CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.02.2014)-Ekrem DUMANLI ile Yusuf KAPLAN’IN MÜNAZARASI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.02.2014)-Ekrem DUMANLI ile Yusuf KAPLAN’IN MÜNAZARASI

Bugün (17.02.2014) Ekrem Dumanlı ile Yusuf Kaplan, her biri bir cepheyi temsilen aynı mahiyette yazılar yazmışlar. Tam da münazaralık iki yazı… Yusuf Kaplan’ın yazısının başlığı şu; “İslâm dünyasının umutlarını söndürmenin bedelini ödeyebilecek misiniz?”. Ekrem Dumanlı’nın yazısının başlığı ise şu; “Hesabını veremezsiniz!”.

Önce bir hususu tespit ve itiraf edelim; Yusuf Kaplan, Ekrem Dumanlı için ağır gelir. Bu ikisini münazara masasına oturtmak Ekrem Dumanlı’ya haksızlık olur, çünkü Ekrem Dumanlı, Yusuf Kaplan’ın karşısında sinek sıklet kalır. Bu durumda her ikisini aynı masaya oturtmak apaçık bir haksızlık olduğuna göre, bu haksızlığı yapmamamız gerekmez mi? Evet… Normal şartlarda böyle bir adaletsiz uygulamayı yapmamamız gerekir. Ne var ki Ekrem Dumanlı tüm kifayetsizliğine rağmen haddini bilmez bir eda ile meydanda dolaşıyor ve naralanıyor. Hal böyle olunca, bizde münazara masasını kurduk, buyurun;

*
Yusuf Kaplan umumi bir giriş yapmış Ekrem Dumanlı ve benzerlerinin seviyesini tespit için;

“Sekülerleşmenin, Türkiye’nin ruhköklerini kurutmak, Türkiye’yi içeriden bitirmek ve sömürgeci Batılılara içeriden zihnen teslim etmek anlamına geldiğini, bunun varoluşsal bir intihar olduğunu idrak edebilecek entelijansiyası bile yok bu çorak ülkenin.”

Ekrem Dumanlı’nın bu tür ifadelere cevap vermesi beklenmez, onun işi “fikir” ile değil, “yöneticilikle”… Yönettiği gazetenin temsil ettiği örgütü savunabilmek için kıvranıyor. İşi bu olunca yazısına şöyle başlamış;

“Bir caminin girişinde yaşlıca bir adam karşıma dikiliverdi. Tanımıştı ve bir şey söylemek istiyordu. Dedi ki: “Nerdeyse yirmi yıldır bu insanlara oy veriyorum; ama hayallerim yıkıldı…” Teskin etmek istedim, fırsat vermedi, “Âlim bir insana bu kadar ağır hakaret etmeye kimin hakkı var kardeşim!” dedi.”

Fikir olmayınca, hadiselere tutunuyor Ekrem Dumanlı… Kendinden menkul bir hadise rivayetiyle mevziini tahkim etmeye çalışıyor.

*
Yusuf Kaplan kendi mecrasında ilerliyor, Ekrem Dumanlı’yı fikir tokatlarıyla dövüyor;

“’TÜRKİYE, İSLÂM DÜNYASININ HEM GEÇMİŞİ HEM DE GELECEĞİDİR’
O yüzden, Türkiye’nin elitleri de, entelijansiyası da, Türkiye’nin ne denli derinlikli ve etkileyici bir medeniyet tecrübesine sahip olduğunu, İslâm dünyasının son çeyrek asırdan itibaren bu tecrübeyi, yeniden İslâm dünyasını toparlayacak, ayağa kaldıracak ve tarihî yürüyüşüne öncülük edecek diriltici bir medeniyet tecrübesi olarak gördüğünü bilmiyor bile.
İşte bu nedenle, Türkiye’nin, Batı için de, İslâm dünyası için de, Afrika’lı bütün mazlum halklar için de ne anlam ifade ettiğinin farkında bile değiliz henüz!”

Ekrem Dumanlı ise fikir tokatlarına karşı, hocasından edindiği ağlama muhtevalı savunma stratejisini uyguluyor,

“Cümleler boğazına düğümleniverdi. Teselli etmek istedim; lakin beni dinleyecek durumda değildi. Cami kapısında rastladığım bu kişi ile birkaç gün önce misafir ettiğim bir yakınımın hissiyatı aynıydı. 85 yaşındaki büyüğüm, “Her namazdan sonra Başbakan’a dua ederdim; şimdi yaptığı hakaretler vicdanımı sızlatıyor…” demişti. Benzer bir hadiseyi geçenlerde katıldığım bir törende yaşadım. Hiç ummadığım bir kalabalığın içinde gözleri ışıl ışıl bir işadamı yanıma yaklaştı ve “Bu nasıl bir aymazlıktır ki, milyonlarca insana ilham kaynağı olmuş bir âlime sürekli hakaret ediliyor?” dedi. Doğru söylüyordu. Bir insana kızabilirsin; ama “âlim müsveddesi”, “sahte peygamber” gibi düzeysiz laflar sarf edemezsin.”

*
Yusuf Kaplan, bir şahsın beyanını naklederken bile kendi çapını izhar eden bakış açısını koruyor. Meselenin şahıslardan önce fikri bir çerçevesi ve altyapısı olduğunu, şahısların bu çerçeve içinde bir kıymet ifade edeceğini gösteriyor.

“Uganda’da görüştüğümüz Uganda’nın en saygın sivil toplum örgütlerinden ‘Afrika Duy Sesimizi’ anabaşlığı altında faaliyetlerini yürüten ‘İnsanî Yardım ve Ekolojik Dengenin Korunması Projesi’ kuruluşunun başkanı Muguluma Hamed, kendisiyle yaptığımız görüşmede aynen şunu söyledi bize:
‘Türkiye, İslâm dünyasının hem geçmişi hem de geleceğidir.’”

Buna mukabil Ekrem Dumanlı, fikir adamı olmamasından kaynaklanan kifayetsizlikle meseleyi şahıs merkezli düşünmekten kurtulamıyor.

“Hakarette sınır tanımayanlar, hafta içinde seviyeyi biraz daha düşürerek Fethullah Gülen Hocaefendi için “örgütün lideri” bile diyebildi. Yazıklar olsun! Hani daha düne kadar “ellerinden öptüğünü”, “dua ve emirlerini beklediğini” söylüyordun? Hani Hocaefendi’nin yaptığı evrensel hizmete alkış tutuyor, halkın huzuruna çıkıp “sıla hasreti bitsin” diyordun…”

*
Ekrem Dumanlı, tüm savunma hattını hocasının şahsını korumak için kurmuş, o mevziden sağa sola ateş ediyor. Üstelik ateş ettiği çevreyi bile kolaçan etme zahmetine girmiyor.
“Aklını ve inancını partizanlığa büsbütün kurban etmemiş her bir fert, bugün fütursuzca edilen laflar, bir ucundan emaresi gösterilerek yapılan tehdit ve şantajlar nedeniyle kan ağlıyor. Kan ağlıyor; çünkü bu kadar ağır laf konuşmak o lafın sahibine de, çevresine de yakışmıyor. Biri yanlış konuşsa bile, ehl-i insaf birinin çıkıp “Bu kadar da değil artık!” demesi gerekmez mi?”

Sadece Yusuf Kaplan’a baksa, bu ithamlarının ne kadar komik olduğunu görür. Herkesi insafsızlıkla itham eden kifayetsiz, ehl-i insaf birinin olmadığını söylüyor. Oysa Yusuf Kaplan gibi ehl-i insaf birisi, meseleyi tarihi perspektif ve mesuliyet çerçevesi içinde ele alıyor, böylece konunun sadece Erdoğan olmadığını gösteriyor. Ama bütün bunlar Ekrem Dumanlı’nın umurunda değil.

“’İSLÂM DÜNYASINA ÖNCÜLÜK YAPABİLECEK TEK ÜLKE TÜRKİYE’DİR.’
Oysa bu tespit, öyle kolaylıkla geçiştirilecek, gözardı edilecek bir tespit değil. Dahası, bu tür tespitler sadece bir iki kişinin yaptığı tespitler de değil.
Şundan kesinlikle emin olabilirsiniz: Afrika’daki -sadece Müslüman ülkeler veya Müslüman topluluklar değil- bütün ülkeler, Türkiye’ye bakıyor. Türkiye’nin daha fazla güçlenmesini, önalmasını bekliyor heyecanla ve sabırsızlıkla.”

*
Taraflar arasındaki münazarayı, yazılarının tamamını ihtiva edecek şekilde yapabiliriz. Fakat Ekrem Dumanlı’nın, tüm yazısını yayınladığımız için “telif” ile ilgili maraza çıkaracağı düşüncesiyle burada kesiyoruz. Ekrem Dumanlı’nın, herhangi bir meselenin fikrini imal etme bakımından iktibas edilecek ve telif ücreti ödenecek bir tane bile orijinal teşhis, tespit ve imal-i fikir maliki olmadığı malum ama bu durum telif için maraza çıkarmasına mani değil. Ekrem Dumanlı’dan yapılacak iktibasın mahiyeti, “bakın ne kadar sığ veya bakın ne kadar saçmalamış” cinsinden seviyesizliği göstermekten ibarettir. Bu durumda telif için maraza çıkarması da beklenen bir tavır olur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir