CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.02.2014)-TOPYEKUN SAVAŞ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.02.2014)-TOPYEKUN SAVAŞ

Star Gazetesinde bugün (15.02.2014) yayınlanan bir haber, normal zamanlarda insanı çıldırtacak kadar dehşetengiz. Ama Fethullah Gülen örgütünün bugüne kadar yaptıklarını hatırlayınca, “hah işte, mesele buydu” dedirtecek cinsten…

Haberin başlığı; “Yüzde 65’le de gelseler dosyalarla götürelim”… Paralel örgüt üyelerinin aralarındaki konuşmaların deşifre olmasıyla hazırlanan haber, gerçekten normal zamanlarda olsa halkın yüzde doksanı “yargısız infaz” yapılmasını haklı ve gerekli görürdü.

Haberin girişi ve tabii ki özet sunumu şu şekilde;

“YARGI DARBESİNİN TALİMATLARI DEŞİFRE OLDU
Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara’daki hakim ve savcılara dinletildiği belirtilen kayıttaki ifadeler şok etkisi yarattı. 19 maddenin sıralandığı kayıtta “Hizmetin bekaası için Türkiye’nin feda edilebileceği”, “takiyye, inkar ile her yolun kullanılabileceği”, “insanların zaaflarıyla tehdit edileceği”, “Seçimlerde yüzde 65 ile bile gelseler dosyalarla götürüleceği” gibi dehşet ifadeler dikkat çekti. Başbakan Erdoğan’dan ‘Uzun’ diye sözedilen kayıtta “MOSSAD, CIA ve diğerleri Uzun’u götürmek istiyor” deniliyor.”

Şimdi arkamıza yaslanıp, tüm öfkemizi bastırıp, akl-ı selimimizi zihni ve kalbi evrenimizin merkezi ve hakimi haline getirip, sıhhatli bir değerlendirme yapmaya çalışalım.

Önce haberin doğru olup olmadığı ile ilgili birkaç kelam edelim. Star Gazetesindeki bu haber, baştan sona “asparagas-uydurma” bir haber olsa bile, son birkaç yıldır Fethullah Gülen örgütünün yaptıkları ve yapmaya çalıştıklarını topluca değerlendirdiğimizde, bu haberdeki bilgilere zaten ulaşabiliyoruz. Bu haber tamamen yalan olsa veya bu haber hiç yayınlanmamış olsa bile, bu haberdeki bilgilere biz zaten maliktik. Bu sebeple haberin doğru veya yanlış olma ihtimaliyle uğraşmadan yolumuza devam edelim.

Haberin ihtiva ettiği temel ve stratejik bilgiler şunlar;

1-Fethullah Gülen ve örgütü, milletlerarası bir “şer cephesinin” içinde ve Türkiye ayağında tetikçilik görevini üstlenmiş durumda. Türkiye’de yapmak istedikleri iş ise Tayyip Erdoğan ve Akparti’yi tasfiye etmek. Bu hedeflerine ulaşmak için hiçbir sınırları, ölçüleri, hassasiyetleri yok, İslam ile asla bağlı değiller. Buyurun;

“Seçimlerden galip çıksa bile
Kayıtta, AK Parti’nin seçimlerden galip gelmesi halinde yargı darbeleriyle götürülmesinin hedeflendiği şöyle dile getiriliyor: “Ok yaydan çıktı bir kere. Bu safhadan sonra geri dönüş ‘yok olmamız’ anlamına gelir. Onun için tüm imkanlar kullanılarak taarruz tek yoldur. Önümüze kim çıkarsa ezip geçeceğiz. Seçimlerde yüzde 65 ile bile gelseler, dosyalarla götürmek zorundayız. 44 yılda ördüğümüz hırkayı ‘buyrun siz giyin’ diyecek değiliz.” Kayıtta, istenilen sonucun alınması için “Komünist, faşist, Alevi ve CHP’li farketmez herkesle ittifak edin” talimatı veriliyor.”

2-Beyin ve kalplerinden bağlı oldukları İsrail ve ABD için yapmayacakları iş yok. Buyurun;
Gerekirse Türkiye feda edilir

“Yüksek yargı mensuplarına yağdırılan telkinler bunlarla sınır değil. ‘Hayrı kesir için şerri galil irtikap edilir’ (Büyük bir fayda için küçük kötülük yapılabilir) denilerek örgütün çalışma prensipleri belirtililiyor. “150 devlet içinde hizmet hareketimiz ve müesseselerimiz var” ifadesiyle başlayan kayıtta “Bu hizmetin bekaası için gerekirse Türkiye feda edilir. 5 bin savcı o kadar hakim, onbinlerce polis ve asker şehit olmaya hazır. Kayıplar önemli değil. Türkiye’deki mücadelede ABD’nin yanında yer alırsak güçlü çıkarız” ifadeleri yer alıyor.”

3-İslam ile bağlı olmadıkları gibi milli bir bağları ve hassasiyetleri de yok.

“Yıpratmak için her yolu kullan
Şok kayıtta, hükümeti yıpratmak için her türlü yolun kullanılması gerektiği dile getirilerek şu talimatlar veriliyor: “Tedbir, inkar ve takiyye ile her yolu kullanarak mücadele edeceksiniz. 93’ten sonra mütevelli olanlara yetki verilecek. 93’lü yıllarda hizmete girenler bugün yapılıp söylenenleri geçmişle mukayese edip sorguluyorlar. Bunlarla bir sonuca varmamız mümkün değil. İstişareye tabi olunacak. Orada tebliğ edilenlere mutlak itaat edilecek. Başbakan bu gücü tahmin edemediği için baş edeceğini düşünüyor.”

4-Herhangi bir “insani değer ve ölçüleri” de yok. Buyurun;

“Herkesi zaaflarıyla baskı altına alın
Fişlemelerle birçok kişinin bilgilerinin ellerinde olduğunu ve gerekirse bunların kullanılacağının belirtildiği kayıtta şöyle deniliyor: “Bütün bilgiler her alanda amir, memur, hakim, savcı, asker, general, vali, müsteşar, esnaf ve talebe sayı ve özellikleriyle masamızda. Herkesi her an ‘hain ilan ediliriz’ endişe ve baskısı altında tutun. Gerekirse zaaflarını açıklamakla tehdit edin. Hizmetimizi muhafaza için güçlü olandan yana olmak esas düsturumuz olmalı. Türkiye’deki mücadelede ABD’nin yanında yer alırsak güçlü çıkarız.”

Şimdi buradan çıkarılacak neticelerin neler olduğuna bakalım.

NETİCELER

1-Bu kavga, Müslümanlar arası bir kavga değil.

Fethullah Gülen ve örgütü, sürekli İslam’dan bahsediyor, sürekli İslami değerleri öne sürüyor. Beyanlarına bakıldığında dünyanın en saf ve en temiz Müslümanları olduğu vehmine kapılmak mümkün. Oysa örgüt, tarihteki din istismarı misallerinin tamamını aşan, hepsine rahmet okutan, sinsi bir dinde reform hareketi başlatan bir mahiyet taşıyor. Bu sebeple, meseleye, Müslümanlar arası kavga nazarıyla bakan bazı Müslümanların uyanması ve mevzilere yerleşmesi şart. Zaman, tarafsızlık zamanı değil, ihmal zamanı değil, tereddüt zamanı değil. Zaman, dirayet, cesaret, basiret ve hamle zamanı…

2-Bu kavga, sadece Türkiye’de cereyan eden bir kavga değil.

Kavga, sadece Türkiye’de cereyan etmiyor, Mısır’daki darbe, Suriye’deki savaş, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Arakan’daki Müslüman soykırımı gibi hadiselerin de içinde olduğu küresel bir savaştır.

3-Bu kavga, tüm ümmete yönelik bir operasyondur ve bizim şahit olduğumuz ise sadece Türkiye cephesidir.

Bizim Türkiye’deki cephesine şahit olmamız, savaşın mevzii mahiyet taşıdığını göstermez, büyük resim, her ne kadar bulanık olsa da, keskin gözlerin ferasetinden kaçmıyor. Sadece Türkiye’ye bakarak ufkumuzu daraltmak, basiretimizi körleştirmek hatasına düşmeyelim.

4-Tayyip Erdoğan, tarihin en büyük yolsuzluğunu da yapmış olsa, durduğu yer itibariyle çevresinde etten duvar örülmesi gereken bir liderdir.

Tayyip Erdoğan, nefsine yenilip de yolsuzluk yapmış olsa bile, nihai maksadı kafirlere ve onun işbirlikçisi olan hainlere karşı dimdik duran, Müslümanları ve ümmeti koruma cehdinde olan birisi. Günahkar olması, Allah rızası ve ümmetin maslahatı için çalışmasına mani değil. Zaten günahsızlık duygusu ve iddiası başlı başına büyük günahlardandır, Erdoğan’a karşı operasyon yürütenler, sayısız günahlarına karşı bir de utanmadan günahsızlık iddiasında bulunan sapıklardır. Artık meselenin yolsuzluk başlığı altında konuşulmasına fırsat bile tanımamak, Müslümanlara karşı açılmış olan topyekun savaşta mevzilere yerleşmek şart.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir