CHP’NİN AHLAK DEKLARASYONU

Türkiye’de farklı hayat tarzlarından, farklı felsefi inanışlardan (veya anlayışlardan) bahsedilir ama bunların neler olduğu, çerçeveleri, sınırları, kuralları kısaca “ahlak anlayışı” bilinmez. Ülkedeki fikir ucuzculuğu, temel meselelerin konuşulmasına hiçbir zaman imkan tanımaz ve geçit vermez. Mesela sosyal demokratlar veya genel ifadeyle solcular hangi ahlak anlayışına sahiptir, bilinmez. Mesela Kemalistler, laikler, batılılaşmış olanlar vesaire bir hayat tarzına sahip olduklarını söylerler ama bunun bir ahlak anlayışı gerektirdiğini bilmezler anlamazlar ve beyan etmezler. Ne yaparlar? Sadece birilerini (ki bunlar genellikle Müslümanlar) sürekli eleştirirler.
Hayat tarzının bir dünya görüşüne bağlı olması gerektiği, dünya görüşünün sahip olması gereken ilk disiplinin “ahlak” olduğu bilinmez, umursanmaz ve tartışılmaz. Dünya görüşü olmayanın hayat tarzı olmayacağı, bu durumda hayat tarzı iddiasının komik göründüğü dikkatlerden kaçar.
Ülkedeki fikir piyasası şablonlardan oluşur ki, şablonların birinci özelliği ucuzculuktur. Hiçbir fikri veya felsefi altyapıya sahip olmayan bu şablonlar ezberlendiği gibi tekrar edilir. Ezberler üzerinden iç savaşa varacak kadar ağır siyasi mücadelelerin sürdürülmesi ise duygu parçalanmalarını ve patolojik davranışları ortaya çıkarmaktadır. Ağır siyasi mücadelelerin içinde cinayetlerin de bulunduğu vakadır ki, öldüren aslında niye öldürdüğünü, ölen ise niye öldürüldüğünü bilmiyor. Bir millet bundan daha ağır bir hal yaşayabilir mi?
Fikri hiçbir altyapıya sahip olmaksızın pratiğin girift yapısında debelenen siyasi düşünce gurupları, teorik olarak tarif etmedikleri “ahlak anlayışlarının” ipuçlarını davranışlarıyla vermekten kaçınamamaktadırlar. Teorik olarak tarif etmenin zorluğunu göze almaktan kaçınanlar, pratikte ahlak anlayışlarının ipuçlarını, siyasi, içtimai ve iktisadi hayat alanlarındaki davranışlarıyla verdiklerinin farkına dahi varmıyorlar. Teorik beyanlarından çıkarılamayan (çünkü böyle bir beyanları yok) ahlak anlayışları pratiğin hengamesi içinde meydana çıkıyor. Aslında disipline edilmiş halde bir ahlak anlayışlarının olmadığı vaka (zira teorik beyanları yok) fakat hayatın bir ahlak anlayışı gerektirmesinden dolayı pratikteki davranışlarından mecburen bir ahlak anlayışı zuhur ediyor. Teorik çerçevede disipline edilmemiş, kuralları ve sınırları tayin edilmemiş olan ahlak anlayışının pratikte kendiliğinden oluşması, hiçbir sınırın olmadığını gösteriyor. Zira pratiğin sınırı olmaz. Pratiğin sınırı, teoriyle belirlendiğinde mümkündür. Bu sebeple önce teorik ahlak tarifi ile hayata başlamak lüzumu açıktır.
*
CHP çatısı altında cem olan sol, Kemalist, ateist, batılılaşmış vesaire siyasi gurupların ahlak anlayışını tespit etmek, ancak pratikteki davranışlarından süzülerek gerçekleştirilebiliyor. Deniz BAYKAL’ın kaset hadisesi, CHP’NİN ahlak anlayışını tespit için tetkik edilmesi gereken ehemmiyettedir. Kasetteki görüntülerin hala tekzip edilmemiş olması (geçen süre kafi derecede uzundur) bu hadise üzerinden bir takım neticelere ulaşmamız için bize malzeme temin etmektedir.
Önce hadisenin ne olduğunu, özelliklerini, ahlaki boyutlarını tespit edelim.
*Bir evli erkek ile bir evli kadın yatak odasına kadar uzanan bir beraberlik yaşıyor.
*Evli erkek, bir partinin genel başkanı, evli kadın o partinin genel başkanı tarafından milletvekili yapılan üyesi.
*Her ikisi de aynı teşkilatta çalışıyorlar.
*Erkek, bir siyasi cereyanın lideri ve dolayısıyla o siyasi cereyanın politikalarını ve (anlaşıldığı üzere) ahlak anlayışını tayin eden kişi.
*Genel başka öncelikli olmak üzere her ikisi de toplumun (en azından kendi camiasının) örnek aldığı kişiler.
*Hadisenin erkek kahramanı, ülkedeki iktidara karşı fazilet(!) ve dürüstlük(!) mücadelesi yürüten birisi.
Şimdi soru şu: CHP bu hadiseye rağmen Deniz BAYKAL’I tekrar genel başkanlık koltuğuna oturtursa, tüm bunların “normal” olduğunu yani “ahlak anlayışı” içinde bulunduğunu ve yapılabileceğini kabul etmiş olmuyor mu? Kasetin yayınlanması, kasetin muhtevasından daha ağır bir ahlaksızlık ama bu durum kasetin muhtevasını ve muhtevanın faillerini aklar mı? Niye illa bir ucundan diğer ucuna savruluyoruz? Bir hadisenin tüm boyutlarını tespit edecek kavrayış bütünlüğüne bir türlü ulaşamıyoruz.
Kasetin muhtevasına takılıp, yayınlanmasındaki ahlaksızlığı görmezden gelmek ile yayınlanmasındaki ahlaksızlığa takılıp muhtevasındaki ahlaksızlığı görmezden gelmek, fikri ve ahlaki çerçevede aynı hatayı yapmaktır. Siyasi manevraların aklımızı ve zihnimizi esir almasına fırsat vermeden, konuyu sıhhatli ve eksiksiz değerlendirmemiz gerekiyor.
Deniz BAYKAL’IN geri dönme iştiyakı olması anlaşılabilir. Kırk yıllık siyasi kariyerin (mesela) kırk saniyelik bir görüntü ile darmadağın olmasını hiçbir insanın akıl ve duygu dünyası taşıyamaz. Fakat geri dönmesi ve hatta geri dönme teşebbüsü, Baykal’ın ahlak anlayışını açıkça ilan edecektir. Baykal’ın duygu ve düşünce dünyasındaki çeşitli vakumlamaların etkisi ile böyle bir karar vermesini her şeye rağmen anlamaya çalışabiliriz ama CHP nin örgüt ve taban olarak ısrarlı şekilde dönmesini talep etmesi, koca bir siyasi camianın ahlak anlayış kodlarını göstereceği için çok vahim olur. CHP tabanının tamamının böyle bir talepte bulunacağını (böyle bir ahlak anlayışına sahip olduğunu) düşünmüyorum. Fakat örgütlü bir çalışmayla böyle bir hava estirilmesi halinde Baykal’ın dönmesi, CHP tabanının tamamına giydirilmiş bir sorumluluk gömleği olacaktır. Örgütün geri dönme kampanyasını büyük çapta yapmasını (geri dönmeyi düşündüğü takdirde) Baykal’ın isteyeceği açıktır. Fakat tabanın buna müsaade etmesi, “örgütlü ahlaksızlık” haline müsaade etmesi manasına gelmez mi? Kamuoyunda dillendirilen ihtimallerden birisi olarak, dönmemesi halinde “onursal genel başkan” sıfatıyla anılması ise son binyılın en ucube siyasi ahlak paradoksu olmaz mı?
CHP bir şeyin farkına varmalıdır. Bu konudaki tavrı ile Baykal hakkında karar vermiş olmayacak, ahlak anlayışını pratikte telif etmiş olacaktır. Pratiğin düşünmeye fırsat ve imkan tanımayacak hızda aktığı günümüz dünyasında, (varsa eğer) CHP teorisyenlerinin bu noktada yoğunlaşması ve teorik alanda vahim neticelere varacak yanlışlar yapılmasına mani olması gerekir. Evet… CHP’nin bu konuda takınacağı tavır AHLAK DEKLARASYONU olacaktır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir