MÜSLÜMAN DEVLETLERİN GAZZE İLE İMTİHANI

Müslüman Devletlerin Gazze’yle İmtihanı
İdeolojik ve varoluştan kaatil İsrail’in Gazze üzerine tonlarca bomba yağdırdığını İslâm devletleri birlik içinde olmadığı için içimiz kan ağlayarak naklen seyrettik.

Bu vahşi saldırıları yapan İsrail’in insan olduklarına dair hiçbir işaret yok.
Vicdansız, acımasız İsrail vahşeti karşısında İslâm devletlerinden ciddî bir hamle görememek, Gazze’nin kan gölüne dönmesi kadar vahim!

Gazze, ümmetin imtihanıydı… Gazze’ye reva görülen bu vahşet karşısında ümmet imtihanını veremedi, sınıfta kaldı. Sınıfta kalmasından mâna, haysiyetini kaybetti ve İsrail karşısında zillete düştü. Gazze’deki katliama sesini yükselten Türkiye’den başka bir ülke de yok. İslâm dünyasının Gazze katliamı karşısındaki tavrı kahredici ve yüz kızartıcıdır.
Okumaya devam et

Share Button

KAATİL İSRAİL’İN MÜSLÜMAN İŞBİRLİKÇİLERİ

Kaatil İsrail’in Müslüman İşbirlikçileri
Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor? Suali İslâmların izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Kaatil İsrail, Gazze’de katliamlara devam ederken, ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Koca İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğini cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları İsrail’in destekçisidir.

İsrail yandaşı olan Mısır’daki darbeci yönetim, Mısır-Gazze arasındaki tünelleri ve Refah kapısını kapatarak Gazze’de akan kandan mesuldür.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

Ahlak meselesinin sadece “ahlak” başlığı altında tetkik edilmesi, bugünün dil ve ıstılah kaosunda meseleyi anlamayı imkansız kılıyor. Ateist birisi de çıkıyor ve ahlaktan bahsediyor, oysa onun bahsettiği ölçüler bizim (Müslümanlar) için tam bir ahlaksızlık ifadesi. Diğer taraftan kelimeler ve mefhumlar, zaman içinde mana erozyonuna uğruyor ve merkezinden ve kaynağından kopuyor, günün kültürel değerler sistemi içinde başka manalar ifade etmeye başlıyor. İslam irfanının “ıstılah haritasının” unutulduğu ve ona ulaşmanın da imkansıza yakın bir zorluk arzettiği bugün, mefhumları tetkik ederken, ana kaynağına ve ölçüsüne irtibatlayacak tavsifler elzem hale geldi. Istılah haritamızın yerli yerinde olduğu, cemiyetin olmasa bile münevver camianın anlayış çerçevesinde bulunduğu zamanlarda “ahlak” dendiğinde ne kastediliyorsa, o maksadı ifade etmek için bugün başına bir sıfat ekleme ihtiyacı hasıl oldu.

İslam irfanının “ıstılah haritasına” ulaşmanın zorlaşması, aynı zamanda ona ulaşmayı ihtiyaç olmaktan da çıkardı. Bir taraftan ıstılah haritamızı kaybettik, diğer taraftan sanki ıstılah haritası yerindeymiş, herkes biliyor ve anlıyormuş gibi ıstılahları hoyratça, ucuzca, kolayca kullanıyoruz. Bu hal, en geniş ve derin manada istismarın önünü açıyor, hatta istismara davetiye çıkarıyor.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İhanet örgütünün Selçuk Gültaşlı isimli bir tetikçisi var. Tüm yazılarını batı alemi üzerine kuruyor, meşruiyet kaynağı olarak sadece batıyı kabul ediyor, Akparti’yi batılıların ne diyeceği ve nasıl davranacağı üzerinden tenkit ediyor. Hiçbir İslami hassasiyet ve ölçüsü yok, yazılarında hiçbir İslami muhteva göze görünmüyor. Yazılarının tamamı, ABD ve Avrupa ülkelerinin Akparti’ye bakışına tahsis edilmiş halde.

İhanet örgütü Müslümanlara topyekun savaş açtıktan sonra, sürekli Akparti’nin demokratikleşmeden, AB’den uzaklaştığını, ABD de itibarının kalmadığını yazıyor. Bu yolla propaganda yaptığını zannediyor, böylece Akparti’yi tenkit edebildiği vehmini yaşıyor ve tatmin oluyor. Oysa halk, Erdoğan ve Akparti’nin ABD’den, AB’den, İsrail’den uzaklaşmasını, onlara karşı tavır almasını, onlara meydan okumasını seviyor. Dünyada BM, İsrail ve Yahudi lobisini, AB ülkelerini açıktan ve yüksek sesle tenkit edebilen kimsenin olmadığı şu vasatta, Tayyip Erdoğan’ın bu tenkidi açıktan ve cesaretle yapması, hem Türkiye’de hem İslam aleminde hem de tüm dünyada halkların hoşuna gidiyor. Selçuk Gültaşlı, Türkiye’de yaşamadığı için olmalı, bu ülkede halkın en fazla heyecana geldiği, Erdoğan’ı en fazla sevdiği konunun, batıya meydan okuyan tavrı olduğunu daha farkedememiş.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

FETHULLAH GÜLEN, ŞİİLER VE YENİ HAÇLI İTTİFAKI

İhanet örgütü, Erdoğan ve Akparti hükümetini, sürekli Avrupa ve ABD üzerinden tenkit ediyor. Avrupa ve ABD’deki Erdoğan karşıtlığını esas alan tenkitler, üstelik de demokrasi-otoriterleşme üzerinden yürütülüyor. Her vesileyle Erdoğan’ın otoriterleştiğini, diktatoryal tavırlar sergilediğini, demokrasiden uzaklaştığını iddia eden ihanet örgütü medyası, bunları ya Avrupalı veya ABD’li bir siyasetçinin dilinden naklediyor.

Bu cürmünü o kadar aşikar ve cüretle işliyor ki, ABD ve Avrupa’nın Mısır’da darbeye darbe bile demediğini, darbe yönetimini açıktan desteklediğini umursamıyor. Yine Avrupa ve ABD’nin, İsrail’in Gazze’deki soykırımına açıkça destek vermesini hiç umursamıyor ama onların beyanlarıyla Erdoğan’ı dövmek için fırsat arıyor ve bulduğu her fırsatı da değerlendirmekten geri durmuyor.
Okumaya devam et

Share Button

HALA HESAP SORMAKTAN BAHSEDİYORLAR!

HALA HESAP SORMAKTAN BAHSEDİYORLAR!

İhanet örgütünün emniyet ayağına dönük küçük bir operasyon başladı. Gözaltına alınan ve savcılığa sevkedilen “kahramanlar”, hala hesap sormaktan bahsediyor. Bir taraftan mağduriyet manzaraları oluşturmaya çalışırken diğer taraftan hala güçlü olduklarını ve hesap sorma zamanlarının geleceğini iddia ediyor. Kısaca tehdit etmeye devam ediyorlar, “sıra bize gelecek ve hepinizden hesap soracağız” mealinde…

Ahmaklar hala anlamadılar, sıra kendilerine gelmişti, on iki yıldır sıra kendilerindeydi, sıralarını iyi değerlendiremediler, her şeyi berbat ettiler. Şimdi sıra kendilerinden hesap sorulmasına geldi ama onlar hala sıranın geleceğini zannediyorlar.
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

İsrail isimli melunlar topluluğu yine Gazze’ye saldırdı. Saldırı sebebi olarak ileri sürdüklerinin bir önemi yok, biz sebebin ne olduğunu biliyoruz. Sitemiz yazarlarından Haki Demir’in, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı, 18.07.2014 tarihli yazısında sebebi açıkça yazdı;
“Zannetmeyin ki, İsrail Gazze’ye toprak parçası için veya oradan kendine atılan füzeler için veya başka bir sebeple saldırıyor. Aldanmayın, İsrail barbarlığı, dünyadaki tek insanlık kalesini düşüremediği için saldırıyor, ümmetin haysiyetinin hala ayakta kaldığı tek mevzii olduğu için saldırıyor.”

İsrail, kara harekatında ağır bir hezimete uğruyor, kendisi için şartların en uygun olduğu, Hamas için en zor olduğu bir dönemde saldırmasına rağmen mağlup oluyor ve ağır kayıplar veriyor. Hamas’ın ve İzzettin El-Kassam Tugaylarının, kara harekatında zafer kazanacağı, İsrail isimli barbar örgütün ise hezimete uğrayacağı, sitemiz yazarlarından Haki Demir tarafından 18.07.2014 tarihli, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı yazısında (yani daha kara harekatı başlamadan önce) yazılmış ve yayınlanmıştı. Hamas’ın en kötü şartlarda uğradığı saldırıdan zaferle çıkacağını, hiçbir istihbari bilgiye sahip olmaksızın, sadece “zamanın muhtevasını okuyarak” ifade eden Haki Demir, fikirteknesi’nin başarısını tescil etmiştir. Haki Demir’in kaleminden mesele 18.07.2014 tarihli yazısında şöyle ifade edilmişti;
Okumaya devam et

Share Button

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-25.07.2014-YAHUDİLER CESARET ÖDÜLÜNÜ GERİ İSTEMİŞ

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-25.07.2014-YAHUDİLER CESARET ÖDÜLÜNÜ GERİ İSTEMİŞ

İhanet örgütünün yayın organı olan Zaman isimli mevkute, internet sitesinde, 24.07.2014 tarihinde bir haber yayınladı. Haberin başlığı, “Erdoğan’dan cesaret ödülünü geri istediler”…

Haber şu; Amerikan Yahudi Kongresi, 2004 yılında Erdoğan’a cesaret madalyası vermiş, Erdoğan’ın İsrail ile ilgili tavrından dolayı o madalyayı geri istiyor, bunun için kongre başkanı Erdoğan’a mektup yazmış, Zaman gazetesi de bu mektubu yayınlıyor.

Nasıl?

Bir taraftan Erdoğan’ı İsrail ile iş yapmaktan, Yahudilerden cesaret madalyası almaktan dolayı tenkit eden paralel örgüt diğer taraftan Yahudi Kongresi başkanının o madalyayı geri istemesinin haberini yapmış. Böylece Erdoğan, kafasının üstünde demoklesin kılıcı gibi sallanan o madalya belasından kurtulmuş olmuyor mu?
Okumaya devam et

Share Button

HİZBULLAH’IN SİNSİLİĞİ…

HİZBULLAH’IN SİNSİLİĞİ…

Katil İsrail sürülerinin vahşet ve katliamlarının başlamasından bu yana Hizbullah, İran ve sair Şii gurupların hiçbir açıklaması ve desteği yoktu. Birden bire, ne oldu da Hizbullah ortaya çıkıp propaganda yapmaya başladı?

Medyada yer alan habere göre Hizbullah Genel Sekreteri olan Hasan Nasrallah isimli Suriye halkının ve Müslümanlarının katili, Filistin’e ve Gazze’deki direnişe destek açıklaması yapmış. Desteği de, telefon edip, “sizi destekliyoruz” demekten ibaret.

Yahudi vahşeti başladığı günden beri dilini yutan Hasan isimli katilin şu kadar zaman sonra bu açıklamayı yapmasının sebebi, İsrail’in kara harekatında ağır kayıplar vermeye başlamasıdır. İsrail ordu yetkilileri tarafından, “Lübnan (Hizbullah) savaşından daha ağır bedeller ödüyoruz” açıklamasını yaptığının ertesi günü Hizbullah isimli Müslüman katillerinin yetkili bu açıklamayı yaptı. Çünkü Hizbullah efsanesi çöktü.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

Ali Ünal, 21.07.2014 tarihinde yayınlanan, “İslam ve Alem-i İslam yanarken” başlıklı yazısında, makul şeyler söylüyor gibi görünüyor. Yazının sonuna kadar da gerçekten makul şeyler söylüyor. Fakat yazının sonuna geldiğinde, ajanlığını yapıyor ve zehrini kusuyor.

Ajanlığın ve propagandanın temel prensibini artık herkes bilir fakat Ali Ünal herkesin bildiğini bilmiyor anlaşılan. Ajanlığın ilk prensibi, dokuz tane doğru söyle, içine bir tane yanlış yerleştir, dokuz doğrunun gölgesinde o yanlışı da hap gibi yuttur. Eskiden istihbarat örgütleri ve mensuplarının bildiği ve uyguladığı bu prensip, artık dünyanın tecrübe hanesinde kalın harflerle yazılıdır ve bu meselelerle bir hafta ilgilenenler tarafından bile bilinir. Ali Ünal ajanlığa yeni başlamış olmalı ki, bu tecrübeden ve bu bilginin yaygınlığından haberdar değil.

Yazısının sonuna kadar “nazari doğrular”dan bahseden Ali Ünal, yazısının son paragrafında şu zehri enjekte ediyor;
Okumaya devam et

Share Button

HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

İsrail’in Gazze saldırısı, hem milletlerarası şartlar hem de bölge (Ortadoğu) şartları bakımından en uygun bir dönemde gerçekleşti. İsrail, son yıllarda en güçlü olduğu, Hamas’ın ise en zayıf olduğu bir dönemde saldırdı. Şiilerin, Suriye’nin, Hizbullah’ın ve İran’ın hiçbir desteğinin olmadığı bir döneme denk gelmesi ayrı bir hususiyettir ki, böylece Filistin meselesi Şii tasallutundan da kurtulmuş durumdadır.

Hamas için en kötü şartların olduğu açık, en zayıf döneminde olduğu da açık. İzzettin El-Kassam Tugaylarının bu şartlar altında kara harekatına karşı muhteşem bir savaş yürütüyor olması, İsrail’in karada ilerlemesini ilk adımlarında durdurması, İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirmesi, bütün bunların da İsrail ordu yetkilileri tarafından itiraf edilmesi, Allah Azze ve Celle’nin rahmet ve nusretinin Gazzeli yiğitlerle beraber olduğunu gösteriyor. En zor şartlarda, en zayıf durumda, her şeyin aleyhlerine olduğu bir vasatta İzzettin El-Kassam Tugaylarının yürüttüğü “iman savaşı”, yeni dönemin işaretidir.
Okumaya devam et

Share Button

ALİ ÜNAL BASİRET İSTEMİŞ!

ALİ ÜNAL BASİRET İSTEMİŞ!

Ali Ünal, 20.07.2014 tarihli, “Filistin meselesi ve AKP” başlıklı yazısının sonunu şöyle bitirmiş; “Her şeyden önce birazcık basiret!” Yazısının sığlığına bakınca neden “birazcık” basiret istediği anlaşılıyor, oysa bize lazım olan derinliğine bir basirettir, biz derin basiretin ne olduğunu kendisine gösterelim.

Ali Ünal, Erdoğan’ın İsrail’e çalışan birisi olduğunu söylüyor, bu sebeple Filistin meselesine sahip çıkamayacağını, Filistin davasını yüklenemeyeceğini iddia ediyor. Kendinin de mensup olduğu ihanet örgütünün İslam dünyasında ve hatta tüm dünyada İsrail’in en büyük sivil toplum kuruluşu ve o kisve altında istihbarat örgütü olduğundan hiç bahsetmiyor. Kendilerle ilgili en ciddi iddia bu olmasına rağmen, bu iddianın da sayısız delili varken, bu ithamlara hiç temas etmeden başkasını suçlaması basiret gereği değil, bizi ahmak yerine koymaktan ibaret bir ahmaklıktır.
Okumaya devam et

Share Button

HİZBULLAH BEŞ ÇAYINDA…

HİZBULLAH BEŞ ÇAYINDA…

İran ve Hizbullah, yıllardır İsrail’e karşı olduklarını söyleyerek Müslümanlar arasında meşruiyet sağlamaya, reklam ve propaganda yapmaya, İslam’ı ve cihadı kendilerinin temsil ettiğini iddia etmeye çalışıyordu. Bizim de bir müddet samimiyetlerine inanmak gibi bir gaflet içinde olduğumuz Hizbullah denilen hainler topluluğu, Gazze havadan, denizden ve karadan ateş altına alındığı bugün, beş çayına çıkmış görünüyor. Şiilerin İsrail ve ABD gibi bir derdinin olmadığı, Irak’taki ABD işgali zamanında ABD ordusuyla birlikte Müslümanları katlettiği, Suriye’de ise İran, Hizbullah ve Esed isimli yezidin çevresinde toplanarak tüm Şiilerin Müslümanları ve mazlum halkı katlettiği görülüp de maskeler düşünce, Gazze’nin saldırı altında olmasını umursamalarına bir sebep kalmadı.

İsrail’in Gazze saldırısına sessiz kalan iki kesim var, İslam dünyasında Şiiler ve Türkiye’de de Fethullah Gülen… Şiilerin ümmete ihaneti artık açıkça ortaya çıktı, zannedilmesin ki bu yazıda Hizbullah’ın Gazze’ye destek için İsrail’e saldıracağını ümit veya talep ediyoruz. Böyle bir şey yapmayacakları bugüne kadar ki tavırlarından açıkça ortaya çıktı. Hizbullah, Suriye’de Müslümanları ve halkı katletmekle meşgul, İsrail’e karşı savaşacak adamı yok.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-19.07.2014-FETHULLAH GÜLEN TAZİYE MESAJI YAYINLAMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-19.07.2014-FETHULLAH GÜLEN TAZİYE YAYINLAMIŞ

Fethullah Gülen, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için taziye mesajı yayınlamış. Taziye mesajı, Zaman gazetesinin 19.07.2014 tarihli internet sitesinde yayınlandı. Taziye mesajı zaman gazetesi internet sitesinde yayınlandığı üzere şöyle;

“19 Temmuz 2014, Cumartesi

Fethullah Gülen Hocaefendi, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için taziye mesajı yayınladı. İşte o mesaj

İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’in maneviyatına girdiği, Hakk’ın rızasını kazanmak için Kadir Gecesi’ni aradığı mübarek günlerde İsrail ordusunun Gazze’ye ve mazlum Filistin halkına yönelik saldırısından itikafta bulunduğum esnada haberdar edildim. Kadın ve çocuk demeden masum insanların topyekün bir saldırı sonucu katledilmesini hiçbir vicdan kabul edemez.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYADAKİ CENNET, GAZZE…

DÜNYADAKİ CENNET, GAZZE…

Ümmetin tek şerefli toprağı Gazze… Ümmetin şerefini temsil eden Hamas, ümmetin haysiyetini temsil eden İzzettin Kassam tugayları… İki milyara yakın Müslümanın şerefi, birkaç bin kişilik İzzettin Kassam tugaylarının yiğitlerinin sırtına bindi. Birkaç bin kişi, iki milyara yakın insanın yükünü nasıl taşır Allah’ım…

Altmış-yetmiş yıldır tüm imkansızlıklara rağmen, tüm katliamlara rağmen, tüm zulümlere rağmen şikayet etmeyen, her saldırıda ümitleri tükeneceği yerde imanları artan, üç-beş yaşlarındaki bebeğinin cansız bedenini kollarına alan anne ve babaların Allah’tan başka kimseden yardım istemeyen o tavrı var ya, muhtemeldir ki sevabı tüm ümmete yeter. İşte mesele tam da bu noktada düğümleniyor, kim ki Gazzelilerin dualarına mazhar oluyor, Allahu alem o kurtulmuştur.
Okumaya devam et

Share Button

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

Pazar günü yapılacak mahalli seçimler, Cumhuriyet tarihinin bugüne kadar yapılan en mühim seçimidir. Kime oy vereceğimizden önce, seçimin ehemmiyetini anlamış olmamız gerekir. Ehemmiyeti anlaşılmayan bir mevzuda, kafi derecede hassasiyet göstermek beklenmez, hassasiyet dışı tutulan meselede doğru karar verebilmek, ancak tesadüfen mümkündür.

*
Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak ettiği bir liderdir. Müslümanların kahir ekseriyeti yanlışta ittifak eder mi? Allah Azze ve Celle bu kadar geniş çaplı bir ittifakın yanlış olmasına müsaade eder mi? Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak etmesi yanlış olan bir şahsiyet ise eğer, Allah Azze ve Celle, onu doğru şahsiyete kalbetmez mi? Allah bu ümmeti böyle bir vahim yanlıştan korumaz mı? Eğer Tayyip Erdoğan, bundan önce bu çapta bir ittifakın merkezi olmaya layık değilse, bundan sonra layık hale gelmez mi? Tayyip Erdoğan, kendine yönelen milyonlarca insanın dualarına, ümitlerine, hasretlerine, maksatlarına aykırı bir şahsiyet olabilir mi, kendisi öyle olsa bile milyonlarca insanın duası ona hiç tesir etmez mi? Allah Azze ve Celle, kendine açılan milyonlarca elin, kendine yalvaran milyonlarca dilin, kendine yönelen milyonlarca kalbin karşılığı olarak, dünyanın en kötü insanı olması halinde bile Tayyip Erdoğan’ı doğru insan, doğru lider, doğru şahsiyet haline getirmez mi?
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

Fethullah Gülen konuştu… O kadar gürültüyle başlattı ki Ekrem Dumanlı, sanki adam üç beş tılsımlı cümle söyleyecek ve her şey hallolacak. Bugün röportajın 4. Bölümü yayınlandı, sadra şifa bir cümle yok. Eski iddiaların tekrar etmekten başka söylenmiş tek bir cümleye rastlamak mümkün değil, o zaman neden konuştun ki…

Konuştu çünkü konuşma metniyle ilgili değil maksadı, üslubuyla ilgili… Maksadını, muhtevaya değil üsluba yüklemiş. Mağduriyet, mazlumiyet, maznuniyet intibaı oluşturmaya çalışan bir PR çalışması. Lafı evirip çevirip, “bize haksızlık yapıldı, yapılıyor” noktasına getiriyor. Bunu da boynu bükük bir üslupla yapıyor ki, etkili olsun.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.03.2014)-MÜNAFIKLIK İFŞA OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.03.2014)-MÜNAFIKLIK İFŞA OLDU

STV dünkü (14.03.2014) haber bülteninde, Filistin’deki Yahudi domuzlar örgütünün (namı diğer İsrail’in), Gazze’ye saldırısını, “Gazze’deki terör hedefleri vuruldu” şeklinde vermiş. Aslında bu konuda yazı yazmak gerekmezdi, zira apaçık bir “sapkınlık” için yazı yazmak, izah etmek lüzumsuzdur. Çünkü apaçık sapkınlığı izah etmeye çalışmak, insanların akıllarına ve zekalarına hakarettir. Sapkınlığı göstererek, “bakın bu sapkınlık” demek, muhatapları tahkir etmektir. Bu sebeple Gazze’deki mücahit gurupları, direniş kıtalarını, domuzların korkulu rüyalarını savunmak gereksiz.

Öyleyse biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bu konuda yazı yazmamızın sebebi, ihanet örgütünün alçaklık ve hainlikte her dem yeni yeni zirveleri zorladığı bu günlerde, onların ciğerlerini göstermek…
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.03.2014)-“ALLAH İLE KONUŞTUM”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.03.2014)-“ALLAH İLE KONUŞTUM”

Latif Erdoğan, bir televizyon konuşmasında, Fethullah Gülen ile geçmişte yaptıkları bir görüşmeyi anlatıyor. Star gazetesinin internet sitesinde 08.03.2014 tarihinde yayınlanan, “Latif Erdoğan: Gülen, bana ‘Allah ile konuştuğunu’ söyledi” başlığı ile verilen haberde meseleyi şöyle anlatıyor;
“Cemaatin içyüzünü Cematin sevilen ismi Yazar Latif Erdoğan A Haber’de Deşifre programında koydu. Erdoğan “Gülen, bana ‘Allah ile konuştuğunu söyledi. Kainatı Hz.Muhammed için yarattım senin için de devam ettiriyorum’ dedi” diye konuştu.”

Haşa, sümme haşa… “Haşa” ifademiz, Fethullah Gülen’in kendisi ile ilgili söylediği iddia olunan kısmı için…

Böyle bir söze inanmayız. Bir insan, bir Müslüman hakkında böyle bir iddiada bulunsa, iddiada bulunanın iftira ettiğine inanırız. Bir Müslümanın böyle bir söz söyleyeceğine hiç kimse inandıramaz bizi… Böyle bir şey, ancak bir deli tarafından söylenebilir, biraz aklı olan birisinin böyle bir söz söylemeyeceğini, okuma yazması olmayan dağdaki çoban bile bilir.
Okumaya devam et

Share Button