CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(12.02.2014)-“ÖRGÜT LİDERİ”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(12.02.2014)-“ÖRGÜT LİDERİ”

Taner Yıldız açıkça ilan etti, “üç yıldır uzun adamın ölümünü bekliyorlar”. Arkasından başbakan açıkça söyledi, Fethullah Gülen örgüt lideridir. Uzatmadan söyleyelim, tüm bunlar meselenin safha atladığını gösteriyor. Artık imalar, ihsaslar, dolaylı ifadeler devri bitti, açık savaş başladı. Hedefler belli, şimdi yollar, güzergahlar, usuller belirleniyor.

Fethullah Gülen, ihanet örgütünün lideridir, Tayyip Erdoğan ise o ihanet örgütünün baş hedefi. Erdoğan’ın baş hedef yapılması, Gülen’in baş hedef yapılmasının meşru gerekçesidir. Artık Fethullah Gülen, bir alim değil, bir arif değil, bir kanaat önderi değil, artık o baş ihanet çemberinin reisidir ve Türkiye’nin son iki asırdır gördüğü en büyük hainidir.

Neden son iki asır? Çünkü son iki asır bu milletin tarihinde, “ihanetler çağı”dır. Son iki asırda ümmet, tarihinde gördüğü ihanetlerin toplamından daha fazla ihanet görmüştür. Son iki asırdan önceki dönemlerde bu ümmetin gördüğü ihanet, Şia ihanetidir ve onlarda ihanetin ilk müesseseleşmiş halidir. Şia’yı dışarıda tutarsak, son iki asırdaki ihanet toplamı, on dört asırlık ihanet toplamından fazladır. Bu manada Fethullah Gülen ve ihanet şebekesi, son iki asrın en büyük ihanetidir. Dolayısıyla toplam İslam tarihinin, Şia’dan sonraki müesseseleşmiş ikinci en büyük ihanet hareketidir.

Bu kadar büyük bir ihanet içinde olmalarının bir açıklaması da, ümmetin son iki asırdır işgal altında olması, son iki asırdan beri ilk defa canlanma emaresi göstermesi, tüm İslam coğrafyasının diriliş çabasıyla devinmesidir. Böyle bir diriliş zamanında, dirilişin merkez karargahı olmuş Türkiye’de, bu karargahı kurmuş Akparti hükümeti döneminde ihanet edilmesi, iki asırlık batı işgalinin devam etmesini istemek anlamına gelir. Ümmet, tarihinde ilk defa bu kadar derin bir çöküş yaşamış, bu çöküşten ancak iki asır sonra yeniden dirilişe geçmiş, dirilişin motor gücünü Türkiye oluşturmuş, tam bu esnada, ne ABD’nin, ne AB’nin, ne İsrail’in yapacağı bir şey kalmamış, ancak Müslümanların içinden çıkacak bir gurup tarafından durdurulabileceği düşünülmüş ve “uyuyan hücre” niteliğindeki Fethullah Gülen ve cemaati tarafından ümmetin dirilişi önüne engel konulmuştur.

Bu özellikleriyle Fethullah Gülen ve cemaati, ümmetin ikinci doğumunu akamete uğratmak için biçilmiş kaftandır. İslam’dan bahseden, Müslümanların kalbine kadar girmiş olan, neferlerini Müslümanlardan devşiren böyle bir ihanet şebekesi, batının hedeflerini gerçekleştirmek için harikulade bir araçtır. Bu araca karşı yürütülecek savaş, ne Ergenekon, ne İsrail, ne ABD’ye karşı yürütülecek savaş gibidir, bu savaş bambaşka bir hususiyet taşımaktadır. En büyük özelliği, bir tarafta ümmet ve onun karargahı diğer tarafta ise batının özel operasyon gücü olan ve neferleri Müslümanlardan oluşan iki tarafın savaşıdır. Çıplak gözle bakıldığında iki tarafı da Müslüman olan, bu sebeple Müslümanlar arasında cereyan eden bir savaş gibi görünüyor. Ama işin özü, ümmetin, İslam coğrafyasını işgal eden batıya karşı son savaşıdır, ön saflarında Müslümanların görünmesi, arka saflarda ve özellikle kumanda karargahında İsrail’in olduğu gerçeğini perdeleyemez.

Meseleye Müslümanlar arası iç savaş gözüyle bakanlar fena halde yanılıyor. Tarihteki ilk Müslümanlar arası savaş olan Hz. Ali (RA) ile Hz. Muaviye arasındaki savaş, tam bir Müslümanlar arası savaştır çünkü her ikisinin de arkasında gayrimüslim bir güç ve karargah yoktur. Hatta Bizans imparatoru, Hz. Muaviye’ye mektup göndermiş ve yardım teklifinde bulunmuş, Hz. Muaviye bu teklife karşı, “Aramızdaki savaşa karışma yoksa kardeşim Ali ile birlikte olur Konstantiniyyeyi alır, sarayını başına yıkarım” diye mektup yazmıştır. Müslümanlar arası iç savaş işte böyle olur, hiçbir yabancı unsur karıştırılmaz ve aralarındaki hesabı kendileri görür.

Fethullah Gülen’in açtığı savaşı, Hz. Ali (RA) ile Hz. Muaviye (RA) arasındaki savaş benzetenler, Müslümanlar arası iç savaşın temel kurallarını koyan o savaşı anlamamış cahillerdir. Fethullah Gülen, batının ümmete karşı açtığı son büyük savaşın tetikçiliğini yapan bir ihanet şebekesinin reisidir. Bir Müslümanın bu savaşta tarafsız olması, İslam’ı ve Müslümanları umursamaması anlamına gelmez mi?

*
Batı, kendi içinde hızlıca çökmeye başladığı bir dönemde, artık ümmete karşı büyük savaşlar yürütmenin kaynaklarına sahip değil. Bundan dolayı içeriden devşirdikleri ve hazırda tuttukları güçlerini harekete geçirmeye başladı. Belki de batının bu güne kadar yaptığı en sinsi planı buydu. Çok şükür ki bu plan ve hareket, Tayyip Erdoğan gibi bir lidere çarptı. İyi ki Erdoğan gibi bir lider, ümmetin karargahının başında bulunuyor.

Bu sinsi planın önünde durabilecek kimse yoktu. Kamuoyunun tanıdığı şahsiyetlerin hiçbiri, bu sinsi planın karşısında duracak kadar dirayetli ve basiretli değildi. Hiç kimse Fethullah Gülen’e örgüt lideri diyemezdi. Hiç kimse bu örgüte haşhaşi diyemezdi. Erdoğan, meseleyi kalbinden teşhis ve cepheden savaşı kabul etti. Fethullah Gülen ve şürekası, o kadar sinsi bir şekilde başlamışlardı ki, bu mesele asla imalar, ihsaslarla yürütülemezdi. Deşifre edilmeliydi, en çıplak haliyle ortaya konulmalıydı. Aksi takdirde adamın İslam alim olduğu hatta Zaman gazetesine göre (cemaatin iç dinamiklerine göre) Allah dostu olduğu propagandası her tarafı işgal ediyordu. Adamın kimin dostu olduğunu herkes biliyordu ama kimse bunu dillendiremiyordu. Güçlü bir sesin, o adamın Allah dostu değil, batının ve İsrail’in dostu olduğunu söylemesi gerekiyordu. Fahri Kainat efendimizi bile istismar etmekten sakınmayan bir güruh karşısında, meseleyi açıkça teşhis etmek ve kamuoyuna bu şekilde sunmak çok önemliydi. Bunu da Tayyip Erdoğan’dan başkası yapamazdı, yapsa da bu tesiri uyandıramazdı.

Evet… Her şey güzel olacak. Çünkü Müslümanlar bağırsaklarındaki son pislikleri de temizlemeye başladılar.

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(12.02.2014)-“ÖRGÜT LİDERİ”” üzerine bir düşünce

  1. Sarih bir sekilde siz ve ahalinizin entellektüelite noktasinda istidadi ve birikimi oldugu anlasiliyor. Lakin bunca adavet ve kin ve iftira insani hayrete dusuruyor. Istinad ettiginiz iftiralara delil gostermeyisiniz hem musluman kimligi tasiyan ve hemde fikri noktada da islami hayat etmis ve bu ugurda bunca arastirma, okuma ve vakit ayirma ile fikri alakasini fiili olarak da desteklemis nadide degerli ve bilgili insanlara yakistiramadim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir