Cihad Meydanının Pehlivanı Kim?

Efendimiz (sav) buyurdu;

“Allah (cc), sizden birinizin yaptığı işi, en iyi şekilde yapmasından hoşnut olur.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275 ve Beyhakî, Şu’abü’l-Îman, 4/3349)

Kurtuluşumuz bu hadiste. Yaptığımız işleri en iyi şekilde yapmak iyi bir niyetle mümkündür. Kalbi hastalıklı olan bir vücudun sıhhati düşünülemez. Komuta merkezinin emniyetini sağlayamazsak cephede verdiğimiz mücadelenin bize getirisi yorgunluk ve pişmanlık olur.

Cihad etmek gibi bir düşüncemiz varsa bu işe kendimizden başlamalıyız. Bu mücadele “benden bize” doğru halka halka yayılmalı ve şanlı tarihimizde olduğu gibi yine dünyaya adalet ve refah sunan bir medeniyetin varlığı ile sonuçlanmalıdır.

Bir işi “en iyi şekilde yapmak” onu iyi niyetle başlatmak, şeriata muvafık yapmak, israftan ve gösterişten arındırmak, sebeplerine sarılmak, gereken gayreti göstermek ve tevekkül etmekle mümkün olur. Yaptığımız her işte bu şartlara riayet edersek cihadı hayatımızın her safhasına, her anına hâkim kılabiliriz. Ümmet-i Muhammed’in (sav) zulümle imtihan edildiği şu günlerde hakkın galibiyeti ve batılın mağlubiyeti için, adaletin abad zalimin berbad olması için yaptığımız en ufak bir işi bile önemsemek durumundayız.

Kalplerimizi dünya sevgisinden arındırıp dört elle dünyaya sarılmak zorundayız.

Allah rızası gözetildikten sonra;

Bir annenin salih/a evlat yetiştirme hususundaki gayreti-fedakârlığı cihaddır.

Bir babanın helal kazanç mücadelesi cihaddır.

Bir öğretmenin ders saatini en faydalı şekilde değerlendirmesi cihaddır.

Bir öğrencinin öğrenmek için enerji sarf etmesi, yorulması cihaddır.

Evlerimiz, iş yerlerimiz, derslikler, çalışma masaları  cihad meydanıdır.

İlahiyatçımız murâd-ı ilahiyi en iyi şekilde anlayıp en iyi şekilde anlatmak zorunda, hukukçumuz adaletin tesisi için gafletten uzak olmak zorunda, iktisatçımız memleketin ekonomisi nasıl faizden arındırılabilir mevzusuna kafa patlatmalı. Mühendisimiz en iyi mühendis, doktorumuz en iyi doktor olmalı. Ustamız en iyi usta, çırağımız en iyi çırak olmalı. Velhasıl Müslümanlar her alanda en iyi olmadığı takdirde kafire boyun bükmek, zalime el açmak zorunda kalacağız.

“Gevşemeyin! Üzülmeyin! İnanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âl-i İmrân/132) Ayetindeki ‘Gevşemeyin’ emrini hep es geçiyoruz. Canı ve malı ile mücadele eden ashaba ‘Gevşemeyin!’ dendiğine göre bize ne denir?

“Cihad meydanını Müslümansız bırakma Allah’ım” diyen Müslümanlar cihad meydanının pehlivanı olmak için gayret etmediği sürece oynanan oyunu seyretmekten öte geçemeyiz.

Allah’ın vaadi haktır.

Elbette Allah, nurunu tamamlayacaktır.

Batıl zail olup Hakk galip gelecektir.

Peki biz nerde olacağız?

Tribünde mi sahada mı?

Bu galibiyette bizim payımız ne olacak?

Elimiz taşın altında mı başımız yastığın üstünde mi olacak?

Karar bizim.

 

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir