ÇOK YÜZLÜLER

“Hadi çıkartın maskelerinizi,
Bu kadar zorlanmanıza gerek yok, gerçekleri biliyorum!
Maskelerinizi çıkartın, boyalarınızı da silin
Çıplak yüzünüzü görmek istiyorum,
Kimsiniz? Nesiniz?
Hey sen! Boyaların akmış, tam seçemiyorum,
Sen kimsin?
O da ne öyle, boyalar yazılara dönüşüyor,
Aa bunlar, senin yalanların!
Hem de bana söylediğin yalanlar!
Tebrikler, oyun bitti, perde indi.
Buraya kadarmış!
Evet
Her sabah aynadaki makyajsız yüzünden ürkmeyi bırak artık
O sensin”

İkiyüzlülükten nefret ettiği bilinen Mehmed Akif Ersoy bir gün dostlarına şöyle yakınır: “İkiyüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.”
Mehmet Akif’in bu ifadesi artık neredeyse hepimizin toplum içinde yaşadığı bir hali almıştır.
Mehmet Akif’in “İkiyüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.”sözü acı bir serzeniştir. İkiyüzlüleri sevmek adına değil, çok yüzlülerin artışını göstermek adına söylenmiş bir sözdür. Kısacası çok yüzlüler çoğalınca, ikiyüzlüler bile aranır oldu.

İnsanın karakterinin, ruhunun, ilminin, saflığının, cehaletinin, niyetinin yansıdığı mekân… Yalanın- doğrunun, iyinin – kötünün, varlığın – hiçliğin, cesaretin – korkaklığın, yeisin – kararlılığın, güvenin – kaypaklığın, canlılığın- durgunluğun, masumiyetin – suçluluğun ve birçok kemiyetin, keyfiyetin sirayet ettiği coğrafya… İnsanın her şeyinden bir şeyler bulabildiğimiz pazar meydanı… İnsanın etiketi, yaftası… Tüm bedeninin atılmış bir imzası, mührü…

İkiyüzlülere bile hasret kaldığımız bir zamanda, öyle çok yüzlüler tanıdık ki! Burası neresi? Her yanımız maskelerle dolu. Nerede o masum gülüşler… Maskesiz bir yüz bulan var mı aranızda? Hak’a bürünmüş batıllardan, koyun postundaki kurtlardan, ıslah edicilerdeniz diyerek bozgunculuk yapanlardan, haramı helali hiçe sayanlardan, zulümle adaleti çıkarları doğrultusunda yer değiştirenlerden, insana, insanlığa küfreder gibi insanlıktan bahseden zorbalardan, dışarıdan ne kadar mütevazı görünse de içinde kibre dair bir ruh barındıran, ciddi görüntüsünün altında laubali bir yüz yatan ama belli etmeyenlerden, bahanecilerden, bananecilerden, neme lazımcılardan, bilgiççilerden, kralcılardan bıkmadınız mı?

Bu kadar maskeler ortasında insan kendini sorgulamadan geçemiyor. Var mıdır bizimde yüzlerimizi örttüğümüz maskelerimiz? En doğru cevabı insanın kendisi verebilir elbette. Geceleyin başımızı yastığa koyduğumuzda, karanlık ortasında yüzlerimizi göstereceğimiz kimsenin olmadığı zamanlarda, kendi hesapsız hesaplaşmalarımızda, kendimizin mahkemesinde, kendimizin avukatı mıyız, savcısı mı? Kararı kim ve nasıl verecek? Maskelerin olmadığı o mahkemelerin mahkemesinde, gerçek yüzümüzü ne kadar sahipleneceğiz acaba…

Alışverişte, iş hayatında, aile ilişkilerimde, sokakta, pazarda çeşit çeşit maskelerle dolaşanlar, sırtlarında bir yığın sahte yüzlerin ağırlığında yorulmuyorlar mı acaba? Sadece olduğu gibi görünerek kamburlarından kurtulmayı, hafiflemeyi istemiyorlar mı yoksa?

Gün geçtikçe toplumdaki ahlaki çözülme hızlanmaktadır. Çok yüzlü insanların varlığı sosyal hayatı çürütmektedir. Onların münafıklığı, fitnesi topluma kötü örnek olmaları ve verdikleri zararlar, topluma dışarıdan verilen zararlardan daha büyüktür.

Toplum içinde, insanlar için en tehlikeli model, kendi yüzüyle yetinmeyip, çok yüzlülüğe geçiş yapan arızalı ve bozulmuş insan modelidir. İkiyüzlüler ve çok yüzlüler toplum için şirret tiplerdir. Onların bulunduğu ve bulaştığı yerlerin, güvenin zedelendiği, şüphenin arttığı, fitnenin filizlendiği ortamlara dönüşmesi kaçınılmazdır.

Kimin yanında, kimin karşısında oldukları belli olmayan çok yüzlüler, her yerde, herkesle görünebilme yeteneğine sahiptirler. Senin yanında onlara, onların yanında sana düşmandır. Besin kaynakları dedikodu ve fitnedir. Kişiye göre, ortama göre, zamana göre karakteri, kişiliği ve davranışları değişir.

Çok yüzlüler için “doğru söz” değil, atmosfere göre söz kullanma sanatı vardır. Ortamdan ortama hep birbirinden farklı sözler kullanarak, bir su gibi bulunduğu yerin kalıbına bürünürler. Menfaatleri için her yolu denemek onlar için geçerli ve meşru bir metot arayışıdır.
Tutarsızlık, çelişki, yalan, iftira, inkâr ikiyüzlülerin ve çok yüzlülerin en çok başvurduğu silahtır. Senin yanında senin gibi, başkasının yanında başkası gibi olmak en iyi icra ettikleri sanattır. Onlar rol oynamaz, rol çalmazlar, Çünkü yaşadıkları gibi olurlar her daim. Artık zihinleri de, duyguları da, davranışları da ikiyüzlülüğün ta kendisidir onların. Kendileri bile asıl yüzlerini tanıyamaz. Zaten asıl hastalık da budur…

Çok yüzlülerden korunmak ve onlara karşı mücadele etmek dünyanın en zor ve en gerekli uğraşıdır. Bu sebepten daha maskesiz bir dünya için, münafıklaşmamak için sorumluluk hepimizde…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir