CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(22.02.2014)-ZAMAN GAZETESİ ÖRGÜT YAYINI OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(22.02.2014)-ZAMAN GAZETESİ ÖRGÜT YAYINI OLDU

Hüseyin Gülerce’nin 19.02.2014 tarihli yazısındaki itiraflarını, 20.02.2014 tarihli “günlük”te yazmıştık. Hüseyin Gülerce’nin “itiraflarının” başına dert açacağını, örgüt tarafından da fena halde bir fırça yiyeceğini söylemiştik. İleride açılacak soruşturmada o itirafların delil olarak kullanılacağını, çünkü örgütü ifşa ettiğini belirtmiştik.

Hüseyin Gülerce, o yazımızın ertesi gününde (21.02.2014) “Parlayan ışığımıza ne oldu?” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazı, önceki yazısının aksine tam bir “günah çıkarma” seansı gibiydi. Her iki tarafın da iyi şeyler yaptığını, her iki tarafın da hataları olduğunu, birbiriyle kavga etmelerinin yanlış olduğunu ifade eden bir yazı. Önceki yazısında, cemaatin tanımıyorsunuz, tanıyamazsınız, tabanı tavandan ayıramazsınız, hepsi Fethullah Gülen’e sımsıkı bağlı türünden tüm cemaati örgüt haline getiren itiraflarına karşılık sonraki yazısı, niye anlaşmıyoruz yollu bir serzeniş gibi görünüyor.

İşin aslı şu; önceki yazısında kayda geçen itiraf mahiyetindeki ifadeler, örgütte ciddi rahatsızlıklar oluşturdu. Bu rahatsızlıkların oluşmasında bizim yazımızın katkısı ne nispettedir bilmem ama rahatsızlık oluştuğu açıkça görülüyor. Ya bizim yazıyı okuyunca farkettiler veya kendi hukukçularının yaptığı değerlendirme sonucunda gördüler… Hangi ihtimal cari olursa olsun, Hüseyin Gülerce’nin o yazısındaki “itiraflar” başlarını fena halde belaya sokacak.

Hüseyin Gülerce, bir fırça yedi mi yoksa usulüne uygun şekilde uyarıldı mı bilmiyoruz, anlaşılan o ki Hüseyin Gülerce’ye sonraki yazısını yazdıracak bir etki oldu. “İti öldürene sürütürler” cinsinden bir yaklaşımla, itiraflarda bulunan Hüseyin Gülerce’ye, tam aksine bir yazı yazdırdılar. Yazıyı zorla yazdırmalarına gerek yok tabii ki, meseleyi Gülerce’nin önüne koyduklarında, Gülerce panik halinde o yazıyı yazmıştır.

Hüseyin Gülerce’nin hükümet (Akparti) ile ilgili şu ifadeleri dikkat çekici değil mi?
“Siyaset, bizdeki yapısı gereği zaten bir ak-kara mücadelesidir. 11 yıllık AK Parti iktidarının doğru yaptığı, yararlı olduğu hiç mi bir hizmet yoktur? Yoksa eğer, bu iktidar üç dönemdir artan oranlarda neden iktidarda kalıyor?”

Bir önceki yazısında bu ifadeleri kullanacağına dair bir alamet var mıydı? Panik kötü bir şey… Hüseyin Gülerce, bir hata yaptı, o kadar büyük bir hata ki yaptığı, telafisi imkansız. Panik halinde telafi etmek için Akparti hakkında bu tür beyanlarda bulunmaya kadar vardı. Oysa anlamadığı şey şu; bu ifadeler de “itiraf” mahiyeti taşıyor.

Nasıl mı?

Önceki yazısındaki itirafları soruşturma dosyasına (veya iddianameye) konulduktan sonra bu yazıdaki ifadeler hatırlatılarak denilecek ki; “11 yıllık AK Parti iktidarının doğru yaptığı, yararlı olduğu hiç mi bir hizmet yoktur? Yoksa eğer, bu iktidar üç dönemdir artan oranlarda neden iktidarda kalıyor?” Böyle bir hükümete karşı nasıl oluyor da (önceki yazısındaki itiraflar hatırlatılarak) kitle halinde örgütlenip operasyon yapıyorsunuz?

Dikkat çekici bir nokta da şu; Fethullah Gülen örgütünün sayısı bellisiz hukukçusu var ama o hukukçuların örgüt gazetesindeki yazarlara faydası yok. O hukukçular sadece hükümet ve diğer Müslümanların peşinde olduğundan, onların açığını aramaktan, “mum dibine ışık vermez” hesabı, kendi örgüt yazarlarına danışmanlık yapmıyor.

*
Örgüt, son zamanlarda hamle istidadını ve inisiyatifini kaybetti ve savunma mevzilerine çekildi. Örgütün yayın organı Zaman gazetesi, saldırı yerine, kendilerine dönük taarruzları durdurmak için sürekli haber ve yazıları “yalanlama” işine soyundu. Diğer gazetelerde kendileriyle (paralel örgüt ile) ilgili yayınlanan her haber ve yazıyı yalanlamak için çıkan bir tekzip gazetesi haline geldi. Bunu niye yaptıkları önemli…

Zaman gazetesi, örgüt aleyhine yayınlanan yazı ve haberleri, ileride başlatılacak soruşturmada delil olarak kullanılmaması için yalanlıyor. Mesele sadece gazetecilik değil, ileride başlayacak soruşturmada, önlerine konulacak vakaları, “Zaman gazetesinde yalanlandı” diye savunma yapacaklar. Örgüt hukukçuları Zaman gazetesi için seferber oldukları son günlerde, hukuk yardımı almayan sadece Hüseyin Gülerce olmalı ki, itiraflarda bulunmuştu. Galiba onun da kulağını çektiler ve son yazısında günah çıkarmaya başladı.

Zaman gazetesi, örgüt aleyhine çıkan haber ve yazıları yayınlamakla doğru bir iş yaptığını, savunma için kaynak ve malzeme oluşturduğunu düşünüyor. Panik bu kadar berbat bir durumdur, Zaman gazetesi, yalanlama mevkutesi haline gelmekle aslında kendileri açısından doğru bir iş yapmıyor tam aksine kendilerinin de örgüt organı olduğunu ilan ediyor.

Nasıl?

Gazetelerin örgüt aleyhine yayınladığı haber ve yazıları yalanlama işini, “gazetecilik sınırları” içinde yapmıyorlar, doğrudan kendileri muhatapmış gibi yapıyorlar. Yani, suçlanan kendileriymiş gibi savunma yapıyorlar. Bu da kendilerini doğrudan “sanık” haline getiriyor.

Diğer gazetelerde yayınlanan yazı ve haberler, soruşturma dosyasında, sadece bir gazetede yayınlandığı için yer almayacak, belgeleri istenecek. Belgeleri (delilleri) varsa, dosyaya konulacak, delilleri varsa Zaman gazetesinin, “sanıkmış” gibi savunması, kendini gerçekten sanık yapacak. O haber ve yazıların belgesi yoksa zaten soruşturma dosyasına konmayacak, bu durumda yalanlamanın zaten bir önemi kalmayacak.

Hadise örgüsüne bu şekilde bakınca, Ekrem Dumanlı’nın, değil milyon satan bir gazeteyi yönetmesi, bir okul gazetesini bile yönetecek çapta olmadığı anlaşılıyor. Hüseyin Gülerce’ye gelince, o itirafçı olarak ancak işe yarar.

Önümüzdeki aylarda açılacak soruşturma için savcıların Zaman gazetesi yayınlarını takip etmesi kafi… Örgütün başı fena halde belada…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir