DÜNYAYI AHMAK YERİNE KOYMAK…

Birkaç gündür Usame Bin Ladin suikastı ile ilgili haberleri takip ediyorum. Mümkün olduğunca farklı haber kaynaklarına bakıyorum. Bir türlü nihai kararı vermeyi mümkün kılacak bilgi, kamuoyuna servis edilmiyor. Nedir o bilgi? Ladin suikastı ile ilgili DELİL…
Bütün haberler ABD yetkilileri veya kurumları tarafından servis edilmekte. Başka hiçbir kaynak, mesela hadisenin vuku bulduğu ülke olan Pakistan’ın yetkilileri açıklama yapmıyorlar. ABD yetkililerinin dışındaki tüm haberler, aslında ABD kaynaklı haberlerin tedavülünden ibaret.
Mesele ne?
Mesele, Ladin’in ölüm belgesini çıkarak belge ve delil olmaması… Konu mahkemeye götürülse, hiçbir mahkeme mevcut bilgilerle Ladin’in öldüğüne dair “ilam” vermez. Dünyadaki hiçbir avukat, mevcut bilgilerle, herhangi bir mahkemeden “ölüm kararı” çıkaramaz. Bu durum Ladin’in ailesinin mirası paylaşmak için mahkemeye başvurmasında da önlerine gelecek bir problem.
Hukukun, özellikle muhakeme hukukunun bu meseleye nasıl bakacağının ehemmiyeti var mı? Bu hadise, fiili bir durum değil mi? Fiili bir durum olduğu doğru lakin öldürüldüğüne inanmamız için hiçbir delile ihtiyaç duymayacak mıyız? Delile ihtiyaç duymamak saflık (aslında ahmaklık) olmaz mı?
Delillerin değerlendirilmesi ve neticeye varılması hususunda birkaç usul vardır. Birincisi, hukuk muhakemesi usulüdür. İkincisi, istihbaratın bilgi değerlendirmesinde kullandığı usul… Üçüncüsü, insanların haberleri takip ederken kullandığı değerlendirme usulü…
Ceza muhakemesi usulü, suçun “maddi delillerini” arar. Failin (misalimizde ABD) ikrarını yalnız başına kafi bir delil saymaz. Hadisemizde, failin ikrarından (beyanından-propagandasından) başka bir delil var mı? Kamuoyuna servis edilmiş hiçbir delil yok. Delil sayılabilecek tek malzeme, suikastın işlendiği iddia edilen “mahal”… Ladin’in ikamet ettiği söylenen ev… Evi inceleyen basın mensuplarının verdiği bilgilere göre, camları dahi kırılmamış. Suikastın faili tarafından 40 dakika sürdüğü iddia edilen çatışmada, evin tek camı bile kırılmamış. Pekala evde çatışma olmuş mu? Anlaşılan o ki, olmuş. Mahalle sakinlerinin beyanlarına göre bir takım gürültüler (silah sesleri gibi) duyulmuş. Çatışma olduğunu kabul etmek mümkünse de, o evde Ladin’in yaşadığına dair hiçbir delil yok. Kamuoyu, bu türden bir delile hala ulaşamamış halde.
Elimizdeki tek malzeme (delil değil, malzeme) ABD yetkililerinin birbiriyle çelişen beyanları. Hala cenaze yok ve hala cenazeye dair bir kayıt (fotoğraf ve video kaydı) yok. Suikastın fotoğraf ve video kaydını kamuoyuna servis etmemelerindeki gerekçe, komik… Üzerinde durmaya bile değmez. Başına yirmi beş milyon dolar konulan ve 11 Eylül eylemi ile üç bin civarında Amerikalıyı öldürdüğü iddia edilen Ladin’in cenazesini ve kayıtlarını, ABD’liler, yakalarına asıp gururla dolaşırlardı.
İstihbarat usulüne gelince…
İstihbarat usulü, ceza muhakeme usulünden daha incedir. Ceza muhakeme usulüne göre ölümü tespit edilemezse, istihbarat usulü bu ölümü asla kabul etmez.
Geriye kalan ne? İnsanların buna inanmasını sağlamak… Yani, normal insanın aklına hitap ediyorlar. Kamuoyunu, ana haber bültenlerinden veya gazete manşetlerinden takip eden insanları hedef alıyorlar. Konunun özü de bu…
Haberleri gazete manşetlerinden okuyan ve fikri takip yapmayan insanları ikna etmek için bir dezenformasyon yapılıyor. Bir ev gösteriyorlar ve orada öldürdük diyorlar. Türkiye’den gazeteciler gidiyor ve eve bakıyor. Evin bir tane camı bile kırılmamış. Hem de 40 dakikalık bir çatışmaya rağmen… Enteresan… Dezenformasyonun zayıf olduğunu fark ediyorlar ve “Ladin’in kızı açıkladı, babamı silahsız öldürdüler” filan gibi haber yapıyorlar. Haberin kaynağını arıyorsunuz, kaynak yok. “El Kaide ölümü teyit etti” diye başlık atıyorlar, haberin kaynağına bakıyorsunuz, ABD de internet sitelerini tarayan bir kuruluş çıkıyor. Hangi sitededir bu haber belli değil. Yeni görüntüler diye video kayıtları servis ediyorlar. Kayıtta evin yandığı görülüyor fakat gazetecilerin çektiği resimlerde evin beyaz badanası bile lekelenmeden duruyor. Pes be… CIA denilen devasa istihbarat örgütünün “akıl yaşı” bu mu yani… Üretebileceğiniz en orijinal plan buysa haliniz harap. Dezenformasyonda hiçbir zeka alameti yok. Eskiden daha mı zekice işler yaparlardı, yoksa bizim mi aklımız gelişti, karıştırmaya başladım.
Suikast noktası olarak bari Tora Bora dağlarında, kuş uçmaz kervan geçmez bir yeri söyleyin. Suikast yeri olarak seçilen ev, Pakistan’da herkesin görebileceği bir yer. Türk gazeteciler bile gidip fotoğraf çekti. Tabiatıyla foya meydana çıktı. Artık ABD den korkmaya gerek yok. Bunların tüm mahareti, dünyayı ahmak yerine koymak. Oysa muhatabını ahmak yerine koymak, ahmaklığın zirvesidir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir