CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

Dünkü (27.02.2014) günlük yazımızda Dumanlı ile Gülerce’nin kavgasının yakın olduğunu söylemiştik. Okuyucularımız hatırlayacaktır, kavganın yakın olduğu kanaatimizi, Gülerce’nin 26.02.2014 tarihli yazısına dayandırmıştık. Gülerce’nin o yazısı, Zaman gazetesinin genel yayın çizgisine taban tabana zıt bir görüntü veriyordu. Tabii ki sadece o yazıdan ibaret değildi sebep, Gülerce daha önce de benzer yazılar yazmış, benzer twetler atmıştı. Son yazısında ise artık meselenin dönülmez noktaya geldiğini hissetmiş ve o yazıyı yazmıştık.

Star gazetesinin 27.02.2014 tarihli internet sitesinde, “Hüseyin Gülerce’ye bile tahammül edemediler” başlıklı bir haber yer aldı. Haber, Mehtap televizyonunda (örgütün televizyonlarından birisi) Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Hüseyin Gülerce’nin beraber yaptıkları programdan, Hüseyin Gülerce çıkarıldığını ifade ediyor.

Haber şöyle;

“Gülerce’nin, Cemaat’e yakın Mehtap TV’de, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan ile birlikte yaptığı “Düşünce Günlüğü” programı yayından kaldırıldı.

Karar, Mehtap TV genel yayın yönetmeni tarafından Gülerce’ye iletildi.

Al Jazeera’ya konuşan Hüseyin Gülerce ‘Böyle bir karar beklemiyordum’ dedi.

‘Üzüldünüz mü?’ sorusuna ise ‘Yorum yok’ cevabını verdi.

Gülerce, sosyal medyada son dönemde hükümete destek niteliğinde bazı mesajlar paylaşmıştı. ‘Bunların etkisi var mı?’ diye sorulduğunda Gülerce’nin cevabı, ‘Takdir sizin’ cevabını verdi.

Gülerce, Zaman Gazetesi’ndeki yazılarıyla ilgili ‘şimdilik sorun olmadığını’ söyledi.

Gülerce’nin verdiği bilgiye göre, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan, Mehtap TV’de başka bir isimle benzer bir program yapmaya devam edecekler.”

Biz Dumanlı ile Gülerce arasındaki kavganın yakın olduğunu yazarken, kavga başlamış. Kavga başlamış ve neticeleri ortaya çıkmış.

Hüseyin Gülerce’nin Mehtap televizyonundaki programdan çıkarılması ne anlama geliyor? Bu kadar, münasebeti kesme kararı değil, bir gözdağı vermektir. Muhtemelen Hüseyin Gülerce, örgüt için konuşma ve sohbetlerde, kendine karşı tavır alınamayacağına dair laflar etmiş veya bunu ima etmiştir. Hani “ağır toplardan” birisi gibi görünüyor ya, örgütün kendini dışlayacağına ihtimal vermemiş olmalıdır. Böyle bir tavır takındığı için, bir ihtarla işe başlama ihtiyacı hasıl olmuştur.

Konunun kamuoyu önünde nasıl geliştiğine takılmayın. Kapılar kapatılınca çok çetin tartışmalar yaşanıyor. Hüseyin Gülerce, savaşın en sıcak ve en kritik noktasında, karşı cepheye mühimmat taşıyor. Yani örgüt, iç tartışmalarında Hüseyin Gülerce’yi böyle itham ediyor (olmalı).

Gerçekten de Ekrem Dumanlı, savaşın görünün yüzü olan medya cephesinde, geri dönüşü olmayan bir yola girmiş durumda. Eğer örgüt bu savaşı kaybederse, Ekrem Dumanlı’nın Türkiye topraklarında yaşayabileceği bir metre kare yeri yok.

Ekrem Dumanlı bu kadar net ve sert bir savaş yürütürken, savaşın da en kritik cephesi olan medya kanadını yönetirken, Hüseyin Gülerce’nin, aleyhlerine açılacak soruşturmada, “ben onlardan değilim” diyebilmek için savunma delilleri oluşturduğu yazılarına tahammül etmesi beklenemez. Ekrem Dumanlı, ölüm-kalım savaşına, hem örgüt adına hem de şahsı adına gireli çok oldu, Dumanlı’nın bu safhadan sonra geri çekilmesi imkansızdır. Ölüm-kalım savaşlarında geri çekilme şansı kalmayan adamlar çok tehlikeli hale gelir. Tehlikesi, kendi çevresine dönüktür, kendisi geri çekilme sınırını aştığı için ölçüsüz bir “gözükaralık” sergiler ve herkesi de kendisi gibi hareket etmeye tahrik eder. Özellikle de geri çekilme sınırını aşmamış insanlara karşı fena halde kin besler, kendisinin “kahramanca” savaştığı bir ortamda, aynı cephedeki bazılarının geri çekilme sınırını aşmamış olmasını, kelimenin tam anlamıyla ihanet olarak görür.

Hüseyin Gülerce, yazılarında, geri çekilme sınırını aşmamak için çok dikkatli bir dil ve üslup kullanıyor. Kendisi kullandığı temkinli dili, “makul olmak”, “orta yolcu olmak” “adil olmak” şeklinde tarif ediyor ve anlıyor ama Ekrem Dumanlı gibi cephenin ileri saflarında bayrak sallayan birisinin kendisini tam bir “hain” olarak göreceğini bilmesi gerekir. Kritik nokta burası olsa gerek; Hüseyin Gülerce için “makul” görünen o pozisyon, Ekrem Dumanlı için ağır bir ihanet olarak görülür. Birbirinden bu kadar uzaklaşmış iki bakış açısının birbirine tahammül etmesi beklenmez.

*
Anlattıklarımız dışarıdan bakanlar için makul görünmüyor olabilir. Fakat “çatışma ortamı” farklıdır, fikri farklıdır, duygusu farklıdır, bakışı farklıdır ila ahir… Çatışma ortamının psikolojik organizasyonunda, suçun adı ihanettir. Daha küçük suç bulamazsınız… Ekrem Dumanlı için Hüseyin Gülerce, artık nasıl tasfiye edileceği üzerine kafa yorulacak olan bir haindir. Hüseyin Gülerce, her ne kadar Zaman gazetesindeki yazılarıyla ilgili “şimdilik bir sorun olmadığını” söylese de, sorun var ve çok derin…

Hüseyin Gülerce’ye, örgüt içindeki konumu gereği fazla şey bildiği için bu güne kadar tahammül edilmiştir. Fakat “içeriden” biri olarak hükümet lehine yazılar yazmaya devam ettiğinde, sabır taşı çatlar ve gözünün yaşına bakmazlar.

Ne zaman mı? Fazla beklemeniz gerekmez merak etmeyin.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir