CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-PARALEL ÖRGÜT YANİ BÜYÜK MUSİBET

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-PARALEL ÖRGÜT YANİ BÜYÜK MUSİBET

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Sosyal ve Politik Konular Daire Başkan Ali Hasanov bir açıklama yapmış, haber Star Gazetesinin internet sitesinde 07.03.2014 tarihinde yayınlandı. Haberin iki önemli boyutu var; birincisi paralel örgüte karşı Türkiye dışında da tepkiler ve tedbirler geliştirildiğini gösteriyor, ikincisi ise Türkiye’den çıkan bir örgütün paralel işler yapması sebebiyle Türkiye ve Müslümanlar aleyhine bir kanaat oluşuyor. Her iki boyutu da Fethullah Gülen örgütünün ne kadar büyük bir musibet olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekici…

Fethullah Gülen örgütünün Türkiye’de darbe teşebbüsünde bulunması, örgütün tüm dünyada ve özellikle de İslam aleminde illegal bir yapılanma içinde olduğunu, takiyye yaparak “barışçı hareket” imajı oluşturduğu, aslında ise çok ahlaksız ve hain bir düşünce sistemine sahip olduğu anlaşılmaya başlandı. Örgütün stratejik aklı ne kadar “ahmak akıl” niteliğindeymiş ki, Türkiye’deki darbe teşebbüsünün, dünyada kendilerini illegal örgüt haline getireceğini anlamamış, ahmaklığın zirvesini göstermek için çalışmış.

Fethullah Gülen örgütü, kendini Türkiye’den bağımsız zannetmiş olmalı, Türkiye’de (anavatanında) darbe teşebbüsünde bulunduğunda diğer ülkelerdeki imajının devam edeceğini zannetmiş. Türkiye’deki darbe teşebbüsünden sonra, kendilerinin meşruiyetinin kalmayacağını değil, hükümetin meşruiyetinin kalmayacağını öngörmüşler. Oysa Türkiye (yani anavatanı) Fethullah Gülen örgütü için, himaye demektir, meşruiyet kaynağı demektir, güven demektir. Özellikle de mütedeyyin insanların teşkil ettiği bir hükümetin himayesi, İslam dünyasında ciddi bir meşruiyet anlamına gelmez mi? Yıllardır Türkiye’nin (ve tabii ki Osmanlının) itibar ve meşruiyetini sömürerek dış ülkelerde örgütlendiler. Son zamanlarda bunu unutmuş görünüyorlar, kendilerini ne kadar güçlü hissetmeye başladılar ki, artık meşruiyetin kaynağının kendileri olduğunu zannettiler. Ahmaklar…

Türkiye’nin himayesi kalkar kalkmaz diğer ülkelerde takibe alınmaya başlandılar. Başbakanın aleyhlerine konuşmaya başlamasıyla birlikte tüm dünyada illegal örgüt haline geldiler. Bunu hala anlamış gibi görünmüyorlar ama artık anlamaları fazla zaman almaz. Hükümetin özellikle de büyükelçileri vasıtasıyla bulundukları ülkelerde enformasyon yapması, Türkiye’nin himayesinin kaldırıldığını, desteğinin çekildiğini anlatması, paralel örgütü bir anda gayrimeşru hale getirdi. Bundan sonra Azerbaycan’dan gelen haberlerin birçok ülkeden gelmesi an meselesidir.

Barışçı bir hareket maskesi, kendi kendine bir anlam ifade etmez. Anavatanında savaşçı bir nitelik kazanmış bir örgüt, başka ülkelerde barışçı olduğunu asla anlatamaz. Fethullah Gülen örgütü, hükümete savaş açarken, onlarca ülkedeki yatırımlarıyla o ülkeleri etkileyeceğini ve hükümeti (ve Türkiye’yi) dışardan kuşatacağını vehmetmişti. Oysa tam aksi oldu, zaten de böyle olur. Bir örgüt kendi ülkesinde savaşçı nitelik taşıyorsa, başka ülkelerde barıştan sözedemez, böyle bir tavır inandırıcı olmaz.

*
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Sosyal ve Politik Konular Daire Başkan Ali Hasanov’un açıklamalarında göze çarpan ikinci husus ise Türkiye ve tüm Müslümanlar için tam bir felaket. Azerbaycan gibi diktatörlükle yönetilen ülkelerle Müslümanların problemleri vardı, onlara karşı bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyordu. Azerbaycan örneği, Türkiye’nin başka ülkelerde faaliyet yapmasını imkansız hale getirecek bir nitelik taşıyor. Azerbaycan idaresi, Türkiye hükümetinin Fethullah Gülen örgütüne karşı tavır almasından cesaretle bu tür açıklamaları ve uygulamaları yapıyor. Azerbaycan hükümeti, zaten İslami hareketlere mesafeli hatta düşman bir özellik taşıyor, Türkiye hükümetinin paralel örgüte karşı tavır almasını da bir fırsat olarak kullanıyor.

Türkiye’de hükümetin paralel örgüt ile mücadelesi, aynı zamanda Müslümanların altyapısını imha ediyor. Türkiye’den Fethullah Gülen benzeri (yani müspet özellikler taşıyanı) bir hareketin, Azerbaycan ve benzeri diğer ülkelerde faaliyet göstermesinin yolunu kapatıyor. Bu çok ciddi bir zarar…

Ali Hasanov açıklamasında; “Son zamanlarda, yurt dışından yönetilen bazı misyoner teşkilatları ve dini tarikatler, Azerbaycanda kendi amaçlarına uygun kamuoyu oluşturmak, radikal eğilimlerin güçlendirilmesi, devletin yönetim sistemine etki olanaklarının elde edilmesi yönünde aktif faaliyet gösteriyor” diyor. Yani, herhangi bir ayrım yapmaksızın, tüm İslami faaliyetleri zan altında bırakan, tamamını hedef haline getiren, İslam’a karşı savaşmanın altyapısını oluşturan bir beyanda bulunuyor. İslami hareketleri de Hıristiyan misyoner teşkilatlarıyla özdeşleştiren bir bakışı var. Azerbaycan idaresini bildiğimiz için söylüyoruz, İslam’a karşı mücadelenin fırsatını yakalamış gibi meselenin üzerinde atladılar.

Fethullah Gülen örgütü o kadar iğrenç bir yapı ki, her hali zarar… Kendisine karşı mücadele edilse de zarar, mücadele edilmese de zarar. İslami hareket imajı, kendine karşı mücadele etmeyi zorlaştırıyor, mücadele edildiğinde de İslami zemini yok ediyor. Mücadele edilmese ve serbest bırakılsa, bu defa da İslam’ı içinden yıkma hedefini yerine getirmek için uğraşıyor. Bu nasıl bir musibetmiş yahu…

Fethullah Gülen örgütüne karşı mücadelenin kendi (İslami) zeminimize zarar verdiği doğru ama şimdi “acil” meselemiz bu örgütün tasfiyesi. Bu örgüt mutlaka tasfiye edilmeli, İslami zemine sülük gibi yapılan ve yapıştığı zemini de imha etmeye çalışan bu örgüt tasfiye edilmeden yapılabilecek bir şey yok. Bununla beraber, paralel örgütle mücadele ederken, İslami zemini kaybetmemek, o zemine mümkün olduğunca az zarar vermek gerekiyor. Bu hainlere karşı mücadelede azami dikkat edilecek nokta burasıdır, hatırımızda ve dikkatimizde olsun.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir