İKİNCİ PARALEL ÖRGÜT

İKİNCİ PARALEL ÖRGÜT
Fethullah Gülen’in kurduğu çağdaş haşhaşiler örgütü deşifre oldu. Hem siyaset hem de cemiyet nezdinde deşifre olduğu için artık meşruiyeti kalmadı, devlet ve cemiyet nezdinde meşruiyeti kalmadığı için tasfiye hamlesine karşı direnme ve varlığını muhafaza etme imkanı bitti. Fethullah Gülen’in her hafta çıkıp bir şeyler zırvalaması, teşkilatını ve bağlılarını elinde tutmak için yeminler ve beddualar etmesi, tükenmişlik sendromunun tezahürüdür. Paralel ihanet örgütüne karşı tasfiye sürecinin de ciddi ve kararlı şekilde devam etmesi, devlet ve cemiyetteki artıklarının da temizleneceğinin alametidir.
Artık ikinci paralel ihanet örgütünün gündeme alınması zamanı geldi. İkinci paralel örgüt, Şia ve onun bin bir şekle girmiş köpekleri…
Fethullah Gülen’in paralel ihanet örgütü yenidir. Fethullah Gülen, takiyyeyi yeni öğrendi, Şia isimli muta nesepsizleri ise takiyyenin asırlarca süren kültürüne sahip. Okumaya devam et

Share Button

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA
Tayyip Erdoğan paralel ihanet örgütüne her istediğini verdi, onlar sinsice Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Tayyip Erdoğan seksen yıllık Kemalist rejimin zulümle ürettiği ve büyüttüğü Kürt meselesini, “siyasi hayatıma mal olsa da çözeceğim” dedi, cumhuriyet tarihinde Kürtlere en fazla hakkı verdi, HDP ve PKK ihanet örgütü Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Erdoğan, tüm dünyanın İran’a karşı cephe aldığı dönemde İran’ı destekledi, İran ve Şiiler Erdoğan’ın kuyusunu kazdı.
Bu misaller, kamuoyunun gözünün önünde cereyan etti, kapalı kapılar arkasında değil. Paralel ihanet örgütü, bu ülkede herkes gibi Kemalistlerden zulüm gördü, Erdoğan geldi onların zulmünden kurtardı, onlar sinsi ihanet planlarıyla darbeye kalkıştılar. Kemalistler seksen yıldır Kürtlere, çarşıda bile Kürtçe konuşturmadı, Erdoğan geldi Kürtçe televizyon bile kuruldu, Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden HDP ve PKK ihanet örgütleri, sinsi planlarla silah depoladılar. Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

Akıl ya nefsin emrindedir ve onun kaynaklarını (yani enerjisini) kullanır veya ruha bağlıdır (akl-ı selim haline gelmiştir) ve enerjisini doğrudan ondan alır. İnsanın iç dünyasında iki adet enerji merkezi vardır, ruh ve nefs… Akıl kendi enerjisini üretemeyen, bu iki merkezden birine ihtiyaç duyan, enerjisini aldığı yere de bağlanan bir idrak merkezidir. En gelişmiş ve güçlenmiş akıl bile enerji üretemez, sadece bağlı olduğu merkezden (ruh veya nefsten) enerji talep eder ve onları harekete geçirerek ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmelerini sağlar. Bu iki merkezin ikisinde de enerji üretimi yoksa akıl yalnıza başına insan iç alemini yönetemez.

Fethullah Gülen, bağlılarında suni zihin inşa ederek, nefsi zapt altına almış ve enerji üretimini sıfıra yaklaştırmış, ruh ile irtibatını keserek oradan gelen enerji kaynağını da kurutmuştur. Geriye sadece kendisi kalmış, bağlılarının zihni evreninde akıl ile ruh arasındaki irtibat noktasına oturmuş, onların enerji ihtiyacını kendisi karşılamaya başlamıştır.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-20-İNŞA EDİLMİŞ ZİHNİ EVREN

İnsan zihni nasıldır, bir müminin zihni evreni nasıl olmalıdır, suni zihni evren inşası nedir? Meseleyle ilgili hayati ehemmiyetteki sorular bunlar, bu sorular doğru cevaplandığında Fethullah Gülen meselesi vuzuha kavuşur.

Zihni evren, kalbi evrenden (ve tabii ki ruhtan) doğan mizaç, istidat, mecra gibi mevzularla ifade edilen, nefs, zeka, akıl, hafıza, vicdan, irade, tefekkür, duygu ve benzeri varlık ve vakıaların ikinci doğumunu yaşadığı, kalbi evrenden müstakil hale gelemeyen ama ona karşı muhtariyetini kazandığı mahaldir. İnsanın enfüsi dünyasında meydana gelen varlık ve vakıaların kalpten kaynaklanmasına rağmen kendini gerçekleştirdiği ve insanın doğrudan kullanmasına müsait hale geldiği ana evrene zihin diyoruz. Bu varlık ve vakıaların her biri hem tek tek hem de birlikte kalbe ve ruha irtibatlıdır ve bu irtibat koptuğunda varlığını veya akışını gerçekleştiremez.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-19-MANEVİ İSTİBDAT

Fethullah Gülen bir taraftan İslami ölçüleri farklı ve maksat dışı terkibe tabi tutarak mistik bir muhteva oluşturuyor ve insanlar üzerinde mistik istibdat kuruyor diğer taraftan da İslami ölçüleri kullandığı için aynı zamanda manevi istibdat kuruyor. Özü mistik istibdat olmasına karşılık, muhataplarının (bağlılarının) manevi tesirler aldığı vehmi, muhatapları açısından bir manevi istibdat oluşturuyor.

Bağlıları mistik istibdat olduğunu farketse mesele kalmaz. Problem, Fethullah Gülen’in, özünde mistik istibdat olan tavır ve tatbikatlarını, İslami ölçüleri kullanarak muhataplarında “manevi tesir” uyandırdığı vehmini üretmesi… Mistik muhtevayı manevi tesir haline nasıl getiriyor veya daha doğru şekliyle soru şu; mistik muhtevanın muhataplarında manevi tesir vehmi üretmesinin denklemi nedir?
Okumaya devam et

Share Button

SİTEMİZİ HACKLEDİ ACİZLER

SİTEMİZİ HACKLEDİ HAİNLER…

Fikirteknesi internet sitesi, Türkiye’de, temel meselelerle ve doğru istikamet ile ilgilenenlerin, bu arada fikir ve ilim adamı, gazeteci ve siyasetçilerin takip ettiği bir site. Haber sitesi olmadığı için yüksek takip oranı olmayan, buna karşılık özgül ağırlığa sahip kişiler tarafından takip edilen bir site. Bu özellik ilginç durumlar ortaya çıkarıyor.

Yüzbinlik takipçi sayısı olmadığı için sitede yayınlanan yazılara tekzip göndermek, dava açmak, cevap vermek gibi siteyi tanıtıcı, reklamını yapıcı, gündeme getirici tavırlar içine girmiyorlar. Biliyorlar ki sitenin muhtevası ve özellikle tenkitleri harikulade, gündeme getirirlerse çok ciddi bir cephe kurulmuş olur. Bunu kendi elleriyle yapmak istemiyorlar. Zaten “fikir” umurlarında değil, temel meseleler ilgi alanlarında değil, dünya görüşü çapında bir fikriyat örgüsü ise ufuklarında yok.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-18-MİSTİK İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-18-MİSTİK İSTİBDAT

Nefs ile ruh arasındaki güzergahta yapılamayacak iş yoktur. O güzergah çok çetrefilli, çok girift, çok müphem olduğu için tehlikelidir. Her anı tehlikelerle dolu o güzergahta seyahat etmek isteyenler sağlam ölçüler, muhkem çerçeve, ufku aydınlatacak bir projektöre muhtaçtır. Ufku aydınlatacak projektör önemlidir zira nereye gittiğinizi görebilmelisiniz, birkaç adım ilerisini gösteren bir el feneriyle yola çıkmak, “rastgele” demektir. Bu durumda bir müddet sonra yolunuzun şeytanın inine çıkması ihtimali vardır ve bu ihtimal zayıf değildir.

İhtiyacımız olan ölçüler Kur’an-ı Kerim, projektör ise Sünnet-i Seniyyedir. Sünnet-i Seniyye, neyi nasıl yapacağımızı gösterir, Kur’an-ı Kerim’in tatbikatıdır. Tatbikatı gösterilmemiş bir din, kitabı üzerinde bitmez tükenmez tartışmaların yapılacağı, usul ve istikamet çizilemeyen nazari metin olarak kalır. Sünnet-i Seniyye konusundaki en küçük zaaf, insanın aklını “sünnet” inşasına kadar götürür, bu halde nefs, peygamberi bile hafife alır, kendini onunla eşit görmeye bile başlar. Sünnet hassasiyeti olmayan “mealcilerin” yaptığı şey budur ve söze “Peygamber bile hata yapmıştır” diye başlar. Önce kendini O’nunla eşitler, sonra da onun yerine geçer ve tatbikatı (yani sünneti) kendisi, kendi aklı ve nefsine göre inşa etmeye başlar. Buraya kadar ki kısım, nefsin ve aklın putlaştırılmasıdır. Nefsi azmanlaşan insan zaten ruhuna ulaşamaz, ruhuna ulaşamayanın imanı dilindedir.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

İHANET GÜNLÜKLERİ-04.09.2014-BİR HABER NASIL VERİLİR

Samanyolu televizyonunu ve S Haber kanalını izlemiyorduk yıllardır. Merak ettim, bu gün (04.09.2014) ana haber bültenini izledim. Çok ilginç bir kanal olmuş, paralel örgüt medya mecraları tamamen yabancı servislerin borazanı haline gelmiş.

Nato toplantısının haberini veren kanal, “tarihi toplantı” dediği haberin başından sonuna kadar Erdoğan’ın ismini zikretmedi, görüntüsünü vermedi. İnanabiliyor musunuz, sadece S Haberi izleyenler, Erdoğan’ın o toplantıya katıldığını bilmeyecekler. Gerçekten çok ilginç… Mesele bundan ibaret değil, mesela Hükümet programının mecliste okunduğunu söyleyerek başladıkları haberde, hükümet kanadından bir adet yetkilinin bir saniyelik görüntüsü yok, bir cümlelik ifadesi yok, sadece muhalefetin söyledikleri ve yetkililerinin görüntüleri var. Sadece bu kanalı izleyenler hükümetin mecliste program okumadığını zannedecekler.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

Ruh, insanın derinliğini temsil eder, nefs ise sathını… Ruh alabildiğine derinlerde bulunur, nefs ise satıhta… Nefs zuhur ettikten sonra insanın zihni evreninin merkezine oturur, ruh ise derinlerde kalır.

Ruha ulaşmak ve ruhi ahlakı kuşanmak hususi usulleri gerektiren zorlu bir yoldur. İslam, bu meseleyi ahlak ve edep ile çerçevelemiş, tasavvuf ile hususi bir yol inşa etmiştir. Tasavvuf, kalbi-ruhi süreçlerin ve inkişafın tertip ve tecrübe edilmiş yoludur.

Müslüman şahsiyet, iman merkezli hayat telakkisini, nefs merkezli hayatın ötesinde ve derinlerinde “ruhi hayata” taşımakla mükelleftir. Çünkü Müslümanlar ruhçudurlar. Hayatın hakikatini temsil eden ruhtur, ruha ulaşamamış bir şahsiyet terkibinin yaşayabileceği hayat, İslami kaidelere riayet ettiğinde bile sığ kalır.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

Paralel medya, dershane meselesinde ağır bir muhalefet yürüttü ama o muhalefet, yalan haber ve iftiralara rağmen örgüt faaliyeti değildi. Çünkü kanuna uygun olarak kurulmuş dershanelerin kapatılıp kapatılmaması bir eğitim meselesiydi ve kapatılmamasını savunmak, kapatılmasını savunmak kadar meşru bir tavırdı.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını haberleştirmek ise gazetecilik yapıldığı şeklinde savunulması mümkün bir yaklaşımdı. Gerçi o operasyonlardaki bilgilerin el altından paralel örgüt medyasına servis edilmesi, gizli olan soruşturmanın o medyada alenen yayınlanması suç teşkil ediyordu ama neticede bu suç örgüt medyası olduğu iddiasını ispatlamaya kafi değildi.

Ve nihayet paralel örgüte karşı hukuki soruşturmalar başladı. İşte bu operasyonlar karşısındaki tavır, paralel medyanın, örgüt bağlantılarını deşifre etti.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-7-ZİHNİ SIKIŞMIŞLIK

Bir fikre inanıyorsunuz, o fikrin dünyayı ve insanlığı kurtaracağına kanaat getirmişsiniz, çünkü hakikati bulmuşsunuz, geriye kalan tek şey insanların o fikre inanması, liderinin önünde sıraya girmesi ve emir beklemesidir. Çok özet olarak anlattığımız bu olay, insanın psikolojik evreninde nükleer patlamaları tetikleyecek kadar büyük gerilimler üretir.

Paralel örgüt misali ise çok ilginçtir. Müslümanların ufku, mehdidir. Müslümanların meczupları ancak mehdiliğini ilan etmiştir, bu tür meczup ise tarihte çok sayıda mevcuttur. Hıristiyanların meczupları ise Hz. İsa olduğunu iddia ve ilan eder, çünkü onların mehdisi odur. Delilik kültürel özellikler taşır, her kültürün delisi, o kültürün ufkunda dolaşır. Pagan kültür evrenlerindeki deliler, tanrı olduklarını iddia etmişlerdir ve bu durum yaygındır.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

İHANET GÜNLÜKLERİ-26.08.2014-ALİ ÜNAL HADDİNİ AŞTI

Ali Ünal, bir taraftan anlama melekesini kaybetti diğer taraftan edebini… Haddini bilmez adam, Diyanete, ulemaya, meşayihe sorular soruyor, hem de öyle ukala şekilde soruyor ki, neden cevap vermedikleri soru sorma tarzında mahfuz.

Aklını kaybeden adamın ölçüsü mü olur? Kur’an-ı Kerim’den ayet-i kerime’yi alıyor, sanki Allah’ın beyanı sadece kendilerini tasdik için inmiş gibi, kendileri onunla mesul değillermiş gibi, kendileri sırat köprüsünü geçmişlerde geride kalanlara sopa gösterir gibi…
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI

Fikirtekne’sinin başarısı ve bir kitabın tanıtımı

Mehmet Şahin, Fethullah Gülen ve paralel örgüt hakkında yazılanları toplamış, tertip etmiş ve kitap haline getirmiş. Kitapta makaleler olduğu gibi mülakatlar da var.

Kitabın ismi, “Fethullah Gülen’in Dini Söyleminin Eleştirisi”. Kitap Evre Yayınlarından Temmuz 2014 tarihinde çıkmış. Toplam 422 sayfa…

Kitapta www.fikirteknesi.com sitesinin üç yazarının yazıları var. Haki Demir, İbrahim Sancak ve Selehattin Adanalı…
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

Paralelcilerin aklının başına gelmesi için mahşeri beklememiz gerektiğini anladık. Fethullah Gülen, adına mübahele veya muhavele dediği bir tuzak kurdu, mensupları da, tüm Müslümanları da bu tuzağa çekmek için uğraşıyor. Müslümanları o tuzağa çekme görevini en son Ali Ünal üstlenmiş, 17.08.2014 tarihli, “Hala ‘amin’ bekleyen mübahele veya muhavele” başlıklı yazısında, “amin” dememiz için bizi tahrik ediyor ve meydan okuyor. Ahmak…

Fethullah Gülen’in bedduası (onların diliyle mübahele veya muhavelesi) dikkatle tetkik edilmediği için gözden kaçan bazı özellikler var, tuzak da zaten bu özelliklerde gizli. Başhain öyle bir tuzak kurmuş ki, o tuzağa “amin” diyen her Müslüman mahvolur, ihanet örgütünden olsun veya olmasın…
Okumaya devam et

Share Button

NİYE SEVDİK UZUN ADAMI?

NİYE SEVDİK UZUN ADAMI?

Niye sevdik bu adamı? Tanışıyor muyuz, hususi bir münasebetimiz mi var, yoksa bir menfaatimiz mi var? Hayır. Akparti üyesi bile değiliz, hükümetle herhangi bir ihale pazarlığımız yok, hiçbir menfaat bağımız (hamdolsun) bulunmuyor. Kendi maişetimizi kazanıyoruz, makarna ve kömür ihtiyacımız da olmuyor çok şükür. Öyleyse niye sevdik?

İşin sırrı bu soruda… Bu ülkede, menfaati olmayanların Erdoğan’ı sevmeyeceğini düşünenler, menfaatlerinden başka hiçbir şeyi sevmeyenlerdir. Menfaati olmayan birine selam bile vermeyenler, herkesi kendileri gibi gördükleri için, Erdoğan sevgisini muhakkak bir menfaat ile açıklamak hafifmeşrepliğine yakalandılar.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-4-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-3-İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-4-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-3-İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmak

Türkiye istihbaratının İslam coğrafyasında fikir hareketi başlatmasının birinci yolu ülkedeki fikir hareketlerinin ihracıdır. Anlaşılacağı üzere bunun ilk şartı, ülkede yoğun, canlı, çeşitli ve etkili fikir hareketlerinin bulunmasıdır. Türkiye maalesef bir tefekkür havzası haline gelememiştir, onun yerine cemaat ve gurupların kaynaştığı ve kavga ettiği bir iklime savrulmuştur.

Her cemaat ve gurup, işin özü itibariyle bir fikir etrafında toplanmıştır ama merkeze aldıkları fikir, fikir hareketi haline gelememiş, fikir muamelesi değil “inanç” muamelesi görmüş, bu nedenlerden dolayı da fikir tartışması değil, cemaatler arası kavga süreklilik kazanmıştır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-3-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-2-Fikir hareketi başlatmak

DÜNYA DEVLETİ-3-İSTİHBARAT TEŞKİLATI-2-Fikir hareketi başlatmak

Bir istihbarat teşkilatının ufku (zirvesi), başka ülkelerde “fikir hareketi” başlatabilmektir. En zor iş, başka bir ülkede, özellikle de kendisiyle yakın dini, kültürel, sosyolojik benzerlikler taşımayan bir ülkede fikir hareketi başlatabilmek en büyük istihbarat hamlesidir. Siyasi hareket, toplumsal hareket, kültürel hareket başlatmak, fikir hareketine nispetle daha kolaydır.

Bir ülkede fikir hareketi başlatabilmek, büyümesini sağlamak, hayatın her alanında güç sahibi yapmak, istikametini ise sürekli kontrol atlında tutabilmek, çok büyük bir iştir. Başlatmak kadar büyütmek, büyütmek kadar hayatın çeşitli alanlarına sirayet etmesini sağlamak, bunları yaptıktan sonra da istikametini sabit tutmak, dünyanın en zor işlerindendir. Özellikle fikir hareketlerinin istikametini sabit tutmak zordur çünkü bu hareketler sürekli fikirle meşgul olmaktadır. Fikirle meşgul olan bir hareketin istikametini sabit tutmak, zor kullanarak veya para ile mümkün değildir. Ancak fikir üreterek bu yapılabilir. Anlaşılacağı üzere, bir fikir hareketini başlatmak kadar sürdürmek de kesintisiz ve zengin bir fikir üretimi ile mümkündür. Yani bu meseleler teknik istihbaratçıların (ajanların) işi değildir.
Okumaya devam et

Share Button

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

Cemaat toptan çıldırdı, artık içlerinde akil ve baliğ kimse kalmadı. Bir tane “ceza ehliyetine” malik adam bulsam, ellerinden öpüp, meseleyi munis şekilde konuşmak isterdim.

Ali Ünal’ın 04.08.2014 tarihli yazısı çılgınlığın zirvesiydi, İbrahim Sancak o yazıyı, “Yapma Ali Ünal, kendini kaybediyorsun” başlıklı bir yazıyla tenkit etti dün. Aynı gün hezeyanın zirvesine çıkan sadece Ali Ünal değildi, Abdullah Aymaz da zirvelerde dolaşıyordu.

Abdullah Aymaz’ın yazısının başlığı şu; “Güneş dururken, mum peşinde dolaşmak olur mu?”… İslam ahlak ve adabına göre, güneş-mum dilemması Kur’an-ı Kerim için veya Sünnet-i Seniyye için kullanılır, yani muma nispetle güneş mukayesesi büyük bir mukayesedir ve genellikle böyle kullanılagelmiştir. Adamlarda izan ve ölçü kalmadığı, idrak ve akıl tatile çıktığı, ahlak ve adap intihar ettiği için, hiçbir mikyası doğru kullanamaz hale geldiler.
Okumaya devam et

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI

Nefs ahlakına sahip kişinin en bariz hususiyeti güçlü karşısında fahişe kadar haysiyetsiz ve iffetsiz itaat, zayıf karşısında ise uçsuz bucaksız bir hakimiyet hırsıdır. Bu hususiyetin en bariz neticesi ise istibdattır.

Fethullah Gülen, niyetini gizlemek, siyasetle iştigal etmediğini ispatlamak, muktedirlere karşı zararsız görünmek için Hazreti Cebrail Aleyhisselama muhalefet edecek iffetsiz, izansız, ilkesiz bir itaatkar, zayıf insanlarla karşılaştığında ise Müslüman olmasına rağmen en şedit, en ölçüsüz bir zalim ve müstebittir.

Bazıları “alim” olduğunu düşündükleri Fethullah Gülen’in böyle biri olabileceğine ihtimal vermiyor. İhanet örgütünün özel eğitiminden geçmiş ve beyinsizleştirilmiş güruh bir tarafa, onların dışında da az sayıda böyle düşünenlerin olduğunu görmek, bu meselenin izahını gerektiriyor. Bu meselenin izahı da, bir önceki yazıda olduğu gibi “nefs ahlakı”nda mahfuz, bu sebeple oradan devam etmek zaruretindeyiz.
Okumaya devam et

Share Button

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

Ali Ünal bu gün (04.08.2014) çok ağır bir yazı yazmış, ağırlığı ölçü ihlalinden kaynaklanıyor. Ali Ünal’ın son zamanlardaki yazılarında bir muhteva ve merkez kayması yaşanıyor, yazılardan böyle anlaşılıyor, önceden beri mi böyledir son sarsıntılar mı bu hale getirdi, onu bilmiyorum. Ruh halindeki kayma, doğru istikamette değil, yani inkişaf etmiyor, savruluyor ve dağılıyor.

Yazısının başlığı, “Zevk zemzemesi ve gaşy içindeyim”… Bu başlık, yazının muhtevasını anlatmak için atılmış, yani son yıllarda ihanet örgütünün başına gelen hadiselerden dolayı “zevk-i ruhani” yaşadığını söylüyor. Allah muhafaza…

Ali Ünal, yazısına, ihanet örgütüne ve başındaki adama övgüler düzerek başlıyor ve meseleye şöyle giriyor;
Okumaya devam et

Share Button