BÜYÜK İSYANDA İKİNCİ DALGA BAŞLIYOR

BÜYÜK İSYANDA İKİNCİ DALGA BAŞLIYOR
Tunus’ta başlayan isyan Mısır, Libya ve Yemen’i teslim aldıktan sonra Suriye’ye yöneldi. Suriye’de diğer tüm ülkelerden farklı bir durumla karşılaştı ve ülkeyi teslim alması gecikti, bir yıldan fazla süredir iç savaş devam ediyor. Suriye aslında coğrafyayı tek tek dolaşan isyan dalgasını kırdı, Suriye’de bir müddet patinaj yapması, diğer ülkelerdeki halkı tereddüde sevketti. Anlaşıldı ki bazı ülkelerde iç savaşsız netice almak kabil olmayabiliyordu, Suriye bunu gösterdi. Arap halklarını kuşatan isyan dalgası, iç savaş öngörüsüne sahip değildi, Suriye’de iç savaş çıktığında isyan dalgası orada çakıldı kaldı. Çünkü iç savaş farklı bir psikolojik organizasyonu gerektiriyordu, isyan dalgasının harekete geçirdiği halkların psikolojik dünyalarında ise bu duruma karşı bir organize oluş yoktu. Bu sebeple isyan dalgası bir yıldır Suriye’deki gelişmeleri takip etmek için durdu.
Suriye’de duran isyan dalgasının bittiğini zannedenler oldu. Genellikle isyan dalgasının bundan ibaret olduğu, artık isyanın bittiği, bölgenin mevcut şekilde yeniden organize olacağı düşünüldü. İsyan dalgasının durması ile bitmesi arasındaki farkı anlamayanlar yine yanlış hesaplar yaptı. İsyan dalgası Ürdün’de yeniden boy göstermeye başladı.
Suriye’de duran isyan dalgası, bir yıldır Arap halklarının ruh ve zihin dünyasında iç savaşı harmanlamaya, mayalamaya başladı. İç savaşa daha önce hazır olmayan zihni evrenler, bir yıllık dinlenme süresinde iç savaşı da kanıksadı. Ürdün kralı Abdullah’ın, bazen açık bazen de gizli şekilde halkı ve muhalefeti, “Suriye gibi olursunuz” yollu tehdidi, isyan dalgasının mayaladığı zihni evrenlerde iç savaş korkusunun da aşılmasına sebep oldu. Ürdün kralının beklediği neticenin tam aksi istikametteki gelişmeler gösteriyor ki, halklar artık iç savaş korkusunun oluşturduğu psikolojik bariyeri de yıkıyor.
*
Büyük isyanın ilk dalgası sivil halk ayaklanmasıyla siyasi rejimleri alaşağı etmişti. Bu gelişmeler isyan dalgasını belli bir zihni (psikolojik) çerçeveye hapsetti. “Büyük kütleler halinde ayaklanırız ve rejimi yıkarız”. Suriye’de iç savaşın nispeten uzun sürmesi, isyan dalgasının ürettiği ve şekillendirmeye başladığı psikolojik çerçeveyi yıktı. Bu çerçeve, büyük isyanın bitmesi değil, isyanın birinci dalgasının çerçevesinin tıkanmasıdır. Bu manada biten büyük isyan değil, isyanın birinci dalgasıdır. İç savaşı da kanıksayan halkların zihni ve ruhi evreninde büyük isyanın “ikinci dalgası” mayalanıyor.
Büyük isyanın ikinci dalgası başladı. Birinci dalgada isyan kültürü yoktu, isyan kültürü oluştuğu için birinci dalga patlamış değil. Birinci dalgayı başlatan ve yürüten sebep, “korku bariyerlerinin” aşılmasıydı. İnsanlar ölümden korkmaz hale geldiği için milyonluk kütleler halinde sokakları işgal etmişlerdi. Birinci dalgadaki patlama, doğrudan doğruya halk patlamasıydı ve liderliğe sahip değildi. Hem liderliği hem de kültürü olmayan birinci dalga, ilk safhada ele geçirebildiği ülkelere kemendini attı.
Büyük isyanın ikinci dalgası, isyan ile geçen iki yıllık sürede hamlığını ve acemiliğini giderdi, liderliğini inşa etmeye başladı, tecrübe biriktirdi ve kültürünü oluşturma yolunda hızla ilerledi. İkinci dalganın birçok özelliği birinci dalgadan farklı, aynı olan tek şey, “büyük isyanın” devam ediyor olması. Şimdi yapmamız gereken ikinci dalganın özelliklerini iyi tahlil etmek, derinden anlamak, doğru tavırlar geliştirmektir.

*Birinci dalga ülke ülke ilerledi, ikinci dalga bölgeleri kuşatacak…
Birinci dalga, her ülkenin kendi şartları ve özellikleriyle gelişti ve o ülkeyle sınırlı kaldı, diğer ülkelere tesiri psikolojik alanda oldu. Geçen zaman içinde devrimci saflar netleşti ve milli sınırların ötesine taştı. Tüm bölgeye yayılan cepheler kurulmaya başladı, her ülke bir mevzi haline geldi ve aynı cephedeki yerini aldı. Artık bir ülkedeki devrimci güçler diğer ülkelere sadece psikolojik destek ihraç etmiyor, her türlü desteği sağlıyor. Silah, mühimmat, gıda, savaşçı ila ahir… Aynı zamanda siyasi destek, iktisadi destek, diplomatik destek vesaire…
Birinci dalga da durdurulamazdı belki ama ikinci dalga asla durdurulamaz. Birinci dalgadaki mevzii (lokal) özellik, durdurulmaya daha müsaitti fakat durdurulamadı. Birinci dalgayı durduramayanların ikinci dalgayı durduracağını düşünmek saflık olur.

*Birinci dalga belirsiz bir muhtevaya sahipti, ikinci dalga istikametini, hedefini, dostunu, düşmanını biliyor.
Birinci dalganın da hedefi vardı tabii ki, hedef, ülkelerdeki diktatörlerdi. Halk patlaması şeklinde meydana gelen birinci dalga, devrimci safların “fikri” altyapısını muğlak ve müphem kılmıştı. Çünkü tüm halk kesimleri ayaklanmıştı ve hiçbir fikri hareket devrim sürecinin bu özelliğine zarar vermemişti, vermek istememişti.
İkinci dalga, isyanın kültürünü oluşturmaya başladığında coğrafyanın asli kaynağı, yani İslam tüm haşmetiyle zuhur etti. Batının da çökmeye başladığı bir dönemde, İslam coğrafyasında başka bir kaynak arayışı veya başka bir hedefe yöneliş ihtimali yoktu. Halkın ve devrimcilerin batılı bir ülke tasavvur ettiği hususu, meseleyi anlamayanların “ümit ve temennilerinden” ibaretti. Birinci dalga boyunca devam eden süreçler, isyanın muhtevasını arındırdı ve İslam ile doldurmaya başladı. Artık anlaşıldı ki Arap İsyanının muhtevası ve maksadı İslam’dır.
Mısır ve Tunus seçimleri bu hususu aşikar hale getirdi. Bu hususun anlaşılmasıyla beraber dengeler tekrar yıkıldı ve yeniden kurulmaya başlandı. Birinci dalganın başlarında batı dünyası, politik ve psikolojik desteğini halktan ve isyandan yana koymuştu fakat isyanın neticesi (ve tabii ki muhtevası) anlaşıldıktan sonra isyan dalgasının karşısında yer almaya başladı. Suriye bu değişimin laboratuvarı oldu.
Birinci dalganın başından itibaren açıkça ve sıklıkla ifade ettiğimiz, “isyan dalgasının yakın hedefi ülkelerdeki mevcut diktatörlerdir fakat uzak ve nihai hedefi ise batıdır” tezi, o dönemin muğlaklığında anlaşılamadı. Artık isyanın muhtevası ve hedefi netleşti, buna bağlı olarak cepheler, dost ve düşman kutuplar belirlendi. Ne yazık ki Şia kütlesi ve İran devleti batıyla birlikte düşman saflardaki yerini aldı.
İsyan dalgasının Suriye’deki dinlenme süresi, nazari çerçevenin saflaşmasını, arınmasını, netleşmesini temin etti. Buna bağlı olarak cepheler tüm bölgeyi kuşatacak şekilde inşa edilmeye başlandı.
İsrail’in Gazze saldırısının en önemli sebebi, isyanın ikinci dalgasındaki İslami muhtevayı zehirleme teşebbüsüdür. Özellikle de Suriye’deki devrim sürecini engellemek, isyan dalgasının hedefini değiştirmek, Hizbullah ve İran’ı tekrar İsrail düşmanlığı konusunda “görünür” kılmak, böylece bu Şia hilalini kurtarmak çabası seziliyor. Fakat İsrail’in Gazze’ye saldırması, tam aksi istikamette gelişmeleri tetikleyecek, devrim süreçlerinin muhtevası daha da billurlaşacak, saflaşacak ve netleşecek aynı zamanda da “dalga boyunu” yükseltecek, güçlendirecek, yeni bir heyecan ve hamla gücü sağlayacaktır.

*Birinci dalga nispeten naifti, ikinci dalga çok daha sert olacak.
Birinci dalga halk hareketi, sivil hareket, demokratik gösteri gibi çerçevede gerçekleşti. Evet bu süreçte de kan döküldü ama büyük oranda naifti. İkinci dalga sivil özelliklerini korumakla beraber askeri özelliklere de sahip olmaya başladı.
İkinci dalganın askeri özelliğe sahip olması bir tercih değil, bir mecburiyet olarak ortaya çıktı. Hiç kimse iç savaştan zevk almıyor, almaz da zaten. Fakat dalga o kadar güçlü şekilde geliyor ki, askeri tedbirlerle kırılmak, durdurulmak istendiğinde, hızlı şekilde askeri nitelik kazanıyor.
İkinci dalganın askeri mahiyet kazanması, halkları (yani sivil insanları) silahlandıracak, çok sayıda savaşçı yetiştirecek. Birkaç yıl içinde bölgede milyonlarla ifade edilen silahlı milis kuvvetlerin ortaya çıktığına şahit olacağız. İşte İslam dünyasını kurtaracak ve koruyacak olan güç budur. Çünkü ikinci dalganın büyüklüğü, derinliği, gücü, hedefi anlaşıldığında, İslam coğrafyasına karşı “haçlı seferi” hazırlıkları başlayacaktır. İslam coğrafyası, batıya ve doğuya karşı savaşacak altyapıya, silah gücüne sahip değil, batıya ve doğuya karşı mukavemet etmenin, içinde bulunduğumuz şartlardaki yolu asimetrik savaştır ve bu savaşı halkın desteklemesi veya yürütmesi gerekir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir