“Kerkük Musul kan içinde/ Türkmenim hicran içinde”

“Kerkük Musul kan içinde/ Türkmenim hicran içinde”

Barzani’nin “Kürdistan” bayrağı asılı Kerkük’te bugün hüzün var, elem var. İngiliz damgalı Amerikan-İsrail projesi olan “Kürdistan” yürürlüğe sokulmak isteniyor. Ah, “elleri mi kalacak Kerkük?”

“Kerkük Musul kan içinde
Türkmenim hicran içinde
Bin can var, bir can içinde
Bir ebedî ize geldim
Yıktılar kalanı Kerkük
Kestiler balanı Kerkük
Nakışlı minarede
Verdiler salânı Kerkük”

Selçuklu Türk Devleti’nden bu yana tarihî bir Türkmen şehri olan Kerkük bin yıldır Anadolu’nun bir arka bahçesi, bir vilayetiydi. Bizimle aynı dili, aynı kültürü, aynı geleneği paylaşan soydaşların yaşadığı yerdi. Yüz yirmi yıldır gariptir, yalnızdır Kerküklü Türkmenler.
Okumaya devam et

Share Button

Osmanlı’da askerlik meselesi

Osmanlı’da askerlik meselesi

“Sizin Osmanlınız” başlığıyla e. posta ile fakîre gönderilen bir metinde, Osmanlı’da, evli olsun, bekâr olsun izni alınmadan zorla dayakla asker toplanarak ve köle gibi bakımsız bir şekilde oradan oraya sürüklenerek on yıllarca süren bir zaman içinde memleketine gönderilmeyen zorba bir askerlik sisteminin olduğu anlatılıyor.

Metnin kaynağı belirtilmemiş. Âciz kanaatimce metinde geçen asker toplama usulündeki ifadelerde indîlik ve subjektiflik var. Küçük adî vak’alar genelleştirilerek verilmiş ki, devrin askerlik kanununa göre doğru değil.
Usta tarihçilerden Halil İnalcık, Yılmaz Öztuna gibi aklıma gelen birkaç tarihçinin yazdığına göre mevzuat olarak zorla ve dayakla askere götürme vak’ası yok.
Okumaya devam et

Share Button

CHP pozitivist generallerin kurduğu lâdinî devlet partisidir

CHP pozitivist generallerin kurduğu lâdinî devlet partisidir

Atatürkçü Cumhuriyet’in esasları olan Chp’ yi millet değil, “İslâm’ın vakti dolmuştur” diyen askerî bürokrasinin ağırlıklı olduğu zümre kurmuştur. Bu yüzdendir ki otoriter laikliği İslâm karşıtlığı olarak resmî devlet politikası hâline getiren, pozitivist bilim anlayışını dinin yerine geçirerek İslâm medeniyet değerlerini tasfiye eden ve İslâm’dan arıtılmış seküler muhteva taşıyan “dil, kültür ve ülkü birliğiyle” Türk ulusu kimliği inşa etmeye çalışan bir partidir.

Chp’yi, yâni Altı Ok ilkelerinden meydana gelen Kemalist Cumhuriyeti, Millî Mücadele’de sözde İslâmî siyaset kullanıp daha sonra milleti aldatarak asıl yüzleriyle ortaya çıkan pozitivist generaller kurmuştur. 1923’de Halk Fırkası adıyla başlayan, sonra Chf ve Chp adını alan parti, pozitivist zihniyetli generallerin ve bürokrasinin kurduğu bir partidir. Dindarlardan temizlenmiş subay ve bürokrasinin temel hususiyetleri pozitivist ve lâ-dinî ilerlemeci düşünceye sahip olmalarıdır.

CHP BÜROKRATİK EGEMENLERİN PARTİSİDİR
Okumaya devam et

Share Button

Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi

Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi

Laikliği İslâm’ın yerine ikame eden Atatürkçü Cumhuriyet, yâni Chp iktidarları alkollü hayatı devlet kurumlarında ve toplumda bir âdet olarak yerleştirmiş ve resmî hâle getirmiştir. İslâm’a aykırı alkollü hayatı devlet erkânının sofralarına ve resmî protokollere sokan, bu şenî ve haram âdet için mevzuatlar çıkaranlar Atatürkçü Chp kadrosudur.
ALKOLLÜ HAYAT ATATÜRKÇÜLÜĞÜN VE CHP’LİLİĞİN ŞARTLARINDANDIR

Kemalist Chp’li olmanın şartlarından birincisi laiklikle alkolü hususi ve umumi hayata dâhil etmektir. Alkollü laik hayat Atatürkçü Chp’li olmanın olmazsa olmazlarındandır. Bundandır ki bu haram ve Avrupaî âdeti yaymak ve dayatmak için yapılan propagandalar avamın ve lümpen toplulukların köksüz idraklerine kadar sloganlaştırılmıştır: “Eski kafalılıktan kurtulmak istiyorsan önce kafayı çekeceksin…”
Okumaya devam et

Share Button

CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?

CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?

Chp’nin isminde yer alan “Halk” kelimesi Sovyet Rusya’nın “Narodnik” kavramından iktibas edilmiştir. Tüzüğünde geçen “Türk halkı” ifadesi İslâmî mânada millî değil, Fransız nation (ulus) karşılığında laik/seküler muhtevaya sahip bir topluluktur.

“Türk halkı” ifadesiyle değeri düşürülmek ve muhtevası boşaltılmak istenen Müslüman Türk milleti Türkiye’nin bin yıldır asıl sahibi olan ve sahipliğini din-i İslâm üzere İstiklâl Harbi’yle de ispat etmiş necip millettir. Bu necip milletin değerleri 1925’den sonra Chp eliyle tasfiye edildiği sultana bile malûmdur.
Okumaya devam et

Share Button

Maraş Müdafaasının İtilaf Devletlerindeki caydırıcı rolü

Maraş Müdafaasının İtilaf Devletlerindeki caydırıcı rolü
Mondros Mütarekesi’nin şartları dikkate alındığında, İstiklâl Harbi’nin ilk ve önemli müdafaasının Maraş müdafaası olduğu anlaşılır. Millî Mücadele’nin ilk kıvılcımının Maraşlıların işgalci Fransızlara karşı direnmesiyle başladığını, Heyet-i Temsiliye’nin kararlarından ve İtilaf Devletleri’nin tavırlarındaki değişikliklerden anlamak mümkün.

Maraş’taki ilk kurşun Antep ve Urfa vilayetlerini harekete geçirerek güneydoğu illerimize yayılır ve Millî Mücadele’nin millet-devlet hareketine dönüşmesiyle İtilaf Devletleri Anadolu’da emellerine ulaşamazlar.
Okumaya devam et

Share Button

Klasik Dönem Osmanlı Tedrisatı ile Türkiye’nin Eğitim Anlayışının Farkı

KLASİK DÖNEM OSMANLI TEDRİSATI İLE TÜRKİYE’NİN EĞİTİM ANLAYIŞININ FARKI

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

Anadolu halkı Osmanlı devletinin bakiyesidir. Yaklaşık 93 yıldır kurulmuş olan Türkiye cumhuriyeti hızla akıp giden bu çağda hala kuruluş devrini tamamlayıp yükseliş devrine geçememiştir. Bunun yegâne sebebi dâhili ya da yapısal meselelerdir. Siyasi bünye ile sosyolojik bünye arasındaki fikirsel ve kültürel çelişkiler ülkenin gelişimini yavaşlatmıştır. Nitekim bir ülkeyi güçlü ya da zayıf yapan şey genç nesillerin eğitimidir. Bu meyanda zirveye çıkmak isteyen bir milletin geçmişten ders alması gerekir. Dolayısıyla geçmişte zirveye ulaşmış Osmanlı gibi büyük bir numuneye sahip olanın talihini fark etmek lazımdır. İşte bunun için Türkiye’nin eğitim anlayışı ile Osmanlı’nın klasik dönem eğitim anlayışını mukayese etmek suretiyle ikisi arasındaki farkları ortaya koymak ve eğitim anlayışımızı buna göre yeniden gözden geçirmek gereklidir.
Okumaya devam et

Share Button

“ÇINAR”I NASIL BİLİRSİNİZ?

“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?

(Bir önceki yazımız “Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak-2-” başlığıydı. Bu tarzda bir yazının uzun düştüğünü ve okunmasının zor olacağını düşünerek, kitabın derûnunu anlamaya kitaptan seçtiğimiz yazı başlıklarıyla devam etmeyi uygun bulduk)
———————– “Çınar”, Âl-i Osman”dan bugüne Müslüman Türklerin derûnunda sembolleşmiş bir ağaçtır. Anlatacağımız çınar rüyası, bu necip millete aidiyeti olanların malûmudur; Şeyh Edebali Hz.lerinin müridi olan Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey şeyhinin dergâhında seyr u sülûkunu tamamlamak üzere yanında yatıyor ve rüya görüyor.
Okumaya devam et

Share Button

DEVŞİRME USULÜ VE AİLE TERBİYESİ

DEVŞİRME USULÜ VE AİLE TERBİYESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 19. sayı)

Devşirme meselesi yakın zaman kadar pek çok sosyal bilimcinin ilgisini çekmiştir. Bu meyanda ulusal ve uluslararası birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen halen bu konunun aydınlanmaya ihtiyaç duyan tarafları olduğu muhakkaktır. Ünlü Osmanlı tarihçisi J. V. Hammer, devşirme sistemi ile kurulan “Kapıkulu Ocakları” için “Cehennemi bir fikir” demiştir, zira bu yolla kurulan ordu, Avrupa’nın üzerine cehennem gibi çökmüştür. Bu ordu, Osmanlı Ordusunun gücüne güç katacak ve dünyanın o zamanlardaki en kuvvetli merkezi ordusu haline gelecekti. Okumaya devam et

Share Button

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

İçimizdeki Batı’nın oğullarına dikkat-2-

(Türkiye’de bugün her taraftan hain ve bölücü fışkırıyor. Bu ülkenin selâmeti ve geleceği için atılan her adıma köstek olanlar yine sahnede. Siyasetten, ekonomiye, edebiyattan sanata Türkiye’nin zararına olan her faaliyetin ardında Almanya’ya, Fransa’ya sığınmış ve dış düşmana ajanlık eden Batı’nın oğullarından bir hain çıkıyor. Yüzelli yıldır bu ülkeyi Batı’ya şikâyet eden bu taifenin bugün de faaliyet içinde olduğunu hemen her gün duyuyoruz. Bu taife ve tiplerin zihniyetlerini iyi tanımak gerek… Bunlar Batı’nın oğullarıdır. Batının oğulları yalnızca PKK-FETÖ kisvesinde değildir. Mesela CHP ve benzeri Cumhuriyetçi enteller olabilir. Edebiyat, sanat ve siyaset sahasında ve üniversitelerde çok… Bunların zihniyetini daha önce de ifade ettiğimiz yazılarla bir daha duyurmayı millî vazife addediyoruz)

BATI’NIN OĞULLARININ İLK ZAFERİ TANZİMAT, İKİNCİSİ CUMHURİYETTİR
Okumaya devam et

Share Button

Diriliş / Ertuğrul’un düşmanları: fahişe meşrep sinemacı ve artistler

Diriliş / Ertuğrul’un düşmanları: fahişe meşrep sinemacı ve artistler

Diriliş /Ertuğrul’un düşmanları bakın kim çıktı? İsrail Amerika değil, Fransa Almanya hiç değil. Bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen sözüm ona sanatçı, artist, sinema kuruluşları ve destekçisi medya…

İslâm’ın, Müslüman Türk değerlerinin İsrail /Amerika /Avrupa kadar bir düşmanı da bu ülkede icra-yı faaliyet eyleyen sözüm ona sinema sanatçıları, kuruluşları ve bu yöndeki medyadır.

Kültür ve kimlik değerlerimizin bazen açık, bazen gizli en büyük düşmanı bizden olmayan, dönme zihniyetli sinema oyuncuları ve kuruluşlarıdır.

Bu âdi güruh “altın kelebek” adı altında en iyi film ve dizileri belirlerken, “Diriliş /Ertuğrul” dizisine sansür koyarak yapımcısını konuşturmamış. Ne gam!
Okumaya devam et

Share Button

Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı

Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı

Türkiye darbeler tarihinde generallerin postalları altında ezilişimizin acılı yankıları kanlı 15 Temmuz gecesi yankılanıyor şimdi.

Tarih şöyle yazacak: 15 Temmuz 2016 darbeci generallerle milletin savaşı… Tanklara karşı iman dolu göğsüyle karşı duran, bombalara karşı bayraklarla sokakları tutan, kanlı silahlardan çıkan kurşunlara karşı selâlarla dimdik duran asil Müslüman Türk milleti gözü dönmüş darbeci generalleri mağlûp etti, dize getirdi….

Bu şanlı müdafaayı böyle yazacak tarihler…
Okumaya devam et

Share Button

TARİHTEN BUGÜNE VATAN HAİNLERİ

Tarihten bugüne vatan hainleri

“Vatan hainliğinin târifi” başlıklı yazımıza fikir adamı ve şair Memduh Atalay dostumuzdan itiraz geldi:

“Türk münevverliği gazeteciliğe düşmemeli… o kadrolar dolu … siz Cemil Meriç kadrosundansınız… PKK’nın Avrupa temsilcileri ve HDP’nın milletvekilleriyle Dolmabahçe’de oturup pazarlık görüşmesi yapan devrin Başbakan Yardımcısı ve bazı Bakanlar da vatan hainliği târifine girmez mi…?”

Asil bir ikaz bu. Doğrudur, bir zamanlar Dolmabahçe’de sözde “açılım” adıyla devletin bütünlüğüne zarar verici görüşmeyi yapanlar kasıtlı olmasa da, gaflet ve dalalet içinde bulunduklarından dolayı türlü türlü olan hainliğin bir derecesine girmişlerdir.
Okumaya devam et

Share Button

Doç. Dr. Hacı Ali BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir

Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir

Chp’nin dönemlere göre aldığı uğursuzluk alâmeti sayılan namları türlü türlüdür: Kemalist dönemi Chp’si, “Almancı, İsmetçi” Chp’si. 60 Darbesi ve 71 Muhtırası arasında sosyalist sol Chp’si. 74-77 Yılları arası sol söylemlerle sağcılardan oy toplayan ve “Kıbrıs Zaferi’nin ekmeğini yiyen Karaoğlan Ecevit” Chp’si. Baykal’ın “Suya sabuna dokunmayan ulusalcı memur” chp’si. Kılıçdaroğlu’nun Amerikancı ve şehirli lümpen kesim Chp’si.

İnönü Chp’sinin millet hafızasında bıraktığı kötü izi yeri gelmişken bir daha hatırlamakta fayda var. Dedelerimiz ve babalarımızın, İnönü dönemini “Geldi İsmet, kesildi kısmet” tekerlemesiyle ifade etmelerinin altında zulmün açtığı yaralar vardı. İnönü’nün 28 Nisan 1960 günü Meclis’te yaptığı konuşma utanç vericidir: “Arkadaşlar şartlar tamam olduğu zaman millet için başka çıkar yol yoktur kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse ihtilâl meşru bir hak olarak kullanılacaktır.”

BİLDERBERG’E KATILAN VE AMERİKAN ROCKFELLER BURSU ALAN ECEVİT
Okumaya devam et

Share Button

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -18-

Bugün mevcut para sisteminin mekaniği şöyle işlemektedir: Genelde bankaların krediyi müşterilerin hesaplarındaki paradan verildiğine inanır. Halbuki Banka o krediyi senin geleceğine ipotek koyma karşılığında verir. Kredi, mevcut paradan olmayıp aynı zamanda da satın alma gücü olduğundan ‘yeni paradır.’ Bu anlamda onlar bankacılıktan ziyade darphane görevi üstlenmekteler. İşte insanların aldatıldığı yer burasıdır. A Bankası, B Bankası değil A Darphanesi B Darphanesi olarak isim değiştirirlerse o zaman faaliyetleri ile isimleri uyumlu olacaktır.
Okumaya devam et

Share Button

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -17-

İlk kağıt paranın 9.yüzyılda Çin’de ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Kağıt para, taşınması zahmetli demiri ‘temsilen’ tedavüle girmiş. Demir paralarını ‘banka’ya teslim edenler karşılığında aldıkları ‘makbuz’ları çarşıda pazarda demir paray’mış’ gibi harcayabiliyormuş. Çin’de kağıt para deneyimleri 17.yüzyıla kadar devam eder. Chiao-Tzu, Hui-Tzu, Sung, Chung T’ung gibi kağıt paraların hepsi aynı akibete uğrar: Kağıt paranın satın alma gücünün, karşılığı olan metalden çok daha fazla basıldığından ötürü düşmesi üzerine piyasadan çekilir. Her ne kadar kağıt parayı cazip kılmak için üzerine par- fümler sıkılıp, güven verici resimler konsa da sonuç değişmez. Çin’li ozan Hu Zhiyu karşılıksız kağıt para için; ‘Kağıt para çocuk, onun temsil ettiği metal de annesidir. Karşılığı olmayan kağıt para ise doğarken annesini kaybetmiş bir yetimdir’ der. Çin, kağıt para tedavülünü 1661’de tamamen keser ve 1911 yılına kadar sadece gümüş para kullanır.
Okumaya devam et

Share Button

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-16-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -16-

”Tefeci Elitler’’ tekel güçlerine herhangi bir tehdit tespit ettiklerinde buna şiddetle karşı çıkacaktır. Yakın tarihte bunun örneklerini görebiliriz. Hitler, ‘Tefeci Elitler’nden borç almak yerine ‘Mefo Bills’ adında kendi parasını basmasıyla birlikte borç esaretindeki Almanya’yı tüm dünyaya meydan okuyacak bir güce taşımıştır bile diyebiliriz. Ama Hitler’in parasından daha ilginç denemeler de yaşanıyor aynı coğrafyada.

1931’de Almanya’nın Schwanenkirshen kasabasında, kriz sebebiyle iflas etmiş kömür madeni, girişimci Habecker tarafından 40,000 marklık kredi ile satın alınır. Satıştan elde ettiği nakiti kasaya koyan Habecker, bu miktara mukabil WARA isimli kağıt para basar. Yeni para kasaba halkı tarafından kabul edilir çünkü Wara’ların Mark’ın aksine ‘kömür’ karşılığı vardır. Habecker, kömür ürettikçe yeni Wara’lar piyasaya sürer. İsteyenler Wara’larını kömüre çevirip ulusal piyasada satabilir. Wara, kağıt paranın asli görevine döndürülmesidir. Kağıt paranın çıkışının amacı hakiki bir değeri temsildir. Lakin tedrici bir usulle, halka hissettirmeden kağıt paranın karşılığı olan değerli madenler piyasadan çekilmiş ve halk elinde kağıt parçalarıyla kalakalmıştır. Bu küresel çapta bir hortumlamadır.
Okumaya devam et

Share Button

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-15-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -15-

‘Tefeci Elitler’ yüzyıldır sinsice ve tedrici bir şekilde ilerliyor. 150 yıl süren bir mücadele sonucu Merkez Bankası sistemini Federal Reserve adıyla ABD’de de 1913’te kurmayı beceriyorlar. Para basma hakkına sahipler ama parelel olarak devlet de kendi parasını basabiliyor. Lakin önce 1933’te altın karşılığı olan devlet parası piyasadan çekiliyor, 1967’de ise devletin gümüş karşılığı olan parası. Yani ‘Tefeci Elitler’ yavaş yavaş para basmada, kredide tekel güce kavuşuyor. Kennedy suikaste uğramadan önceki aylarda, FED’den borç almak yerine devletin kendi parasını basabilmesi için hükümete önerge sunar. (Önerge #11110- 4 Haziran 1963) Jim Marss ‘Crossfire’ kitabında, Richard Beltzer yazılarında Kennedy’nin para basma hakkını Fed’den alıp tekrar devlete iade etme teşebbüsünden ötürü öldürüldüğünü iddia ettiler.
Okumaya devam et

Share Button

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ-14-

PARA VE BANKACILIĞIN KISA TARİHİ -14-

20.yüzyılda faizi meşrulaştırmak için yapılan ilmi çalışmalara bir göz atmakta fayda var. Keynes’e göre, faiz, paranın nakit olarak saklanmaması için insanlara ödenen bir fiyattır. Yine de hakkını vermek gerekir Keynes ileri bir toplumda faizlerin sıfıra düşeceğini öne sürmüştür. Hatta İ.Kureşi’ye göre Keynes’in içinde bulunduğu akademik çevre, onun faize karşı alenen karşı çıkmasını engellemiştir.

Klasik iktisatçılar Smith ve Ricardo’ya göre, sermaye tasarrufların sonucunda elde edilmiştir. Faiz ise tasarruflara mukabil ödenen bir teşvik ve mükafattır. Marshall da faizin illetini ‘bekleme’ olarak görür. Çünkü ona göre insanlar halihazırdaki nimetleri sonraya ertelenmiş nimetlere tercih ederler. Bu bakımdan sermayedarlar parasının daha sonra geri dönmesini beklemesinden ötürü mükafatlandırılmalıdır. Klasik iktisatçılar ise faiz miktarının tasarrufu ve yatırımı belirleyeceğine inanmışlardı. Tasarruflar yatırımı ge- çerse faizler düşer, yatırım arttığında ise faizler artardı. Keynes ise bu fikri çürütmüştür. Zira ona göre, faiz tasarrufların bedeli olamaz. İnsanlar faiz almadan da tasarruf edebilirler.
Okumaya devam et

Share Button