Zalimler-2-İslam’a (Hakikate) Zulmetmek

ZALİMLER-2-İSLAM’A (HAKİKATE) ZULMETMEK

(takipmaras.com sitesinden iktibas edilmiştir)

Hakikat İslam’dır. Hakikate zulüm, İslam’a zulümdür, İslam’a zulüm, hakikate zulümdür. Doğrudan İslam’a zulmeden zalim ve kafirlere karşı Müslümanlar, Türkiye dahil dünyanın her ülkesinde ve beldesinde şiddetli şekilde mücadele ve mücahede yürütüyor. Çünkü İslam’a doğrudan zulmedenleri Müslümanların en cahili dahi tanıyor, anlıyor ve harekete geçiyor. Fakat gizli zalimlere karşı, hem de içimizde olduğu halde kafi derecede dikkat ve idrak sahibi değiliz, bu sebeple gereken mücadele yürütülemiyor.
Zulmün zirvesi, hakikate (İslam’a) yapılan zulümdür. Çünkü İslam (hakikat) adaletin kaynağıdır, kaynağı olmadığında adaletin gerçekleşmesi ve gerçekleştirilmesi muhaldir. Zaten İslam’a zulmedilen bir yerde adalet, içi boş bir kelimeden ibaret hale gelir. Ve, İslam’a zulmeden bir zalim idareciden, herhangi bir sahada adalet beklemek, tedavisiz bir ahmaklıktır. İslam’a zulmeden gizli zalimlerin ilacı, derhal oturduğu makamın elinden alınması ve hayattan tecrit edilmesidir, zararlarından başka şekilde halkı korumanın yolu yoktur. Okumaya devam et

Share Button

SÜREÇ İLERLİYOR-2-SIFATLARINIZ HAYIRLI OLSUN

SÜREÇ İLERLİYOR-2-SIFATLARINIZ HAYIRLI OLSUN

(takipmaras.com sitesinden iktibas)

Okuyorsunuz sitede yayınlanan yazıyı, öfkeleniyorsunuz ve sinir krizi geçiriyorsunuz ama sonra kendi kendinize, “isim yok, beni kastettiğini kim bilecek” diye teselli arıyorsunuz. Fena halde yanılıyorsunuz, bu milletin derin irfanından sadece sizin haberiniz yok, millet anlıyor, merak ve keyifle takip ediyor. İsterseniz bir araştırma yaptırın, sizin adınız var mı yok mu, görürsünüz.
Siz, yazıdaki özelliklerin tıpa tıp size uyduğunu biliyorsunuz, kendinize bile itiraf etmeseniz de farkındasınız. Zaten biz sizi tanıyoruz, tam olarak sizi tarif ediyoruz, tabii ki yazı sizin hikayenizi anlatıyor. Öyle sağa sola bakar gibi yapmayın, tam olarak sizden bahsediyoruz. Ve bunu, herkes anlıyor. Okumaya devam et

Share Button

İTİBARSIZLAR

İTİBARSIZLAR

(takipmaras.com sitesinden iktibas edilmiştir)

Duyduk ki sırtlanlar, kendilerini itibarsızlaştırmaya çalıştığımızı söylüyormuş. Bunlara boşuna soytarı demiyoruz, soytarılar; itibarsız birinin itibarsızlaştırılamayacağını anlamaz. Sizi itibarsızlaştırmak kimsenin iktidarında değildir, zira itibarınız sıfırın altında seyrediyor. Siz soytarılar, çevrenize topladığınız alt kadro soytarılardan başka kimseye kulak vermediğiniz için kendinizi itibarlı zanneden zavallılarsınız.
Size emanet edilen milletin makam ve iktidarından başka hangi özelliğiniz var? Siz, varlık iddianızın tamamını makamınıza bağlayan “yok kişilikler”siniz. Sizden önce de o makamlarda oturanlar vardı, o makamdan ayrıldığı gün çevresinde kimse kalmadı. Çünkü şahsiyetiyle kıymetli olmak, şahsiyetiyle itibarlı olmak, şahsiyetiyle sevilmek başka şey, makamınıza alaka gösterilmesi başka şey… Siz daha bu ikisinin farkına bile varamayan idrak fakirlerisiniz. Okumaya devam et

Share Button

MÜCADELE TARZIMIZ-3-AHLAK MÜCADELESİ

MÜCADELE TARZIMIZ-3-AHLAK MÜCADELESİ

(takipmaras.com sitesinden iktibastır)

Mücadelemiz; ahlak ve şahsiyet mücadelesidir. Ahlaksız ve şahsiyetsizlere karşı şiddetli mücadele yürütmekten başka çare olmadığına inanıyoruz. Ahlaksız ve kibirli kişiler, naiflikten, tevazudan anlamazlar.
Hakikatin insandaki ilk tezahürü ahlak ve şahsiyettir. Hakikat mücadelesinin tabii ve zaruri cephelerinden birisi, ahlak ve şahsiyet mücadelesidir. Madde, kainattaki en değersiz varlık çeşididir, maddi menfaatin peşinde koşan bir insan ise kendini en değersiz derekeye düşürmüş demektir.
İnsan suretinde yaratılan varlığı, “Hz. İnsan” yapan kıymetler, ulvi kıymetlerdir. Ulvi kıymetlerin fertteki toplam karşılığı, şahsiyettir. Şahsiyet sahibi olmak, “Hz. İnsan” olmaktır. Ulvi kıymetleri tek tek saymak yerine, şahsiyet ve ahlak mefhumlarıyla hepsini birden ifade ediyoruz.
*** Okumaya devam et

Share Button

ŞAHSİYET BOZUKLUKLARI-1-TARİF

ŞAHSİYET BOZUKLUKLARI-1-TARİF

Şahsiyet ve kişilik… Bu mefhumlar birbirinin yerine kullanılıyor ama aslında çok farklıdır. İdrak ve tefekkür ucuzladığı günden beri bu iki mefhum gibi birçok mesele anlaşılamaz hale geldi ve yanlış kullanılmaya başlandı. Türkiye’de alfabe devrimiyle birlikte dil devrimi de yapılmak istenmiş, Osmanlı Türkçesindeki her kelimenin karşısına bir “sözcük” uydurulmaya çalışılmıştır. Alfabe müşahhas (somut) bir mesele olduğu için değiştirilebilmiş fakat dil (mefhumlar, ıstılahlar ila ahir) daha mücerret meseleler olduğu için uydurukça hamlesi ancak kısmi neticeler vermiştir. Mefhumlarımızdan (dilimizden) koparılmak istenmemizin sebebi; İslam’ı anlayamaz hale gelmemiz ve batı kültür ve uygarlığına bağlanmamızdı. Bu sebeple uydurukça kelimeler, bu milleti batıya taşımanın lisan manivelalarıdır. Okumaya devam et

Share Button

Soytarılar-7-Kamu Kuruluşlarının Soytarılaştırılması

SOYTARILAR-7-KAMU KURULUŞLARININ SOYTARILAŞTIRILMASI

Soytarılığın zararları yazmakla bitmez, sıradan yazıyoruz ama şimdilik ancak büyük zararlarını yazıyoruz. Büyük zararları bile çok sayıda yazı konusu olacak gibi görünüyor. Buraya kadar soytarıların insanlar üzerindeki yozlaştırıcı etkisini, yani insanları soytarılaştırmasını tetkik ettik. Maalesef zararları sadece insanlar üzerinde değil, bunlar kamu kuruluşlarını da soytarılaştırıyor.
***
Kamu kurumlarının soytarılaştırılması tam bir felaket… Gerçi soytarı, felaketin ta kendisidir zaten… Nerede bulunursa orayı berbat ediyor, bir yerde çoğalırsa orayı ahırdan beter hale getiriyor. Makamlar, kuruluşlar, meclisler ila ahir…
Her makam bir kamu kuruluşudur, o kuruluşun başıdır. Ya müstakil bir kuruluştur veya bir şube cinsindendir. Müstakil kuruluşun (mesele belediyenin) başına soytarının gelmesi halinde tüm kuruluş, bir şubenin başına soytarının gelmesi halinde o şube hızlı şekilde soytarılaşma sürecine giriyor.
*** Okumaya devam et

Share Button

BUNALTAN AHMET ALTAN

BUNALTAN AHMET ALTAN

Kemalizm ;vahşi kapitalizmin en katmerli zulüm aracıdır.
Hedefinde daima İslam vardır.
İslamın imhası vardır.
İslamdan halkı uzaklaştırmak esastır.Ya uzaklaştıracak,ya İslamı sulandıracak,ya bulandıracak yada İslamı aşağılayacak bir zihin inşasını enjekte etmek esas maksaddır.
İslam hayattan-akıldan –fikirden –kalpten –ruhtan uzaklaşsında yerine ne gelirse gelsin;bu netice kemalizm için her daim kazançtır.
Koca bir rejim bütün müessseleriyle topyekün icraatıyla bu maksada hizmet etmiştir.
Bu hedefine ulaşmak için evvela memlekette önceleri Yahudi-Rum-Ermeni mason –farmason ,rotary –lions kulüpleriyle uşak ruhlu ,aydın maskeli elitler teşekkül ettirilmiştir..
Bu maksad için İslam hukukunun devrim kanunlarıyla kaldırılmasından sonra; Türk vatandaşları İsviçre medeni kanununa göre evlenen,İtalyan mussolini yasalarına göre cezalandırılan,Alaman ceza mahkemeleri usulune göre yargılanan,Fransa idare hukukuna göre idare edilen adına kemalizm dedikleri bir nizam teşekkül edilmiştir.Aslında bu İslamla meczolmuş Türk milletinin kanunlar eliyle Küfürle daima çatıştırılarak kanun gücüne karşı aciz –biçare hale getirilmek suretiyle yeis ve ümitsizlik içinde debelenen birer biçareye çevrilmesi ve Müslüman şahsiyetlerinin asla asli hüviyetine kavuşturulmaması hedeflenmiştir..
Küfür kanunlarının kıskacına alınan Türk milletinin inim-inim inletilerek hayattan elimine edilmesi ve neticede İslamı yaşayamaz hale getirilmesi sağlanmıştır.. Okumaya devam et

Share Button

KALEM KILIÇ

Kalem Kılıç

Birlik benzer yağız ata şahlandır ki ruhlar tüte
İfâdeler realite, izâhata hazırım ben

Mevsim bozuk rüzgâr asi, mısralarım vicdan sesi
Yağmur bulut aşk ihlâsı, hece hece dizerim ben

İftira zân şöhret paye, ahvâl neydi neydi gâye
Nifak ektik has bahçeye düşündükçe kızarım ben

Ölümsüzlük demek suçtu, ya radikâl veya uçtu
Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben
Okumaya devam et

Share Button