BÜYÜK İMTİHAN…

BÜYÜK İMTİHAN…
Mısır, batı ve doğu blokunun Müslümanlara savaş açmak için ittifak ettiği cephe hattı haline geldi. Batı bloku, doğu bloku, İran ve Şii coğrafyası, İslam dünyasındaki batı işbirlikçilerinin tamamı Mısır’da Müslümanlara karşı ittifak ettiler. Dünya hiç bu kadar açık bir fotoğraf vermemişti Allah ve Resulüne karşı düşmanlık mevzuunda… Bu cihetten bakıldığında Mısır’daki İhvan mukavemeti, birinci hedefini gerçekleştirdi, Müslümanlar ile kafirler arasına net çizgiler çizdi. Üslup olarak tekfirci bir yaklaşım içinde olmadığımız bilenlerce malum ama artık saflar “saflaştı”. Hiçbir stratejik hesap ve taktik manevra, iman-küfür cephesini perdelemeye kafi değil, artık Müslümanlar kiminle beraber olduklarını, kiminle savaştıklarını açıkça biliyorlar.
Bu fotoğraf Suriye’de de ortaya çıkmıştı, Suriye’deki fotoğrafı bulandıran alçaklar Şii melunlardı, İran ve Şii eksen Mısır’da gözle görülür bir stratejik zorunlulukla karşılaşmadığı halde Müslümanların karşısındaki mevzilerde siper aldı ve artık ümmete dahil olduğuna dair iddiasını tamamen kaybetti. Cephelerin toprakta kazılmadan önce zihinlerde ve kalplerde kazılması gerektiğini bilenler, Şia’nın ve Suud yönetimi gibi batılı işbirlikçilerin nazari çerçevedeki mevzilerini nerede kazdığını gördü ve kaydetti.
*
Mısır’da Müslümanların tek yar ve yardımcısı bir ismi de “Müntakim” olan Cenab-ı Allah’tır. Dünya ve İslam coğrafyasındaki hainlerden medet umma devri bitti, Mısırlı Müslümanlar ve Mısır halkının tek yardımcısı Cenab-ı Allah Azze ve Celle’dir. Bu sebepledir ki artık “büyük imtihan” başladı.
Büyük imtihan, yeryüzünde Allah’tan başka yardım edecek bir kuvvetin kalmadığı anın imtihanıdır. Kalplerin sadece Allah’a yöneldiği, O’ndan başka kimseden yardım istemediği, O’ndan başka bir ilah tanımadığı, O’ndan başka bir kudret mercii kabul etmediği andır. İşte o an, kalplerin dünyadan aldığı tüm “zehirli telkin ve tesirleri” silkip attığı, tertemiz hale geldiği, “tevhid”i sokakta keşfettiği, mukavemet ve sabır ile tatbik ettiği mübarek bir andır. O öyle bir andır ki, bin yıl ibadetle elde edilemeyen “manevi makam”, bazen bir ayda, bazen bir günde, bazen bir saatte, bazen bir dakikada, bazen on saniyede elde edilir. Ne büyük bir ihsandır, ne büyük bir lütuftur, ne büyük bir fırsattır, ne büyük bir merhamettir o an…
Dünya devletlerine, dünyadaki dengelere, arkalarındaki kalabalıklara, sahip oldukları kuvvete değil, sadece ve sadece Allah’a itimat etmek, O’na iltica etmek, O’ndan yardım talep etmek… Allah’ın yardımı “hak” oluncaya kadar, O’ndan yardım gelinceye kadar sabretmek, mukavemet etmek, dayanmak, direnmek… İşte o hal, ne güzel haldir, ne büyük ihsandır.
Şehitlere üzülen Müslümanlar, bilin ki Allah’ın bir topluluğa ilk yardımı şehadet nasip etmesidir. O topluluktan bazılarına şehadet nasip ettiğinde bilinmelidir ki Allah’ın yardımı ve rahmeti inmeye başlamıştır. Bir topluluk şehit vermeye başladığında Allah’ın yardım ve rahmetinin geldiğini bilmeli, şehitleri başına taç yapmalı, sabretmeli, dayanmalıdır. Bir topluluğun bazılarına nasip olan şehadet, sabreden topluluğun hepsine gönderilmiş bir rahmettir. Zannetmeyin ki Mısır’daki şehadetler, sadece şehitlere inmiş bir rahmettir, şehadet bir topluluğun içine iner de o topluluk sabrederse, şehitlerin sevabında hepsinin nasibi vardır. Rabiatü’l Adeviye meydanı, Allah’ın nazarındadır, eminim ki Cenab-ı Allah Azze ve Celle, meleklerine o meydanı ve meydandaki Müslümanları gösterip, “onları sevdiğini, bir kısmının, kendi rızasını kazanmak için şehit olduklarını, diğerlerinin de sırasını beklediğini” söylüyordur. Ne mutlu o insanlara ki, yeryüzündeyken Allah’ın nazarına mazhar olmuşlardır.
*
Mısır’da bir safha daha aşıldı, büyük çaplı katliama rağmen Müslümanlar meydanları bırakmıyorlar. Tüm dünyanın ittifakına rağmen Mısır’daki darbe başarıya ulaşamıyor, halkı ve Müslümanları aşamıyor, dağıtamıyor, itaat ettiremiyor. Bir hareket, üzerine namlu doğrultulup da mermi yağmaya başladığında yavaşlamıyor, seyrekleşmiyor, gerilemiyor aksine kalabalıklar artıyor, kalpler cesaretle doluyor, imanlar muhkemleşiyorsa, o hareket için zafer “hak” olur. Mısır halkı ve İhvan, bu safhayı geçti, büyük imtihanı kazandı, sabrediyor, mukavemet ediyorlar.
Dünyanın ve özellikle de batının darbeye destek olmasının bir anlamı yok, her şehit haberiyle saflar biraz daha netleşiyor ve sıklaşıyor. Batı ve dünya, darbe yoluyla Müslümanların iktidarını engelleyeceklerini düşünüyordu, Allah, dünyanın karşısına öyle bir halk ve hareket çıkardı ki, yaptıklarına milyonlarca defa pişman olacaklar. Mısır’daki darbe, dünyanın İslam’a karşı savaş ilanıydı, çok yoğun ve yaygın bir ittifak ağı kurmuşlardı, netice alamayacaklar. Mısır hızla İslamlaşacak, dünya bir Müslüman halkın neler yapabileceğini görecek, tertemiz bir ülke, tertemiz bir toplum doğacak. Dünya ve batı, bir müddet sonra geriye dönüp baktığında ne kadar büyük bir hata yaptığını anlayacak. İslam’ın tarih sahnesine çıkışının önünü kesmeye niyetlenen kafirler, İslam’ın tarih sahnesine çıkışını hızlandırıyorlar, o küçük akıllarının bunu anlaması için zamana ihtiyaçları var. Tarihçiler, Mısır darbesini ve darbeye karşı mukavemeti yazarken, “İslam’ın kendi coğrafyasında inisiyatifi ele almasını hızlandıran hadise” teşhisini koyacaklar. Batılı tarihçiler, Mısır darbesini planlayan ve ona destek veren batılı devlet adamlarını, “tarihin gördüğü en ahmak adamlar” olarak tasnif ve tavsif edecek ve onlara lanet okuyacaklar.
Mısır darbesi ve darbeye karşı mukavemetin açtığı çığır karşısında dünya parmak ısıracak. Tüm insanlık Allah’ın kudretini açık şekilde görecek, Müslümanların bir kısmı Allah’a yeniden iman edecekler. Hiçbir hesabın, planın, stratejinin, Allah’ın hesabından üstün olmadığını görecekler, tekrar tekrar secdeye kapanacaklar, tekrar tekrar istiğfar edecekler.
Allah’ın hikmetine bakın ki, yeni İslam Çağı Mısır’da başlıyor. Yeni bir çağın başlaması, büyük imtihanlarla, büyük destanlarla, büyük mücadelelerle olur. Ey Allah’ım, hikmetinden sual olunmaz, kime nasip edeceğin bilinmez, ne yaparsan güzel yaparsın.
*
Tüm dünyaya karşı mukavemet eden bir Müslüman halk… Ne mutlu sana, ne mutlu sana, ne mutlu sana… Tüm dünyanın hesabını bozan kutlu halk, rahmet sağanağında sanki (estağfirullah) banyo yapacak kadar ihsana mazhar oldun. Ümmetin otağının kurulduğu mübarek belde, şehit kanı ve rahmet sağanağı ile yıkandın ve temizlendin, daha ne istersin…

“BÜYÜK İMTİHAN…” için bir yanıt

  1. allah yar ve yardımcıların en büyüğüdür…
    batı dünyası ve onların işbirlikçileri farkında olmadan en kalabalık olan müslüman ülkeyi hedef olarak seçti.inşaalah bir çok şeyin başlangıcı, bir çok şeyin de sonu olacaktır bu kıyam. allahım sen her şeye muktedirsin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir