MÜCERRET İLMİN TATBİKAT SAHASINA NAKLİ

MÜCERRET İLMİN TATBİKAT SAHASINA NAKLİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İlim, tabiatı gereği mücerrettir. Zaten bilgi; varlık ve vakıaların nazari-zihni ifade imkanıdır. İlmin; varlık, insan ve hayata en yakın olan çeşidi, tatbik ilimleridir, bu cihetten tatbik ilimleri bilginin en müşahhas ifadesidir. Buna rağmen tatbik ilimleri bile, mücerret ilme nispetle en müşahhas bilgi çeşidi olmasına rağmen, maddenin kendine nispetle mücerret kalır.
Batının materyalist felsefe ve onun tabii neticesi olan pozitif bilim anlayışı üzerine oturan bilgi telakkisi, doğrudan doğruya maddeyle alakalı ve maddeye bağımlıdır. Bu sebeple batı bilimi, özü itibariyle mücerret ilimden veya ilmin mücerret halinden anlamaz. Ne var ki bilgi tabiatı gereği mücerret olduğu için, bu meseleden de kurtulamaz. Bu sebeple berzahta kıvranır durur. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifine dair teklif; önce tasnif üstü tasnif nev’inden; “Mutlak İlim”, nispi ilim, izafi ilim şeklinde yapılmıştır. Mutlak İlim; kitap ve sünnetten ibarettir. Nispi ilim; Müslümanların (yani akl-ı selimin) Mutlak İlimde keşif ve telif ettikleri ilimlerdir. İzafi ilimler ise gayrimüslimlerin (bugünkü haliyle pozitif aklın) serazat ürettiği bilgidir.
Tasnif üstü tasniften sonra, nispi ilimlerin tasnifi yapılmıştır. Nispi ilimler; yatay zeminde dört mecra halinde tertip edilmiş olup bunlar; “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası” ve “Müspet ilimler mecrası” şeklinde tespit edilmiştir. Sonra her mecra kendi içinde, “Terkip ilimleri”, “Tetkik ilimleri” ve “Tatbik ilimleri” şeklinde taksim edilmiştir. Böylece hem yatay sahada tüm bilgi alanlarını kuşatan hem de dikey sahada tüm ilim mertebelerini ihtiva eden bir tasnif haritası hazırlanmıştır.
Tatbik ilimleri, yatay sahadaki dört ilim mecrasının her birinin içindeki dikey tasnif haritasının en alt basamağını oluşturmakta, ilmin artık tatbik safhasını göstermektedir. Tatbikat safhasına, yani yeryüzüne kadar indiği için, muhtevadan çok şekil bilgisi mahiyeti taşımakta, muhtevayı ise işaret etmektedir. Muhtevayı arayanları ise tetkik ve terkip ilimlerine sevk eder. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN TASNİFİ

TATBİK İLİMLERİNİN TASNİFİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Tatbik ilimlerinin tasnifi, bir cihetten kolay, başka bir cihetten de zordur. Kolay tarafı, yukarıdan aşağı bakarken her tetkik ilminin tatbik ilimlerine sahip olmasıdır. Zor tarafı ise, mesele tatbikata geldiğinde müşterek tatbikat sahalarının zuhurudur. Yani bazı tatbikat sahaları için kurulan tatbik ilimleri, birden çok tetkik ilminden faydalanmak zorundadır.
İlim, tatbikat sahasına kadar indiğinde bilgi çeşitlenir ve çoğalır. İnsan ve hayatın girift yapısı, bir takım işlerin ve vakıaların birden çok bilgi alanıyla ilgili olmasını zorunlu kılar. Çeşitlenen ve çoğalan bilgi, hayatın girift yapısı için ortaya çıkan tatbikat sahalarına yönelik olarak tertip edilirken, keskin tasnif sınırlarını muhafaza etmek kabil olmaz. Bu durumu garipsemek gerekmez, zira insan ve hayatın tabiatı böyledir.
* Okumaya devam et

Share Button

MUTLAK İLİM VE TATBİK İLİMLERİ

MUTLAK İLİM VE TATBİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Medeniyet tasavvurumuzu oluşturmanın en önemli basamağı kendi ilim telakkimizi oluşturmaktır. Bilgiye kendi mührünü vuramayan bir anlayışın medeniyet tasavvuru iddiası boş bir hayalden ibaret kalır. Fikir teknesi külliyatının ilimler tasnifi mevzusunda ki teklifi, bugüne kadar atılan adımların hem en mücerret çerçevesi hem de tatbik edilebilirlik cihetinden en müşahhas olanıdır. İlimlerin tasnifine ek olarak hazırlamış olduğu mevzu haritası ile de derinliğini ortaya koyan bir hamle gerçekleştirmiştir. İlimlerin tasnifi mevzusunun çerçevesini; genişliğine doğru dört ilim mecrası olarak belirlemiş ve derinliğine doğru da üç mertebeli olarak hazırlamıştır. Medeniyet tasavvuru konusunda öncelikli olarak halledilmesi gereken mesele budur, şimdi ilimler tasnifi bahsinin teferruatına sıra gelmiştir.
İlimlerin tasnifinde belirlenen dört ilim mecrasının her birinin içinde derinlik (dikey) buudunu temsil eden tasnifteki terkip ilimleri; ilim mecralarının dikey tasniflerini yaparak bilginin vahdet mimarisini terkip eder. Aynı zamanda terkip ilimleri; bilgi ve ilim telakkimizi belirleyen faaliyet sahasıdır. Mutlak ilme muhatap olan terkip ilimleridir. Tetkik ilimleri tarafından keşfedilen bilgi terkip ilimlerine gönderilir. Bilgi burada terkip edildiği gibi mevzu haritası çıkarılarak tetkik ilimlerinin keşif, telif ve inşa çalışmalarının güzergah haritasını çıkarır. Terkip ilimleri, hikmetin ve keşfin en üst seviyede gerçekleştiği aşamadır. Okumaya devam et

Share Button

“İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

ÂKİF, İSLÂM; GÖKALP, BATI MED ENİYETİNDEN YANADIR

ÂKİF, İSLÂM; GÖKALP, BATI MED ENİYETİNDEN YANADIR

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Mehmed Âkif, İslâm medeniyetinden yanadır. Safahat’ın “Süleymâniye Kürsüsünde” dile getirdiği mısralarında İslâm medeniyetini fazilet ve insanî değerleri üstün tutan bir medeniyet olarak tavsif eder:
“…Gömerek dipdiri evlâdını kum çöllerine / (…) / Önce dağdan getirip yonttuğu taş parçasını /Sonra hâlık tanıyan bir sürü vahşî yığını / Nasıl olmuş da, otuz yılda otuz bin senelik / Bir terakki ile dünyâya kesilmiş mâlik? / Nasıl olmuş da o fâzıl medeniyyet, o kemâl / Böyle bir kavmin içinden doğuvermiş derhal? / Nasıl olmuş da zuhûr eyleyebilmiş Sıddîk!/ Nereden gelmiş o Haydar’daki irfân-ı amîk? / Önce dehşetli zıpırken, nasıl olmuş da, Ömer / Sonra bir adle sarılmış ki: Değil kâr-ı beşer?/ Hâil olsaydı terakkiye eğer şer’-i mübîn / Devr-i mes’ûd-i kudûmuyle giren asr-ı güzîn / En büyük bir medeniyyetle mi eylerdi zuhûr?”
Hülâsa bir ifadeyle, câhiliye dönemlerinde kızlarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşî ve câhil bir kavimden Hz. Ebubekir Sıddık, Hz. Ali, Hz. Ömer gibi medeniyet inşacılarının çıkması, İslâm medeniyetinin fâzıl bir medeniyet olduğunun delâletidir diyor. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İslam’ın anlaşılmasına mani olan çok sayıda zihni bariyer var. Bunlardan birisi de terkip, tatbik, inşa gibi bahislerin idrak süreçlerine dahil olmadığı vehmidir. Aslında idrak nedir, hangi sürece tabidir, hangi safhaları bulunmaktadır türünden soruların bile gündeme gelmediği, bu sebeple anlamanın tarifinin bile yapılmadığı bir dönemde bu, beklenen bir seviyesizliktir. Zihni süreçlerin; ezberleme ve öğrenme, anlama ve keşif, tecrit ve terkip gibi yukarıya doğru irtifa kazandıran güzergahı, oradan aşağıya doğru ise inşa, tatbik, tecrübe gibi bir güzergahı olduğunu bile bilmiyoruz. Bunun aynı zamanda bilgi deveran haritası olduğunu, tecrübe ile biten deveranın tekrar başladığını, hem tatbikatla elde edilen tecrübenin doğru-yanlış cetvelinde test edilmesi hem de daha derinlere nüfuz için ihtiyaç duyduğumuzu, duymamız gerektiğini fark bile edemedik. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

(TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 8. SAYI)

Tatbik ilimleri hayatla doğrudan temas halindedir, hayatın altyapısını inşa eder. Hayatla temasının yoğunluğu ve şekil bilgisi ağırlığı sebebiyle, anlaşılması kolaydır, tatbiki birçok kişi tarafından yapılabilir mahiyettedir. Zaten tatbik ilimleri olması, ilmin ve her türlü bilginin tatbik edilebilir hale getirilmesi, tatbikini mümkün kılacak şekilde tertip edilmesini gerektirir. Bu hususiyeti, hem anlaşılmasını hem de tatbikatını kolaylaştırır.
Anlaşılması ve tatbikatının kolaylaştırılması, halkta ve hayatta yaygınlık kazanmasına sebep olur. Maksat da budur zaten, mümkün olduğunca cemiyetin her ferdinin anlaması ve tatbik etmesi hedeflenir, böylece halk ve hayat ilim ile irtibat kurmuş olur. Ne var ki tüm bu özellikler, tatbik ilimlerin aşırı bir itibar kazanmasına sebep olur, tetkik ve terkip ilimlerinden daha fazla muhatabı olduğu, doğrudan tatbik edilebildiği, onunla mesela para kazanılabildiği, makam sahibi olunabildiği için, itibar ve kıymet şişmesi yaşar. Bu hususiyet, tatbik ilimlerinin tabiatından kaynaklanan bir tenakuzdur, tatbik edilebilmesi için kolaylaştırılmıştır, kolaylaştırıldığı için halkın diğer ilim seviyelerinden daha fazla itibar kazanmasına sebep olmuştur. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayısı)

Öncelikle “ilim”, saf manaya verilen isimdir. Bu sebeple tüm ilimlerin kaynağı olan Mutlak İlim (Kitap ve Sünnet), saf manadır. Mutlak İlmin kendi içindeki tasnifi bakımından Kur’an-ı Kerim, Allah Azze ve Celle’nin kelamı olduğu için hakikattir, yani saf manadır. Sünnet-i Seniyye ise, Mutlak İlmin kendisine inzal edildiği ve ancak O’nun taşıyabileceği hakikatin, O’nun tarafından tatbikatı, Risalet tatbikatıdır, yani saf tatbikattır. Saf mananın saf tatbikatı da, mutlak ilme dahildir.
Mutlak İlmin tatbikatı mevkiinde olan Sünnet-i Seniyye, ilimlerin dikey tasnif haritasındaki tatbik ilimlerinden değildir. Sünnet-i Seniyye, değiştirilmesi muhal olduğu, kendisinde en küçük şüphe bulunmadığı için “Mutlak İlim” çerçevesindedir. Böylece Kitap ile hakikatin muhtevası, Sünnet ile hakikatin doğrudan tatbikatı sübut bulmuştur ki, İslam bu ikisinden ibarettir. Okumaya devam et

Share Button

SADIRLARDAKİ İLİM – I

SADIRLARDAKİ İLİM – I

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İnsan, yeryüzü hilafetinin mütemmim cüzü olarak kendisine sunulan “ilm”i ancak usûlü dairesinde talim ve tatbik eylerse Cenab-ı Mevlâ’nın muradı istikametinde bir imar ve inşa mesuliyetini hakkıyla yerine getirebilecek, yeniden bir medeniyetin bânisi olabilecektir. Bizim irfanımızdaki “el-ilmü fi’s-sudûr lâ fi’s-sutûr” yani “ilim satırlarda değil sadırlardadır” mütearifesi umumi olarak ilmin usulünü hulasa eder. Bu kelam-ı kibar, ilmin mahiyetinden talim metoduna, tasnifinden tatbikine kadar pek çok manayı muhtevi olmakla şerhe muhtaçtır. Kısmetse bu sayıdan itibaren zahirinden başlayarak batınına doğru, birbirine bağlı mana mertebelerini izaha çalışmak niyetindeyiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Okumaya devam et

Share Button

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 28. SAYI FİHRİSTİ

FİHRİST

Takdim///Editör
İhya usulü///Haki DEMİR
Çetin bir mesele, İhya…///Prof. Dr. Veysel ASLANTAŞ
İhya müessesesi olarak tasavvuf///İbrahim SANCAK
Müesseselerin ihyasında tasavvuf///Nurettin SARAYLI
Medeniyetimizde çınarın tasavvufi anlamı///Ahmet Doğan İLBEY
İlim telakkimizin ihyası///A.Bülent CİVAN
İhyada mana-suret münasebeti///Ünal YILMAZ
Nasıl bir ihya hareketi…///Salih Kerem TÜRK
Kitap tetkiki (İslam medeniyet tasavvuru-1-)///Ünal YILMAZ

Derginin “e-dergi” formatını istemek için
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Share Button

TATBİK İLİMLERİ

TATBİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İlim, öncelikle insan ve varlıktan müstakildir. Bu haliyle “Mutlak İlim” mahiyetindedir ve onun adı hakikattir. Hakikat, insan ve varlıkta mahfuz değil, onlarda ancak tecelli ve tezahür halindedir. Kadim ilim müktesebatımızda “Eşyanın hakikatinin sabit olması”, eşyanın “hakikati” taşıyabileceği manasına gelmez, eşya ancak hakikatin tezahürlerinden biridir ve hakikatin ipuçlarını veren kesret cümbüşüdür. Hakikatin yolu, varlığın (mahlukatın) zirvesi olan insanın kalbi dünyasındadır ve o yola ancak ruh girebilir.
İlim, aşağıların aşağısında yaşayan insanın, yukarıların yukarısı olan hakikate ulaşması için ihsan edilmiş meratip güzergahıdır. Buna varoluş güzergahı da dense olur, hakikat güzergahı da dense olur, geldiğimiz yere avdet etmenin deveran güzergahı da dense olur. Netice olarak ilim; son tezahür safhası olan eşyadan, eşya seviyesinden, aşağıların aşağısından (dünyadan) başlayarak, önce Mutlak İlme, sonra Mutlak Varlığa ulaşmanın yoludur. Bu kadar aziz, bu kadar mukaddes, bu kadar kıymetlidir. Bu sebepledir ki, batının materyalist felsefesi üzerine bina edilmiş pozitif bilim (ilim değil) anlayışına, o anlayışın verilerine “ilim” muamelesi yapmak, ilmin son safhası olan maddi tezahürlere mahkum olmak, aşağıların aşağısına razı olmak, madde seviyesinde debelenmeyi ilmi yolculuk (inkişaf) zannetmektir. Kadimden beri ümmetin hiçbir nesli, ilmin son tecelli safhası olan maddeye, madde seviyesine, maddi tezahürlerine ilim muamelesi yapmamış, ilmi basit (maddi) bilgiden ibaret görmemiştir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Mevzu haritası, bilgi sahasının tesviyesidir. Bilgi sahalarının ilmi çerçeveye alınabilmesi, ilim dallarına tevzi edilmesi, ilim dallarının temellerinin atılması, yeni ilim dalına ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için hazırlık çalışmasıdır. Mevzu haritası, terkip ilimlerinin murakabesi altında tetkik ilimleri tarafından hazırlanacak bir saha taramasıdır.
Bir bilgi sahasının mevzu haritası hazırlanmadığında orada ilim binası inşa edilemez. Mevzu haritası bir manada ilim dalının mimari haritasıdır, o harita yoksa inşaatın başlatılmasında fayda yoktur. Üst üste ve yan yana dizilen malzemelerle (bilgilerle) ilim sarayı ortaya çıkmaz, olsa olsa bir gecekondu vücut bulur. Oysa bilginin ilim hali, muhteşem bir saraydır. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Batıdaki ve onun kötü bir kopyası olan Türkiye’de ihtisaslaşma, ilim adamı yetiştirmek yerine cahil yetiştirmeye başladı. Bir bilim (ilim değil) dalında ihtisaslaşan bilim adamı (mesela profesör), diğer tüm bilim dallarına körleşti. İhtisas sahalarının binlerce olduğu hatırlanırsa, bir profesörün ne kadar cahil olduğu mukayeseli olarak anlaşılır.
Yüzlerce bilim dalına ilkokul talebesi kadar uzak olmak, insanı bilim adamı yapabilir ama asla ilim adamı (alim) yapmaz. İslam’ın ilim telakkisi ve alim şahsiyet terkibi ile batı bilim telakkisi ve bilim adamı kişiliği arasındaki mühim farklardan birisi budur. Peşin olarak söyleyelim ki, hiç kimse bilgi müktesebatının artmasından dolayı birçok bilim dalında tahsil imkanı olmadığından bahsetmesin. Bu itiraz, sadece ataletin ve konforun neticesidir.
* Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifi, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutlu olarak yapılmıştır. Yatay boyut, dört ilim mecrasını tespit etmiş, dikey boyut ise üç mertebeyi esas almıştır. Yatay boyut ana ilim mecralarını göstermektedir, bu da kainattaki dört ana mevzua denk gelir; Kur’an ilimleri mecrası, Tevhid ilimleri mecrası, Beşeri ilimler mecrası, Müspet ilimler mecrası… Dikey tasnif ise; terkip ilimleri, tetkik ilimleri, tatbik ilimleri şeklindedir.
Terkip ilimleri, her ilim mecrasının zirvesinde oturan bir adet terkip ilminden ibarettir, dört ilim mecrasını temsil etmek üzere toplam da dört adettir. Fakat tetkik ilimleri, her ilim mecrasının zirvesindeki bir adet terkip ilminin altında olmak üzere çok sayıdadır. Bu sebeple ilimlerin tasnifinin teferruata doğru devam eden haritası tetkik ilimlerindedir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Keşif meselesi, özü itibariyle girift ve çetin bir mevzudur. Keşif, tombala çeker gibi meçhule uzatılacak bir elin gelişigüzel yakaladığı herhangi bir şey değildir. En azından Müslümanlar için böyle değildir, zira Müslümanlar tevhide (hakikate) iman etmişlerdir. Kainatta, sınırsız sayıda batıl olmasına karşın, bir tane hakikat vardır. Tombala veya zar atmak, bizim için keşif değil, ancak entelektüel serseriliktir.
Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyedeki bir mana ve hikmetin keşfi, lügat karıştırarak bir şeyler yakalamaktan ibaret değil, o şeyin kainattaki tecellisini, insandaki tezahürünü, hayattaki tatbikatını da bulmak; varlık, insan ve hayat bahislerinden mürekkep mana ve hikmet keşfini yapmaktır. Kitap ve Sünnetten, etimolojik tahlillerle keşfedildiği zannedilen hikmet, insanda aksi tesir, hayatta yanlış netice veriyor. Bunu dert etmeyenler ise entelektüel serserilik yapmaya devam ediyor. Okumaya devam et

Share Button

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

(Terkip ve İnşa Dergisi 7. sayı)

İlmin, herhangi bir zaman dilimindeki mevcut hali, emniyetli halidir. Zira mevcut hal, kadimden beri murakabe ve muhasebe edilmiş, tenkit ve tazirlere karşı mukavemet kazanmış, tatbikat ve tecrübe ile harmanlanmıştır. İlmin mevcut haliyle iktifa etmek gerektiğinde mesele yoktur, mesele inkişaf ve terakkide ortaya çıkar.
İlmin emniyetli hali, zaman zaman keşif hamlelerinden uzak durma hissini uyandırır. Zira emniyet, hafife alınacak ihtiyaçlardan değildir. Ne var ki sübut, sükuttur (düşmedir). Sübut eden zamandan aşağı sükut eder, zamanın dışına savrulur. Emniyetli halde sübut, bir müddet sonra o hali emniyetsiz kılar. Çünkü sübut çürütür, çünkü sübut atalettir. Bu sebeple inkişaf ve terakki zarurettir. Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Kalb ve aklını hakikate teslim etmiş bir ümmetin bilgi ile münasebeti, şüphesiz ki vahdet ve tevhid üzeredir. Kainat, kesret alemidir, kainata ait bilgiler de kesretten ibarettir. İmtihan da zaten hakikati itibariyle kesretten vahdet ve tevhide ulaşmaktır.
Terkip ilimleri, bilgide vahdeti, imanda tevhidi gerçekleştirmenin ilmi çerçevedeki zirvesidir. Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Resulullah, Lailaheillallah kelime-i tevhidinin izah ve tatbikatından ibarettir. Müntehası tevhide ulaşmayan her yol batıldır, bu sebeple İslam ilim telakkisindeki herhangi bilgi vahidi, bilgi evrenimizdeki irtibat ağıyla tevhide ulaşır. Bunun dışındaki her bilgi ve bilgi örgüsü batıldır. Okumaya devam et

Share Button

İSLÂM MEDENİYETİNDE MÛSİKÎ “HİKMETTEN BİR CÜZDÜR”

İSLÂM MEDENİYETİNDE MÛSİKÎ “HİKMETTEN BİR CÜZDÜR”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimiz s.a.v.’ın Sünnet’inden neşet eden İslâm medeniyetinin sanata bakışı İslâm’ın dünya ve âhiret anlayışından doğmuştur.
Bu imânî sebepledir ki İslâm medeniyetine mensup bir sanatçı sanatını kendi indî anlayışıyla ve benliğini yüceltmek gayesiyle icrâ etmez; haddini bilir. İcrâ ettiği sanatın Allah ve dininin ölçülerine göre olması gerektiğinin idrâkindedir. Benlik duygusu Allah’ın ulviyeti karşısında yok olmuştur.
Batılı seküler sanatçı gibi kendisini Yaradan’ın yerine koymaz. Sanat yoluyla ortaya koyduğu her şekil, ses, renk ve düşünce Allah’ın cemal sıfatından neşet eden ölçülerle uyumludur. Allah’ın güzeli sevdiğini bilir ve sanatını da bu bilgiyle icrâ ederek güzele ulaşmaya çalışır. (Diyanet İslâm Ansiklopedisi, cilt: 31, sayfa: 257-261) Okumaya devam et

Share Button

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Tetkik ilimleri ilim telakkimizin omurgasını oluşturur. Tetkik ilimleri İlim mecralarının dikey tasnifinde ortada yerini alır. Tetkik ilimleri, terkip ilimlerinin altyapısı görevini görür. Tetkik ilimleri tarafından elde edilen bilgiye, İslam’ın mührünü terkip ilimleri vurur. Tetkik ilimlerinin hem terkip ilimleri ile hem de tatbik ilimleri ile irtibatı vardır. Aynı zamanda tatbik ilimlerinde uygulamaya yönelik bilgi üreten keşif ve bilgi üretim merkezidir.
Tetkik ilimleri konusunu bir misal üzerinden anlatacak olursak, tespih tanelerini tetkik ilimleri sahası olarak düşünebiliriz. Tespih tanelerini üretilen bilgi olarak tasavvur ettiğimizde, bu dağınık haldeki bilginin bir mihraka yani imameye bağlayarak dağılmasını engellemeyi de, terkip ilimleri olarak düşünebiliriz. Terkip olmuş, kullanılır hale gelmiş bilgi(tespih) tatbik ilimler sahasında hayata geçirilecek duruma getirilir. Okumaya devam et

Share Button