CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.02.2014)-CEMAAT “DIŞ GÜÇ” OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(09.02.2014)-CEMAAT “DIŞ GÜÇ” OLDU

Yeni Şafak gazetesinin 09.02.2014 tarihli internet sitesinde “Şantaj Üssü Philadelphia” başlıklı bir haber var. Haber şu paragrafla başlıyor;

“Önce 7 Şubat, ardından 17 Aralık komplosuyla hükümete yönelik girişimlerini sürdüren ‘paralel yapı’nın, siyaset ve ekonomiye yönelik vesayet aracı olarak kullanmak için biriktirdiği ‘istihbarat arşivi’ni iki yıl önce kademeli olarak ABD’ye taşıdığı ortaya çıktı. Güvenlik birimlerinin takibinden kaçmak isteyen örgüt, kendilerine karşı kapsamlı bir soruşturma ihtimali belirince ‘delillerin ele geçirilmemesi için’ İstanbul-Bahçelievler ile İzmir-Çiğli’de saklanan istihbarat arşivini okyanus ötesine götürdü. Fethullah Gülen hareketine bağlı ‘paralel imam’ların, sözkonusu arşivi önem derecesine göre kademeli olarak naklettikleri öğrenildi.”

İşte meselenin püf noktası burası… Fethullah Gülen hareketi, bir legal bir de illegal kanadı olan kendi içinde de paralel bir yapıdır. İllegal kanadından legal kanatta faaliyet gösteren tabanın birçoğu habersizdir. Habersizdir ama illegal kanadı besleyen ve perdeleyen de legal kanadı temsil eden tabandır.

Önce bir kritik yapalım. Yeni Şafak Gazetesi, Fethullah Gülen cemaatine karşı mücadele yürüten yayın organlarından birisidir. Bu sebeple yaptığı habere doğrudan inanmamız gerekir mi? Yani Yeni Şafak gazetesinin de, Fethullah Gülen ve cemaatinin (ve yayın organlarının) sınırsız manipülasyonuna karşı mücadele edebilmek için haberi ve bilgiyi manipüle etmesi mümkün mü? Tabii ki bu soru sadece Yeni Şafak için değil, aynı zamanda Sabah ve Star gazeteleri içinde mevcuttur. Bu gazetelerin “cemaate” karşı mücadelede haber ve bilgileri manipüle edip etmediğini bilmiyoruz ama mücadelenin yoğunluğu, önemi ve sıcaklığı dikkate alınırsa, bir nebze de olsa bu ihtimali, herhangi bir bilgiye dayanmaksızın, sadece teorik olarak kabul edelim. Böyle bir ihtimalin varlığını kabul edelim ki, değerlendirmelerimizi sağlam temele oturtalım.

Bu haberin baştan sona yalan olduğunu kabul etsek bile, Fethullah Gülen cemaatinin illegal kanadının varlığı, bu kanadın açık bir savaş yürüttüğü malum. Bu durum, “kamunun bildiğini ispat gerekmez” kavaid-i külliyesince apaçık bir gerçek halinde önümüzde duruyor.

İllegal kanat olduğuna göre, bunların mutlaka bir arşivi vardır. Arşivsiz bakkal dükkanın bile işletilemediği bir çağda, illegal bir örgütün arşiv ihtiyacı kaçınılmazdır. Legal yapılarda bile en önemli doküman arşiv olduğuna göre, illegal yapılarda arşiv fevkalade önemlidir. İllegal örgütün arşivinin deşifre olması halinde, çökertilmesi iki günden fazla sürmez. Öyleyse illegal örgütün arşivi, onun kalbidir, kalbini ele geçirdiğinizde tüm bedeni zapt altına almış olursunuz. Bu kadar hayati bir doküman, örgüt tarafından en sağlam şekilde korunmasını şart kılar.

7 Şubat MİT krizinden sonra arşivin yurt dışına çıkarılması doğru bir haberdir. Zira o tarihe kadar ülkenin emniyet teşkilatı Gülen’in illegal örgütünün elinde olduğu için, örgüt arşivini basacak, ele geçirecek bir yapı yoktur. 7 Şubattaki MİT operasyonuna kadar hükümet ile de kavgalı olmadığı için, arşivi güvendedir. MİT operasyonundan sonra ise arşiv, yurt içinde güvenli olmaktan çıkmıştır, zira hükümete karşı savaş açılmıştır, bu savaşın ilk cephesi de MİT olmuştur. Hem hükümet hem de MİT ile kavgaya başladığınızda, yurt içinde illegal örgütünün güvende değildir, arşiviniz ise hiç güvende değildir.

Haberde, arşivin, “İstanbul-Bahçelievler ile İzmir-Çiğli’de” saklandığı, buradan yurt dışına taşındığı bilgisi var. Teferruata ait bu bilgilerin doğru olup olmaması önemli değil, daha önce İstanbul ve İzmir’de veya başka bir yerde saklandığı doğru bilgi olmayabilir. Ama illegal bir örgüt varsa bir de arşiv vardır, bu arşiv herhangi bir yerde saklanabilir, bu yer İstanbul değil de Hakkari de olabilir.

Arşivin nereye taşındığı bilgisi de var haberde, “Örgüt, merkezinde Fethullah Gülen’in 1999 yılından bu yana ikamet ettiği Pensilvanya’nın bulunduğu ve Virginia, Philadelphia ile Detroit üçgeninden oluşan istihbarat ağı…” Bu bilginin de doğru olup olmaması önemli değil, neticede ABD’ye taşınması mantıklıdır. Çünkü örgütün karargahı ABD’dedir. ABD’de nereye taşındığının fazla önemi yok, burada önemli olan nokta, arşivin ABD’ye taşınmış olmasıdır. ABD’ye taşınan arşivin, Fethullah Gülen’in ikamet ettiği çiftliğin altına yerleştirilmesi makul değil, zira herhangi bir operasyonda ilk basılacak yer orasıdır. Diğer taraftan arşivin birkaç merkeze taşınması konusu da doğru bir uygulamadır, bir merkeze yığılan arşiv, bir baskınlık iştir. Tedbiren birkaç merkeze taşınması, istihbarat ve illegal örgütler için mutat bir uygulamadır.

*
Tüm bu izahlardan sonra, haberin genel anlamda doğru olduğunu düşünmemiz gerekiyor. Bu haberin doğru olması, Fethullah Gülen örgütünün, dış merkezli bir güç odağı olduğunu tesciller. Gülen’in ABD’de ikamet etmesinden dolayı zaten yeterince “dış merkezli örgüt” ithamı ile karşı karşıya olan cemaat, bu haberle birlikte artık “dış güç” tarifinin tüm unsurlarını bünyesinde taşımaya başlamıştır.

Artık yerli bir cemaat veya sivil toplum kuruluşu ile karşı karşıya değiliz. Artık, hükümetin yerli bir cemaat ile iktidar paylaşım kavgası yaptığı iddiası doğru değildir. Artık mesele, milletlerarası bir çete ile Türkiye arasındaki dehşetengiz bir savaş halini almıştır.

Bu savaşta cemaatin üst yönetimi ile tabanı arasında ayrım yapma ihtiyacı muhakkaktır ama bu ayrımın yapılması ihtimal ve imkanı her geçen gün azalmaktadır. “Dış güç” tarifine giren cemaatin tabanı, hızlı şekilde cemaatten uzaklaşmalıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir