CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

Hüseyin Gülerce’nin dünkü (26.02.2014) yazısı tuhaf bir psikolojinin eseri. “Nereye kadar bu dinlemeler?” başlığı ile yayınlanan yazı, Fethullah Gülen örgütünden ziyade bizim tarafın iddialarını dillendiriyor.

Hüseyin Gülerce, meselenin vahametini görmüş olmalı ki, kendi gazetesinin (örgüt yayınının) manşetlerine ve canhıraş yayınlarına rağmen şu beyanda bulunmak zorunda hissediyor kendini;

“Dinlemeler konusunu ele alalım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 2 bin 280 kişinin 3 yıl boyunca dinlendiğini açıkladı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi de, çok sayıda kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar ve ilgili hâkimler hakkında inceleme kararı verdi. İki savcı, karar öncesinde haklarında inceleme yapılması için Kurul’a dilekçe vermişlerdi. Olay elbette çok önemli, bir o kadar da vahim. Özel hayatların mercek altına alınması, insanlar hakkında şantaj malzemeleri toplanmasını kimse kabul edemez.”

O kadar açık şekilde yakalandılar ki, o delil bile yalnız başına tüm örgütün üst yönetimini götürmeye yeter. Bu delil karşısında alınan tavır, kişilerin veya kurumların hukuki pozisyonunu belirleyecektir. Zaman gazetesi, bu haberin yayınlandığı pazartesi günü panikledi ve önce internet sitesinden, ertesi gün de (Salı) gazetede manşetten, “Bu andıcın hesabı sorulsun” başlığı ile çıktı. Yani haberi tekzip ettiği gibi bir de “yalan haberin hesabı sorulsun” gibi iddialı bir tavır takındı. İşte o noktadan itibaren iki ihtimal kalıyor, ya paralel devleti sonuna kadar savunacak ve kendi akıbetinizi onun akıbetine bağlayacaksınız veya kendinizi paralel devletten uzak tutmak ve kurtarmak için çalışacaksınız.

Ekrem Dumanlı genel yayın yönetmeni olduğu için, kendisine verilmiş makamın gereğini yapmak için birinci ihtimali seçmek zorunda kaldı. Ekrem Dumanlı, “Bu andıcın hesabı sorulsun” manşetiyle, paralel devletin yöneticisi sıfatıyla sanık sandalyesine oturmuştur. Hüseyin Gülerce ise, o haberin yayınlandığı pazartesi (24.02.2014) gününden Çarşamba gününe kadar yazı yazmadı, yazı yazmadığı için tavrını ortaya koymak durumunda kalmadı. Çarşambaya gelindiğinde artık İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının “dinleme suçu” ile ilgili açıklaması vardı ve haberi teyit etmişti. Haberin tekzip edilme ihtimali kalmadığı bir günde yazan Hüseyin Gülerce, kendi cephesinin tezlerinin aksine bir tavır aldı. Böylece sanık sandalyesine oturtulursa, kendini savunmanın malzemelerini şimdiden oluşturuyor.

“Günlük-20.02.2014-Hüseyin Gülerce’nin itirafları başlığı ile bu durumu yazmıştık. Hüseyin Gülerce, kendini kurtarmak için çırpınıyor, şimdiden savunma delilleri oluşturmaya çalışıyor. Bunu da gazetesinin tam bir örgüt yayını olduğu bir dönemde ve ona rağmen yapıyor. Eminim ki Hüseyin Gülerce’nin yazılarını okuyan Ekrem Dumanlı kalp krizine giriyordur. Zira Ekrem Dumanlı gazeteyi tam bir silah gibi kullanıyor, dolayısıyla da açılacak soruşturmada Dumanlı’nın üst sıralarda sanık olarak yeri çoktan hazır. Ekrem Dumanlı, kelle koltukta savaşırken, Hüseyin Gülerce’nin yazılarını hainlik olarak tarif ediyordur.

Hüseyin Gülerce, bir taraftan savunma delilleri oluşturuyor bir taraftan da “saf” görüntüsü vermeye çalışıyor. Meseleyi anlamamış, anlayamamış havalarında garip garip cümleler kuruyor. Şu ifadeye bakın;
“Ayrıca nasıl oluyor da, iddia olunan uydurma bir terör örgütüyle bağlantılı olması asla düşünülemeyecek binlerce insan, yüzlerce emniyet mensubu tarafından üç yıl dinleniyor da, “devlet”in bundan haberi olmuyor? Bu emniyet mensuplarının içinde, yaptıklarının kanunsuz olduğunu fark edebilecek tek bir kişi çıkmaması düşündürücü değil mi?”

İfadeye bakın; “nasıl oluyor da, … devletin bundan haberi olmuyor”. Zaten problem bu, “paralel devletin” anlamı bu… Devletin içinde ve devletten habersiz iş yapabilen ve işlerini de devlet dışı güç merkezlerinden emir alarak yapan örgüte paralel devlet diyoruz. Hüseyin Gülerce, ya kendisi çok saf veya bizi saf yerine koyuyor olmalı. Paralel devlet ile ilgili deliller ortaya çıkmaya başlayınca, garibimin sığındığı konuya bak, “Allah Allah, bu kadar işten devletin neden haberi olmuyor?”. Hüseyin Gülerce, hadi bil bakalım, neden haberi olmuyor?

Hüseyin Gülerce, bir taraftan devlete karşı “savunma delilleri” oluştururken diğer taraftan mensubu olduğu örgüte karşı da kendini savunmakla meşgul.

“Ancak bunun yanında, yolsuzluk ve rüşvet konusunda, toplumun hükümetten aynı hassasiyeti beklediğini de unutmayalım…”

Hükümete bir çift laf ederek, Fethullah Gülen örgütünün hışmından da korunmaya çalışıyor. Aslında Gülerce’nin yaşı bazı şeyleri anlayacak kadar büyük. Mesela, çift taraflı çalışanların iki taraftan da dayak yediğini/yiyeceğini bilmesi gerekiyor. Kendisi çift taraflı çalıştığını itiraf etmez tabii ki, ona sorarsanız, “adil davranmaya” çalışıyordur. Ne var ki, önceki gün (Salı) gazetenin attığı manşeti (bu andıcın hesabı sorulsun) ertesi gün (Çarşamba) tekzip eden Hüseyin Gülerce, Ekrem Dumanlı’nın “kara listesine” girmiştir. Ekrem Dumanlı, örgüt liderinden izin ve emir bekliyordur, hatta örgüt lideri bir imada bile bulunsa Dumanlı, Gülerce’nin hesabını görür.

Kamuoyundaki kavganın şiddeti ve sıcaklığı, “içerideki” kavgayı görünmez kılıyor. Fethullah Gülen örgütünün içinde kazanlar kaynıyor, cehennem ateşleri yakılıyor, şiddetli kavgalar oluyor. Bugün için görünmeyen bu kavga, yakın gelecekte yeri göğü inletecek şekilde duyulur ve görünür olacak. Örgütün sağlam durduğunu zannedenler, yakında yanıldıklarını anlayacaklar.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir