CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.02.2014)-HÜSEYİN GÜLERCE’NİN İTİRAFLARI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.02.2014)-HÜSEYİN GÜLERCE’NİN İTİRAFLARI

Ekrem Dumanlı son günlerde tarihi istismar etmek, tarihteki hadiselerden Fethullah Gülen’e pay çıkarmakla meşgul. Tüm hareket Fethullah Gülen’in şahsiyeti üzerine bina edildiği için, Fethullah Gülen “imajı” yıkıldığında her şey yerle bir olacak. Başbakan isabetli bir şekilde paralel yapının karargahına yani Fethullah Gülen’in şahsına saldırıyor. Çünkü örgütün kalbi orası, örgütün merkezi orası, örgütün karargahı orası, örgütün yığınağının kahir ekseriyeti orada.

Ekrem Dumanlı onu yapmaya çalışırken, Hüseyin Gülerce de tabanı tutmaya çalışıyor. Cemaatin tabanı başından ayrılabilirse maksat hasıl olacak ve hareket çökertilecek. Gövde ile baş arasındaki bağ koparılamazsa bu dava uzun sürecek, bu sebeple hükümet gövdeye değil, başa saldırıyor.

Ekrem Dumanlı’nın Fethullah Gülen imajını koruma çabası ile Hüseyin Gülerce’nin tabanın ayrılmasını engelleme çabası aynı maksada matuf. Fethullah Gülen’in cemaat üzerindeki sihirli etkisi kırıldığında zaten tabanı tutmak imkansız. Bu sebeple her iki cephede de zorlu bir savaş yaşanıyor.

*
Paniklediler, ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Hızla geriliyor ve çöküyorlar, buna hazır değillerdi, nazarlarında Fethullah Gülen, bir el hareketi ve bir beddua ile her şeyi halledecek kudretteydi. Adamın bedduası hala tutmadığı için panikteler. Üç yıldır “uzun adamın” ölmesi için melun beddua seansları düzenlemelerine rağmen hala ölmedi. Mesele bu noktaya gelince, Fethullah Gülen’ini sihirli etki ambalajı dökülmeye, inandırıcılığını kaybetmeye başladı.

Fethullah Gülen’in bir beddua ile istediği işi yapamayacağı anlaşılınca paniklediler. Tabanı tutmak için geliştirdikleri savunmalar, “merd-i kıpti’nin, şecaatin arzederken sirkatini söylemesi” türünden itiraflar gelmeye başladı. İtiraf sahibi de bizzat Hüseyin Gülerce…

Hemen şaşırmayın, Hüseyin Gülerce, aslında itiraf ettiğinin farkında değil. O, kendince savunma yapıyor ve tabanı tutmaya çalışıyor. Fakat bir mevzii savunmaya çalışırken, kendilerine ait başka bir mevzii bombalıyor, bunun da farkında değil. 19.02.2014 tarihli, “Hizmet’te tavan-taban meselesi” başlıklı yazısındaki şu paragrafı dikkatli okuyun…

“Belli ki, Hizmet hareketinin bünyesi, o kadar istihbarata rağmen bilinmiyor, anlaşılamıyor. Örneği olmayan bir gönüllülük temelli hareketin, dışarıdan anlaşılması elbet kolay değil. Bu hareketin içindeki insanlar, tavan-taban diye ayrılmıyor. En kestirmeden söyleyeyim; taban, Muhterem Gülen’e olan muhabbet ve hürmetin bağları ile bağlı. Hem “örgüt lideri” deyip hem de tabanı “uyarma”, karşılığı olmayan, tam tersine tabanı, bütün Hizmet hareketini en çok rahatsız etmenin yolu…”

Bu paragrafta itiraf mahiyetini taşıyan cümle şu; “Belli ki, Hizmet hareketinin bünyesi, o kadar istihbarata rağmen bilinmiyor, anlaşılamıyor. Örneği olmayan bir gönüllülük temelli hareketin, dışarıdan anlaşılması elbet kolay değil.” Bu cümlede cemaatin iki özelliği birden deşifre edilmiş, örgüt olmaları ve takiyye yapmaları… O kadar istihbarata rağmen cemaatin yapısının bilinemiyor olması, illegal örgüt olduklarının itirafıdır. Bilinmemek, bilinememek, istihbarat çalışmalarına rağmen keşfedilememek ancak illegal örgütler için sözkonusudur. Hani demokrasiden bahsediyordunuz, hani hukuktan bahsediyordunuz… Niye bu kadar gizlisiniz, niye bu kadar derinsiniz? Diğer itiraf ise takiyye yapmaları… Zaten takiyye yapmaları da illegal örgüt olduklarının delilidir. Nasıl bir takiyye yapıyorlar ki, istihbarat servisi bile adamların içyüzünü keşfedemiyor.

Garibim Hüseyin Gülerce, ciddi bir savunma hattı kurduğunu zannediyor. Yaptığı savunma ile cemaatin tabanının liderinden koparılmasının önüne geçtiğini zannediyor. Oysa savunma yapmaya çalışırken kendi mevziini mayınlıyor. Yakın gelecekte o mayınlar patlayacak ve kendisi (ve cemaat) o mevzilerde telef olacak. Çünkü bu yazıların tamamı, açılacak olan soruşturmalarda delil olarak kullanılacak. Okuyucularımız not etsin, Hüseyin Gülerce’nin bu itirafları, açılacak soruşturmadaki en güçlü delillerden biri olacak.

Fethullah Gülen veya örgütün hukukçuları, bu yazısından dolayı Hüseyin Gülerce’ye çok ağır fırçalar atacak. Gündemin yoğunluğundan dolayı farketmedilerse, bizim yazımızı okuduktan sonra o fırçayı mutlaka atacaklar. Eğer örgütün hukukçuları ve stratejistleri meseleye derinliğine vakıf olurlarsa, ya bu yazıyı tekzip edecekler veya Hüseyin Gülerce’yi gazeteden atacaklar. Böylece bu yazının kendilerini ifade etmediğini, bağlamadığını söyleyecekler.

*
Hüseyin Gülerce’nin itirafları bu kadar değil. Gülerce sanki kalemi eline almışken, tüm örgütü çökertmek istercesine itiraflarda bulunmuş. Buyurun;
“Bu günler gelir geçer, her şey unutulabilir ama yurtdışındaki çilekeş, fedakâr, gariban gönüllülerin bağrında açılan yara kapanmaz, bu yapılan asla unutulmaz…”

İfadeye dikkat edin, “açılan yara kapanmaz, bu yapılan asla unutulmaz…”. Yani ortada bir illegal örgüt var, kendine yapılanları asla unutmayacak. Unutmayacak da ne yapacak? Unutmayanlar mutlaka intikam alacak, almaya çalışacak.

Bir de şu ifadeye bakın;

“Hizmet hareketinde tavan-taban ayrımı yok.” Yani… Yani hizmet hareketi dediğinin tamamı illegal örgüt… Hüseyin Gülerce, tabanı tavandan ayırmamak için hepsini örgütün içine alıyor. Satır arasında ise şunu söylüyor, örgüt soruşturması yapacaksanız, tüm hizmet hareketine yapacaksınız. Kendisinin de içinde olduğu tavana yönelik soruşturmadan kurtulmanın yolunu, tüm cemaat üyelerini örgüt elemanı haline getirerek bulmuş. Bu kadar geniş bir soruşturma açılamayacağı düşüncesinden hareketle, “Hadi bakalım, tüm cemaate karşı soruşturma açabilecek misiniz?” türünden itirafla karışık tehdit de savuruyor. Bu tehdidini etkili kılmak için de, yazısının bir yerinde örgüt üyelerinin milyonlar olduğunu söylüyor; “Bir; Muhterem Gülen’e yapılan her saldırı, tabandaki milyonların her birine saplanan hançer gibi.” Suçlular, başkalarını da suç işlemeye teşvik ederek hayat alanlarını genişletmek isterler. Suçlu sayısı arttıkça, hem psikolojik olarak suçluluk duygusundan kurtulurlar hem de suç işleme oranı arttıkça yaşayacak içtimai saha bulabilirler. Hüseyin Gülerce, kendini ve tavanı kurtarmak için tüm tabanı cepheye sürüyor.

*
Son günlerde örgütten ayrılanların itirafları artmıştı. Ayrılmayanlar o kadar panikledi ki, soruşturma için örgütten ayrılanların itiraflarına ihtiyaç kalmadı. Zaman ve Bugün gazetelerindeki köşe yazılarını takip eden savcılar için yeterince itiraf zaten var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir