Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

Medeniyetsiz Suudlardan hamiyetsiz Kâbe imamı çıkar

İslâm âleminin kıblesi Kâbe’nin imamı ve Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Abdurrahman es-Sudeysi’nin gazetelerde yer alan yüzkarası beyanatı şuurlu her Müslümanın şerefine dokunmuştur.
Zerre kadar Müslümanca duruş şuuru olsaydı, sulbünü taşıdığı Arab sahabelerine çekmiş bir damla seciyesi olsaydı, İslâmların şeref ve haysiyetine zül getiren utanç verici şu sözleri söyler miydi?

“Bugün Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar. Suudi Arabistan ve Amerika dünyanın güvenliği ve istikrarın merkezi olmasında öncülük ediyorlar…”
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET BEYANNAMESİ

MEDENİYET BEYANNAMESİ

(Medeniyet Akademisinin, “Ümmete Hitabe” mahiyetinde Medeniyet Beyannamesidir, Karargah Anadolu dergisinin 2. sayısında ek olarak verilmiştir)

BİRİNCİ KISIM-HAL MUHASEBESİ

1-Kadim müktesebat ile irtibatımız koptu, külliyat çapında eser veren âlim ve mütefekkirler yetişmez oldu.
2-İslâm ile Müslüman arasındaki irtibat ve münasebet kesildi, bu münasebeti kuran tedrisat anlayışı ve müesseseleri çöktü.
3-Tedrisat müesseselerimizin yıkılması ve mevcutlarının zehirlenmesi, İslâm’a iman eden ama Müslüman şahsiyeti kuşanamayan insanlar doğurdu.
4-Önce bilgi vatanımız yok edildi, sonra insanımızın şahsiyeti, nihayet coğrafi vatanımız…
5-Bilgi vatanımız kaç parçaya bölündüyse, coğrafi vatanımız o kadar parçalandı, bilgi vatanımız parçalanmaya devam ediyor, coğrafi vatanımızın sınırları da yeniden çizilmeye çalışılıyor.
6-Tüm bunlar, batının bilgi ve zihin işgâlinin neticeleridir.
7-İlk kaybettiğimiz tefekkürdü, ilk bulmamız gereken de tefekkürdür.
8-Tefekkürü kaybettiğimiz için her şeyi kaybettik, tefekkürü bulduğumuzda her şeyi tekrar buluruz.
9-Ezbere ve tekrara mahkûm olduk, idrâk edemediğimiz için yeni bilgi üretemedik, kendimizi batının bilgi ve zihin işgâline hazırladık.
10-Tefekkürde ucuzluk, batının bilgi işgâlini kendi elimizle devam ettirdiğimiz anlamına geliyor.
11-İslâm ile insan arasındaki münasebet yolları tıkandı, batı başta olmak üzere gayrimüslimler İslâm’ın insanlara ulaşmasını mümkün kılacak yol ve müesseseleri tuzakladı ve zehirledi.
12-İslâm’ın temsilindeki çok başlılık, İslâm’ın idrâk ve izahındaki zafiyet, İslâm’ın bilgi evreninin ihyâ ve inşâsındaki kifayetsizlik, batılı gizli servislerin İslâm adına konuşan örgütler kurmasına fırsat verdi.
13-Tam bir keşmekeş içindeyiz.
14-Keşmekeş (kaos) sadece sahada değil, esasen idrâk ve tefekkürdedir.
15-Sadece sahadaki keşmekeşi görmek, idrâk ve tefekkürdeki kaosun farkına varmamaktır.
16-Keşmekeşi sahada bitirme niyeti, büyük katliamlara kadar uzanan biteviye çatışmaların kaynağıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği

Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği

Ey azizan!

Bu havadisi size duyurmazsam rahat edemem. Hatırlarsanız, T. Yazarlar Birliği Şehr-i Maraş Şubesi, mânevî adıyla Fikir ve Gönül Dükkânı dostlarımın arasında Somalili Mahmut nam, asıl adıyla Muhammet Mahmut Şıh Ali diye güzel bir dost vardı.

“Nerelisin” diye sorduklarında vecd ve imanla “Anadolu’nun Somali kasabasındanım…” diyen, Cenab-ı Hakk’ın, simsiyah teninden nur yaydığı, aydınlık saçtığı güzel Mahmut’tan bahsettiğimi anlamanız lâzım.
Okumaya devam et

Share Button

SURİYE MESELESİNİ YAKIN TARİHTE ARAMAK

Suriye meselesini yakın tarihte aramak

Birinci Harpten sonra, Batılı devletlerin topyekûn saldırısı karşısında Osmanlı’nın çekilmek mecburiyetinde kaldığı ve bugün Suriye olarak adlandırılan topraklar Osmanlı döneminde Lübnan’a kadar olan bölgeyi de içine alan Bilad-ı Şam ismiyle bilinirdi.

Suriye, Osmanlı fethinin başladığı 1516 yılından itibaren farklı idari statülerde Osmanlı Devleti’nin tasarrufu altındaydı. Bugünkü Suriye’de yaşanan katliamları ve iç savaşı açıklamak için bu bölgenin yakın tarihine uzanmak gerek. Her mezhep ve kavimden toplumların ümmet zemininde yaşadığı o huzurlu zamanların nasıl ve kimler tarafından yok edildiğini anlamaya çalışmak, Suriye meselesiyle uğraşanların müracaat edeceği bir kaynaktır. Dolayısıyla derin bir yara hâline gelen Suriye meselesinin köklerini tarihte aramak lâzım.
Okumaya devam et

Share Button

SURİYE TÜRKMENLERİ, ONLAR DA KİM?

Suriye Türkmenleri, onlar da kim?!

Bayırbucak Türkmenleri kimdir? Bayırbucak nereye düşer? Ne yer ne içerler? Bayırbucak Türkmenleri varlık yokluk mücadelesi veriyorlar.

Müslüman Türklüğünü kaybetmiş Türkiye’deki Beyaz Türklerin, ümmet ve millet anlayışları yerli olmayan bir kısım ithal ve vurdumduymaz sözüm ona İslâmcı çevrelerin umurunda bile değil.

Selçuklu Türkleri Suriye’de10. asrın ortasından itibaren fütuhata başlamış, 11. Asır boyunca göçebe olan Türkmenlerden bir hayli nüfusu iskan etmiştir. Tolunoğulları ile başlayan Müslüman Türklerin göçü 11. asır boyunca Selçukluların sayesinde artarak iskân bölgeleri genişliyor.
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM CEZA HUKUKU VE BEŞERİ HUKUK -16-

İslam Ceza Hukukunun Tecavüze Uğrayan Hakkındaki Hükmü

İslam Ceza Hukukunda tecavüze uğrayanın canına, malına veya haklarından herhangi birisine tecavüz edilen kişidir. İslam hukukunda tecavüze uğrayan kişiye de mecniyyunaleyh adı verilir. İslâm hukuku tecavüze uğrayan kişinin idrak ve ihtiyar sahibi olmasını –suçluda aradığı gibi- şart koşmaz. Çünkü suçlu cezaî mesuliyete haizdir ve bundan dolayı muaheze olunur. Hem mesuliyet kanun koyucusunun buyruklarına isyan fiiline tereddüb etmektedir. Kanun koyucunun buyruklarına ise ancak idrak ve ihtiyar sahibi olan kimse muhattab olur. Tecavüze uğrayan kişi ise mesul değildir. O tecavüze uğramıştır ve uğradığı tecavüz dolayısıyla tecavüz edene karşı (suçlu) bir hak elde etmiştir. Hak sahibinin idrak ve ihtiyar sahibi olması şartı yoktur. Onun sadece hakkı elde etmeye ehliyetli olması şartı vardır.

Okumaya devam et

Share Button

Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA
Tayyip Erdoğan paralel ihanet örgütüne her istediğini verdi, onlar sinsice Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Tayyip Erdoğan seksen yıllık Kemalist rejimin zulümle ürettiği ve büyüttüğü Kürt meselesini, “siyasi hayatıma mal olsa da çözeceğim” dedi, cumhuriyet tarihinde Kürtlere en fazla hakkı verdi, HDP ve PKK ihanet örgütü Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Erdoğan, tüm dünyanın İran’a karşı cephe aldığı dönemde İran’ı destekledi, İran ve Şiiler Erdoğan’ın kuyusunu kazdı.
Bu misaller, kamuoyunun gözünün önünde cereyan etti, kapalı kapılar arkasında değil. Paralel ihanet örgütü, bu ülkede herkes gibi Kemalistlerden zulüm gördü, Erdoğan geldi onların zulmünden kurtardı, onlar sinsi ihanet planlarıyla darbeye kalkıştılar. Kemalistler seksen yıldır Kürtlere, çarşıda bile Kürtçe konuşturmadı, Erdoğan geldi Kürtçe televizyon bile kuruldu, Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden HDP ve PKK ihanet örgütleri, sinsi planlarla silah depoladılar. Okumaya devam et

Share Button

Cihad Meydanının Pehlivanı Kim?

