“İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI

MEDENİYET AKADEMİSİ TANITIM DOSYASI

1-Neşriyat
2-Merkezler
3-Projeler
4-Teklifler
5-Yeni ilimlerin inşası
6-Kitabiyat (Külliyat)

1-NEŞRİYAT
*Fikirteknesi sitesi (www.fikirteknesi.com)
*Terkip ve İnşa dergisi (e-dergi)
*Karargah Anadolu dergisi (e-dergi)
*Fikir Kadro Hareket dergisi (e-dergi)
Okumaya devam et

Share Button

AKL-I SELİM MEKTEBİ 5. CİLTTEN…

16.MEVZU: TECRİT GÜZERGAHI
1.Ders
*Tecrit istikameti nedir?
2.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti
3.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, külli idraki mümkün kılar
4.Ders
*Tecrit istikametinin vahdeti, tevhide ulaşmanın ön şartıdır
5.Ders
*Tecrit güzergahı nedir?
Okumaya devam et

Share Button

MAHZEN-ÜL ULÛM’DA İLİM TELAKKİSİ -3- İLMİN MÂHİYYETİ İLE ALÂKALI İHTİLÂFLAR -3-

Felsefecilere ve bazı kelâm âlimlerine göre, bir şeyi bilmek, o şeyin zihinde varlığını îcâb ettirir mi? Yâhud kelâm âlimlerinin çoğuna göre, bir şeyi bilmek, bilen ile bilinen arasında zihinde bir alâkadan mı ibâretdir? Bu mes’elede ihtilâf  olundu.

Birinci görüşe göre, bir şey hakkında ilm ya’nî bilgi hâsıl olunca, o ilmden üç husûs ortaya çıkar. O husûslardan birincisi, hâsıl olan sûretin zihnde hakîkat olmasıdır. İkincisi, o sûretin zihnde şekillenmesidir. Üçüncüsü, o sûret sebebi ile nefsin te’sîr almasıdır [ya’nî etkilenmesidir]. Bu açıklamalara göre, ilmin, bu üç sûretin hangisinden ibâret olduğu hakkın da ihtilâf vardır.

Ülemâ ve hükemâdan bir kısmı, ilmin, ancak yukarıda bahs edilen üç sûretden ibâret olduğunu söylemişlerdir. Bu sebeble ilmin keyfiyyet veyâ infiâl veyâ izâfe cinsinden olduğuna dâir ihtilâf edilmişdir. (Keyfiyyet, bir şeyde yerleşmiş olan hâldir. İnfiâl, başka şeyden te’sîr sebebiy le müteessîrde [te’sîr alanda] meydâna gelen durumdur. İzâfe, iki şeyden birinin düşünülmesi, ancak diğer şeyin düşünülmesiyle hâsıl olan, birbirine bağlı olarak tekrâr eden hâldir. Babalık ve oğulluk gibi, ya’nî baba düşünülünce çocuk da hâtıra gelir. Çocuk düşünülünce baba da hâtıra gelir.)

Okumaya devam et

Share Button

Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

ON ADET KİTAP BASILIYOR

Fikirteknesi yayınevi on adet yeni kitabın baskısını yapıyor. Önümüzdeki hafta okuyucularla buluşacak olan kitapların listesi şu;

RAMAZAN KARTAL

1-Necip Fazıl’ın şahsiyet terkibi
2-Necip Fazıl’ın mücadele süreci

ADNAN KÖKSÖKEN

3-Terkip ve İnşa dergisi külliyatı-Medeniyet Hamlesi
4-Terkip ve İnşa dergisi külliyatı-İslam Medeniyet Tasavvuru

ATİLLA FİKRİ ERGUN

5-Modernleşme girdabında medeniyet arayışı

ÖMER YILMAZ

6-İslamlıklar üzerine

EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ

7-Medeniyet şehri-Belediyeler için yol haritası-

METİN ACIPAYAM

8-Mülakatlar-1-Fikir ve siyaset
9-Mülakatlar-2-Büyük Doğu
10-Mülakatlar-3-Ehl-i Sünnet
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ YAYINEVİ KİTAP BASMAYA DOYMUYOR

Fikirteknesi yayınevi kitap basmaya devam ediyor. Her paketten sonra biraz dinlenelim, toparlanalım düşüncesiyle bir müddet ara vermeyi düşünüyoruz ama iştiyakımıza yeniliyor ve yine basmaya başlıyoruz. Hem başka işlerle de biraz uğraşalım diye hem de mali kaynak cihetinden biraz dinlenelim diye ara vermek istiyor ama bir türlü kitap basmaktan vazgeçemiyoruz.

Bu hafta (19.10.2015) başlamak üzere kasım ayında devam edecek olan kitap basım programımızda 8 adet yeni kitap ve mümkün olduğunca çok sayıda ikinci baskı mevcut. Otuz civarında kitabımızın birinci baskısı tamamen bittiği için, külliyatın tamamı elimizde bulunsun düşüncesiyle ikinci baskılara da başladık.

Sekiz adet kitabı da bastığımızda, yayınevimizin neşrettiği eser sayısı 107 olacaktır. İnşallah 2016 yılı sonuna kadar 150 adeti geçmeyi düşünüyoruz.

SEKİZ ADETLİK YAYIN PAKETİMİZ;

1-Modernleşme girdabında medeniyet arayışı (ATİLLA FİKRİ ERGUN)
2-İslamlıklar üzerine (ÖMER YILMAZ)
3-Medeniyet şehri-Belediyeler için yol haritası (EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ)
4-Necip Fazıl’ın şahsiyet terkibi (RAMAZAN KARTAL)
5-Necip Fazıl’ın mücadele süreci (RAMAZAN KARTAL)
6-Mülakatlar -1- (METİN ACIPAYAM)
7-Mülakatlar -2- (METİN ACIPAYAM)
8-Mülakatlar -3- (METİN ACIPAYAM)

Okumaya devam et

Share Button

BİR AÇIKLAMA

Sitemizde eskisi gibi yoğun yazılar yayınlanmıyor, merak eden okuyucularımız için bir açıklama ihtiyacı hisssettik.

1-Terkip ve İnşa dergisi çalışmaları

Öncelikle yazarlarımız Terkip ve İnşa dergisinde yazıyorlar. Terkip ve İnşa dergisi, herhangi bir dergi olmayıp, İslam medeniyet tasavvuru ve inşaını” hedefleyen, bunun için hazırlanmış mevzu haritasını takip eden bir çalışmadır. Her sayısı bir cilt eser mahiyetinde ve kıymetindedir ve zaten ileride “Terkip ve İnşa dergisi külliyatı” olarak basılacaktır.

2-Telif çalışmalar
Okumaya devam et

Share Button

ZENGİNİMİZ BEDEL VERİR, ŞEHİDİMİZ FAKİRDENDİR

Zenginimiz bedel verir, şehidimiz fakirdendir

Şehit annesinin, oğlunu yoksulluk içinde büyüttüğünü anlatması üzerine, kadın astsubay, “Teyzem bilmem mi? Zengin olan asker de olmaz, şehit de…” deyince, tâ Yemen’den başlayıp Güneydoğu’ya kadar demet demet olup uçmağa gitmiş şehitlerin ateşi düştü yüreğime.

HDPKK’nın kan döktüğü Güneydoğu’dan ne zaman bir şehit haberi duysam bir Yemen türküsü sarar yüreğimi. Tereddüt yok içimde; gözyaşı, dua ve cennet müjdesi yeter.

Anadolu’nun dört bucağından dualarla, davullarla, marş ve türkülerle uğurlanan, gidip de sağ dönmeyen asker ve polislerimizin ay yıldızlı bayrağa sarılı şehitlik tabutları kırmızı gül demeti gibi bir bir gelmeye başlayınca, “zenginimiz bedel verir / askerimiz fakirdendir” ağıtı içimde ukde olur; kâfire ve düşmana belli etmeden “adâlet nerede?” diye kabarır duygularım.
Okumaya devam et

Share Button

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

EYLÜL AYI KİTAP BASIM PROGRAMI

Fikirteknesi Yayınevi, Eylül ayı kitap basım programına başladı.

Eylül ayı içinde basılacak kitapların listesi;

1-Riyaziye-1-Yeniden Riyaziye (Haki DEMİR)
2-Riyaziye-2-Riyaziye İlmi (Haki DEMİR)
3-Batı tefekkürü ve İslam tasavvufu şerhi-1-Felsefeyle hesaplaşma (Haki DEMİR)
4-İslam medeniyet tasavvuru-4-İlimlerin tasnifi (Haki DEMİR)
5-İslam medeniyet tasavvuru-1-Terkip ve tefekkür (Haki DEMİR) -İkinci baskı-
(Not: Birinci cildin muhtevası yeniden ele alındı, yeni mevzular eklendi)
6-Dünya Devleti-1-Stratejik düşünce (Ahmet SELÇUKİ)
7-Kişilik ve hayat tarzı (Osman GAZNELİ)
Okumaya devam et

Share Button

Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Kitap müptelâları bilir ki, eskiden bu yana kitap neşriyatının hâkimiyeti İstanbul’un tekelindedir. Ne var ki plânlanan belli bir sürede külliyat çapında kitap neşretmeyi göze alan yayıncı nadir görülen bir hâdisedir.

İşte bu mânada İstanbul neşriyatçılığını kıskandıracak derecede fikirli kitaplar neşreden Fikir Teknesi Yayınları 9 ay içerisinde 93. kitabını yayınlamış bulunmaktadır. Şehr-i Maraş’ta Büyük Doğu fikriyatını külliyat hâlinde kitaplaştıran avukat Haki Demir’in sahipliği ve koordinatörlüğü ile Metin Acıpayam’ın editörlüğünde peş peşe kitaplar yayınlayan Fikir Teknesi Yayınları idealist gayretin bir numunesidir.

85 ayrı kitabı daha önce yayınlayan yayınevi haziran ve temmuz ayı içerisinde 8 yeni kitap daha yayınlayarak 93. kitaba imza attı. Önümüzdeki günlerde bu sayıya 4 ayrı kitap ekleneceği söyleniyor. Yayınlanan yeni kitaplar adından bile anlaşılacağı üzere fikirli ve temel kitaplardır:
Okumaya devam et

Share Button

MÜDERRİS ANLAYIŞI

MÜDERRİS ANLAYIŞI

(NOT:Bu yazı, “İslam maarif anlayışı-1-Temel telakki” isimli eserimizden nakledilmiştir)

İki Cihan Serveri Aleyhiselatü Vesselam Efendimizin, Risalet vazifesini teslim aldıktan sonraki tüm hayatı, müderris, muallim, mürebbi olarak geçmiştir. Her hal ve kavli, ders veren, öğreten, terbiye eden, inşa eden ve nihayet tatbik eden bir emsaldir. Birçok sıfat şahsiyetinin yıldızları olarak parlamakta, her yıldız ayrı bir sahada “nihai emsal” vazifesini görmektedir. Asli vasfı ve vazifesi, malum olduğu üzere Risalet ve tebliğdir, bundan hemen sonraki vasfı ve vazifesi ise müderrislik ve tedrisattır.
Hz. Risaletpenah Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin “müderrislik” vasfı ve tedrisat vazifesi tam olarak anlaşılmadan, İslam’ın anlaşılması kabil olmaz. Çünkü Risalet, İslam’ı, kafirlere tebliğ, Müslümanlara ise tedris etmiştir. Müslümanlara yönelik tedrisat faaliyeti ise, tabii olarak altmış üç yıl, asli olarak da yirmi üç yıldır. Müderrisliğin ilk vasfı “emin” olmaktır, O, “emin” sıfatını kırk yaşına kadar iktibas ve muhafaza etmiştir, bu sebeple müderrisliği, tabii olarak altmış üç yıldır. Okumaya devam et

Share Button

DEĞİŞİM HIZI VE DEĞİŞİMİ ZORLAMAK

DEĞİŞİM HIZI VE DEĞİŞİMİ ZORLAMAK

(NOT: Bu yazı, “Değişim Süreçlerinin Tabiatı” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

Değişimin tabii seyri kendine ait bir hıza sahiptir. İçtimai değişim hızı ile hayatın değişim hızı her zaman paralel olmaz, halk bazen hayatın değişimine mukavemet eder, bazen de hayatın değişim hızından daha yüksek bir hızla değişir. Değişimin hızını belirleyen unsurlardan birisi, mevcut hayat altyapısının hayatı taşıyamayacak hale gelmesi, çürümesi, tortulaşmasıdır. Bu durumda halk değişim için hazır hale gelmiştir. Mevcut hayat altyapısı, hayatı yaşamayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırmaya başlamıştır, ucuzlatmak yerine pahalandırmıştır, kolaylaştırmak yerine zorlaştırmıştır. Bu hal, değişime karşı mukavemet kaynaklarının tükendiğini gösterir, halk değişime mukavemet etmek yerine değişim için can atmaya başlar.
Hayat altyapısı zafiyete uğramamışsa, hayatı taşıyacak güçteyse, hayatı kolaylaştırmaya devam ediyorsa, değişimin tabii hızı yavaştır. Hayat, rahat bir şekilde yaşanmaya ve akmaya devam ediyorsa, değişim talebiyle ortaya çıkmak, değişim talebinde bulunmak, bunu icbar etmeye çalışmak, halk nezdinde “yıkıcı” bir hareket olarak anlaşılmaya mahkumdur. Okumaya devam et

Share Button

İHTİLAL SÜRECİNİN SAFHALARI

İHTİLAL SÜRECİNİN SAFHALARI

(NOT:Bu yazı, “İhtilal” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

İhtilal sürecinin safhaları iki alanda tasnif edilmelidir. Birisi fikri safhalar diğeri fiili safhalar. Fikri safhalar, şuur safhası, akıl safhası, bilgi safhası, siyasi safha ve nihai safhadır. Fiili safhalar, sürecin başlaması, sürecin yoğunlaşması ve nihai hamledir. Fiili safhalar ayrı başlıklar altında tetkik edildiği için burada fikri/zihni safhalar açıklanacaktır.

*Şuur safhası

İhtilal süreci önce şuurda başlar. Şuur safhası aynı zamanda ideolojik safhadır. Sistemin temel kabulleri önce şuura çarpar. Gelişmiş akıllarda dahi sistemin temel kabullerini tenkit edecek kudret bulunmaz. Eğer şuur, sistemi tenkit etmezse aklın sisteme yönelmesi kabil değildir.
Şuur, yüksek idrak sahiplerinde meydana gelir. Çok az insanın şuuru teşekkül etmiştir. Şuur genellikle halkta bulunmaz. Halk hayatı akılla yaşar. Halkın akıl yaşı ortalaması ise düşüktür. Okumaya devam et

Share Button

ZİHNİ KİLİTLENMEYİ ÇÖZME

ZİHNİ KİLİTLENMEYİ ÇÖZME

(NOT: Bu yazı, “Reşit Akıl” isimli eserimzden nakledilmiştir)

Zihni kilitlenme hayat alanlarından birinin aşırı güçlenmesiyle meydana gelir. Güçlenen alan hayat alanı içinde bir girdap oluşturur ve hayatı ve hayat alanlarını kendine doğru çeker ve emer.
Hayat alanlarının dış cephesi ve iç cephesi vardır. Hayat alanı sadece dış dünyada varolan bir hayat çerçevesi değildir.
Dış dünyanın kendini kabul ettirişindeki tazyik ile beraber iç dünyanın imkanlarının buluşması neticesinde hayat alanı çerçevesi ortaya çıkar ki, dış dünyadaki hayat alanlarının her birine karşılık insan iç dünyasında bir yansıma meydana gelecektir. Bu anlamda hayat alanlarından birinin güçlenmesi sadece dış dünyada görünen hayat alanlarından birinin güçlenmesi olarak anlaşılmamalı aynı zamanda iç dünyada meydana gelen hayat alanlarından birinin de güçlenebileceği farkedilmelidir.
Hayat alanlarından birinin aşırı güçlenmesi, dış dünyadaki imkanlara paralel olarak dış dünyadaki hayat alanlarından birinin güçlenmesi şeklinde ortaya çıkabileceği gibi iç dünyadaki imkanlara paralel olarak iç dünyadaki hayat alanlarından birinin güçlenmesi şeklinde de ortaya çıkabilir.
Okumaya devam et

Share Button

İHTİLAL LİDERİNİN RUHİ VE ZİHNİ ÖZELLİKLERİ

İHTİLAL LİDERİNİN RUHİ VE ZİHNİ ÖZELLİKLERİ

(NOT: Bu yazı, “İhtilal liderliği” kitabından nakledilmiştir)

İhtilal liderinin diğer insanlardan farklı olarak bazı ruhi ve zihni özelliklere sahip olması gerekir. İhtilal en büyük siyasi-içtimai vakalardan birisi olduğuna göre, ihtilal liderinin kendi hayatını (ferdi hayatı) yaşaması için gerekli olan ruhi ve zihni kaynaklardan çok daha fazlasına sahip olması şartı açıktır.
*Güçlü mizaç hususiyetlerine sahip olmak
Liderlik, zayıf mizaca sahip insanların altından kalkabileceği bir şahsiyet türü değildir. Zayıf mizaca sahip insanlar kendi hayatlarını dahi yaşamak konusunda yardıma ihtiyaç duyabilirler. Liderler asla kendi hayatları için yardıma ihtiyaç duymazlar.
Liderlerin şahsi ihtiyaçlarının karşılanması için insan istihdam edilmesi konusu, liderlerin hayatlarını yaşamak için başkalarına ihtiyaçları olduğu manasına gelmez. Liderlerin şahsi ihtiyaçlarının karşılanması, küçük işlerle meşgul edilmemesi içindir.
Okumaya devam et

Share Button

ERKEK VE KADININ MÜSTAKİL ŞAHSİYET İDDİASI

ERKEK VE KADININ MÜSTAKİL ŞAHSİYET İDDİASI

(NOT:Bu yazı “Müslüman Şahsiyetin Yeniden İnşası” eserinden nakledilmiştir)

Kadın veya erkek, yalnız başına, “insan muhtevasını” taşıyamaz. Kadın veya erkek üzerinden insan tarifi yapılamaz. Kadın veya erkekten birisi, yalnız başına insanı temsil edemez.
Bu bahsi uzatmak aslında gerekmez çünkü çok açık bir delili var. Kadın veya erkek yalnız başına bir insan meydana getiremez. “İnsan”, kadın ve erkeğin en ileri noktadaki beraberliğinden meydana gelir. Yani kadın ve erkeğin terkip olması ile insan meydana geliyor. Öyleyse kadın ve erkekten birisi üzerinden “insan” tarifi yapamıyor ancak onların terkibe kavuşmuş haline “insan” diyoruz.
Kadın ve erkeğin terkibi üzerinden insan tarifi yapabiliyorsak, ayrı ayrı değil birlikte yaşamalarının(4) lüzumundan ve mecburiyetinden bahsediyoruz demektir. Birbirinden ayırmak, birbirine karşı müstakilleştirmek, insanı ikiye bölmektir. “Yarım insan” olabilir ama yarım insan, “insan yekunu” taşıyamaz, temsil edemez.
*
Okumaya devam et

Share Button

AKLIN BÜNYESİNDEN KAYNAKLANAN SINIRLAR

AKLIN BÜNYESİNDEN KAYNAKLANAN SINIRLARI

(NOT:Bu yazı, “Aklın sınırları” isimli eserimizden nakledilmiştir)

Aklın sınırları önemlidir. Aklın sınırları olduğu bilinmediğinde ve sınırları idrak edilmediğinde, hayatın tamamen akılla yaşanabileceği zannı oluşmaktadır. Hayatın sadece akılla yaşandığı veya yaşanabildiği zannı, insanda akıl dışında var olan birçok unsurun, kaynağın ve mekanizmanın imkânlarından faydalanmayı zorlaştırmaktadır. İnsanın kendi imkânlarını reddetmesi gibi bir durum ortaya çıkmakta ve ilginç olan nokta bunu akılla yapmaktadır.
Aklın sınırları içinde en önemli olanı, bünyesinden kaynaklanan sınırlarıdır. Zira bünyeden kaynaklanan sınırları aklın teşhis etmesi veya böyle sınırları olduğunu fark etmesi genellikle kabil olmaz. Akıl, bünyesinden kaynaklanan sınırların ötesini genellikle “imkansız” diye vasıflandırmakta ve bunların aslında bir sınır olduğunu ve sınırın aşılması halinde imkan alanına girdiğini anlamamaktadır.
*Aklın muvazeneyi muhafaza çabasından kaynaklanan sınırı
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI

(NOT: Bu yazı, “Büyük Doğu Devleti-3-Başyücelik Akademyası” isimli eserimizden nakledilmiştir)

İdeolocya Örgüsü’nde en çok dikkat çeken müessese, Başyücelik Akademyası’dır. Üstad, Başyücelik Akademya’sını, devlet cihazı içinde tetkik etmiştir, bu zaviyeden bakıldığında resmi bir müessese gibi görünür. Mesele dikkatli tetkik edildiğinde ise resmi bir müessese değil, sadece Başyüce’nin himayesinde teşkil edilmiş bir müessesedir.
Üstad, mütefekkirdir. Mütefekkir olması cihetiyle tefekkürün kıymetini bilir. Tefekkürün kıymetini bilmek için mütefekkir olmak gerekmez ama mütefekkirlerin dışında tefekkürün kıymetini bilenlere de pek rastlanmaz. Tefekkürün kıymetini sadece mütefekkirlerin bilmesi, aynı zamanda onları yalnızlaştıran bir vaziyettir ki, ülkenin ve milletin kendine gelememesinin temel sebeplerinden birisi de budur. Yalnızlaşmalarının en bariz neticelerinden birisi, hayattaki etkisizlikleridir.
Necip Fazıl, mütefekkir olduğu için kıymetini bildiği tefekkürü, Büyük Doğu coğrafyasında hususi bir yere oturtmuştur. Üstadın bu hassasiyeti, tefekküre ve mütefekkirlere torpil yaptığı manasına gelmez, sadece bir kıymeti, layık olduğu mevkie çıkardığını gösterir.
Okumaya devam et

Share Button

NİZAM VE HÜRRİYET

NİZAM VE HÜRRİYET

(NOT: Bu yazı, “İnsan Ahlak Hukuk” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

Madde üzerinde nizam tesisi kolaydır, hendese ve bazı aletlerle o iş halledilir. Maddenin katı hali üzerinde nizam tesis imkanı, sıvı ve gaz haline geçince zorlaşmaktadır. Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam tesisi zorlaşmaktadır.
Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam ile birlikte hürriyet de mevzu olmaya başlamakta, mesele giriftleşmektedir. Hakikatte nizam ile hürriyet birbirinin mütemmimi olmasına rağmen, hayatta ve tatbikatta birbirinin zıddı gibi anlaşılmakta, bu anlayışı besleyecek türden tezahürlere de rastlanmaktadır.
Mevzu insan ve hayata kadar geldiğinde, nizam tesisi fevkalade zorlaşmaktadır. İnsan hareketin zirvesine ulaşmış varlık çeşididir aynı zamanda… Ve hareketinin hem akli (fikri) hem de hissi kaynakları bulunan, nizami hareketi bazen hürriyetine tehdit olarak görebilen sebepler ve gerekçeler kumkumasıdır. İnsan, hareketin zirvesine ulaşan varlık olması cihetiyle hürriyete en fazla ihtiyaç duyan ve bunu da talep eden varlıktır.
Sükunet nizamın, hareket hürriyetin tezahürlerinden birisidir. Tabii ki tek tezahürleri bunlar değildir ama meselenin anlaşılması için bu tezahürler tetkik edilebilir. Mesela trafik akışını tanzim etmek (nizami akış haline getirmek) için, muhtelif mesafelere ve kavşaklara ışıklı sinyalizasyon koyuyoruz, bir cihetten gelen akışı kırmızı ışıkla durdurup (sabitleyip) başka bir cihetten gelene yol veriyoruz. Anlaşıldığı üzere kesintisiz hürriyet (hareket) mümkün olamıyor.
Okumaya devam et

Share Button