CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.02.2014)-ZİHNİ ÇARPIKLIĞIN MUHTEŞEM MİSALİ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.02.2014)-ZİHNİ ÇARPIKLIĞIN MUHTEŞEM MİSALİ

Bugün gazetesi yazarı Gültekin Avcı, 15.02.2014 tarihli, “Beddua” isimli yazısında, aramakla ele geçmeyecek bir zihni çarpıklığın misalini sunmuş. Cemaat ile ilgili bazı gerçekleri yazıyoruz ama adamlar takiyye uzmanı Şiileri de geçtikleri için, “açıkça” söylenmemiş olanı inkar ediyorlar. Tüm faaliyetlerinde görülen ama kelama açıkça dökülmemiş gerçekleri inkar konusunda zirve yaptılar. Açıkça yazmadıkları için de, inkar ettiklerinde, aklı gözünde olanları veya cemaatin akıl garibanı tabanını ikna edebiliyorlar. Allah’a hamdolsun ki, cemaat nam örgütün kalemşorları çok sığ, karşı tarafı tenkit etmek için yazdıkları yazılarda, “şecaatin arzederken sirkatini” söyleyenlerin misali “itiraflarda” bulunuyorlar.

Eski savcı Gültekin Avcı, Ergenekon soruşturmaları zamanında mesleki birikiminden dolayı meşhur olan birisi… Türkiye’de, bir konuda bilgili olmak, her konuda konuşma hakkı verdiği, böyle bir zihni çarpıklık oluştuğu için, Gültekin Avcı’da, her konuda kalem oynatmaya başlamış. İyi de etmiş, Avcı’nın itiraf mahiyetinde olan yazısı olmasa, Fethullah Gülen örgütü ile ilgili bazı gerçekleri nasıl ispatlardık?

Başlayalım;

“Bertrand Russel’ın dediği gibi hakikati sadece kendilerinin bildikleri histerisiyle zulmediyorlar insanlara.”

Hükümete yönelik ithamları için Bertrand Russel’den naklettiği bu cümle, Fethullah Gülen örgütüne ne kadar yakışıyor. Türkiye’deki 97 cemaatin ileri gelenleri, yani veliler, alimler, mütefekkirler Fethullah Gülen örgütünün aleyhine olduklarını bir “beyanname” ile açıkladılar, bu halde Müslümanların yüzde doksanı nispetindeki bir ekseriyeti Hükümetin yanında yer almış olmasına rağmen, Fethullah Gülen örgütü, hala “hakikatin tek sahibi” gibi davranmaya devam ediyor. Gültekin Avcı, yazısının nerelere kadar gideceğini anlamayacak kadar aciz aklıyla, aslında taarruz değil, itirafçı gibi çalışıyor.

*
Haksızlığa uğrayan bir tek masum yüreğin, kırık ve buruk başını öne eğmesi, bazen gözünden bir damla yaş süzülmesi kadar büyük beddua var mı?

Bu ifade tabii ki doğru ama işaret ettiği Fethullah Gülen için değil, dünyada ümidini Erdoğan’a bağlamış milyonlarca mağdur ve mazlum Müslümanın duaları için doğru. Dünyadaki tüm mağdur ve mazlum Müslümanlara ulaşmaya, onlara yardım etmeye çalışan bir hükumete karşı Fethullah Gülen ve örgütünün başlattığı savaş, aynı zamanda tüm Müslümanlara karşı başlatılmıştır. Suriye’de, Mısır’da, Somali’de, Orta Afrika’da, Arakan’da ve daha birçok yerde zulüm gören Müslümanlara yardım ederken, Fethullah Gülen ve örgütü tarafından başlatılan savaşla kendi derdine düşen ve dünya Müslümanlarına yardım edemez hale gelen hükümet için bu sözleri söylemek, aynı zamanda aklını duvara astığını ilan etmektir.

*
“Düşünüp tahlil ettiklerini sanıyorlar.
Hakikatte ise yaptıkları sadece ihtiras ve önyargılarına yeni elbiseler giydirmek.
Kör ve sağır bir fanatizm rüzgârıyla koşuyorlar dalalete.”

Gültekin Avcı, bu sözleri de hükümete ve hükümeti destekleyen Müslümanlara yönelik olarak söylüyor. Akparti hükümetinin dünyadaki Müslümanlara yaptığı yardımların bilançosu ortadayken, ona karşı savaş açanlar, evet, “Düşünüp tahlil ettiklerini sanıyorlar”, evet, “hakikatte ise yaptıkları sadece ihtiras ve önyargılarına yeni elbiseler giydirmek”, evet, “Kör ve sağır bir fanatizm rüzgarıyla koşuyorlar dalalete”… Bu istikamette attıkları her adım, Türkiye ve dünyadaki Müslümanları zor durumda bırakıyor, Müslümanların düşmanlarının ekmeğine yağ sürüyor.

*
“Hafızdı ve Kur’an okumadan geçen bir gecesi yoktu.
O Haccac büyük bir hatipti ve çok iyi bir eğitim almıştı.
Irak Valisi’yken irat ettiği hutbeler Arap edebiyatının emsal metinleri arasında yer alır.
Zehebî, onun Kur’an’a çok hürmet ettiğini ve hafızları toplayarak Kur’an harfleri üzerinde oldukça faydalı çalışmalar yaptırdığını söyler.
Hatta Kur’an’a harekelerin koyulmasının onun hizmeti olduğu söylenir.
Ve ilginçtir ki bu zalimin hiçbir yolsuzluğu olmamıştır.
Sahih kaynaklarda onun mala mülke düşkün olmadığı, öldüğünde sadece bir kılıç, bir at eyeri, bir mushaf, bir rahle ve 300 dirhem para bıraktığı kaydediliyor.
Ama tüm bunlara rağmen Haccac, tarihin büyük zalimleri arasında yerini aldı.
Demek ki kişinin inancı ile topluma yansıttığı profil farklı olabiliyor.”

Gültekin Avcı, Haccac’ı hatırlatmakla ne kadar isabet etmiş. Kendisine samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Neymiş Haccac?

“Hafızmış, Kur’an okumadan geçen gecesi yokmuş”. Fethullah Gülen profiliyle ne kadar benzeşiyor değil mi? Yazının başında dedik ya, itham ederken itiraf ediyor diye…

Neymiş Haccac?

“Zehebi, onun Kur’an’a çok hürmet ettiğini söylemiş, harekelerin koyulması gibi bir hizmeti olduğunu söylemiş”. Yani neymiş? Kur’an ile haşır neşir olmak “istikamet” sahibi olmak için kafi değilmiş. Fethullah Gülen’in ağzını açtığında Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’den bahsetmesi “sırat-ı müstakim” üzere olduğuna kafi bir delil değilmiş.

Neymiş Haccac?

Bakın burası çok dikkat çekicidir, “İlginçtir ki bu zalimin hiçbir yolsuzluğu olmamış, öldüğünde sadece bir kılıç, bir at eyeri, bir Mushaf, bir rahle ve 300 dirhem para bıraktığı kaydedilmiş”. Fethullah Gülen’in ikide bir, “Kuru yerde yattığı, dünyanın hiçbir zevkini tatmadığı” gibi ifadeleri hatırlanırsa, birbiriyle ne kadar eşleştiği görülebilir. Kuru tahtada yatmak marifet değil, marifet istikamet üzere olmaktır. Atlas yataklarda yatsaydın da, Müslümanların aleyhine olmasaydın be adam…

Demek ki neymiş?

“Kişinin inancı ile topluma yansıttığı profil farklı olabiliyormuş”. “Demek ki inançlı olduğunu söyleyen kişiler de…” de Müslümanların aleyhine olabiliyor, Müslümanların düşmanlarıyla ittifak yapabiliyor, onlara zulmedebiliyormuş, Fethullah Gülen ve örgütü gibi…

*
“Başbakan kendisine “uzun adam” denilerek beddua edildiğini söylüyor. Her zamanki gibi delilsiz ve mesnetsiz.
Gülen’in “beddua edin” telkininde bulunduğu iddiası avukatı tarafından yalanlandı.
Gerçekten Gülen’in avukatları Başbakan’ı yalanlamaktan yoruldu.”

Şu ifadeye bakın; başbakanın delilsiz konuştuğunu söyleyen Gültekin Avcı, Fethullah Gülen’in, kendi adamları tarafından çekilip, herkul.org sitesinde yayınlanan, bizzat kendisinin yaptığı “beddua seansını” izlememiş olmalı. Fethullah Gülen’in “beddua edin” talimatı ispat neden gereksin ki, kendi yayın organlarında kendileri tarafından yayınlanan ve Fethullah Gülen tarafından yönetilen “beddua seansı” mevcutken…

*
“Ben olsam konuyu hafife alıp istihza etmez, bir tek bedduadan bile çok kaygılanırdım.”

Şu ifadeye bakın; dünyada milyonlarca Müslümanın Erdoğan’a dua etmesinden hiç çekinmeyen örgüt ve üyeleri, kendilerinden bir kişinin bile bedduasından çekinmek gerektiğini söylüyor. Hakikat kendi malıymış gibi davranmanın bu çapta misalini gördünüz mü hiç?

*
Fethullah Gülen örgütündeki zihni çarpıklığın bu kadar açık misalini bize sunduğu için Gültekin Avcı’ya teşekkür ediyoruz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir