İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İhanet örgütünün Selçuk Gültaşlı isimli bir tetikçisi var. Tüm yazılarını batı alemi üzerine kuruyor, meşruiyet kaynağı olarak sadece batıyı kabul ediyor, Akparti’yi batılıların ne diyeceği ve nasıl davranacağı üzerinden tenkit ediyor. Hiçbir İslami hassasiyet ve ölçüsü yok, yazılarında hiçbir İslami muhteva göze görünmüyor. Yazılarının tamamı, ABD ve Avrupa ülkelerinin Akparti’ye bakışına tahsis edilmiş halde.

İhanet örgütü Müslümanlara topyekun savaş açtıktan sonra, sürekli Akparti’nin demokratikleşmeden, AB’den uzaklaştığını, ABD de itibarının kalmadığını yazıyor. Bu yolla propaganda yaptığını zannediyor, böylece Akparti’yi tenkit edebildiği vehmini yaşıyor ve tatmin oluyor. Oysa halk, Erdoğan ve Akparti’nin ABD’den, AB’den, İsrail’den uzaklaşmasını, onlara karşı tavır almasını, onlara meydan okumasını seviyor. Dünyada BM, İsrail ve Yahudi lobisini, AB ülkelerini açıktan ve yüksek sesle tenkit edebilen kimsenin olmadığı şu vasatta, Tayyip Erdoğan’ın bu tenkidi açıktan ve cesaretle yapması, hem Türkiye’de hem İslam aleminde hem de tüm dünyada halkların hoşuna gidiyor. Selçuk Gültaşlı, Türkiye’de yaşamadığı için olmalı, bu ülkede halkın en fazla heyecana geldiği, Erdoğan’ı en fazla sevdiği konunun, batıya meydan okuyan tavrı olduğunu daha farkedememiş.
Okumaya devam et

Share Button

NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NELER OLACAK?

NELER OLUYOR, NEDEN OLUYOR, NELER OLACAK?

İslam coğrafyası kaynıyor… Diktatörlükler devriliyor, sistemler çöküyor, devletler yıkılıyor. İçtimai bünye çözülüyor, iktisadi kaynaklar yağmalanıyor, ahlaki çürüme derinleşiyor. Coğrafya kanıyor, kanadıkça sınırlar kalkıyor. Hayat, zaruri ihtiyaçlar sınırına kadar geri çekildi, gıda ve güvenlik altyapısına kadar indi ve orada direnmeye çalışıyor. Güvenlik ihtiyacı devletler tarafından karşılanamıyor, daha kötüsü halkın güvenliği devletler (siyasi iktidarlar, rejimler) tarafından tehdit ediliyor. O kadar kaotik bir yapı oluştu ki, “uzman” edalarıyla konuşanlar, en temel meseleyi anlamamış haldeler ve sürekli yanılıyorlar. Coğrafya, hiçbir denklemi “hayat” haline getirecek şartlara sahip değil, hayatın altyapısını kuracak hiçbir denklem oluşturulamıyor. Yanlış… Yanlış… Yanlış… Her söylenen yanlış, hiçbir cümle kendini birkaç şartta doğrulayamıyor, doğrulayanlar uzun süre kaim olamıyor.
Okumaya devam et

Share Button

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

“SEÇİM” VESİLESİYLE…

Pazar günü yapılacak mahalli seçimler, Cumhuriyet tarihinin bugüne kadar yapılan en mühim seçimidir. Kime oy vereceğimizden önce, seçimin ehemmiyetini anlamış olmamız gerekir. Ehemmiyeti anlaşılmayan bir mevzuda, kafi derecede hassasiyet göstermek beklenmez, hassasiyet dışı tutulan meselede doğru karar verebilmek, ancak tesadüfen mümkündür.

*
Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak ettiği bir liderdir. Müslümanların kahir ekseriyeti yanlışta ittifak eder mi? Allah Azze ve Celle bu kadar geniş çaplı bir ittifakın yanlış olmasına müsaade eder mi? Tayyip Erdoğan, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde ittifak etmesi yanlış olan bir şahsiyet ise eğer, Allah Azze ve Celle, onu doğru şahsiyete kalbetmez mi? Allah bu ümmeti böyle bir vahim yanlıştan korumaz mı? Eğer Tayyip Erdoğan, bundan önce bu çapta bir ittifakın merkezi olmaya layık değilse, bundan sonra layık hale gelmez mi? Tayyip Erdoğan, kendine yönelen milyonlarca insanın dualarına, ümitlerine, hasretlerine, maksatlarına aykırı bir şahsiyet olabilir mi, kendisi öyle olsa bile milyonlarca insanın duası ona hiç tesir etmez mi? Allah Azze ve Celle, kendine açılan milyonlarca elin, kendine yalvaran milyonlarca dilin, kendine yönelen milyonlarca kalbin karşılığı olarak, dünyanın en kötü insanı olması halinde bile Tayyip Erdoğan’ı doğru insan, doğru lider, doğru şahsiyet haline getirmez mi?
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

Fethullah Gülen konuştu… O kadar gürültüyle başlattı ki Ekrem Dumanlı, sanki adam üç beş tılsımlı cümle söyleyecek ve her şey hallolacak. Bugün röportajın 4. Bölümü yayınlandı, sadra şifa bir cümle yok. Eski iddiaların tekrar etmekten başka söylenmiş tek bir cümleye rastlamak mümkün değil, o zaman neden konuştun ki…

Konuştu çünkü konuşma metniyle ilgili değil maksadı, üslubuyla ilgili… Maksadını, muhtevaya değil üsluba yüklemiş. Mağduriyet, mazlumiyet, maznuniyet intibaı oluşturmaya çalışan bir PR çalışması. Lafı evirip çevirip, “bize haksızlık yapıldı, yapılıyor” noktasına getiriyor. Bunu da boynu bükük bir üslupla yapıyor ki, etkili olsun.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.03.2014)-“ALLAH İLE KONUŞTUM”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.03.2014)-“ALLAH İLE KONUŞTUM”

Latif Erdoğan, bir televizyon konuşmasında, Fethullah Gülen ile geçmişte yaptıkları bir görüşmeyi anlatıyor. Star gazetesinin internet sitesinde 08.03.2014 tarihinde yayınlanan, “Latif Erdoğan: Gülen, bana ‘Allah ile konuştuğunu’ söyledi” başlığı ile verilen haberde meseleyi şöyle anlatıyor;
“Cemaatin içyüzünü Cematin sevilen ismi Yazar Latif Erdoğan A Haber’de Deşifre programında koydu. Erdoğan “Gülen, bana ‘Allah ile konuştuğunu söyledi. Kainatı Hz.Muhammed için yarattım senin için de devam ettiriyorum’ dedi” diye konuştu.”

Haşa, sümme haşa… “Haşa” ifademiz, Fethullah Gülen’in kendisi ile ilgili söylediği iddia olunan kısmı için…

Böyle bir söze inanmayız. Bir insan, bir Müslüman hakkında böyle bir iddiada bulunsa, iddiada bulunanın iftira ettiğine inanırız. Bir Müslümanın böyle bir söz söyleyeceğine hiç kimse inandıramaz bizi… Böyle bir şey, ancak bir deli tarafından söylenebilir, biraz aklı olan birisinin böyle bir söz söylemeyeceğini, okuma yazması olmayan dağdaki çoban bile bilir.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

ABD dünya kabadayılığından vazgeçemiyor, her ne kadar dünya kabadayılığına devam edecek gücü kalmasa da, bir anda vazgeçmesi mümkün görünmüyor. “Tamam, ekonomik kriz yaşıyorum, savunma bütçemde kesinti yapıyorum, asker sayımı azaltıyorum, dışarıdaki askerlerimi anavatana çekiyorum ama neticede dünyanın tek süper gücüyüm, ben varken bu kadar pervasız hareket edemezsin” mealinde şeyler söylüyor, satır aralarında. ABD tabii ki bir anda dünyadaki tüm iddialarından vazgeçemez, ne haliniz varsa görün diyemez. Bu mesele en azından bir gurur mevzuudur ve fakir de olsa gururlu bir süper güç var. Esprisi bir tarafa, ABD’nin gerçekten de ciddi bir gücü kalmadı ve yurt dışı askeri operasyon yapacak halde değil. Buna rağmen bir anda cepheden çekilmeyi kendine yediremiyor ve AB’den çok daha sert tepkiler veriyor. Veriyor da ne oluyor? Rusya tınlamıyor, takmıyor, hatta gevezelik babından şeyler yapıyor.

AB ülkeleri ise ABD kadar bile tepki gösteremiyor. Gösteremezler çünkü AB ülkeleri hem ABD kadar güçlü değiller hem de Rusya’ya doğrudan ihtiyaçları var. ABD, AB ülkelerini en az kendisi kadar sert tepki vermeye ikna edemezse, kendisi de yumuşayacak ve AB’ye, ne haliniz varsa görün diyecek. Tabii ki bunu “resmi olarak” hiçbir zaman demeyecek ama kapalı kapılar arkasında “canınız cehenneme” demekten de kaçınmayacak.
Okumaya devam et

Share Button

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI ŞİMDİ ÇÖKTÜ

Başbakan İran’da… Gayet samimi görüşmeler yapıyor. Görüştüğü İranlı yetkililerin de yüzlerinde gülücükler var. Siyaset nasıl bir şey böyle, bir türlü anlamıyorum.

Başbakan İran’da yetkililerle çevresine gülücükler dağıtırken, arka planda İranlı başka yetkililer Erdoğan’a hakaretler ediyor. Hameney denen katil başının yetkililerinden birisi şu açıklamayı yapmış; “Erdoğan, Suriye krizinde daha çok, Siyonist rejimin komplolarının hizmetinde bir kukla gibi hareket etti” Nasıl? Ülkesini ziyaret eden, iyi ilişkiler geliştirmek isteyen bir komşu ülkenin Müslüman başbakanına bunu söylüyor it. Suriye’de Müslümanlara yardım eden Türkiye’den (tabii ki hükümetten) başka dünyada kimse yok, adam çıkmış “Siyonist rejimin kuklası” diyor. Suriye’de yüzbinlerce insan öldüren katiller sürüsünün başı, Erdoğan’ı İsrail kuklası olarak tarif ediyor. Müslüman kanı içe içe vampirleşen domuzlar sürüsü, Erdoğan’a en ağır hakareti ediyor hem de ziyaret öncesi yani ev sahibi olarak… Bu kadar iğrençlik, bu kadar alçaklık, bu kadar hainlik, bu kadar ahlaksızlık kafirde bile nadiren meydana gelir.
Okumaya devam et

Share Button

İSLAMSIZLIK İNSANSIZLIKTIR

İSLAMSIZLIK, İNSANSIZLIKTIR
İslam’ın son kalesi, son karargahı, son devleti, son medeniyeti olan Osmanlı yıkıldıktan sonra yeryüzü, şeytanların eğlence merkezi haline geldi. Şeytan, sadece Allah’a değil aynı zamanda insana da düşmandır, insanları Allah’ın dininden uzaklaştırdıktan sonra, insanlıktan da uzaklaştırır. Secde etmediği, kendinden hakir gördüğü insanı, kendinden hakir hale getirmek, zelil ve rezil etmek için elinden geleni yapar ve maksadını gerçekleştirdiğinde de keyifle eserini seyrederek eğlenir. Yeryüzünde Allah’ın dini hakim ve Müslümanlar kuvvetli değilse, dünyayı “insani” çizgide tutacak hiçbir ölçü ve kudret, makam ve teşkilat yok demektir.
Osmanlı, son İslam devlet ve medeniyeti olmakla, insanlığın kalesiydi, yeryüzünde insanların yaşadığının işareti, delili, merkeziydi. Bir asırdan beri Osmanlı yok, Osmanlı tasfiye edildiğinden beri yeryüzü şeytanın ikametgahı, insanlar da oyuncağı ve eğlencesi oldular. Batının, sahip olduğu zannedilen değerlerini bile umursamadan Mısır, Suriye, Filistin, Afganistan, Arakan ve diğer İslam beldelerinde katliam yapılmasına seyirci kalmasının temel sebebi, şeytanın yeryüzündeki hakimiyet karargahlarından biri olmasındandır. Unutulmasın ki, şeytanın prensipleri yoktur, sadece alçaklık, hainlik, melunluk yapmak gibi bir vazifesi vardır. İslam’a karşı mücadele etmek için uydurulan bir takım prensipler, insanları aldatmak içindir ve ilk fırsatta onları da tepelemekten ve onlara güvenenleri bile rezil ve zelil etmekten zevk alır. Unutulmasın ki, her zaman olduğu gibi karşımızda yine şeytan var fakat bu defa dünya imparatorlukları kurmuş bir şeytan var, dünya imparatorluklarını yöneten insi şeytanlar var. Okumaya devam et

Share Button

AMAÇ TÜRKİYE’Yİ SICAK SAVAŞA SÜRÜKLEMEK

Amaç, Türkiye’yi sıcak savaşa sürüklemek!

Aslında şu an Türkiye bir savaşın içinde, ancak bunun bir sıcak savaşa dönüşmesi için sabredilmesi zor bir tahrik var Batı’dan.

Türkiye’yi saldıran taraf olarak savaşa sürüklemek için Mısır’da ve Suriye’de daha binlerce insan sırf Türkiye’yi tahrik etmek için katledilecektir. Türkiye’nin yakında içinde bulunacağı bir savaş şaşırtıcı olmaz, soru savaşı kimin başlatacağıdır.

Eğer savaşı başlatan taraf Türkiye olursa, hangi topraklara saldıracak? Bu soru muammadır. Türkiye’nin Mısır topraklarında darbecilere direkt bir müdahalesi makul bir hareket olmaz çünkü Batı’ya karşı yapılan bir savaş için Müslüman topraklarını savaş meydanı olarak kullanmak Batı’nın asla kaybetmeyeceği bir savaş olur.
Okumaya devam et

Share Button