BÜYÜKDOĞU ÇAĞI BAŞLIYOR

BÜYÜK DOĞU İKTİSADİ ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (BÜDOM)

TEMEL ÇALIŞMA ÇERÇEVESİ

  1. Türkiye’de ve Dünyada İktisadî Düşüncenin Mevcut Durumu ve Gayemiz

1- ‘İnsanı iktisadî faaliyet gayesine göre açıklama yerine iktisadî faaliyeti insana göre açıklama’ gerekir. O halde önce insanı açıklamalı ki iktisadî faaliyet de değer kazansın. Ayrıca her sistem bir inanç ve düşüncenin ürünüdür. Bu bakımdan Batı’nın dayandığı ve dayattığı ekonomik sistemin kurumlarından önce, dayandığı varsayımları ve tezi, inanç ve düşüncelerini bilmek gerekir.

2- Batı’daki muhtelif iktisadî ekoller birbirinden farklı gözükse de hepsinin ortak yanı, tek dünyalı, seküler olmalarıdır. Misalen, komünizm ve kapitalizm karşıtlığı: Servetin kime ait olduğu hususunda çatışıyor gibi gözükseler de, temelde servete bakışları aynıdır. Her iki ekole göre de servet, mülkiyettir. Yani birisinde servet fertlere, diğerinde ise devlete, topluma aittir; dilediği şekilde tasarruf eder üzerinde. Bizim anlayışımızda ise servet emanettir.

3. Çağımızda global çapta hakim olan iktisadî öğreti, neo-klasik ekolünkidir. Lâkin, neo-klasik veya daha genel tanımıyla ortodoks ekonomistlerin kurguladığı dünya ile gerçek arasında uçurumlar vardır. Gerçeklikten fersah fersah uzak varsayımların, önyargıların üzerine kurulacak teoriler, önbilgiye dayalı teorilerin aksine, dünyayı açıklamak şöyle dursun, farklı bir gezegeni -ki bu gezegen sadece ikincil, sahte bir gerçeklik olarak teorisyenlerin muhayyilesinde mevcuttur- açıklamış olacak ve bu da yeryüzündekilerin derdine derman olamayacaktır. İşte bugün gerek siyasilerin, gerekse işadamlarının başvurdukları iktisadî öğreti, en ufak sallantıda çökmeye meyyal, böylesine çürük bir temele sahiptir.

  1. Her ne kadar neo-klasik ekole karşı olanlar çıksa da, hemen hepsinde ortak bir nokta vardır ki, o global küfür uygarlığının da temelini oluşturmaktadır: Faiz. Bediüzzaman’ın da ifadesiyle, ‘Şu riba (faiz) taşını altından çeksek, şu zalim medeniyet kasrı çökecektir.’ Evet, Batı uygarlığı ‘faiz’ taşı üzerine kurulmuş çarpık bir yapıdır. Ve bu çarpık yapılaşma dünya şehrini yaşanmaz bir duruma getirmektedir. İş arayan milyonlarca işsizin, aç ve sefil durumda çoluk-çocuğun, kuruyan nehirlerin, pislenen hava ve suyun ve hattâ sıkışık trafiğin bile arkasındaki suçlu, bir avuç azınlığın heva ve hevesine uygun bir hayat sürmelerini sağlayan faiz temelli mevcut iktisadî düzen ile bu düzeni kitabına uydurmalarına sağlayan, ekonomiyi yönetme sorumluluğu olanlara dayatılan mevcut ders kitaplarıdır. Bu bakımdan, insanın ve iktisadın yeniden tanımlanması ve devletleri, şirketleri yönetenlerin başvurabileceği ders kitaplarının yazılması şarttır ve öncelikli gayemizdir.

 

  1. Mevcut iktisadî öğreti, enflasyona yol açar gerekçesiyle devletin para basma hakkını elinden almış, bu hakkı ‘bağımsız’ olduğunu iddia eden Merkez Bankasına vermiştir. Onlara göre, devlet borçlanma yoluyla faaliyetlerini finanse etmeli, Merkez Bankası da faiz oranlarını aşağı yukarı çekerek enflasyonu kontrol altına almalıdır. Esasına baktığımızda, paranın basım hakkının Merkez Bankasına geçmesi, bu hakkın özel bankalara geçmesidir. Özel bankalar ise, para basımı ve kredi sağlamada tekel oluşturarak, yeryüzünün inşasında karar verici, yönlendirici makama ermişlerdir.

 

  1. Merkez Bankası Sistemi, modern şekliyle ilk defa 1692 yılında İngiltere’de doğmuştur. İngiltere’deki zengin ailelerin devlete borç vermek için kurduğu ilk merkez bankasının sahipleri de elbette devlet değil, sermayeyi sağlayan azınlık bir zümredir. Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren kurulan her ‘ulus-devlet’ bir şekilde global merkez bankası sistemine bağlanmış, sistem bir kanser gibi insanlığın her hücresine yayılmıştır. Ve sermayedarlar, kredi hortumunu açıp kapatmak suretiyle devletleri diledikleri istikamette güdebilmişlerdir. Sistem bir örümcek ağı gibidir. ‘Uluslar’ ise ağa düşen ve devamlı kurtulmak için çırpınan, fakat çırpındıkça ağın fizikî özelliği sayesinde daha da tutuklanan sinekler. O halde bu sistemden ve sisteme bağlı yapıdan hicretin yolları aranmalı ve bu uğurda ‘gerekirse öküz, at ve eşek taşımacılığına bile kıymet verici bir anlayışa ermelidir’. Veya bir başka ifadeyle; firavunun zulmünden kurtulup hürriyete ermenin yolu, çölde kalıp iki çeşit yiyeceğe razı olmaktan geçmektedir.

 

  1. 7. Her ne kadar Batı’da sistem karşıtı bir takım argümanlar veya hareketler varsa da, ‘Mutlak Fikir’den yoksun olduklarından ‘vasat’ yolu bulamamakta, parçayı bütünden koparmaları sebebiyle herbiri kendi elindeki parçayı bütün zannederek oyalanmaktadırlar. Kimileri neo-klasik ekonominin insan davranışını veya fıtratını doğru anlamadığından dem vururken, kimileri mevcut doktrinin tabiata kayıtsız kalışından şikayet etmekte fakat bu sefer de para yerine tabiatı ilahlaştırmakta, diğer başkaları ise faizci sisteme karşı çıkayım derken parayı şeytanlaştırararak ifrattan tefrite kaymaktadır. Yine bazıları mevcut doktrinin ahlakî temelinin olmadığını, metafizikten mahrum olduğunu öne sürerek, uzakdoğu mistik fantazileri ile, sahte ruhçu materyalist öğretileri ile bu eksikliği beyhude kapamaya çalışmakta, ancak hiçbiri gerçek çarenin İslâm ahlakında olduğunu farkedememektedir. İşte mevcut durum budur. BÜDOM’un metod ve misyonu ise, ‘İslâma muhatap anlayış’ çerçevesinde üstün bir diyalektik kullanarak meseleleri ele almak ve iktisadî bir çözüm teklif etmektir ki, bunu yaparken ne zıt görüşleri diyalog yoluyla kabullenecek, ne de basit cedel metodu uygulayarak o görüşleri tamamen reddedecektir. Metodumuz zıt kutupların iyi taraflarını alıp eksik ve yanlışlarını dışarıda bırakmak olacak; ‘İslâma muhatap anlayış’ın iktisadî alana yönelik çözüm yollarını sunmaya çalışmak ve insanlarla İslâm arasındaki engelleri bertaraf etmek de başlıca misyonumuz olacaktır.

 

 

  1. Odaklanma Alanları: (5 Yıllık Çalışma Programı)

 

İktisat sahasının çalışma alanı oldukça geniştir. Bu bakımdan kendimizi en azından başlangıçta kısıtlamamız zaruridir. Başlangıçta en âcil gözüken güncel bir meseleyi ele almaya karar verdik. Bu da Faiz ve Para meselesidir. Bu konu çerçevesinde aşağıda beş yıllık (2015-2020) bir zaman içerisinde ele alınacak üç odak alan belirledik:

 

1) Para-Faiz Konusuna Tarihî ve Teorik Bir Yaklaşım  (2 yıl)

2) Devletin Ekonomik Hayattaki Rolünün Yeniden Tanımlanması  (1.5 yıl)

3) Ticarî ve Ferdî Bankacılıkta Yeni Bir Model Arayışı (1.5 yıl)

 

ODAK ALAN 1: Para-Faiz Konusuna Tarihî ve Teorik Yaklaşım

 

Mevcut Durum İnsanlar doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Elbiseler eskir, meyve sebzeler çürürler. İşte bu tabiî düzen içinde eskimeyen, çürümeyen, hattâ ölüme meydan okuyan bir şey olarak ‘faiz’, tabiî düzene karşı gelmekte, adeta savaş açmaktadır. Her yıl yağan yağmurun bile bir ölçüye göre düştüğünü hesaba katarsak, faiz bu sistemde kanserli bir hücre gibidir, eksponansiyel bir büyüme ile vücudun dengesini bozmaktadır.Günümüzde ise piyasadaki paranın yüzde 90’ından fazlası özel bankalar tarafından ‘kısmi rezerv sistemi’ ile üretilmekte ve devletler dahil finansmanını bankaların faizli kredileri ile sağlamaktadır. Bu ise hem devletlerin, hem de kamunun sürekli bir borç sarmalı içine girmesine sebep olarak, sosyal gerginlik ve çatışmalara yol açmaktadır.

Hâsılı, çağımızda paranın tedavülü borçlanma üzerine kurulmuştur. Yani faizli borç senetleri piyasalarda para olarak kullanılmaktadır.

Alanın Seçilme Gerekçesi Paranın bozulduğu, bankacılığın faize dayandığı çağımızda, olması gerekeni göstermek bu alanın seçilme gerekçesini oluşturmaktadır.
Yürütülmesi Planlanan Araştırmalar  1. Faiz, Para ve Bankacılığın Tarihî Gelişimi ve Ortaya Konan Teorilerin Eleştirel Bir Yaklaşımla Ele Alınması (18 ay)

 

Genelde bankacılık özelde ise merkez bankacılığının tarihi, mevcut sistemin anatomisi ve fizyolojisi, modern faiz ve para teorileri en başta ele alınacak mevzulardır. Ayrıca para mefhumu psikolojik, sosyolojik, felsefî yönden derinlemesine irdelenecektir. Klasik, neo-klasik, ortodoks ve heterodoks tüm para teorileri masaya yatırılarak karşılaştırma yapılacaktır. Ayrıca ‘borsa ve tarihi’ üzerine de küçük çapta bir araştırma yapılarak borsanın mevcut durumu tahlil edilecektir.

 

 2. Lokal Para Sistemleri, Paranın Demokratikleşmesi ve Parayı Yeniden Düşünmek (6 ay)

 

Para bir sembol değerdir, bir  kıymet ölçüsüdür. Metre veya kilogramın değeri nasıl sabitse (daha doğru bir ifadeyle ‘sabite yakınsa’), ideal paranın da değerinin sabit olması gerekir. Lâkin günümüzde paranın değerinin sabit olmaktan uzak olması ekonomiye ciddi zararlar vermektedir. Araştırmamız, doğru para ne olmalı, hangi tip para en doğru ölçüyü verecektir konusunu da kapsayacaktır.

 

Başta Almanya ve Japonya olmak üzere halihazırda beşbine yakın lokal para piyasada işlem görmekte ve sallanan ekonomik düzenin de etkisiyle bu tip paralara olan ilginin giderek artacağı öngörülmektedir. Hattâ bazıları takas sistemine geri dönmeyi bile ciddi ciddi savunmaktadır ki biz bunun pek de akılcı olduğunu düşünmüyoruz. Ayrıca dünyada oldukça tanınan ve fikirleriyle etkili olmasına rağmen ülkemizde neredeyse ismi hiç duyulmamış ve üzerinde henüz çalışma yapılmamış, Keynes’in ‘keşke insanlar Marx yerine, daha çok onu okusaydı’ diye takdim ettiği Silvio Gesell’in fikirlerinin burada tanıtılmasının da ilerideki çalışmalara sağlam zemin hazırlayacağına inanıyoruz.

 

Yapılması Planlanan Etkinlikler – Silvio Gesell’in ‘Demuraj’lı para fikrinin tanıtılmasıyla beraber, tarihî ve mevcut uygulamalarının gösterileceği bir seminer ve konferanslar dizisi ile hazırlanacak bir risale– Para Felsefesi üzerine konferans ve seminerler

– Merkez Bankacılığının Tarihine Dair Bir Risale ve Konferans

– ‘Para ve Faiz’ ile ‘Borsa ve Ahlak’ Risaleleri

 

 

 

 

 

 

ODAK ALAN 2: Devletin İktisadî Hayattaki Rolünün Yeniden Tanımlanması

 

Mevcut Durum Modern iktisat teorileri, devletin para basması durumunda enflasyon olacağını ve bu yüzden para basım yetkisinin devletten bağımsız bir merkez bankasının elinde olması gerektiğini savunmaktadır. Özellikle 19. yüzyılda başlayan ulus-devlet modeli de bu tezden hareketle devlet ile merkez bankasını birbirinden ayırmış ve global, devletlerüstü, bugün merkezi İsviçre’deki ‘Bank for International Settlements’ olan bir merkez bankası sistemi oluşturulmuştur.
Alanın Seçilme Gerekçesi İdeal bir devlette (bizim için Başyücelik devlet modelinde) devletten bağımsız ama global güçlerden bağımsız olmayan bir bankanın para basma yetkisini elinde tutması düşünülemeyeceğinden, bu alanda çalışma yapılmalı ve devlet ile merkez bankası münasebeti yeniden tanımlanmalıdır.
Yürütülmesi Planlanan Araştırmalar  3. Devletin Ekonomik Sahadaki Etkinliğine Dair Geliştirilen Modern Teorilerin ve  Geçmişteki Uygulamaların Karşılaştırmalı Analizi (12 ay)

 

Devletin iktisadî faaliyetlerdeki rolü ne olmalıdır? Fiyatlara müdahale etmeli midir veya etmeliyse bunun sınırı ne olmalıdır? Devlet para basımında tekel bir güç mü olmalı yoksa sadece denetleyici bir müessese olarak kendini sınırlandırmalı mıdır? Devletin sosyal sorumlulukları nelerdir, sınırları nedir gibi sorulara cevap aranacaktır.

 

 4. ‘Vergi’ Çerçevesinde Zekat Müessesesinin Önemi ve İmkanlarına Dair  (6 ay)

 

Faizin haram kılınması yanında zekatın da farz olması ‘iki kurtarıcı ve erdirici şarttır’ hikmetinden yola çıkarak, zekat müessesesinin imkanlarına ve yeniden inşasına dair bir çalışma yapılacaktır. Aynı zamanda ‘vergi’ meselesi de ele alınacak ve modern vergi teorileri değerlendirilecektir. Ayrıca ‘Beytülmal’ üzerinde de durulacaktır.

 

Yapılması Planlanan Etkinlikler – Devletin Ekonomideki Rolü üzerine bir risale– Zekat Müessesenin Yeniden İnşası ve İmkanları üzerine bir çalıştay ve çalıştayın sonucunda bir raporun hazırlanması

 

 

 

 

 

 

 

ODAK ALAN 3: Ticarî ve Ferdî Bankacılıkta Yeni Bir Model Arayışı

 

Mevcut Durum Tüccar ve sanayiciler, ihtiyaçlarını gidermek için faizci bankalar ve faktöring şirketleriyle çalışmaya mecbur kalmışlardır. Her ne kadar ‘finans kurumları’ faizsiz bankacılık ihtiyacını karşılıyor gibi gözükse de, mevcut düzende normal bankalarla aralarında ciddi bir fark gözükmemektedir, zira ‘toprak’ zehirlidir.
Alanın Seçilme Gerekçesi Büyük Doğu İktisadî Araştırmalar Merkezi olarak tüccar ve sanayicilerimizin ticaretlerini kolaylaştırıcı bir sistemin geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Ayrıca fert ve ailelerin bir ev alabilmek için yıllar boyu süren bir borç yükü altına girmeleri, sadece ekonomik sistemde değil, mesken planlamasında da sorunlar olduğuna işaret etmektedir. Gayemiz, hem ticarî şahıslara, hem de fert ve ailelere kolaylık sağlayacak çözümler üretmektir.
Yürütülmesi Planlanan Araştırmalar 5. Mevcut Ticarî Kredi Sisteminin Kritiği ve Alternatif Modellerin İncelenmesi  (6 ay)Faizin haram olduğuna inanan bir toplumda ticarî işlemlerin gerek bankalar gerekse faktöring kuruluşları dışında gerçekleşmemesi, o toplum ve fertleri için olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. JAK ve WIR bankacılık sistemleri incelenecek ve bu modellerin nasıl geliştirilebileceği, geliştirilen modelin ülkemizde uygulanabilirliğine dair bir çalışma yapılacaktır. Ayrıca ‘mudarabe’nin nasıl etkin kılınabileceğine dair bir çalışma da gerçekleştirilecektir. Yine bu çerçevede, ‘Crowdfunding’  gibi teknolojik imkanlar değerlendirilecektir.
6. Bireysel (Fert ve Aile) Bankacılıkta Yeni Bir Model Arayışı: Mikro-Finansın Yeniden Tanımlanması ve Mesken Finansmanının Geleceğine Dair (12 ay)Son yıllarda mikro-finans üzerine birçok çalışma yapılmaktadır. Lâkin yoksullara kredi imkanı adı altında ortaya konan modellerin birçoğunun yoksulu faiz ile ezdiği görülmüştür. Bu mânâda ‘Karz-ı Hasen’ kurumunun potansiyeli ve yeniden nasıl inşa edilebileceği hususunda bir çalışma yapılması elzemdir.

Ayrıca ideal bir devlette (bizim için Başyücelik devlet modelinde) şehrin nasıl yapılandırılacağına, evlerin nasıl inşa edileceğine dair fikirler ortaya konmalıdır. Zira çağımızda fert veya ailelerin sırtındaki en büyük yüklerden biri, meskenlerin fahiş fiyatları ve bir meskene sahip olabilmek için kimisinin 30 yıl çalışıp borç ödeme zorunluluğu olmasıdır. Bu bakımdan, mevcut mesken sistemini nasıl finanse edebiliriz gibi pansuman bir çözümden ziyade; çok katlı betonarme site tarzı yapılaşmanın alternatifi olarak nasıl bir çözüm sağlayabiliriz, tartışılmalıdır.

 

Yapılması Planlanan Etkinlikler Alternatif sistemleri tartışmak için işadamları ile istişare toplantılarının düzenlenmesi– WIR ve JAK banka sistemleri üzerine bir risale ve işadamlarına özel konferanslar tertip edilmesi

– Karz-ı Hasen’in Yeniden İnşası üzerine bir çalıştay ve sonucunda bir raporun kamuoyuyla paylaşılması

– İdeal Devlet Modelinde Mesken Stratejisi üzerine bir çalıştay

 

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir