Türkiye için bir “siyaset beyannâmesi”

Türkiye için bir “siyaset beyannâmesi”

Bütün vazifesi ve dâvası Türkiye’nin ilim, medeniyet ve tefekkür sahasında yol açıcılık olan “Terkip ve İnşa”, “Karargâh Anadolu”, “Fikir Kadro Hareket” adlı dergilerin sahibi ve yayın müdürü Haki Demir’in öncülük ettiği, telif heyetinde Veysel Aslantaş, İsmail Göktürk, Şevki Karabekiroğlu’nun da bulunduğu “Siyaset Beyannâmesi-Millete hitabe-”, siyaset ve medeniyet meselelerinden mes’ul olan devlet erkânına, siyaset ehline, âlim ve münevveran zümresine tebliğ edilmek üzere hazırlandı.

Türkiye’nin iki asırlık meselelerine ciddi teklif ve çözümler getiren elli dört sayfalık “Siyaset Beyannâmesi” “Takdim” bölümü hâriç “Siyaset, Hukuk, Cemiyet, Ahlâk, Medeniyet, Medeniyet Şurası” başlığıyla yedi bölümden oluşmaktadır.

Çaplı, orijinal ve tutarlı teklifler sunan beyannamenin mahiyetini, uzun olması sebebiyle hülâsa ederek anlatmak icap ediyor.
Okumaya devam et

Share Button

DARBECİ GENERALLER PSİKOPATTIR

Darbeci generaller psikopattır

Darbeci generallerin birer psikopat olduğu kesin. Muayene edildiğinde yüksek dozda psikopatik belirtiler görülecektir. Sosyal girişimlerde noksanlık, mensup olduğu milletle dost ve barışık olamama, kanun ve kurallardan kopukluk, kendine çizilen anayasal yasakları dikkate almamak, içinde yaşadığı toplum değerlerine önem vermemek, sevgi, şefkat gibi hislerden yoksunluk, bu belirtilerden bazılarıdır.

Üç şeyi çok sever ve isterler: Güç, itaat ve otorite. Güç ve darbe tutkularının arkasında hastalıklı otoriter kişilikleri ve aldıkları lâ-dinî / pozitivist eğitim vardır.
Okumaya devam et

Share Button

Darbeci generallerin çöküşü

Darbeci generallerin çöküşü
Bir zamanlar bu ülkede zulümkâr darbeci generaller hükümferma idi. Vesâyet rejimlerinde eziliyordu millet. Hak ve adâlet, sevgi ve merhamet yoktu despot iktidarlarında. Zulüm ve zorbalık, Kemalizm ve lâ-dinîlik hâkimdi.

1923 sonrası kanlı inkılâp devirlerinde “Tek ve dokunulmaz şef” idi generaller. Kimsenin haddi olamazdı ideolojik ve vesayetçi ihtişamlarına gölge etmek. Halk ayağı çarıklı fasa fisoydu. Ortaçağ kafasıydı ve ezilmeliydi din-i mübin. Yeni din ve rejim Kemalizm’di.

Kan ve darbe üstüne yükseliyordu generallerin iktidarı. 27 Mayıs 1960 darbesinde vesayetçi güçlerini daha da artırdılar. Anayasayı ve parlamentoyu kendi elleriyle yazıp oluşturdular. Kanlı darbeye imza atan Millî Birlik Komitesi’ne milletin bütçesinden ölünceye kadar maaş ve imtiyazlı vatandaşlık statüsü bağışladılar.
Okumaya devam et

Share Button

Medeniyet Akademisi Başkanımızın, CHP yöneticilerini şikayeti ile ilgili “Basın Açıklaması”

BASIN AÇIKLAMASI

*Vatan, millet, devlet unsurlarını ihtiva eden, bunların üçünü birden ve birlikte muhafaza eden “Kıymetler Birliği” şiarımız vardır.
*Devleti; yasama, yürütme, yargı unsurları teşkil eder; bunlar “Kuvvetler Ayrılığı” şiarıyla ifade ve tanzim edilmiştir.
*“Kuvvetler Ayrılığı” şiarı, “Kıymetler Birliği” şiarıyla birlikte tatbik edilmezse, birbirinden bağımsızlaştırılmış olan yasama, yürütme, yargı kuvvetleri, temel kıymetlerimiz olan vatan, millet ve devleti birbirinden ayrıştırır.
*Devletteki üç kuvvet, hem ayrı ayrı hem de işbirliği yaparak “Kıymetler Birliği” şiarını tesis ve muhafaza etmekle vazifelidir. Temel kıymetlerimiz olan vatan, millet ve devletin veya bunlardan herhangi birinin tehlikeye düşmesi ve beka meselesiyle karşılaşması halinde, “Kıymetler Birliği” şiarının muhafazası için tüm millet mensupları ve devlet kuruluşları işbirliği içinde çalışmakla mükelleftir.

*** Okumaya devam et

Share Button

CHP pozitivist generallerin kurduğu lâdinî devlet partisidir

CHP pozitivist generallerin kurduğu lâdinî devlet partisidir

Atatürkçü Cumhuriyet’in esasları olan Chp’ yi millet değil, “İslâm’ın vakti dolmuştur” diyen askerî bürokrasinin ağırlıklı olduğu zümre kurmuştur. Bu yüzdendir ki otoriter laikliği İslâm karşıtlığı olarak resmî devlet politikası hâline getiren, pozitivist bilim anlayışını dinin yerine geçirerek İslâm medeniyet değerlerini tasfiye eden ve İslâm’dan arıtılmış seküler muhteva taşıyan “dil, kültür ve ülkü birliğiyle” Türk ulusu kimliği inşa etmeye çalışan bir partidir.

Chp’yi, yâni Altı Ok ilkelerinden meydana gelen Kemalist Cumhuriyeti, Millî Mücadele’de sözde İslâmî siyaset kullanıp daha sonra milleti aldatarak asıl yüzleriyle ortaya çıkan pozitivist generaller kurmuştur. 1923’de Halk Fırkası adıyla başlayan, sonra Chf ve Chp adını alan parti, pozitivist zihniyetli generallerin ve bürokrasinin kurduğu bir partidir. Dindarlardan temizlenmiş subay ve bürokrasinin temel hususiyetleri pozitivist ve lâ-dinî ilerlemeci düşünceye sahip olmalarıdır.

CHP BÜROKRATİK EGEMENLERİN PARTİSİDİR
Okumaya devam et

Share Button

CHP, milletten özür dileyip siyasetten çekilmeli

CHP, milletten özür dileyip siyasetten çekilmeli

M. Kemal’in kurduğu Altı Ok Partisi sun’i oksijenle yaşatılmaya çalışılıyor. Doksan yıldır millete hasım olan bu gayr-ı millî siyasî partinin zeval vakti geldi artık.

Millet nezdinde hiçbir itibarı bulunmayan, milletle İslâmca hiçbir kalbî ve fikrî bağı olmayan Atatürkçü Cumhuriyet oligarşisinin, ulusalcıların, Beyaz Türklerin, modernlerin ve laikçilerin partisi CHP’nin iflâh olması mümkün değil.

Türkiye’nin binyıllık İslâmlaşmış sosyolojisi, yakın târih ve asıl hüviyetine kavuşma imkânı bulan millet böyle söylüyor. Yapacakları tek şey var, mazlum ve mazrur milletten özür dileyen bir beyannâme yayınlayıp çekilmek…
Okumaya devam et

Share Button

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Prof. Dr. Osman Turan “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi” adlı eserinde nizâm-ı âlem kavramını asıl mânâsını iyi bildiği halde İslâm’la milliyetçiliği birleştirmek isteyen kitlenin fikir gücüne güç katmak ve gaye ufkunu genişletmek için dünyaya nizam vermek mânasında kullandığını onu tanıyan birçok yazar söylemektedir.

Bu sebeptendir ki Osmanlı Devleti’nde sıkça geçen nizâm-ı âlem kavramının sadece dünyaya nizam vermek demek olmadığını, devletin bekâsı, kamu istikrarı ve asayiş gibi mânalarda kullanıldığını çok sonra öğrendik.

1980 öncesi ve sonrası İslâmî gayeler taşıyan bir kısım milliyetçi kitle tarafından “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi…” ndeki târifiyle dünyaya nizam vermek ülküsü mânasında kullanıldığı hatırlardadır.
Okumaya devam et

Share Button

NİZAM VE HÜRRİYET

NİZAM VE HÜRRİYET

(NOT: Bu yazı, “İnsan Ahlak Hukuk” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

Madde üzerinde nizam tesisi kolaydır, hendese ve bazı aletlerle o iş halledilir. Maddenin katı hali üzerinde nizam tesis imkanı, sıvı ve gaz haline geçince zorlaşmaktadır. Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam tesisi zorlaşmaktadır.
Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam ile birlikte hürriyet de mevzu olmaya başlamakta, mesele giriftleşmektedir. Hakikatte nizam ile hürriyet birbirinin mütemmimi olmasına rağmen, hayatta ve tatbikatta birbirinin zıddı gibi anlaşılmakta, bu anlayışı besleyecek türden tezahürlere de rastlanmaktadır.
Mevzu insan ve hayata kadar geldiğinde, nizam tesisi fevkalade zorlaşmaktadır. İnsan hareketin zirvesine ulaşmış varlık çeşididir aynı zamanda… Ve hareketinin hem akli (fikri) hem de hissi kaynakları bulunan, nizami hareketi bazen hürriyetine tehdit olarak görebilen sebepler ve gerekçeler kumkumasıdır. İnsan, hareketin zirvesine ulaşan varlık olması cihetiyle hürriyete en fazla ihtiyaç duyan ve bunu da talep eden varlıktır.
Sükunet nizamın, hareket hürriyetin tezahürlerinden birisidir. Tabii ki tek tezahürleri bunlar değildir ama meselenin anlaşılması için bu tezahürler tetkik edilebilir. Mesela trafik akışını tanzim etmek (nizami akış haline getirmek) için, muhtelif mesafelere ve kavşaklara ışıklı sinyalizasyon koyuyoruz, bir cihetten gelen akışı kırmızı ışıkla durdurup (sabitleyip) başka bir cihetten gelene yol veriyoruz. Anlaşıldığı üzere kesintisiz hürriyet (hareket) mümkün olamıyor.
Okumaya devam et

Share Button

YÜCE DİN DAİRESİ-MUKADDİME-

YÜCE DİN DAİRESİ-MUKADDİME-

Yüce Din Dairesi, Üstadın devlet tasavvurunda fazla bir yer işgal etmez. Şöyle ifade eder Üstad mevzuu; “Esasta Yüce Din Dairesinin hüviyet ve ruhu bütün iş dairelerine sindirilmiş olacağı için, böyle bir teşkilata lüzum, sadece mesleki ihtisas bakımındandır ve bu ihtisasın murakıplığından ibarettir.” (İdeolocya Örgüsü, sahife 270) Okumaya devam et

Share Button

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ FAALİYET ESASLARI

İÇTİHAT ŞURASININ FAALİYET ESASLARI

İçtihat Şuraları daimi müessese olmayıp, ihtiyaç duyulduğunda teşkil edilir. Şura teşkil edildiğinde çalışma mekanı ve yardımcı kadroların hazır olması için, müessesenin binası, idari teşkilatı hazırdır, bu zaviyeden bakıldığında şura daimi bir müessesedir. Hulasa edersek, teşkilat bünyesi cihetinden daimi bir müessese, içtihat faaliyetlerini gerçekleştirecek aza cihetinden ise muvakkattir. Şura muvakkaten teşkil edilir çünkü muvazzaf müçtehit olmaz. Okumaya devam et

Share Button

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURALARININ TEŞKİLİ-

İÇTİHAT ŞURALARININ TEŞKİLİ

İçtihat Şuralarının teşkili ve faaliyetlerinin gözetimi, Nakibü’l Eşrafın salahiyetindedir. Nakibü’l Eşraf, bizzat şuraya reislik edebilir, bu halde bir muavin tayin eder, muavin şuranın teşkil ve içtimaı için icrai işleri yapar. Nakibü’l Eşraf, kendisi başkanlık etmek istemezse şuraya bir reis tayin eder.

*İtikadi ve İbadi İçtihat Şurası Teşkili

İtikadi ve ibadi içtihat şurası, Nakibü’l Esraf tarafından, tamamen kendi salahiyet ve ihtiyarında olmak üzere teşkil olunur. Bu şuraların teşkilinde Nakibü’l Eşrafın muavini, Yüce Din Dairesi Reisidir. Yüce Din Dairesi Reisi, şuranın teşkilinde, icrai bir vazifeye sahiptir.
Okumaya devam et

Share Button

KAZA TEŞKİLATI-İÇTİHAT ŞURASININ VAZİFELERİ-

İÇTİHAT ŞURASININ VAZİFELERİ

İçtihat Şurasının iki vazifesi var; içtihat yapmak ve devlet ricalini muhakeme etmek… İçtihat mevzuu teşri vazifesidir, devlet ricalinin muhakemesi ise kazai vazife… Teşri vazifesi mahiyetindeki içtihat yapma faaliyeti muhtelif başlıklar altında vuzuha kavuşturuldu, burada devlet ricalinin muhakemesi meselesi izah edilecektir.

İçtihat Şurasına bellibaşlı devlet ricalinin muhakemesi vazifesi verilmesinin sebebi, önlerine gelecek ihtilafların, amme hukukunu zenginleştirmesi içindir.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

Paralel medya, dershane meselesinde ağır bir muhalefet yürüttü ama o muhalefet, yalan haber ve iftiralara rağmen örgüt faaliyeti değildi. Çünkü kanuna uygun olarak kurulmuş dershanelerin kapatılıp kapatılmaması bir eğitim meselesiydi ve kapatılmamasını savunmak, kapatılmasını savunmak kadar meşru bir tavırdı.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını haberleştirmek ise gazetecilik yapıldığı şeklinde savunulması mümkün bir yaklaşımdı. Gerçi o operasyonlardaki bilgilerin el altından paralel örgüt medyasına servis edilmesi, gizli olan soruşturmanın o medyada alenen yayınlanması suç teşkil ediyordu ama neticede bu suç örgüt medyası olduğu iddiasını ispatlamaya kafi değildi.

Ve nihayet paralel örgüte karşı hukuki soruşturmalar başladı. İşte bu operasyonlar karşısındaki tavır, paralel medyanın, örgüt bağlantılarını deşifre etti.
Okumaya devam et

Share Button

KEMALİST CUMHURİYET NE ZAMAN TASFİYE EDİLECEK?

Kemalist Cumhuriyet Ne Zaman Tasfiye Edilecek?
Cumhur defalarca işaret verdiğine ve vesayetçi oligarşinin sandıkta esamesinin okunmadığı görüldüğüne göre artık, Atatürkçü Cumhuriyetle hesaplaşmalı, bu zorba rejim adına ne varsa yürürlükten kaldırılmalı, millet ve devlet kimliği, millî eğitim ve ders kitapları Atatürkçülük despotizminden temizlenmeli bir bir…

Altı Ok menşeli Cumhuriyetin Müslüman Türk milletinin değerleriyle mutabık olmadığı cumhur tarafından defalarca tasdik edilmesine rağmen hâlâ mekteplerde, kamuda ve anayasada Atatürkçülük dayatmasının devam ediyor olması, zorba-ideolojik devlet kimliğinin millete aitmiş gibi gösterilmesi son bulmalı artık?

ATATÜRKÇÜ CUMHURİYETİN TASFİYE KARARI MECLİS’TEN ÇIKMALI…
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİNİN FAALİYETLERİ-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİNİN FAALİYETLERİ-

İcrai hükümetin istişare taleplerine cevap verir, istişare yapar, fikirlerini beyan eder. Temel hükümet siyasetlerinin tayininde tüm ihtiyat hükümetlerinin katılacağı istişare toplantıları tertip edilir, tamamının fikir ve teklifleri kayda geçirilir.

***
İhtiyat hükümetleri her sahada paralel hükümet olarak faaliyet gösterir, tek eksikleri icrai salahiyete sahip olmamasıdır. İhtiyat hükümetlerinin vekilleri, resmi hükümet terkibini oluşturan vekilliklerdeki tüm bilgilere ulaşabilir, her safhada fikir ve tekliflerini arzeder, yanlış tatbikatlar gördüklerinde ikaz eder, kayıt altına alır, rapor hazırlar.
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİ AZALARININ SEÇİMİ-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-İHTİYAT HÜKÜMETLERİ AZALARININ SEÇİMİ

Yüceler Kurultayı azalarının insan kaynaklarını arayıp bulacak müessese, Yüceler Kurultayı bünyesinde ihdas edilmiş olan bir müessesedir. Bu müessese, “Vatan ileri gelenlerinden en layıklarına Yüceler Kurultayına namzet unvanı altında, sayıyla kayıtlı olmayarak, manevi bir derece verir”.

Yüceler Kurultayı teşri mercii ve meclisi olduğu için esas mevzuu, kanun yapmaktır. Teşri vazifesi (kanun yapmak), nazari boyutu, ameli (tatbiki) boyutundan daha kesif bir faaliyettir. Teşri faaliyetinin bu hususiyeti, İslam’ı, namütenahi derinlik güzergahında uçsuz bucaksız bir mesafe alışla ve asgari kainat genişliğindeki muhitini kuşatışla idrak etmeyi ilzam eder. Bu manada teşri meclisinin (Yüceler Kurultayının) azası olabilmek için alim olmak bile kafi değil, allame olmak zarurettir.
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ TEKLİFİMİZ-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ TEKLİFİMİZ-

Büyük Doğu Devlet Nizamı, Başyücelik Hükümetini, Yüceler Kurultayı dışından teşkil eder, sadece hükümet reisinin Yüceler Kurultayından olmasına müsaade eder ki bu aynı zamanda amir hükümdür. Bu hükmün hikmeti, teşri merciinin (kanun yapma meclisinin) icra merciinden (hükümetten) üstte bulunmasını temin etme, üstünlüğünü ise hem nazari dairede hem de ameli/tatbiki dairede muhafaza etme çabasıdır. Hakikaten de teşri mercii icra merciinin üstünde olmalıdır, kanun yapma işi, kanunun tatbik edilmesinden çok daha mühimdir. Demokratik siyasi sistemlerde de teşri mercii icra merciinin üstündedir ama bu sadece kağıt üzerinde böyledir, asla tatbiki sahaya aksetmemiştir. Büyük Doğu’daki bu esasın muhafaza edilmesi şarttır.

*
Yüceler Kurultayı azalarının en fazla on adet olmak üzere her biri hükümet kurabilmelidir. Hükümet kurmak isteyen “Yüce”, teşkil edeceği heyeti (hükümet azalarını) önce Başyüce’ye arzetmeli, onun tasdik etmesi halinde Yüceler Kurultayına arzetmelidir. Yüceler Kurultayının mutlak ekseriyeti ile kabul etmesi halinde sicile kaydedilmelidir. Yüceler Kurultayında hükümet işlerini kaydedecek, takip edecek bir müessese teşkil edilmelidir. Bunlar parti değil, hükümettir. Herhangi bir günün sabahı veya günün herhangi bir saati ülkeyi idare etmeye hazır halde bulunan hükümet…
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

Dünya devleti nedir, dünya devleti olmanın şartları nelerdir, dünya devleti olmaya giden yol neresidir? Türkiye artık ufkunu bu soruların cevabını verecek kadar genişletmeli, tüm ekonomik, siyasi, diplomatik ve istihbari çalışmalarını, projelerini, hamlelerini bu ufka göre geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Bugünkü şartların dünya devleti olmamıza geçit verip vermeyeceği konusu bir tarafa, bu hedefin ideal olarak görülmesi, kabul edilmesi, planlamalarda merkez alınması lüzumu açıktır.

Dünya devleti kavramı, dünyayı yalnız başına yöneten devlet değildir. Dünyadaki hadiselerin tamamıyla ilgilenebilmek, bu hadiselerin tamamı ile ilgili milletlerarası müzakerelerde “ne düşündüğü” merak edilmek, fikri sorulmak noktası veya seviyesi, dünya devleti olmaktır. Dünyadaki her hangi bir konuda, “o devlet ne düşünür, ne yapar, ne planlar?” sorusu zihinlere tabii bir refleks olarak gelmeye başlandığı andan itibaren o devlet dünya devletidir. Süper güç olmak, dünyaya yalnız başına nizamat vermek, dünyanın her yerinde yalnız başına inisiyatif alabilmek içinde yaşadığımız çağda hiçbir devlete nasip olmayacak bir hadisedir. Teknoloji sayesinde dünyanın küçüldüğü ve küresel bir köye döndüğü düşüncesi yanlış değildir ama teknolojinin yaygınlığı ve bir çok ülkenin artık üretebiliyor olması, bu köyün tek merkezden (bir süper güç tarafından) yönetilemeyecek kadar da büyüdüğünü gösteriyor.
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ TEKLİFİMİZİN İZAHI-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ TEKLİFİMİZİN İZAHI-

Büyük Doğu’da (İdeolocya Örgüsünde) Başyücelik Hükümet reisi olan Başvekil, Yüceler Kurultayı azaları arasından Başyüce tarafından seçilir. Başvekil, tamamı Yüceler Kurultayı dışından olmak üzere hükümet azalarını seçer ve Başyüce’nin tasdikine arzeder. Başyüce’nin tasdiki ile birlikte hükümet kurulmuş olur. Özet olarak Başyücelik Hükümeti böyle oluşur.

Başyücelik devlet nizamında, seçime tabi kılınabilecek tek müessese, Başyücelik Hükümetidir. Başyüce de seçimle tespit edilmektedir ama oradaki seçim, Yüceler Kurultayında gerçekleşir, seçimden kastımız, halkın seçimidir. Büyük Doğu Devlet Nizamı, terkip olarak harikuladedir, ana bünyeyi, terkip mimarisini bozmak, yeniden bir nizam teklif etmektir. Böyle bir fikir üzerinde çalışılacaksa, Büyük Doğu’dan bahsetmek gerekmez, yeniden ve başka bir nizam fikri üzerinde gayret gösterilir. Büyük Doğu üzerinde çalışmayı esas alıyorsak, ana mimariyi muhafaza etmekle mükellefiz.
Okumaya devam et

Share Button

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-MUKADDİME-

BAŞYÜCELİK HÜKÜMETİ-MUKADDİME-

Büyük Doğu devletinde (Başyücelik devletinde) hiçbir makam milletin seçimi ile tespit ve tayin edilmez. Bu tanzim yapılırken dikkat edilen husus, İslam’daki devlet ve idare mefkuresinin ana ölçülerinden biri olan; “Makam talep edilmez, ehliyet ve liyakat sahipleri malik oldukları vasıf ve maharet istikametindeki makama tayin edilir” hikmetidir. Bu ölçü ve muhtevasında mahfuz olan hikmetlerin tecellisi nasıl tahakkuk ettirilebilir? Devlet ve idare mefkuresindeki en girift meselelerden birisi olan bu hikmet, “talip olmak”, “namzet olmak”, “rekabet etmek” ve “seçilmek” süreçlerini ortadan kaldırmalı mıdır?

Talip olmakla tezahür eden nefs, rekabet etme sürecine girdiğinde azmanlaşıyor, seçildiğinde ise ölçü tanımaz hale geliyor. Seçilmekle kudret sahibi de olduğu için, nefsi tahdit edecek, ölçüsüzlüklerine mani olacak, ana yapı içinde zapt altına alacak müeyyide ihtiyacı artıyor. Hukuk hakimiyetinin şuurlara kadar sirayet ettiği, ahlakın ruhlara kadar nüfuz ettiği bir cemiyet vasatında, nefsin bir şekilde zapt altına alınmış olduğu kabulü nazari olarak doğrudur. Ne var ki bir taraftan hukuk ve ahlak hakimiyetinin arzulanan kıvamda ve derinlikte cari olduğu ideal şartları bulmaktaki, bulunduğunda süreklilik arzedecek şekilde muhafaza etmekteki zorluk, diğer taraftan bu şartlar bulunsa ve devamı sağlansa bile nefs denilen muammanın her hal ve şartta nüfuz yolunu bulduğu, mahkum edilse bile mahvedilemediği, mahkumiyet duvarlarından sızmakta da mahir olduğu bilinir.
Okumaya devam et

Share Button