CHP FENOMENİ

CHP FENOMENİ
Suriye’den yapılan top atışı ile beş vatandaşımızın hayatını kaybetmesi karşısında hükümetin TBBM’den talep ettiği tezkerenin oylamasında CHP’nin “hayır” oyu vermesi, izahı mümkün olmayan açık bir yanlıştı. Bu ifade problemli… Hem izahı mümkün olmayan açık bir yanlış tespiti yapmak hem de bu yanlışı ana muhalefet partisinin yaptığını söylemek, sıhhatli bir akıl bünyesi, sağlam bir mantık örgüsü, az miktarda da olsa vatan ve millet sevgisi olan şahıs ve müesseseler için bu ifade problemlidir. Konusunun ölüm, ölümün sebebinin de yabancı bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin top atışı olması karşısında ana muhalefet partisinin “açık yanlış” yapması, derin bir tezattır. Bu tezat, politik düşünce ve tavır alıştan kaynaklanamaz. Günlük hadiselerin yoğunluğuna ve akış hızına kapılan akılların meseleyi politik tercihlerle ilgili görmesi, dikkat ve idrak körelmesidir.
Ülkenin sınırlarının, milletin canının savunması bile “müşterek alan” değilse, hiçbir müşterek değer kalmamıştır. İdeolojik müşterek değerler olmayabilir, farklı siyasi partilerin farklı siyasi ve ideolojik değerlerinin olması tabiidir. Farklı fikri ve siyasi anlayışlar, birbiriyle hiçbir ortak paydaya sahip de olmayabilir. Olması gerektiğini söylemek ve bunu icbar etmek (dayatmak) insan tabiatına aykırıdır. Fakat aynı siyasi havzada (ülkede), aynı içtimai havzada (millet içinde) yaşıyor olmak, fikri ve siyasi ayrışmaların dışında bir müşterek alan değil midir? En azından ülke ve millet merkezinde bir hissiyat birlikteliği, müşterekliği olması şarttır. Bu hissiyatın kırılmış, dağılmış, yozlaşmış olması, siyasi partilerin her birinin (bu vasıflara sahip olanlar için) diğerini düşman olarak tanıması ve tanımlaması mümkün hale getiriyor.
Bir ülkede siyasetin bu kadar derinleşmesi düşünülemez. Bu derinlikteki uçurum, “düşmanlık” mefhumuyla ancak izah edilebilir. Siyasi partiler, birbirleriyle rekabeti “düşmanlık” noktasına kadar ilerletemez. Siyasi partiler arasındaki rekabet düşmanlık seviyesine ulaştığında, o ülkede iç savaş başlamış demektir. İç savaşın silahlı veya silahsız olması, kullandığı araçlarla ilgilidir, mahiyetiyle değil. Partilerin birbirini “rakip parti” yerine “düşman unsur” olarak tarif etmeye başlaması, “siyasi iç savaş” manasına gelir. İç savaş hangi alanda ve hangi araçlarla başlarsa başlasın, ısrarla devam ettirilirse mutlaka silahlı iç savaşa dönüşür. CHP, akıl krizi yaşadığı için yaptığı işin, tuttuğu yolun, takındığı siyasi tavrın ne manaya geldiğinin farkında değil.
*
CHP neden böyle ve bu hale ne zaman geldi?
CHP’nin kurulma sebebi, bu milletin tüm değerlerini tasfiye etmek içindir. Yapılan devrimlere bakıldığında, milletin değerlerinin tamamını ortadan kaldırmak, yerine batılı (yabancı) değerleri ikame etmek niyetindedir. Bir milletin tüm değerlerini değiştirmeye çalışmak, o millete düşman olmaktır. O kadar düşmandır ki, yarım metre karelik kumaşın bir şekli (şapka) için insan asabilmiştir.
CHP kuruluşundan beri böyledir çünkü kuruluş felsefesi budur. İdeolojik genetiği İslam ve millet düşmanlığı ile kodlanmıştır. Halkı, İslam’dan, öz değerlerinden ne kadar uzaklaştırmışsa o kadar benimsemiştir. İnsanlar halkın öz değerlerinden ne kadar uzaklaşmışsa CHP’yi o kadar benimsemiştir.
Cumhuriyetin kurulmasından 1950 yılına kadar geçen sürede iktidarı elinde tutması, iktidarı sınırsız ve ölçüsüz kullanabilmesi, devlet ve ülke üzerinde “özel mülkiyet” sahibi olduğu vehmini üretmiştir. Devletin özel mülkiyeti olduğunu vehmetmesinin yanında, hayata dair “normal” ölçüsünü tayin eden bir mutlak iktidar talebinde de bulunmuştur. İnsanların hayatı nasıl yaşayacağına dair sorulacak sorunun tek muhatabı, bu soruya cevap vermeye tek yetkili bir “yeryüzü tanrısı” tahtına oturmaya çalışmıştır. Bu tahtı muhafaza etmek için katlettiği insanların sayısının kaydını bile tutmamış, tuttuğu kayıtları da (arşivi) halka açmamıştır.
Devlet üzerinde özel mülkiyet hakkı, halk üzerinde yeryüzü tanrısı iddiası, CHP’yi, milletten, ülkeden ve “gerçeklikten” o kadar bağımsızlaştırmıştır ki, kendisi için “sanal akıl” inşa etmiş, sanal akıl formuyla “dost ve düşman” tarifleri yapmıştır.
*
İnsan öldürebilme yetkisi(!) insan psikolojisinde garip organizasyonlar meydana getirir. CHP, sebepsiz yere veya küçük sebeplerle hatta keyfi için insan öldürebilme derecesinde mutlak iktidar kullanmış bir partidir. İnsan canını bu kadar kolay alabilmek, bunu hak ve yetki olarak düşünebilmek, “yeryüzü tanrısı” olduğunu vehmettirecek bir psikolojik sapmaya ve sapkınlığa sebep olur. Bu çok derin bir etkidir, izlerinin kısa sürede geçmesini beklemek, insanın zihni ve kalbi evrenini bilmemekten, anlamamaktan kaynaklanır.
İnsanları, sizin gibi düşünmediği ve yaşamadığı için, hatta can sıkıntısından dolayı öldürme yetkisine sahip olmak, insanların “nasıl yaşayacağına” karar verme hakkını kolaylıkla kendinizde görmenize sebep olur. Öldürme hakkı, yaşatma (yaşamasına izin verme) hakkını ihtiva eder zaten. “Öldürebiliyorsam, nasıl yaşamanız gerektiğini de söyleyebilirim”.
CHP bu duygu ve düşünceyi uzun yıllar yaşadı. 1950 yılına kadar mutlak iktidarıyla yaşadı. CHP’nin tedavi edilebilir olduğunu mu zannediyorsunuz. CHP’nin ideolojik genetiği budur, CHP’nin hastalığı olduğunu zannedenler yanılıyor.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir