CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

Ekrem Dumanlı doludizgin gidiyor. Tarihi istismar etmek için her türlü yolu deniyor. Tüm güçleri ellerinde toplama çabaları, tarihin gücünü de arkalarına alma teşebbüsüne kadar ulaştı. En son aziz Abdülhamid Han’ın hatırasını istismar etmek için kıvranıyor.

Bugünkü (21.02.2014) tarihli “Bediüzzaman’ın çilesi” başlıklı yazısında, Said Nursi’nin hayatını anlatırken, yaşadığı çilelerden bahsederken, Abdülhamid Han’ı tahkir ve tahfif etmekten imtina etmiyor.

Ekrem Dumanlı, Abdülhamit Han’a doğrudan saldıramadığı için sinsi bir yol izliyor. Abdülhamid Han’ı, tarihin, “siyaset dehası” tescili karşısında tenkit etmeyi göze alamayan Ekrem Dumanlı, çevresini hedef alıyor. Çevresini, “çapsız danışmanlar” şeklinde isimlendiriyor ve kendisine yöneltemediği tenkitleri onlara yöneltiyor. Malumdur, en yaygın tenkit yollarından birisi, kişinin çevresini hedef almaktır. “Abdülhamid Han iyiydi de çevresi kötüydü” türünden tenkitler, özü itibariyle şu demektir; “Abdülhamid, çevresini bile seçemeyecek kadar, çevresini seviyesiz insanlarla dolduracak kadar ahmak biridir”.

Ekrem Dumanlı, Abdülhamid Han ile ilgili düşüncelerini anlatmaya, şu munis ifadelerle başlıyor; “Sultan II. Abdülhamid akıllı, zeki, dindar bir insandı; ama Bediüzzaman gibi bir deha ile yüz yüze gelemedi. Görüşebilselerdi birbirlerini anlayacaklardı kuşkusuz.” Paragrafın devamında ise Abdülhamid Han’a çevresi üzerinden hakaret etmeye başlıyor. “Ancak Sultan’ın etrafını etten duvarlarla örmüştü mabeyn-i hümayun. Bir gün Bediüzzaman, çağını aşan bir üniversite projesiyle Padişah’ın kapısına dayandı. İstiyordu ki fen bilimleri ve dinî ilimler izdivaç etsin ve çağıyla hesaplaşabilmenin kapıları aralansın. Heyhat! Abdülhamid gibi eğitim konusunda fevkalade hassas bir Sultan’ın etrafını kuşatan çapsız danışmanlar kendilerine adeta bir misyon biçmişti: Padişah’ı aydınlardan yalnızlaştırmak, herkesten uzak tutmak, yazar çizer insanları Sultan’a jurnallemek, gazete ve dergiler üzerine baskı kurmak, sansür sistemini işletmek.” Ve nihayet o meşhur zehri kusuyor; “O dönem aydınlarının neredeyse tamamı (Bediüzzaman ve Mehmet Akif başta olmak üzere) ‘istibdat’tan şikâyet etti.” O dönemin alim ve münevverleri bile Abdülhamid Han’ı anlayamadı, tarih meseleyi bu şekilde kayda geçti. Mehmet Akif de, Said Nursi de yanlış yapmıştı, Abdülhamid Han’a karşı hürriyet nutukları atarak ittihat ve terakki isimli ihanet örgütüne yakıt taşımıştı.

Ekrem Dumanlı, Said Nursi’nin (ve o zamanki birçok münevverin) hatasını aklamak için, Abdülhamid Han’ı gözden çıkarıyor. En basit kaidedir, “olağanüstü şartların olağanüstü kuralları vardır”. Bunu bile anlamayan adam, hem bir gazete yönetiyor hem de tarih dahil her şeyi istismar edebiliyor. Tarihin süzgecinden geçmiş, neticeleri zuhur etmiş, neticelerin muhasebesi Abdülhamid Han’ın haklı olduğunu tescil etmiştir. Buna rağmen hala Abdülhamid Han’ı doğrudan hedef alamadığı için çevresi üzerinden veya hürriyet-istibdat meselesi üzerinden tenkit etme yüzsüzlüğü ancak hiçbir sınıra ve kaideye tabi olmayanların yapacağı iştir.

Fethullah Gülen örgütü, bugün hükümete karşı açtığı savaşta haklı olduğunu ispat etmek için tüm gayrimeşru yolu deniyor. İçinde yaşadığımız savaşta, hükümetin takip ettiği siyasetin neticeleri ileriki yıllarda ortaya çıkacak. Şu anda mücadele yoğun şekilde devam ettiği için planların tamamının bilgisi kamuoyuna sızmıyor, zira uygulama safhasına gelmemiş düşüncelerin ve planların sızmaması gerekiyor. Aksi takdirde Gülen örgütünün karşı tedbir alması ve hamle yapması mümkün… Kamuoyuna sızmayan planlar, bazı uygulamaların (mesela MİT kanun değişikliği, HSYK kanun değişikliği gibi) yanlış görünmesi de mümkün… Ama bu uygulamalar istikbale matuftur ve neticelerini ileriki yıllarda görmek mümkün olacaktır. Bu gün bu tür uygulamalara karşı savaş açan Gülen örgütü, olağan bazı kurallara dayanarak “yanlış” olduğunu söyleyebiliyor, oysa olağanüstü şartları yaşadığımız bugün olağanüstü kuralların geçerli olması kaçınılmaz.

Ekrem Dumanlı, günlerde tarihi istismar etmekle meşgul, en son Said Nursi ve Abdülhamid Han üzerinden kullanıma elverişli lojistik devşirmek çabasında. Bu günkü uygulamalar neticelerini ileriki yıllarda vereceği için biraz zaman gerekiyor ama Abdülhamid Han’ın uygulamalarının neticesi göründüğü için doğruluğu tarih tarafından tespit edilmiş halde. Ekrem Dumanlı, zekice olduğunu zannettiği manevrası ile kendi kafasına sıktığının farkında değil. Said Nursi ile Abdülhamid Han misali kendi aleyhlerine ve Erdoğan’ın lehinedir. Abdülhamid Han misalini, Said Nursi’nin hatası üzerinden veren Dumanlı, Fethullah Gülen’i Said Nursi, Tayyip Erdoğan’ı da Abdülhamid Han yerine koymakla, kendi kurguladığı oyunun tuzağına düşüyor.

Dünkü yazımızda ifade etmiştik, Hüseyin Gülerce, savunma yaparken itirafta bulunuyor. Ekrem Dumanlı da bu günkü yazısında (aslında yazılarının çoğunda) mensup olduğu örgütün aleyhine çalışıyor. Gerçekten bunlar yazdıklarının hangi manaya geleceğini anlayacak çapta insanlar değiller. Fethullah Gülen, kamuoyundan bakıldığında zannedildiği kadar zeki ise, Zaman gazetesindeki kendi adamlarının yazılarını okuduğunda deliriyordur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir