CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(05.02.2014)

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(05.02.2014)

Mehmet Kamış, bugün (05.02.2014), “Başbakan bir daha balkon konuşması yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazdı. Yazısına, başbakanın bir balkon konuşmasından belli bölümü iktibas ederek başlıyor ve şu tenkitleri yapıyor.

“Peki bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, böyle bir konuşma yapabilir mi? “Bize oy veren ya da vermeyen bütün vatandaşlar sizi anlıyoruz, hassasiyetlerinizi, kaygılarınızı ve korkularınızı anlıyoruz. Biz de o hassasiyetlerinize göre hareket edeceğiz.” diyebilir mi? Bu sözleri söylese de inandırıcı olabilir mi?
Benim kanaatim odur ki, Başbakan böyle bir konuşmayı kendisi de yapmaz. Çünkü Türkiye’nin başbakanı olmaktan çoktan vazgeçti. Önce kendi partisinin başbakanı haline geldi, daha sonra da parti içinde bir kliğin başbakanı olmayı tercih etti. Bugün sadece o oligarşik kliğin söylediklerine inanan ve onun haricindeki her şeye ve herkese savaş açmış bir başbakan durumunda.”

Zaman gazetesi yazarlarının en büyük problemi, “orta zeka” sahibi olmaları. Orta zeka sahibi birisi, propaganda yapmak istediğinde nasıl bir zeka manevrasına gücü yeter ki? Kendi zihni dünyasında “zekice” ve “mantıklı” olduğunu zannettiği bazı cümlelerin, cemiyette komik karşılanacağını bile anlamayacak bir zeka seviyesiyle, başbakana sağlam bir saldırıda bulunduğu vehmine kapılır ve yazıyı yazdıktan sonra bunun keyfini çıkarmak için tuhaf hareketlerle gerinir.

Başbakanın balkon konuşmalarındaki muhtevanın hainleri kapsadığını söyleyecek bir adamın zeka seviyesi ne olabilir ki? Bir başbakan veya herhangi bir insan, ne kadar kapsayıcı olursa olsun, kapsayıcılığını ne kadar geniş bir ufukla ifade ederse etsin, netice itibariyle hainleri içine almadığını, suçluları içine almadığını, ahlaksızları içine almadığını bilmek gerekmez mi? Bunu anlamak için aslında orta zeka bile kafi gelir de, anlamamak için özel eğitimli veya özel kast sahibi olmak gerekir.

Başbakanın, “tüm halkımızı kucaklıyoruz” şeklinde bir ifadesinin, hainleri de kapsadığı vehminin kabul görmesi, mesela casusluk soruşturmasında sanık olan birisinin, mahkemeye karşı, “benim arkamda başbakan var” diye savunma yapmasına kadar gidecek bir ucubelikler zincirini başlatır. Fakat deliler bile bu ifadenin suçluları kapsamadığını anlar, okuma yazma bilmeyecek kadar cahil olan bir suçlu bile mahkemede böyle bir savunma yapmaz.

Anlaşılan o ki Mehmet Kamış ve Zaman gazetesi yazarları bu kuraldan istisnadır. Başbakana ve Müslümanlara karşı savaş açan bir güruha karşı başbakanın başlattığı mücadeleyi, başbakanın artık halkın bir kesimini (Kamış’ın ifadesine göre küçük bir azınlık dışında herkesi) umursamadığı şeklinde kabul etmek, militanca bir dezenformasyondur.

Mehmet Kamış’ın ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, Fethullah Gülen ve cemaati, bundan önce hiç umursamadıkları Müslümanları ve halkın başka kesimlerini, başlattıkları tarihi savaşta (siz ihanet olarak okuyun) yanlarına çekmek, bir taraftan destek bulmak diğer taraftan içine gizlenecekleri bir içtimai altyapı (kalabalık) oluşturmak derdine düştüler. Malum, illegal örgütler için gizlenecek en iyi yer yeraltındaki “in”ler değil, halkın bağrıdır. Ama bu zamana kadar umursamadıkları halk, onları perdelemek yerine ifşa etmek için sabırsızlanıyor. Şanslarını kaybettiler, halk bir safra gibi bünyesinin dışına atmaya başladı bile…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir