CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-1-GİRİŞ

CEMAATİN PSİKOLOJİK KAOSU-1-GİRİŞ

İman çok nazik bir ruhi temayüldür. Muhafaza etmek için keskin bir hassasiyet, ince bir rikkat, kesif bir dikkat ister. Asla hoyratlık, kabalık, serkeşlik, serserilik, savrukluk kabul etmez.

İslam’ın teklif ettiği iman, diğer dinlerin ve düşünce akımlarının inanç tekliflerine benzemez. İslam imanı, berrak, saf, temiz bir mahiyete, dosdoğru bir istikamete, muhteşem bir terkip mimarisine, ruhu mutmain eden bir muhtevaya sahiptir. Herhangi bir harici unsurun dahline (şirke) tahammül etmez.

İslam’ın teklif ettiği iman, doğrudan ruha hitap eden bir berraklığa sahiptir. İman, nefs seviyesinde kalır ruha ulaşmazsa, aklı, akl-ı selime tahvil edemezse, idraki, feraset ve basiret haline getiremezse, sureta imandır ama kendinden beklenen tesirleri ve neticeleri gerçekleştirmemiştir. Ruha ulaşan ve kalbe yerleşen, akl-ı selimi inşa eden, idraki feraset ve basiretle taçlandıran iman, küfrü, en ince tezahürlerinde bile tanıyan ruhi hususiyet ve kalbi maharet kaynağı haline gelir.

İman nefs seviyesinde kalırsa, nefse bağlı aklı ancak inşa eder, idraki de feraset ve basiretten nasibini almaz. Bu seviyede kalan iman, nefsi zapt altına almak bir tarafa, nefsin oyuncağı olmuştur. Tevil ve tabir yoluyla her türlü şirk bu seviyedeki imanın muhtevasına nüfuz edebilir. Böylece imanın muhtevası zehirlenir ve dağılır, mesela Hıristiyan ve Yahudilerin de cennete gidebileceğini söylemeye başlar. Feraset sahibi olmayan bir akıl ve iman, Hıristiyan ve Yahudilerin de cennete gidebileceğini söyleyen kişinin, aslında Hıristiyan veya Yahudi olduğunu anlamaktan acizdir ve bu tür görüşleri İslami telakki sanabilir.

*
Bir Müslüman, haftada bir-iki saat kiliseye gitmekten ibaret dini mesuliyete sahip Hıristiyanların da cennete gidebileceğine inandıktan sonra, İslam’ın, ona nispetle çok daha ağır bir mesuliyet listesi olduğu göz önüne alındığında Müslüman olarak kalmasını nasıl izah eder? Buna inanan bir insanın, hala Hıristiyan olmadığını düşünmemizi gerektiren sebep nedir? Hıristiyanlığın da hak din olduğunu, onların da cennete gideceğini düşünen bir Müslüman, dünyanın en ahmak insanı mıdır ki, haftada bir-iki saatlik ritüel ile gideceği cennete, her gün beş vakit namaz kılarak gitmeye çalışsın.

Hıristiyanlığın da hak din olduğuna inananlar Müslümanlar, hangi derinlikte ahmaklaştırılmaktadır ki hala Müslüman kalmaya devam ediyorlar? İnsanlık tarihi, Hıristiyanlığın da hak din olduğu ve mensuplarının cennete gireceği inancına sahip Müslümanlar gibi bir ahmak çeşidi kaydetmemiştir. Bir Müslüman, Hıristiyanlığın hak din olduğunu ve Hıristiyanların cennete gireceğini söylüyor ve hala Müslüman olduğunu iddia ediyorsa, ahmaklığını itiraf ve ilan etmekten başka bir şey yapmıyor demektir. Eğer bu iddiayı savunan bir insanla karşılaşırsanız, ahmaklığı da zahir değilse, demek ki karşınızda bir Hıristiyan vardır.

Bir insan, Müslümanlara, Hıristiyanlığın hak din olduğunu Hıristiyanların da cennete gireceğini ama buna rağmen Müslüman kalmaya devam etmek gerektiğini söylüyor ve bundan ısrar ediyorsa, tek hedefi vardır; Müslümanları ahmaklaştırmak… Ama Müslüman olmaya devam etmekte ısrarlı değilse, Müslüman zihinler üzerinde operasyon yapıyor ve o zihinlerde Hıristiyanlık ve Yahudiliğe yol açmak istiyordur.

Fethullah Gülen, böyle bir iddianın sahibi midir? Bu tür iddialar ve rivayetler var ama bu mesele ciddi olduğu için sarahaten bilmeden veya şahit olmadan böyle bir ithamda bulunmak makul değil. Öyleyse bu meseleyi neden izah etmeye çalışıyoruz? Çünkü böyle bir anlayış ülkemizde ve dünyada, marjinal seviyede de olsa var. Fethullah Gülen’de var veya yok ama bu anlayış Müslümanlar arasında yayılmaya çalışılan bir düşüncedir. Böyle bir vakıa olduğuna göre, nazari çerçevede meseleyi izah etme ihtiyacı duyduk.

*
Fethullah Gülen’in, cemaatine, Hıristiyan ve Yahudilerin de cennete gireceğini çünkü Hıristiyanlık ve Yahudiliğin de hak din olduğunu anlatıp anlatmadığını bilmiyorum. Ama kamuoyunca da açıkça bilinen, “kamunun bildiğini ispat gerekmez” hükmünce tartışma dışı gerçek şu; Hıristiyanlar ve Yahudilere, Müslümanlardan daha yakın, Müslümanlarla onlar arasındaki ihtilaflarda onların tarafını tutan bir çizgiye sahip.

Müslümanlarla Hıristiyan ve Yahudiler arasındaki ihtilaflarda Müslümanların karşısında mevzilenen Fethullah Gülen, bu durumu cemaatine nasıl anlatabilir? Soruyu şöyle de sorabilirim; Bu çelişkiyi anlatabilecek bir deha var mıdır dünyada? Anlatacak deha bir tarafa, İslam imanının nüfuz ettiği kalp, böyle bir çelişkiyi içine nasıl alır ve muhafaza eder? Mesele sadece anlatanın maharetiyle ilgili değil, aynı zamanda dinleyenin özellikleriyle de alakalıdır. Böyle bir çelişki asla anlatılamaz. Birisi anlatmayı denese bile hiçbir Müslüman dinlemez, dinlese bile inanmaz, geçici olarak inansa bile muhafaza etmez.

Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin hak din olduğu hezeyanı bir tarafa, Hıristiyan ve Yahudilerin yanında olduğu sarahaten belli olan Fethullah Gülen, cemaatine, hiçbir Müslümanın asla inanmayacağı düşünceleri anlatıyor ve peynir ekmek gibi yediriyor. Teorik olarak meseleye bakıldığında imkansız ama pratikte bunu yapan bir adamla karşı karşıyayız.

İşte meselenin psikolojik ve psikiyatrik inceleme konusu haline geldiği nokta burası. Mesele bu noktadan sonra fikri ve ilmi bir bahis değildir. Meselenin bir türlü çözülememesi, bir türlü ikna edici cevaplar bulunamaması, meseleye fikri yönden bakılmasından kaynaklanıyor. Bilgisayar teknolojisiyle ilgili bir problemi ziraat mühendisinin çözmeye çalışması, neticenin akim kalmasını ilzam eder. Bunun gibi, psikolojik ve psikiyatrik meseleye fikri açıdan yaklaşanlar, ortalıkta dolaşan sorulara tatmin edici cevaplar bulamıyor.

Bu yazı serisi, meselenin fikri mahiyet taşımadığını, psikoloji ve psikiyatri ile ilgili bir konu olduğunu, bunlardan daha ötede ise yoğun şekilde parapsikoloji uygulamaları gerektirdiğini izah etmek için hazırlandı. Ortada dini bir cemaat yok, Fethullah Gülen’in dini eğitim vermesi sözkonusu değil, hadise baştan sona parapsikolojik uygulamalarla ilgili “beyin yıkama” metotlarından ibarettir.

Kamuoyunun fikri planda veremediği cevaplar, bu yazı serisinde ama fikri cevap mahiyetinde değil, başka bir kulvarda.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir