CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

Zaman gazetesinin internet sitesinde 01.03.2014 tarihli bir haber… Haber; “Obama’yı uyaran uzmanlar konuştu” spotu ve “Erdoğan’ın ürperten otoriterliği, kaygı verici” başlığı ile verildi. Haberin kaynağı, İhsan Denli, Washington…

İhsan Denli (aslında densiz), haberine şu ifadeyle başlıyor;

“ABD Başkanı Barack Obama’ya mektup yazıp “Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı sessizliğini boz” uyarısı yapan isimler, Türkiye ile ilgili endişelerini anlattı. Mektupta imzası bulunan Amerikalı 5 Türkiye uzmanı, kaygıların çok ciddi boyutta olduğunu dile getirdi.”

İhsan Densiz, bu ifadeyle iki şey yapıyor; birincisi “haber” yaptığı zannını vererek, aslında yorumunu sunuyor. İkincisi, ilginç bir dil kullanarak, Amerikalı uzmanların Türkiye hakkında endişelenebileceği vehmini uyandırıyor, böylece haberine “meşruiyet” kılıfı hazırlıyor.

İhsan Densiz’in kullandığı dil çok dikkat çekici. Amerikalı uzmanlardan bahsederken, dava arkadaşından bahseder gibi… O kadar sıcak, o kadar samimi, o kadar yakın, o kadar muteber… Dilden taşan mana şu; (haşa) Tayyip Erdoğan şeytan, Amerikalı uzmanlar ise o şeytana karşı mücadele veren melekler. İlginçtir bu haberi bize yapıyor, bir Amerikan gazetesine yapsa nispeten anlaşılabilir ama Zaman gazetesinde (zaman gazetesinin Türkçe versiyonunda), bizim okumamız için hazırlanan bir haberden bahsediyoruz.

İhsan Denli şundan çok emin… Amerikalı uzmanların Tayyip Erdoğan ile ilgili Obama’yı uyarmaları, çok normal, çok yerinde, çok gerekli… Kullandığı dilin bağırarak söylediği şey şu; Tayyip Erdoğan, Amerikalı “Neo-con”lardan çok daha tehlikeli, bu sebeple neo-conlarla işbirliği yapılabilir.

İhsan Denli’nin haberi şu paragrafla devam ediyor;

“Obama’dan, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim tarzına ve politikalarına karşı sessizliğini bozmasını” talep eden mektupta, Washington’daki 80 tanınmış ismin imzası bulunuyordu. Mektupta imzası olan Washington’un önde gelen 5 Türkiye uzmanı, Türkiye’de yaşanan gelişmeler ve Obama’ya gönderilen mektup hakkında Cihan Haber Ajansı’na konuştu.”

Haberin konusuna dikkat edin, “Erdoğan’ın yönetim tarzına ve politikalarına karşı sessizliğini bozmasını” talep etmişler. Amerika’da birileri, Erdoğan’ın politikalarından şikayetçiymiş, Zaman gazetesi de bunu ağzı kulaklarında haber yapıyor. Yalnızca bu haber bile, Erdoğan’ın ne kadar doğru yolda olduğunu, Erdoğan’ı takip edenlerin sağlam bir mevzie yerleştiğini, Fethullah Gülen örgütünün ise kimlerle işbirliği içinde olduğunu göstermeye kafi.

Soru şu; böyle bir haberin Türkiye’de mevzilerini tahkim etmeyeceğini, kendilerine fayda sağlamayacağını bilmeyecek kadar ahmaklaşmış olabilirler mi? Zannetmiyoruz. Öyleyse neden? Adamlar, Türkiye’deki pozisyonlarına fayda değil zarar verecek işleri, ABD ve İsrail’deki ortaklarına sadakatlerini sunmak için yapıyorlar. Bu haberin görünmeyen (aslında artık görünen) mesajı şu; “Bakın, biz sizin menfaatlerinizi açıkça hem de kendi anavatanımızda koruyoruz, bizi desteklemeyi bırakmayın”.

Hani, dinlemeye takılan bir telefon görüşmesinde; “Gerekirse Türkiye feda edilebilir” diyordu ya… Bu haber tam olarak o konuşmanın devamıdır. Yahudi ve Hıristiyan ortaklarına şunu söylüyorlar; “Anavatanımızda sizin kılıcınızı sallıyoruz, hem de kendi dinimizden insanlara, kendi hükümetimize, siz de bizim Türkiye dışındaki menfaatlerimize zarar vermeyin”. Akıl alır gibi değil, bu ne çapta bir ihanet yahu…

Ve haberin içinde muhteşem bir tespit;

“Amerikan Kalkınma Merkezi (CAP) Türkiye Uzmanı Michael Werz ise Türk toplumunun çok zor bir evreden geçtiğini ifade etti. Türkiye’de mevcut durumu önümüzdeki bir buçuk yıl içinde gerçekleşecek 3 seçimin de değiştirmeye yetmeyebileceğini belirten Werz, “Bu yüzden, seçimlerin demokratikleşme anlamına gelen reform ve kalkınma adına fırsat olduğunu düşünenler, hayal kırıklığına uğrayabilir.”

Uzmanlardan birinin söylediğine bakın; özet olarak, önümüzdeki üç seçimi de Akparti kazanabilir, umutlu olmayın diyor. Yani Amerikalı uzmanlar bile meseleyi anladı, sadece Fethullah Gülen ve örgütü anlamadı.

Şu da haberin mizahı;

“Katulis, mektupla ilgili temel mesajın açık olduğunu ifade etti. Mektubu neden imzaladığını ise şöyle açıkladı: “Türkiye’ye ve Türkiye’deki arkadaşlarıma duyduğum derin sevgi ve hayranlığın yansımasıdır. Türkiye’yi her alanda gelişmiş ve ilerlemiş olarak görmek isterim. Son gelişmeler, Türkiye’yi sevenler ve iki ülke ilişkilerini düzelmiş görmek isteyenler arasında derin kaygıya neden oldu.”

Zaman gazetesinin haberinde uzman olarak pazarlanan adam, bizi çok sevdiğini söylüyor. Nasıl? Bundan daha komik bir mizah olabilir mi? Amerikalı bir uzman, Erdoğan’ın politikalarını değiştirmesini, Amerika için değil, Türkiye için, Türkiye’yi çok sevdiği için istiyormuş. Acaba diyorum, kendi kendime, adam MİT ajanı mıdır?

Şu paragraf ise Fethullah Gülen örgütünün ne yapmaya çalıştığını deşifre eden müthiş bir ifade;

“Son 10 ayın kendisinde, Türkiye’nin ekonomik istikrar ve siyasi liderlik potansiyelinde ciddi düşüşler yaşayabileceği yönünde endişe yarattığını belirten Lilly, şöyle konuştu: “Daha önce sağlam zemine oturmuş ve gelişmiş gibi görünen Türkiye ekonomisi, şu anda ciddi problemlerle tehlike altında. Bu tehlikeler, Türk hükümetinin kendi halkının çoğunluğu ile anlamlı ilişkiler kuramaması ve Türk kanunlarının ve hükümet faaliyetlerinin, adil ve eşit şekilde uygulanmaması ile ilgili artan endişelerden ibarettir. Bu problemler, ülkenin büyüme kapasitesini, Türk halkının refah ve özgürlüğünü ciddi şekilde zayıflatır. Zaten halihazırda söz konusu durum, Türkiye’nin uluslararası toplum içindeki duruşunu zayıflatmış bulunuyor.”

Tercümesi şöyle; Hükümet ve Erdoğan Fethullah Gülen örgütü ve İsrail ile kavga etmediği dönemde çok iyi, bunlarla kavga ettikten sonra çok kötü. Fethullah Gülen örgütü, ülkeyi milletlerarası arenada, halkıyla çatışan bir hükümete sahipmiş görüntüsü oluşturmak için savaş başlatmış.

Paralel örgüt ile ilgili tereddütleri olanların, başka kaynaklara bakması gerekmiyor, Zaman gazetesini okumaları kafi. Fakat okur-yazar olmaları şartıyla… Sadece şu haber bile dikkatli okunduğunda kimin hangi tarafta olduğu açıkça ortaya çıkıyor.

*
Amerikalı neo-con ve benzeri yeminli Türkiye düşmanlarının Obama’yı bile etkileyemediği, Türkiye’nin fırça atılacak kadar zayıf olmadığı, Yahudi lobilerine rağmen ayakta kaldığı, kalabileceği anlaşıldı. İçeride Fethullah Gülen ve örgütünün de Yahudi lobilerine destek vermesine, CHP gibi siyasi muhalefeti de peşine takmasına rağmen ülke ayakta kalmaya, Erdoğan yerinde durmaya devam ediyor. Hamdolsun, başka ne denilebilir ki…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir