebilir. Eski afra-tafralar kalmamış, kendine güven tükenmiş, hesap sorma edaları gitmiş, hocasının eski ağlamaklı hali gelmiş.

Akparti’nin PKK ile barış yaparken kendi ifadesiyle “Hizmet hareketi’ne” karşı savaş açtığını söylüyor. Adamlar “hal diliyle” yalvarırken bile “yalan” söylüyorlar. Hükümetin PKK ile barışırken “cemaate” savaş açtığını söylüyor, oysa hükümete savaş açan kendileriydi, hem de dışarıda İsrail, ABD, İngiltere, içeri de ise CHP, MHP ve marjinal solla barış yaparak… Bu adamlar nerede büyüdü, ne yedi, ne içti de bu hale geldi? İt gibi yalvaracak noktaya geldiler, açıktan yalvarmaktan çekinecek bir şahsiyetleri de yok, açık açık yalvaracaklar ama ihanetleri o kadar büyük ki, yalvarmalarının işe yaramayacağını bildikleri için açıktan yalvarmıyorlar. Tek sebep bu, yalvarmalarının işe yarayacağına inansalar, insanlık tarihinin en rezil, en hakir, en şahsiyetsiz yalvarmalarını sergileyecekler. Fethullah Gülen denen adam, abartmayı meslek haline getiren bir meşrebe sahip olduğu için, daha önce Türkiye’nin hakim güçlerine (Kemalistlere) kendini pazarlamak için Hz. Cebrail Aleyhisselam parti kursa onun yanında yer almayacağını söyleyecek kadar din istismarını abarttı, biraz güçlenince de Müslümanlara (ve hükümete) karşı ihaneti abarttı ve tüm geri dönüş yollarını kapadı. Ahmaklar… Bu tavrı “kararlılık” zannettiler.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

Soma, ızdırabın bile nefessiz kaldığı belde… Bir insanın nefes alamaması, nefes alamadığı için hayatını kaybetmesi, en çok ihtiyacımız olan ama yeryüzünde bol miktarda bulunduğu için ticari meta haline bile getirilemeyen havayı bulamadığı için can vermesi… Çok derin bir acı… Hayatını kaybedenlerin son halleri görülemediği için facianın nasıl bir şey olduğunu tam bilemediğimiz, sadece nakillerle anlamaya çalıştığımız, hiçbir şekilde de ifade edemediğimiz bir ızdırap… Hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, yaralılara acil şifalar dileriz.

Hadise gerçekten can yakıcı, akılları patlatıcı bir mahiyet taşıyor. Kurtarma çalışmalarındaki görüntülere bakınca insan zapt edilmez bir öfkeye kapılıyor. İnsan, sorumluların bir an önce bulunması, kanunun öngördüğü en ağır cezaya çarptırılmasını istiyor. Muhakkak ki, bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınması konusunda en titiz uygulama ve takiplerin yapılması gerekiyor.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-(21.04.2014)-SAVUNMANIN DİNİ BARİYERLERİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-(21.04.2014)-SAVUNMANIN DİNİ BARİYERLERİ

İhanet örgütü sınırsız şekilde dini istismar ediyor. İslam’ı anlama zafiyetinden istifade ederek dinin ölçülerini sonuna kadar eğip büküyor, istediği şekilde kullanıyor. Böylece kendileri için çok tehlikeli bir manevi felakete doğru gittiği gibi, ülkeyi ve milleti de aynı mecraya doğru sürüklemek için pervasızca çabalıyor. Bunun için örgüt dışından isimler bulmaya ve onları konuşturmaya çalışıyor, en sonuncusu ise, Zaman gazetesinin 21.04.2014 tarihli nüshasında, emekli müftü olduğu belirtilen Yahya Alkın isimli bir figür… Yazının başlığı da, “Vahyin aydınlığında olaylara bakış”…

“Vahyin aydınlığında…” başlığını attığı yazısında ilginçtir ki sadece bazı olaylara bakıyor, bazılarına ise kör kalıyor. Sadece ihanet örgütüne karşı yapılan tenkitleri ve tatbikatları görüyor ama o örgütün ihanetini hiç umursamıyor. “Vahyi” onların üzerine tutup, onların çirkinliklerini, ihanetlerini, yanlışlarını aydınlatmıyor, tam aksine vahyi belli bir noktaya tutarak, onların ihanetlerini gözlerden kaçırıyor. Allah’ın kitabı böyle kullanılır mı, böyle anlaşılır mı, böyle tefsir edilir mi?
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

Ukrayna günlüklerinin sonuncusunu 14.04.2014 tarihinde yayınlamıştık, başlığı da “İç savaş başladı” şeklindeydi.

Önemli gelişmeleri özetleyelim;

1-Kiev yönetimi, sivillerden oluşan bir kolordu kuracaklarını açıkladı. Sivillerden oluşan kolordu demek, milis oluşturmak demektir. Kiev yönetimi, milis teşkilatları oluşturmakla, aslında batıdan, özelliklede ABD özel güvenlik şirketlerinden gelecek olan silahlı birimlerin kamuflajını hazırlamaktadır. Kiev yönetimi, batıdan askeri yardım (özellikle de muharip sınıftan asker desteği) almadan ülkenin doğusundaki Rus ordusunun “yerel milis” görünümlü askerlerine karşı operasyon yapmayı göze alması mümkün değil. Çünkü Rusya hem lojistik olarak meselenin arkasında hem de doğrudan muharip sınıftan askerlerini yerel milis olarak sahaya sürmektedir.

2-Kiev yönetimindeki silahlı birimler bölgede operasyonlara başladı, ilk çatışmalar yaşandı, karşılıklı kayıplar verildi. Ülkenin doğusundaki Rus birlikleri barikatları artırıyor, kuvvetlendiriyor, mühimmat yığınağı yapıyor. Kısa zaman içinde mevziler kazmaya, cephe hatları oluşturmaya başlayacaklar. Çatışmalar ilerlerken tarafların yaptığı açıklamalar, “son dakika müdahalesi” yaşanmayacağını gösteriyor. Taraflar sert tepkiler veriyor ve tansiyonu sürekli yükseliyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

Kiev yönetimi, ülkenin doğu bölgelerindeki Rus yanlılarının devlet kuruluşlarını işgaline daha fazla dayanamadı ve terör operasyonu başlattı. Müdahale için verilen sürede silah bırakmayan Rus (yanlısı) milisler, silahlı müdahaleye karşı direnişe geçtiler. Rus milisler Kiev yönetimine direniyor, Kiev yönetimi ise Rus işgaline karşı direniyor. İlginç bir durum…

Ülkenin doğusundaki Rus azınlıklar, Rusların eğitimli birliklerinin kamufle edilmiş sivil milis olarak bölgeye sevkedilmesiyle birlikte direnişe geçtiler. Rus ordu birliklerinin kıyafetlerini değiştirerek girdiği bölgede, Rus azınlıkları örgütleyip silahlandırmasıyla oluşan yerel direniş güçleri devleti işgal ediyorlardı. Kırım tecrübesinden sonra bu duruma göz yummayan Kiev yönetimi, anlaşılan o ki iç savaşı göze alarak müdahale etmeye karar verdi ve kararını tatbik etti.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

Rusya, batının, “demokrasi” lafını kullanarak ülkeleri gizli veya açık şekilde işgal etmesine artık dayanamadı ve “madem ki güçlü olanlar kuralları koyuyor” diyerek, kendi kurallarını masaya sürdü. Seçimle işbaşına gelmiş Ukrayna devlet başkanının bir avuç azınlık tarafından, batının stratejik aklıyla iktidardan düşürülmesiyle birlikte “öyle olmaz böyle olur” diyerek askeri harekata başladı. Önceleri açıktan yapmadığı, kimliklerini gizlediği askerlerini “milis” görüntüsüyle Kırım’a sevketti ve orayı işgal ederek (demokrasi oyununu da bir miktar oynayıp referandum yaparak) ilhak etti. Aslında Kırım ABD ve AB için bir testti, batının nasıl tepki vereceğini bekledi, gördü ki gevezelik yapıyorlar. Bunu görünce aynı güzergahtan devam etmeye başladı ve Ukrayna’nın doğu ve güneyinde Rus azınlıkları harekete geçirdi, hükümet binalarını işgal etmeye başladı.

Rusya’nın yaptığı şey, özü itibariyle şuydu; anlamadığı demokrasi oyununu oynamak ve kaybetmek yerine, kendi oyununu oynamaya başladı ve batıyı kendi oyununa (sahasına) çağırdı. Batı Rusya’nın oyununa tabii ki gelmezdi ama bu oyun başkaydı, doğrudan işgal ediyor ve sonra da ilhak ediyordu. Batı, Kırım’da verdiği hafif tepkinin cezasını çekiyor, Rusya Kırım’da test ettiği batıyı fena halde zorluyor. O kadar ki, Rus dışişleri yetkilisi batıyla alay etmeye başladı.
Okumaya devam et

Share Button