Efendimiz (sav) buyurdu;

“Allah (cc), sizden birinizin yaptığı işi, en iyi şekilde yapmasından hoşnut olur.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275 ve Beyhakî, Şu’abü’l-Îman, 4/3349)

Kurtuluşumuz bu hadiste. Yaptığımız işleri en iyi şekilde yapmak iyi bir niyetle mümkündür. Kalbi hastalıklı olan bir vücudun sıhhati düşünülemez. Komuta merkezinin emniyetini sağlayamazsak cephede verdiğimiz mücadelenin bize getirisi yorgunluk ve pişmanlık olur.

Cihad etmek gibi bir düşüncemiz varsa bu işe kendimizden başlamalıyız. Bu mücadele “benden bize” doğru halka halka yayılmalı ve şanlı tarihimizde olduğu gibi yine dünyaya adalet ve refah sunan bir medeniyetin varlığı ile sonuçlanmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

DÜNYA DEVLETİ-7-İSTİHBARAT TEKİLATI-6-Türkiye’nin istihbarat kaynakları

İsrail istihbarat servisi MOSSAD, dünyadaki tüm Yahudileri ihtiyaç duyduğu anda “ajan” olarak kullanabilmektedir. Gönüllü ajan istihdamı en fazla olan istihbarat teşkilatı bugün için MOSSAD’dır. Fakat Yahudilerin dünyadaki nüfus toplamları az olduğu için Yahudi ajan imkanı sınırlıdır. İsrail ve MOSSAD, Yahudi kavminin sayısal azlığını aşmanın yolu olarak, “Mason kuruluşlar” gibi yan kuruluşlar fikrini üretmiştir. Mason örgütleri doğrudan İsrail istihbarat servisine çalışan ve yerel halktan oluşan “gönüllü istihbarat ajanları”dır. Masonik örgütlenmelerle gönüllü ajan sayısı aşırı derecede artırılan MOSSAD, yine de doğal sınırlara sahiptir. Okumaya devam et

Share Button

SURİYELİLER VE ERDOĞAN’IN YİĞİTLİĞİ

SURİYELİLER VE ERDOĞAN’IN YİĞİTLİĞİ

Suriyeli misafirlerin sayısı çoktan bir milyonu aştı, hem de epeyce aştı. Ülkeye ciddi bir maliyeti var, son zamanlarda görüldüğü üzere asayiş meselesi haline de geldi. Sebebi Suriyeliler veya yerliler ama neticede ciddi meseleler yaşanmaya başlandı. Üzerinde durmaya çalıştığımız nokta, Suriyelilerle ilgili gelişen asayiş meselelerinin haklı veya haksızını aramak değil, başka bir meseleyi anlatmak niyetindeyiz.

İçeride bu tür gelişmeler yaşanırken, İran, Esed, Hizbullah şeytan üçlüsü ile Mısır’ın darbe yönetimi, İsrail, Avrupa, ABD gibi Türkiye’nin yeni halinden memnun olmayan birçok güç merkezi, Suriye iç savaşını uzatıyor, bitmesini istemiyor, özellikle de İsrail, Avrupa, ABD şeytan üçlüsü ise, iç savaşın dengede kalması ve devam etmesi için hangi taraf zayıflarsa ona yardım ediyor ve dengeyi yeniden kuruyor. Böylece Suriye’nin Türkiye’ye her alandaki maliyetini artırıyor, böylece Türkiye hükümetinin içeride zor duruma düşmesini, neticede de iktidarı kaybetmesini, bu olmazsa eğer Türkiye’nin Suriyelileri sınır dışı etmesini, böylece bölgede “hami” rolünü üstlenme imkanını kaybetmesini istiyor.
Okumaya devam et

Share Button

NAKİBU’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ-

NAKİBÜ’L EŞRAF-HARİCİYE NAİPLİĞİ

Nikabet Teşkilatı, İslam Ülkelerinin tamamında teşkilatlanabilir, Nakibü’l Eşrafın bu istikametteki iradesi hiçbir murakabeye tabi değildir. Teşkilatın, İslam ülkelerindeki hükümetlerin tavır ve davranışlarıyla alakalı olmak üzere, istediği büyüklükte ve çeşitlilikte şube açması mümkündür.

Nikabet Teşkilatının yurtdışı teşkilatlanmaları, en az iki niyabet üzerine bina edilir; hariciye niyabeti ve meşayıh niyabeti… Tüm hariciye teşkilatı, hariciye niyabeti tarafından idare edilir.

İttihad-ı İslam’ın siyasi veçhesinden Başyüce mesuldür, Başyüce’nin hariciyedeki vazife listesinin birinci sırasında İttihad-ı İslam vardır. Ümmetin vahdeti ise Nakibü’l Eşrafın mesuliyet listesindedir.
Okumaya devam et

Share Button

NİKABET TEŞKİLATININ MEVKİİ

NİKABET TEŞKİLATININ MEVKİİ

Nikabet Teşkilatı devlet cihazının içine girmez fakat onu, üç yüz altmış derecede mevcut olan tüm zaviyelerden tarassut altında tutar. Devlet ve cemiyetin tüm teşkilatlarındaki günlük işler ve ihtilaflara güneş kadar uzaktır lakin devlet cihazının her vahidi ve cemiyet kadrosunun her ferdi, yaşayabilmek için güneş ışığına ne kadar muhtaçsa o kadar yakındır. Gölgeye kaçmayanlar için her insana aynı miktar ve seviyede ulaşır.

Nakibü’l Eşraf, devlet teşrifat (protokol) listesinde yoktur, zira o, teşrifatın üzerindedir. Teşrifat listesine alındığında, hangi sıraya konulursa konulsun, asaletine denk düşmez, o, teşrifat ve devlet üstüdür.

Nakibü’l Eşrafın makamı, devlet teşkilat yekunundan müstakildir, hiçbir siyasi teamül ile kayıtlı değildir.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-6-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-5- Kültürel hareket başlatmak

Bir ülkede fikir hareketi başlatmak, yapılabilecek en derin, en etkili, en zor iştir. Kendi ülkenizdeki fikir hareketlerinin tabii seyri içinde başka ülkelere ulaşması, yayılması ayrı olmak üzere, bir ülkede, o ülkeye has ve size uygun bir fikir hareketi başlatmak, gerçek anlamıyla o ülkeyi etkilemektir ve dünyayı etkileme maharetinin pilot uygulamasıdır. Bu anlamda bir ülkede fikir hareketi başlatmak, uzun vadeli planlardandır.

Bir ülkede kültür hareketi oluşturmak ise fikir hareketi oluşturmaktan nispeten daha kolaydır. Fikir hareketi az insanla başlatılabildiği için daha kolay görünür, kültür hareketi ise o ülkenin tüm halkını veya halkın ciddi bir kısmını etkilemek anlamına geleceği için daha zor sanılır. Oysa fikir hareketi başlatmak ve halka maletmek, derinlik isteyen ve nesiller boyunca sürecek bir iş olduğu için daha zordur, buna karşılık kültür hareketi oluşturmak tek nesil üzerindeki operasyonlarla mümkündür.
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-SALAHİYET VE VAZİFE-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-SALAHİYET VE VAZİFE

Başyücelik Akademyası, Üstadın ifade ettiği gibi ülkenin kültür erkan-ı harbiyesidir. Ülkedeki tüm ilim, fikir ve sanat adamlarının teşkilatıdır, ülkedeki tüm ilim, fikir ve sanat üretimlerinin havuzudur, ülkedeki tüm ilmi hamle ve keşiflerin, fikri cehd ve çabaların, sanat tertip ve imalinin teşvikçisidir.
Ana vazifesi, İslam medeniyetini inşa ve temsil etmektir. Bunun için ihtiyaç duyduğu her hamle ve hareketi gerçekleştirebilmenin fiziki, fiili, fikri imkanlarına sahiptir, milletin her ferdi, devlet cihazının her şubesi bu faaliyetler için seferberdir. Akademyanın ve azalarının, nihai maksada matuf her kıpırdanışı, büyük bir heyecan ve kıymetle karşılanır, lüzumlu her türlü imkan önlerine serilir.

***
Akademya, İslam medeniyet inşası için, cemiyetin ve devletin ihtiyaç duyduğu “medeniyet müesseseleri” fikrini imal etmek, müessesenin tertip ve teşkiline refakat etmek, tatbikattaki neticelerini tahlil ve lüzumu halinde tashih etmekle mükelleftir.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

Paralelcilerin aklının başına gelmesi için mahşeri beklememiz gerektiğini anladık. Fethullah Gülen, adına mübahele veya muhavele dediği bir tuzak kurdu, mensupları da, tüm Müslümanları da bu tuzağa çekmek için uğraşıyor. Müslümanları o tuzağa çekme görevini en son Ali Ünal üstlenmiş, 17.08.2014 tarihli, “Hala ‘amin’ bekleyen mübahele veya muhavele” başlıklı yazısında, “amin” dememiz için bizi tahrik ediyor ve meydan okuyor. Ahmak…

Fethullah Gülen’in bedduası (onların diliyle mübahele veya muhavelesi) dikkatle tetkik edilmediği için gözden kaçan bazı özellikler var, tuzak da zaten bu özelliklerde gizli. Başhain öyle bir tuzak kurmuş ki, o tuzağa “amin” diyen her Müslüman mahvolur, ihanet örgütünden olsun veya olmasın…
Okumaya devam et

Share Button

MÜSLÜMAN DEVLETLERİN GAZZE İLE İMTİHANI

Müslüman Devletlerin Gazze’yle İmtihanı
İdeolojik ve varoluştan kaatil İsrail’in Gazze üzerine tonlarca bomba yağdırdığını İslâm devletleri birlik içinde olmadığı için içimiz kan ağlayarak naklen seyrettik.

Bu vahşi saldırıları yapan İsrail’in insan olduklarına dair hiçbir işaret yok.
Vicdansız, acımasız İsrail vahşeti karşısında İslâm devletlerinden ciddî bir hamle görememek, Gazze’nin kan gölüne dönmesi kadar vahim!

Gazze, ümmetin imtihanıydı… Gazze’ye reva görülen bu vahşet karşısında ümmet imtihanını veremedi, sınıfta kaldı. Sınıfta kalmasından mâna, haysiyetini kaybetti ve İsrail karşısında zillete düştü. Gazze’deki katliama sesini yükselten Türkiye’den başka bir ülke de yok. İslâm dünyasının Gazze katliamı karşısındaki tavrı kahredici ve yüz kızartıcıdır.
Okumaya devam et

Share Button

KAATİL İSRAİL’İN MÜSLÜMAN İŞBİRLİKÇİLERİ

Kaatil İsrail’in Müslüman İşbirlikçileri
Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor? Suali İslâmların izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Kaatil İsrail, Gazze’de katliamlara devam ederken, ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Koca İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğini cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları İsrail’in destekçisidir.

İsrail yandaşı olan Mısır’daki darbeci yönetim, Mısır-Gazze arasındaki tünelleri ve Refah kapısını kapatarak Gazze’de akan kandan mesuldür.
Okumaya devam et

Share Button

NİYE SEVDİK UZUN ADAMI?

NİYE SEVDİK UZUN ADAMI?

Niye sevdik bu adamı? Tanışıyor muyuz, hususi bir münasebetimiz mi var, yoksa bir menfaatimiz mi var? Hayır. Akparti üyesi bile değiliz, hükümetle herhangi bir ihale pazarlığımız yok, hiçbir menfaat bağımız (hamdolsun) bulunmuyor. Kendi maişetimizi kazanıyoruz, makarna ve kömür ihtiyacımız da olmuyor çok şükür. Öyleyse niye sevdik?

İşin sırrı bu soruda… Bu ülkede, menfaati olmayanların Erdoğan’ı sevmeyeceğini düşünenler, menfaatlerinden başka hiçbir şeyi sevmeyenlerdir. Menfaati olmayan birine selam bile vermeyenler, herkesi kendileri gibi gördükleri için, Erdoğan sevgisini muhakkak bir menfaat ile açıklamak hafifmeşrepliğine yakalandılar.
Okumaya devam et

Share Button

SİYASET AHLAK VE CEMAATLAR

SİYASET AHLAK VE CEMAATLAR
(ANADOLU BULUŞMALARI – 9 / 12–17 Ağustos 2014 Kuzuluk)
PROGRAM:

12 AĞUSTOS 2014 Salı
21.00–23.00 – Açılış, Sinevizyon ve Selamlama Konuşmaları/ Celal Eyinç
Açılış Konuşması: Siyaset Ahlak ve Biz / Turgay Aldemir

13 AĞUSTOS 2014 Çarşamba
Sabah Panel (10.00–11.15) DİN-DEVLET-SİVİL TOPLUM VE CEMAATLER

Moderatör: Halime Kökçe

Sunumlar:
STKlar-Siyaset İlişkisi: Yılmaz Ensaroğlu

Din-Devlet İlişkisi Çerçevesinde İslami Yapıların Devletle ilişkisi: Prof.Dr. Hasan Ayık

Devlet Yapılanmasında Bürokratik Oligarşi: Av Cüneyt Toraman

Öğlen Panel (11.30–13.00) İSLAM DÜŞÜNCE GELENEĞİ VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI

Moderatör: Necla Koytak

Sunumlar:
Şia ve Yeni Yüzleri: Av. Haki Demir

Sufilik Ve Yeni Yüzleri: Prof. Dr. Ekrem Demirli

Ehli Sünnet Ve Yeni Yüzleri: Prof. Dr. Selahattin Polat
Okumaya devam et

Share Button