“BÜYÜKLERE” SORULAR-19-BİRİNCİ KISIM, ON ALTINCI SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-19-BİRİNCİ KISIM, ON ALTINCI SORU
SORU
16-Zaman “oluş amili” ise, kader ile arasındaki münasebet nedir? Zaman, kaderin sırlarından biri midir? Kader aslında “Kün” emrinin muhtevasında mahfuz sırlar toplamı mıdır?
SORUNUN AÇIKLAMASI
“Zamanı gelmeyen iş olmaz”. Ne demek bu? Zamanı gelmeyen iş olmuyorsa, “kün” emri zamana mı tabii? Haşa… Allah Azze ve Celle, zaman ile mukayyet değil, hiçbir işi de zaman ile mukayyet değil. Ama zamanı gelmeyen işin olmadığı da doğru…
Tabii ki bir tenakuzdan bahsetmiyoruz, Allah Azze ve Celle’nin efali ilahi bir nizama tabidir ki, o nizamın misli yoktur. Mesele şu ki, yaratma fiili, derece derece aşağıya iniyor, her mertebede farklı tecelli ediyor olmalı. Muhakkak ki O, “ol” der, “olur”. Emri ile emrinin neticesinin zuhuru arasında bir zaman olmak gerekmez, emrinin telaffuzu (telaffuz varsa eğer) biterken, emrin muhtevası da zuhur eder. Yaratmak için zamana muhtaç değildir, zaten zamanı da yaratmıştır.
Emri ile emrinin muhtevasının zuhuru (yaratılması) arasında zaman olmayan Allah Azze ve Celle’nin yaratma fiili, yarattığı alemler kadar girifttir. Yarattığı alemlerdeki tüm harikuladelikler, hem yaratma fiilinin tecelli ve tezahürleridir hem de yaratma fiilinin perdesidir. Hem yaratma kudret ve fiilini, neticelerinden tetkik ediyoruz hem de neticelerinde boğulup, yaratma fiilinin ne olduğuna ulaşamıyoruz.
*
Zaman ve mekan meselesi, bize, yaratma fiilinin sırlarından en yakın olanı gibi görünüyor. En dış yüzünden bakmaya alışanlar, çocuğun nasıl olduğunu, doğum süreçlerini filan tetkik ediyor ve anlar gibi oluyorlar. En dış yüzünden bile meseleye bakanların göreceği harikuladelikler mevcut ama oradaki süreçlerin nispeten anlaşılıyor olması, yaratılış sırrını tamamen perdelerin arkasına gizliyor. Oysa zaman meselesi bambaşka…
Zamanın varlığını inkar edemiyoruz ama bir türlü zapt ve izah da edemiyoruz. İşte apaçık sır… Apaçık hakikat olması, inkar edilememesi, hayatın ve varlığın her tarafından tesirinin ve tezahürünün görünmesidir, buna mukabil bir türlü idrak ve izah edilememesi ise sır cihetini işaretlemektedir. Ne muhteşem bir hadise… Her an tesirini ve tecellisini gördüğümüz, bu sebeple de kaskatı bir bedahet halinde karşımızda duran zaman, bir anını bile yakalayamadığımız, bir türlü zapt edemediğimiz, tam anlar gibi olacakken elimizden kayıp gittiğini gördüğümüz bir sır…
*
Zamanı gelmeyen bir şeyin olmaması ile kaderin tecellisinden başka bir hadisenin vuku bulmaması arasındaki temas nedir? Zaman, kaderin tecelli planı mıdır? Zaman, kaderdeki vakıaların illiyet irtibatının haritası mıdır? Hangisi hangisinin içindedir, zaman mı kaderin mevzuudur, kader mi zamanın muhtevasına gömülmüş haldedir?
Sahi “Ebul-vakt” tabirinin muhtevası neydi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir