“DİN İNŞASI” VE “DİN İLE İNŞA”

“DİN İNŞASI” VE “DİN İLE İNŞA”

(Terkip ve İnşa dergisi 4. sayı)

Dinin vazedilmesi ve tatbikatı altmış üç yıl sürmüştür. Kırk yıllık ilk devre Risalet inşası, yirmi üç yıllık ikinci devre ise bizzat dinin vazedilmesidir. Risalet dine dairdir ve birinci devre olan kırk yıllık zaman dilimi de dinin inşa sürecine dahildir.
Din, kitap ve sünnetten mürekkeptir ve ona dair başka da bir şey yoktur. Yirmi üç yıllık ikinci devrede ümmetin (Sahabe-i Kiram’ın) tüm keşif, idrak, izah ve tatbikatları, ya teyiden sünnettir veya redden daire dışına atılmıştır. Yirmi üç yıllık devrede, Sahabe-i Kiram’ın nazari ve tatbiki tüm gayreti, Hz. Risaletpehan Aleyhisselatü Vesselam Efendimize arz edilmiş, böylece Risalet nefesi değmiş, yanlışlar tashih, doğrular teyit edilmiştir.

Yirmi üç yıllık Asr-ı Saadet, Risalet’in tasarrufu altındadır. O’nun mübarek dudaklarında terennüm edilen beyanların bir kısmı “Kitab-ı Kerim” diğer kısmı ise Hadis-i Şerif” olarak kayda geçmiştir. Bir taraftan Kitab’ın tatbikatını göstermek bakımından diğer taraftan Kitab’ın mahfazası mahiyetindeki Risalet tatbikatını göstermek bakımından, tüm ameli faaliyetler Fahr-i Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz tarafından yapılmış, gösterilmiş, şekillendirilmiştir.
Din budur, bundan ibarettir, dine dair başka da bir şey yoktur.
Ve din, “mutlak ilim” ismiyle zapt ve bu şekilde tefrik edilmiş, bu yolla muhafaza altına alınmıştır.
Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin son nefesi ile mühürlenen “din”, ümmet tarafından mukaddes emanet olarak teslim alınmış, her nesil en yüksek hassasiyetle muhafaza etmiş ve bir sonraki nesle devretmiştir. Hiçbir nesil dini eksiltmemiş, ilave yapmamış, tahrif ve tağyir etmemiş, sadakatle mesuliyetini yerine getirmiştir.
*
Sahabe-i Kiram ve sonraki Selefi Salihin, yeni karşılaştıkları meseleler karşısında, idrak, izah ve içtihat cehdini sergilerken, “mukaddes emaneti” olduğu gibi muhafaza etmeyi birinci vazife kabul etmiş, din üzerine operasyon yapmamış, sadece mutlak ilimde mahfuz mana ve hikmetin keşfine yönelmiştir. Bu nokta mühim bir mevzudur, yeni meselelerin halli için (Allah muhafaza) dini eğip bükmek, dinde reform yapmak, dini tağyir ve tahrif etmek gibi sapkın bir girdaba düşmemişlerdir.
Asr-ı Saadet’teki mevzu listesi, ümmetin (Sahabe-i Kiram’ın) sayısı ve belli bir coğrafyayla mahduttur. Fetihler başlayıp ümmet coğrafyası genişleyince, tabii olarak ümmeti teşkil eden insan çeşitliliği birçok kavmi ihata edecek noktaya ulaşmış, buna muvafık şekilde “mevzu listesi” de artmıştır. Mutlak İlim olan kitap ve sünnette, kıyamete kadar yaşayacak tüm insan çeşitliliğinin mevzu ufku muhakkak ki mevcuttur. Lakin bu mevcudiyet, mevzuların bizzat başlığının zikredilmesi şeklinde olmayıp, muhtevada mahfuz olan mana ve hikmet cihetiyledir. Öyleyse “Mutlak İlim” olan kitap ve sünnetteki mana ve hikmet keşfedilmeli, bunlar ilmi bir tertip ve tanzim ile terkip edilmelidir.
İki Cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin irtihali ile ikmal edilmiş olan dinin muhafazası ve sonraki nesle intikali ümmet için birinci vazifedir. Bu vazife dinin yaşanmasına bile mukaddemdir, ne var ki yaşanmadan nakli mümkün olmayacağı için iki mesele arasında tercih yapmak gerekmez. Ümmet için ikinci vazife ise, tabii ki onu yaşayarak muhtevasındaki mana ve hikmetin keşfidir. Sahabe-i Kiram Efendilerimiz, her iki vazifeyi de hakkıyla yerine getirmiş, birinci vazife olan dinin intikalini sağlamış, bunu yaparken de muhtevasında mahfuz olan mana ve hikmetin keşfine çıkmıştır.
Birinci nesil (Sahabe-i Kiram) ile başlamak üzere, ihtiyaçlara paralel olarak mana ve hikmetin keşfi devam etmiş, ümmetin alim ve arifleri bu gayretlerini ilmi tertip içinde yapmış ve ortaya “din ile inşa” devrinin nispi ilimleri çıkmıştır.
*
İslam’ın ilim telakkisi, “Mutlak İlim” olan Kitap ve Sünneti, tahrif ve tağyire karşı muhafaza altına alıp, ondaki mana ve hikmetin keşfine dönük sayısız ilim inşasını iktiza eder. Ümmetin başlıca vazifelerinden birisi, mümkünse “Mutlak İlmin” her cümlesi ve hatta her kelimesi için bir ilim dalı kurmak derecesinde ilmi tecessüs ve teşebbüs içinde olmaktır.
Din inşasını din ile inşa bahsinden tefrik edemeyenler, nispi ilimleri bıraktı, dine ait metinler üzerinde tahrifat ve tahribat yapmakla meşgul. Mutlak İlmin “ne olduğunu” anlamadıkları gibi nispi ilimlerin ne olduğunu da anlamadılar. Ümmetin on dört asırdır inşa ettiği kadim müktesebatı reddederek, (Allah muhafaza) din inşasına yönelenler oldu. Yaptıkları işi de, “Sahih İslam” başlığı altında pazarlamak gafletine düştüler.
*
“İlmin şehri” Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamdır. Hadis-i Şerif ve Sünnet-i Seniyye hakkındaki inkar, kıyım, tahrifat ve on dört asır sonra ukalaca bir tavırla “tashih” teşebbüsleri, “İlmin şehri”ne ulaşmayı imkansızlaştıracak oryantalist projedir. Risalet yoksa din yoktur, çünkü bize dini tebliğ eden O’dur. Risalet yoksa ilim yoktur, çünkü “İlmin şehir”, O’dur. Ve Risalet, “iman mevzuu”dur. İslam’ın bilgi ve ilim telakkisi, “Risalet” merkezlidir. O’na dair en küçük tahfif, dini imha etmenin kestirme yoludur.
*
Mutlak ilim, nispi ilim tasnifi, bilgi ve ilim telakkimizin temelidir. Nispi ilimler mutlak ilim (din) yerine ikame edilemeyeceği gibi, mutlak ilim de nispi ilimler derekesine indirilemez. Nispi ilim kendi merkezinde ve hududunda muhafaza edilmeli, nispi ilmin sınırı çelik duvarlarla örülmeli ve “had ihlaline” müsaade edilmemelidir. Nispi ilimlerin mutlak ilim kıymetine yükseltilmesinden daha tehlikeli olan mesele, mutlak ilmin nispi ilim derekesine düşürülmesidir.
Nispi ilimlerin mutlak ilim derecesine çıkarılması, “ruhban sınıfı” oluşturmaktır ve (Allah muhafaza) yeni bir din ihdas etmektir. Mutlak ilmin nispi ilimler derekesine düşürülmesi ise dini imha etmektir.
Ruhban sınıfı oluşturmamak için ulemayı tahfif ve tahkir etmek, İslam’ı ilmi seviyede ve hassasiyette talim etmemektir. Kendisi “Mutlak İlim” olan İslam, tabii ve zaruri olarak ilmi seviyede ve kıymette tetkik ve idrak mevzuu yapılmalıdır. Önüne gelen serserinin “meal”den hüküm çıkarması, nefsin arzusu ve şeytanın iğvasıdır.
İBRAHİM SANCAK

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir