MİLLET, ULUS DEĞİLDİR

Millet, ulus değildir

Millet kelimesini ulus karşılığında kullanmak mümkün değildir. Atatürkçü Cumhuriyet inkılâplarıyla Moğolca’dan ithal edilen ve İslâmî muhteva taşımayan ulus kavramı millet kavramına son derece zıttır. Her şeyden önce bu iki kavramla kastedilen topluluğun kimliğini belirleyen değerler aynı değil.

Cumhuriyetin dilde tasfiyecilik hareketiyle “millet” karşılığı olarak uydurulan ve İslâmî muhtevası olmayan “ulus” kavramı Batılılaşma yolunda modern milliyetçiliğin karşılığı olarak tercih edilir. Millet kavramına seküler-ulus değerler yüklenir ve milletin târifinden dinî muhteva çıkarılır. “Öz Türk / Hakiki Türk” gibi adlandırmalarla millet kavramına zıt istikâmette seküler “ulus” anlayışı resmîleştirilir.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLET DEMEDEN SÖZE BAŞLAMAYIN

Millet demeden söze başlamayın

Millet, mübarek bir kelimedir. Millet demeden söze başlamayın. Her sohbetinizde, tebliğinizde, yazınızda, şiirinizde mutlaka millet kelimesini zikredin.

Câmide, bayramlaşmalarda, çarşıda ve cemiyet içinde muhakkak ki birkaç kez “biz bir milletiz” deyin, birbirinize millet olduğunuzu hatırlatın. Millet kimliğine soğuk duranı, kavga edeni, küskünleri, gruptan ayrılanları “biz bir milletiz” diyerek gönlünü yapın. Çünkü millet din, yâni şeriat üzere gidilen yol demektir.

MİLLET KAVRAMI TAHRİF EDİLMİŞTİR
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET TASAVVURUNDA “MÜKTESEBATIN TEDVİNİ”

MEDENİYET TASAVVURUNDA “MÜKTESEBATIN TEDVİNİ”

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

Batı, birkaç asırdan beri bilgi üzerinde hakimiyet kurdu. Kendi bilgi telakkisini dünyaya kabul ettirdi. Bilgi üzerinde öyle bir tasarruf sahibi oldu ki, tüm dünya onun hazırladığı tedvin ve tertibi (ISBN, ISSN ve sair) kullanmaya başladı.
Batı, bir taraftan dünyanın ilim ve tefekkür üretimini kendi tedvin ve tertibi içine alarak, ilim ve fikir üretiminin çerçevesini ve ölçülerini oluşturdu diğer taraftan “bilim telakkisi” ile neyin bilim olduğunu, neyin bilim olmadığını tespit etme mevkiine oturdu. Kısacası, bilgi telakkisi batının, bilim telakkisi ve tasnifi batının, bütün bunların tedvin ve tertibi de batının olunca, nasıl tefekkür faaliyetinde bulunacağımız, ilimle nasıl iştigal edeceğimiz ve tüm bunları da nasıl tasnif, tertip ve tedvin edeceğimiz bahsi batının tasarrufuna girdi. Dünyadaki tüm bilim ve düşünce adamları, farkında olmadan batının gönüllü ajanları haline geldi. Böylece oryantalizm batıda müstakil bir faaliyet alanı olmaktan çıktı, dünyadaki her üniversite oryantalizmi kendi coğrafyasında üretmeye başladı, hem de maaşını kendi ülkesinin bütçesinden alarak… Okumaya devam et

Share Button

HANGİ LEZZETİN PEŞİNDESİNİZ

Hangi lezzetin peşindesiniz?

Müptelâ olduğunuz lezzetin ne olduğu kişiliğinizi ele verir. Peşinde olduğunuz lezzetin ulvîliği ve dünyeviliğiyle nasıl bir hayattan zevk aldığınız ve derûnunuzun ne olduğu anlaşılabilir.

Hangi lezzetin peşindesiniz? Dünyevî ve maddî lezzet mi? Mânevî veya dinî lezzet mi? Gönlü maveraya kanatlandıran aşk lezzeti mi?

Fâni lezzetlerin peşindeyseniz mideye, bedene ve konfora hizmet eden lezzetlerle aranız iyi, ebedî lezzetlerin peşindeyseniz ilahî ve bediî aşkı besleyen lezzetlerle başınız hoş demektir.

PEŞİNDE OLDUĞUNUZ LEZZET NE İSE SİZ DE O’SUNUZ
Okumaya devam et

Share Button

CHP, milletten özür dileyip siyasetten çekilmeli

CHP, milletten özür dileyip siyasetten çekilmeli

M. Kemal’in kurduğu Altı Ok Partisi sun’i oksijenle yaşatılmaya çalışılıyor. Doksan yıldır millete hasım olan bu gayr-ı millî siyasî partinin zeval vakti geldi artık.

Millet nezdinde hiçbir itibarı bulunmayan, milletle İslâmca hiçbir kalbî ve fikrî bağı olmayan Atatürkçü Cumhuriyet oligarşisinin, ulusalcıların, Beyaz Türklerin, modernlerin ve laikçilerin partisi CHP’nin iflâh olması mümkün değil.

Türkiye’nin binyıllık İslâmlaşmış sosyolojisi, yakın târih ve asıl hüviyetine kavuşma imkânı bulan millet böyle söylüyor. Yapacakları tek şey var, mazlum ve mazrur milletten özür dileyen bir beyannâme yayınlayıp çekilmek…
Okumaya devam et

Share Button

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Bir zamanlar dostâne yazılarımızla bazı Türkçü kuruluşların Türklük anlayışları Batılı seküler ve Atatürkçü düşüncelerle malûldür, diyerek tenkit ettiğimizde Türk düşmanı ve antiatatürkçü olduğumuz ilân edilmişti… “İsmini not ettik, ileride görüşürüz…” şeklinde sayısız mesaj atıp tehdit mektupları yazmışlardı… Türklük dâvamızı anlamışlar veya işlerine gelmemişti.

Tenkitlerimizin ana fikri hülâsa ifadelerle şöyleydi:
Batılı laik zihniyet kalıplarıyla yapılan Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır. İslâmlaşmış Türklük kimliğimize uymayan eklektik Türkçülük fikrinin millet yapımıza faydası olmaz…
Okumaya devam et

Share Button

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Siyasî ömrü biten CHP millet/devlet istikrarını baltalıyor

Eceli gelen keçi çobanın ekmeğini yer, misali CHP, Türkiye’nin yakın geçmişte yaşadığı koalisyon hükümetler istikrarsızlığından bir nebze de olsa istikrara kavuşacağı ümit edilen başkanlık oylamasını engellemek için her haltı işlemeye başladı.

Son günlerini yaşayan CHP giderayak devlet ve millet istikrarını baltalamaya başladı. Ben sonra tufan diyerek akla gelmedik fitne fesat çıkartıyor.
Vesayet dönemlerinde iktidar kaldığı müddetçe millete kan kusturan, kıtlık yaşatan, dinî hayatı kısıtlayan CHP başkanlık sistemiyle kıyamete kadar iktidar yüzü göremeyeceğini anlamış olmalı ki, sağa sola saldırıyor, kışkırtıcılık yapıyor ve son çırpınışları oynuyor.
Okumaya devam et

Share Button

CHP’nin iflâh olmayacağına dair cürümleri

CHP’nin iflâh olmayacağına dair cürümleri

CHP’nin niçin iflah olmayacağına dair vesikalarla tesbit ve tescil edilen cürüm ve fiiller o kadar çok ki saymakla bitmez. CHP’nin kurucu elit ve siyasetçilerine ait şenaat ihtiva eden sözlü ve fiilî cürümlerden birkaçı:

Câmiler CHP’nin ocağı yapılması
Bazı minarelerin tepesine altı ok arması asılması
Bazı mescid ve dergâhların meyhâneye çevrilmesi
Tek Parti Dönemi’nde satılan câmilerin Kemalist oligarkların içkili balolar düzenlediği Ankara Palas’a harcanması
“Dinî neşriyata taraftar değiliz” Okumaya devam et

Share Button

“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

“FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ” İSİMLİ ESERİN TETKİKİ

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

TAKDİM
Her insanın bir merkezi vardır. İnsana ait o merkezi tanımak “insanı tanımanın yarısı”dır. İnsanın merkezi tanındığında “diğer hususiyetlerinin tamamına dair ön fikir” edinmek mümkündür. “İnsanın merkezi, hayatı kendisiyle anladığı ve yaşadığı unsurdur.” İnsanın sahip olduğu merkezin boyutu insan, hayat ve varlığa dair yaklaşımını ortaya koyacaktır. “İnsanın merkezleri; ben hassası, zeka, akıl, duygu ve imandır.” İnsan kendi haline bırakıldığında, sahip olduğu istidat ve zafiyetlere göre bu merkezlerden birisine bağlı bir zihni evren oluşur. Müslüman şahsiyet inşasında merkez, iman ve imanın idrak maharetiyle teçhiz edilmiş hali olan akl-ı selimdir.
İnsana yapılacak kötülüklerden birisi, merkezini kendi dışına taşımak ve bir başka insanın merkezine kilitlemektir. İnsan başka bir merkeze bağlandığında ona yaptırılamayacak hiçbir şey yoktur. Fethullah Gülen, üyelerini kendi merkezine bağlayarak onları ALLAH ve Resulünün davasından uzaklaştıran ve istismar eden bir haindir. Fıtraten temiz olan insanlar farkında olmadan Fethullah Gülen merkezine bağlanmıştır. Kendi ruhlarına ve oradan Allah’a ulaşacaklarını zannettikleri vasatta Gülen’e ulaştıklarının ve orada kaldıklarının farkına dahi varmamışlardır. Okumaya devam et

Share Button

“VECDİ OLMAYAN MÜSLÜMANIN DÎNİ ZEVKİ YOKTUR”

“VECDİ OLMAYAN MÜSLÜMANIN DÎNİ ZEVKİ YOKTUR”

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Vecd, belli bir kazığa bağlanmazsa adamı tepetakla götürür. Vecdinizi, imana ve şeriata dayandırmazsanız, kontrolsüz bir sarhoşluğun ve coşkunun girdabında akıl ve kalp dengenizi kaybedersiniz.
Bu mânada vecd tehlikelidir. Vecdinizin ayakları dine yahut tasavvufa veya bu mukaddeslerden beslenen bir fikir ve sanat geleneğine basmıyorsa, ulvî ölçüsü olmayan, istikâmeti belirsiz bir divaneliğin girdabında kıvranır durursunuz.
Böyle bir vecd, trajik ve sefil bir hayata mahkûm eder, mesuliyetlerden alıkoyar. İrade ve kemâlin kaidelerine bağlı olmayan vecd hâli, sahibini neye niçin hüzünlendiğini ve sevindiğini bilmeyen bir divâneye dönüştürür. Kaynağı ve ölçüleri dîni duygulara bağlı olmayan, bir mürşide, üstada, dergâha ve irfanî bir yola tâbi olmayan vecd, sahibini kör bir kuyunun sınırları içinde haddini hududunu bilmez hâle sokar, yardan aşağı uçurur. Okumaya devam et

Share Button

MODERN KAPİTALİZMİN “İHTİYAÇ TUZAĞI”

Modern kapitalizmin “İhtiyaç tuzağı”

Etrafımız tuzaklarla dolu. Neonlu tabelalar ve aldatıcı ışıklarla donatılmış caddelere çıktığınızda nefsinize hâkim olun. Her adımda “İhtiyaç tuzağına” düşebilirsiniz.

Modern kapitalizme göre ihtiyacın eni boyu belli değil, sınırı yok. Felsefesi ihtiyaç üretmek ve sloganı “çok tüketin” olan bu ideolojiye göre problem ve gaye insanın zaruri ihtiyacını doyurmak değil, sınırsız ihtiyaçları olduğunu hatırlatmak ve doyum vasıtalarını çoğaltmaktır. İnsanın ne olacağı önemli değil, önemli olan sonsuz ihtiyaçlarıdır. Çünkü tüketme fiili mutluluğun kaynağıdır. Bu düşünce İslâm’a aykırı olduğu gibi, aynı zamanda insanlığa bir zulüm şeklidir.

DÜŞMAN BİR REKLÂM: SINIRSIZ İHTİYAÇ
Okumaya devam et

Share Button

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

İstanbul Beşiktaş’taki 44 şehidin ardından Kayseri’den gelen 14 şehidimizin haberi yürekleri dağladı.
Gün, vatan ve şehitler günüdür. Din ü devlet mülk ü millet için kıyama duralım!
Ey Türk Ülkesi’nin sahipleri! Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor.
Ey Türk askeri! Ey Türk polisi! Vakit kışlalarda kışlamanın vakti değil.
Şehitlerin kanı yüzümüe değiyor, canımız acıyor, şühedanın ruhu yüreğimizi sızlatıyor.
BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?
Bu gelen şehitler kimlerdir? Bilir mi Vatan-ı İslâmiyye şuurundan mahrum zümreler? Bu ülkenin kremasını yiyen mütegallibe beyaz zümrelerin, liberal-laikçi seçkinlerin, nemelâzımcıların, lüpçü ve eyyamcıların umurlarında mıdır niçin şehit oldukları?
Vurun askerler vurun PKK’lıları! Gün vatan ve şehitler günüdür. Şüheda adına vurun Allah aşkına! Tekbir eşliğinde bütün savletinizle vurun PKK kâfirine! Vurun ki bitsin bu belâ.
Peygamber ocağı olan Türk ordusunun varlığı bombalanıyor. ABDHDPKK denen kahpe câniler fütursuzca saldırıyor. Okumaya devam et

Share Button

İŞGALİN KARARGAHI ÜNİVERSİTELER

İŞGALİN KARARGAHI, ÜNİVERSİTELER

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Türkiye’de maalesef bilim tahsili kalmadı, bu sebeple bilim de kalmadı. Üniversiteler, “meslek yüksek okulu” haline geldi, sadece meslek edinmek için gidilen resmi kuruluşlardan ibaret bir hal aldı. Meslek edinmek de bir tedrisat meselesidir muhakkak ama tedrisatı bu meseleye mahkum hale getirmek, ilmi idam etmektir.
Her ne kadar üniversitelerden mezun olduktan sonra akademik süreçlere devam etmek gibi “bilim tahsili” olduğu zannedilse de, üniversiteyi meslek edinmek için okuyanlar, akademisyenliği de bir “meslek” olarak görmektedir. Üniversite de buna uygun davranmak için elinden geleni yapmakta, bilim tahsili ve sonunda bilim üretimi gerçekleşmemektedir.
Üniversiteler, batının bilimini bu ülkeye taşıyan posta kuruluşlarıdır, akademisyenler de postacı kimliğine bürünmüş, bunu kanıksamıştır. “İlim” zaten yok, batı bilimi de hakkıyla tahsil edilememekte ve üretilememektedir. Ülkede bir tane bilim kuruluşu yoktur. Okumaya devam et

Share Button

Hâkimiyet-i Milliye’yi haiz bir Cumhuriyete sahip değiliz

Hâkimiyet-i Milliye’yi haiz bir Cumhuriyete sahip değiliz
1923’de ilân ettirilen Cumhuriyetin millî hâkimiyeti muhtevi olmadığını, Tek Şef M. Kemal ve kadrosunun Batıcı-laik ve pozitivist anlayışından mülhem altı ok ilkeleri üstüne tertip edilen Kemalist bir Cumhuriyet olduğunu defalarca yazdığımızda bazı zümreler bühtan ettiğimize kanaat ediyorlar.

KEMALİST İLKELERLE KURULAN CUMHURİYET MİLLÎ HÂKİMİYETİ TAŞIMIYOR

Öyle ki1923 Cumhuriyetinin başlangıcından bu yana millî hâkimiyeti muhtevî olmadığını devrin paşaları da dile getiriyor. 29 Ekim 1923 tarihinde TBMM’de Cumhuriyetin ilânı karar altına alınırken Millî Mücadele’nin öncü paşalarından Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele Meclis’te yoktu.
Okumaya devam et

Share Button

MÜSLÜMAN DOĞULU MUSUNUZ, BATILI MI?

MÜSLÜMAN DOĞULU MUSUNUZ, BATILI MI?

(Terkip ve İnşa dergisi 19. sayı)

Doğu ve Batı’nın defter-i âmaline bakarak “Işık Doğu’dan gelir” diyor âmâ üstad Cemil Meriç, Batı’dan değil. Allah’ın vahyine muhatap ışığın ve hikmetin Müslüman Doğu’dan geldiğini söylüyor. Bütün peygamberler Doğu’dan gelmiştir. Güneşin Doğu’dan doğduğu hakikati kadar, insanlığı fikren ve ruhen aydınlatan ışığın Doğu’dan geldiği de bir hakikattir.
İslâm medeniyeti yekpâre bir bütündür ona göre. Hicret’ten bu yana çeşitli ikbâl ve idbâr devirleri yaşamış, fakat aslî cevherini büyük bir titizlikle korumuştur. Bu medeniyetin dayandığı mukaddes kitaplar, milyonlarca insanın yoluna ışık serpmiş ve serpmektedir. İslâm’ın ‘Muhit ül Maarif’i Kur’ân-ı Kerim ile Hadis-i Şeriflerdir.
Okumaya devam et

Share Button

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

(Türkiye’de bugün her taraftan hain ve bölücü fışkırıyor. Bu ülkenin selâmeti ve geleceği için atılan her adıma köstek olanlar yine sahnede. Siyasetten, ekonomiye, edebiyattan sanata Türkiye’nin zararına olan her faaliyetin ardında Almanya’ya, Fransa’ya sığınmış ve dış düşmana ajanlık eden Batı’nın oğullarından bir hain çıkıyor. Yüzelli yıldır bu ülkeyi Batı’ya şikâyet eden bu taifenin bugün de faaliyet içinde olduğunu hemen her gün duyuyoruz. Bu taife ve tiplerin zihniyetlerini iyi tanımak gerek… Bunlar Batı’nın oğullarıdır. Batının oğulları yalnızca PKK-FETÖ kisvesinde değildir. Mesela CHP ve benzeri Cumhuriyetçi enteller olabilir. Edebiyat, sanat ve siyaset sahasında ve üniversitelerde çok… Bunların zihniyetini daha önce de ifade ettiğimiz yazılarla bir daha duyurmayı millî vazife addediyoruz)

BATI’NIN OĞULLARININ İLK ZAFERİ TANZİMAT, İKİNCİSİ CUMHURİYETTİR
Okumaya devam et

Share Button

ERKEK VE KADIN FİKRİYATININ ÖLÜMÜ

ERKEK VE KADIN FİKRİYATININ ÖLÜMÜ

(Terkip ve İnşa dergisi 19. sayı)

Erkek ve kadın bahisleri anlaşılmadan, ne insan meselesi, ne aile meselesi, ne cemiyet meselesi anlaşılır. Bunlar vuzuha kavuşmadan, insani meselelerin hiçbirinde sıhhatli bir fikriyat üretmek kabil değildir.
Mevzuu, Haki Beyin “Müslüman şahsiyetin yeniden inşası” isimli eseri üzerinden tetkik etmek istiyoruz, böylece hem bir fikriyatın üretimine katkıda bulunmak hem de savruk ve dağınık bir tefekkür faaliyeti yerine bir çerçeve (fikriyat) içinde kalmak mümkün olur. Mezkur eserin “Erkek-kadın eşitliği problemi” başlığı altında meseleyi tetkik eden Haki Bey, mevzua şu cümleyle giriyor;
“Kadın-erkek eşitliği düşüncesi, cinsiyeti ortadan kaldırır. Cinsiyetin ortadan kalkması, erkekliğin ve kadınlığın yok olması, daha vahimi ise insanlığın tükenmesidir.”
Mesele tabii ki hukukla ilgili değildir, hukukun karşısında eşit olmak zaruridir. Erkek ile kadın bahsine dair söylenen her sözün hukukla ilişkilendirilmesi veya sadece hukuki cihetle değerlendirilmesi, başka bir tefekkür sahası olmadığı manasına gelir ki vahimdir. Okumaya devam et

Share Button

Atatürkçü değilim, itirazı olan var mı?

Atatürkçü değilim, itirazı olan var mı?

Televizyonlarda Anıtkabir ve 1o Kasım komedileri gırla gidiyor yine. ‘M. Kemal şöyle kaçar, şöyle uçardı efsaneleri iki gündür ülke gündeminin neredeyse ilk maddesi oldu. Bu çok ayıp ve ilkel toplumlara ait bir davranış. Televizyonda bol bol Atatürkçülük üstüne yalanlar söylüyorlar iri iri akademisyenler. Gerçi bu taife resmî ideolojinin tarihçileridir ki, yakın tarih üstüne yazdıkları kitap ve söylediklerinin çoğu yalan ve uyarlamalı… bilgilerle dolu.

Ben Atatürkçü değilim, itirazı olan var mı? Niye Atatürkçü olayım? Kendimi Atatürkçü hissedecek kadar sığ ve dogmatik kafalı görmüyorum. Atatürkçü olmak millet kimliğimi ifade etmeye yetmiyor?

“Atatürkçüyüm” demek, peşinen bir ideolojiyi dayatmak mânasına geliyor? “Çü, cü, çülük” gibi ekler bir ismin etrafında kalıplaştırma ve aidiyet hissettirme mecburiyetine dönüşüyorsa bunun içinden Türk milletine mensubiyet çıkabilir mi?
Okumaya devam et

Share Button

Sürekli aldatan Fransız zihniyetli lâ-dinî Cumhuriyet Gazetesi

Sürekli aldatan Fransız zihniyetli lâ-dinî Cumhuriyet Gazetesi

Cumhuriyet Gazetesi, doksan yıldır devam eden şenaat yayıcılığı ve millete karşı işlediği bir yığın sabıkası vardır. Şimdilerde HDPKK yanlısı tavrından dolayı operasyona tâbi tutulup hainâne yazılar yazan yazarlarının ve idarecilerinin tutuklanmasının ardından bazı ulusalcı ve sözüm ona “özgürlükçü” geçinen çevreler “ah ü vah” ederek, Cumhuriyet Gazetesinin “mazlum” gösterip ağıt yakmadıkları kaldı.

Yakına zamandaki şenî bir sabıkasını hatırlayın. Fransız dergisi Charlie Hebdo’nun özel sayısından 4 sayfalık bir seçkiye gazetesinde yer vererek, Kainatın Fahrı Peygamber Efendimiz s.a.v.’e hakaret eden karikatürleri yayınlayan, içinde yaşadığı Müslüman millete Fransız gibi bakan lâ-dinî Kemalizm’in Pravda’sı ve İslâm düşmanı Cumhuriyet Gazetesi’nin cemaziyelevvelini anlatmak millî bir vazifedir.
Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet, Allahüekber’in “Tanrı Uludur” Diye Okunmasıdır

Cumhuriyet, Allahüekber’in “Tanrı Uludur” Diye Okunmasıdır

Cumhuriyet, balo, opera, İslâmsız Halkevleri, hukukun olmadığı İstiklâl Mahkemeleri, fötr şapka, Türkçe ezan, pozitivist laiklikçilik demektir. İslâm’la varlığını bulup üç kıtada medeniyet dili olan Türkçe’den otuz binden fazla kelimenin tasfiyesi, milletin dinî yaşayış ve değerlerinin “irtica” olarak ilân edilmesi, Kur’ân-ı Kerîm’in yasaklanması ve Allahüekber’in “Tanrı uludur” olarak okunması demektir.

Ayşe, Fatma, Muhammed ve Bekir gibi Hz. Peygamber’in yolunda isimlerin “Osmanlı ve Arap” sayılarak yasaklanması ve yerine Umay, Gökbörü, Asena, Tankut, Tonguç, Bozkurt gibi isimlerin tepeden inme kabul ettirilmesidir.
Okumaya devam et

Share Button