DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA

DEHŞETENGİZ HESAPLAŞMA
Tayyip Erdoğan paralel ihanet örgütüne her istediğini verdi, onlar sinsice Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Tayyip Erdoğan seksen yıllık Kemalist rejimin zulümle ürettiği ve büyüttüğü Kürt meselesini, “siyasi hayatıma mal olsa da çözeceğim” dedi, cumhuriyet tarihinde Kürtlere en fazla hakkı verdi, HDP ve PKK ihanet örgütü Erdoğan’ın kuyusunu kazdı. Erdoğan, tüm dünyanın İran’a karşı cephe aldığı dönemde İran’ı destekledi, İran ve Şiiler Erdoğan’ın kuyusunu kazdı.
Bu misaller, kamuoyunun gözünün önünde cereyan etti, kapalı kapılar arkasında değil. Paralel ihanet örgütü, bu ülkede herkes gibi Kemalistlerden zulüm gördü, Erdoğan geldi onların zulmünden kurtardı, onlar sinsi ihanet planlarıyla darbeye kalkıştılar. Kemalistler seksen yıldır Kürtlere, çarşıda bile Kürtçe konuşturmadı, Erdoğan geldi Kürtçe televizyon bile kuruldu, Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden HDP ve PKK ihanet örgütleri, sinsi planlarla silah depoladılar.

Neden?
Paralel ihanet örgütünün derdi İslam olsaydı, Türkiye’de Müslümanların hürriyet alanını genişleten Erdoğan’a karşı darbe planı yapar mıydı? HDP ve PKK ihanet örgütünün derdi Kürt halkı ve onların hakları olsaydı, ülkede iç savaş başlatmaya çalışırlar mıydı?
Hesaplaşma o kadar dehşetengiz boyutlarda cereyan ediyor ki, herkesin gerçek niyeti ve hedefleri ortaya çıkıyor. Yıllarca kamuoyu önünde savundukları ilkeler, takiyye maskesi görevi görüyordu, hesaplaşma son noktaya gelince herkes yüzündeki maskeyi yırtıp attı ve gerçek niyetlerini ortaya saçıverdi. Paralel ihanet örgütü, genelde batının özelde ise MOSSAD’ın gayriresmi istihbarat servisi ya da sivil istihbarat servisi olduğunu açık etti. Keza HDP ve PKK ihanet örgütü de, Kürt halkıyla ilgisi olmadığını, onların haklarını umursamadığını, tek dertlerinin İsrail ile senkronize olmuş bir batılı devlet kurmaktan ibaret olduğunu deşifre etti.
*
Paralel ihanet örgütü, HDP ve PKK ihanet örgütleri, CHP, Batılılaşmış Kemalist, liberal, solcu gibi her türden yerli unsurlar Erdoğan’da yoğunlaştı. Erdoğan, her kötülüğün sebebi, yani şeytan olarak gösterilmeye çalışılıyor. Çünkü Erdoğan, son bir asırda ilk defa ümmetin ümidi haline gelen bir şahsiyet oldu. Ümmet, Erdoğan’ın şahsında, bir şeyler olabileceğini, batıya karşı bir direnişin gerçekleştirilebileceğini gördü. Müslümanların batıya rağmen bir şeyler yapabileceğini hissetti, bu his deruni dünyasında yayıldı ve kendine daha fazla güvenmeye başladı. Mesele bu… Batı ve İsrail, ümmetin kendine gelmesinden korktu, ümmetin kendine güvenmesinden korktu, ümmetin bir başarı hikayesine sahip olmasından korktu.
Tayyip Erdoğan bir şahıs değil, bir insan değil… O, ümmetin bir-iki asırlık mağlubiyet çağında, ruh dünyasının derinliklerinde besleyip büyüttüğü ümittir. Ümmet, her mağlubiyette, ruh dünyasındaki ümit binasına bir tuğla koydu, her mağlubiyetteki şehit kanlarını o ümit binasının duvarına harç yaptı. Ümit, müşahhas bir misalini bulamayınca hasrete döndü, hasret o kadar arttı ki, ezanı Arapçaya çeviren Menderes bile halk nezdinde kahraman oldu. Kaderin sırrına kim vakıf ki… O hasret, ilk defa bir şahısta tecessüm etti, adına bu halk Erdoğan dedi. Bu defa sadece Türkiye değil tüm ümmet, ümidin ve hasretin adını Erdoğan koydu.
Bu millete ve ümmete, ümitlenmeyi bile çok gören Müslüman ahmaklar çıktı. Batının imha etmek istediği bu ümitti, batı kendi içimizden çok sayıda hain ve ahmak buldu. Türkiye’de sürekli gerileyen ve tesirini kaybeden batı, uyuyan hücrelerini, mesela paralel ihanet örgütünü sahaya sürdü. Oysa paralel ihanet örgütü için ne kadar büyük planları vardı; hilafeti ihdas edecek, Mossad ajanı Fethullah’ı halife yapacak, İslam’ı asliyet ve saffetinden sıyırıp yeni bir din inşa edecekti. Tayyip Erdoğan için harcanacak bir örgüt değildi paralel… Onun çok daha büyük misyonları vardı. Fakat Erdoğan’ın şahsında yeşeren ümit, ABD, İngiltere, Avrupa ve İsrail’in tüm hesaplarını bozdu. Ümmet, Fethullah ajanını hiç umursamadı, aksine Erdoğan’ın şahsında kendini buldu. Fethullah, büyük planın kahramanı olmayı beklerken, Erdoğan’a karşı darbenin tetikçi figürü oldu. Sahte İslam imparatorluğunun sahte halifesi olacak kadar derin ve büyük bir planlamanın kahramanı olan Fethullah’ın, Erdoğan’a karşı darbe planı için harcanması, batının Türkiye’de ne kadar gerilediğinin de alametidir. Bu aralar Fethullah’ın ruh halini hiç sormayın, sahte halifenin tüm İslam dünyasında hain sıfatıyla anılması, hayallerini kabusa çevirdi.
*
Abdülhamit Han’a karşı, yıkılmamakta direnen Osmanlıyı tasfiye için büyük bir cephe açılmıştı, şimdi de dirilmeye çalışan İslam dünyasını zapt altında tutmak için Erdoğan’a karşı büyük bir cephe açıldı. Batı, bir taraftan kendi içinde çökerken diğer taraftan Müslümanların kendine gelmesini engellemeye çalışıyor. O kadar ağır ve dehşetengiz bir hesaplaşma sürüyor ki, herkesin gerçek niyeti ortaya çıkmaya başladı. Daha da şiddetlenecek, kimse zannetmesin ki yakın gelecekte güzel günler var. Türkiye’nin kendine gelmesi, tarihi mesuliyetine dönmesi, Osmanlının yıkılışından sonra bu dünyadaki en büyük hadisedir. Bunun kolay olacağını zanneden tatlı su balıkları kenara çekilsin, büyük hesaplaşma yiğitlerin işidir.
İsrail, İngiltere, Almanya, ABD gibi ülkelerin Erdoğan aleyhinde birleşmesi hiçbir kıymet ifade etmiyorsa, artık söz bitmiş, kılıcı kınından sıyırma vakti gelmiştir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir