EN GÜÇLÜ ORDU DAHA GÜÇLÜ EŞKİYA (MI)

Yaklaşık otuz yıldır terör eylemleri devam ediyor. Düşük yoğunluklu bu savaşta hayatını kaybeden gençlerin sayısını unuttuk. Gerçi unutmasak ne manası var ki, bir istatistik haline geldi. Bu kadar uzun süren her hadise fevkaladeliğini kaybeder ve alelade hale gelir. Alelade hale gelmesi, hayatını kaybeden gençlerin sayısını istatistik haline getirir. Hassasiyetlerin de bir ömrü var. Hiçbir hassasiyetin uzun süre canlı kalamayacağı psikolojik ve sosyolojik bir tespittir.
Otuz yıla yakındır süren terör eylemlerinin hassasiyetleri kanatması için çapının büyümesi gerekir. Günde bir iki tane gencin hayatını kaybetmesi, alelade hale geldiği ve sadece istatistiklerdeki rakamları ilgilendirdiği için gerekli olan kamuoyu ayaklanmasını meydana getirmez. Bu sebeple eylemlerin çapı yükselmiş ve bir çatışmada meydana gelen kayıp sayısı yüksek rakamlara ulaşmıştır. Son zamanlardaki PKK eylemleri, büyük kayıplar hedeflemektedir. Böylelikle dikkatleri kendilerine çekebileceklerini düşünüyorlar ve doğrusu netice de alıyorlar.
Yüksek rakamlarda kayıp vermenin iki sebebi olabilir. Ya terör birimleri büyük ateş gücüyle saldırıyorlar veya savaş maharetleri daha gelişmiştir.
Büyük ateş gücüyle saldırdığı ihtimali çok vahim noktaların varlığına işaret eder. Yüzlerle ifade edilen PKK lının bir noktada toplanması ve oradan sevk edilmesi istihbarat zafiyetine mi işaret ediyor yoksa ihmal veya suistimale mi? İhmal veya suistimal varsa, bunun otuz yıla yakın süredir devam ettiğini kabul etmemiz gerekir ki, bu durumda insanın aklını çıldırmaktan koruyacak bir sebep kalmıyor.
Savaş maharetlerinin daha gelişmiş olması ihtimalini düşünmek bile istemiyor insan. Bu ihtimalin bir an gerçek olduğunu farzetmemiz, Türk ordusu için çok vahimdir. Devletin imkanlarıyla tertip ve tanzim edilmiş bir ordunun, PKK terör birimlerinden daha iyi yetiştirilememiş olması, ordu için açıklanabilir bir durum değil.
*
Konuya bir başka açıdan bakalım…
Otuz yıla yakın süredir devam eden terör saldırılarında verilen kayıplar ile ilgili hiçbir askeri soruşturma ve yargılama görmedik. Eğer subay kadrosunun yargılandığı dava var ise hatırlamıyoruz. Hatırlamıyorsak, yokluğundan veya sayısının azlığındandır.
Ordunun subay kadrosunun yargılanmamasının anlamı, hata yapmamasıdır. Hata, ihmal, suistimal ve kumanda maharetlerinde zafiyet yoktur ki, subaylar yargılanmamaktadır. Neye rağmen subay kadrosu yargılanmamakta? Otuz yıldır terörün bitmemesine rağmen yargılanmamakta… Sayısını unuttuğumuz kadar şehit vermemize rağmen yargılanmamakta. Otuz yıla yakın sürmüş olmasından dolayı ülkenin ekonomisini batırmasına rağmen yargılanmamakta. Otuz yıla yakın ülkenin dış politikasını terörün ipotek altına almasına rağmen yargılanmamakta.
Bütün bunlara rağmen yargılanmayabilir. Hakikaten hata, ihmal, suistimal ve kumanda maharetinde zafiyet içinde olmayabilir. Bu ihtimali gerçek kabul ettiğimizde, kayıplarımız ne kadar çok olursa olsun her terör eyleminde subay kadrosu üstün bir kumanda mahareti göstermiş, tedbirleri eksiksiz almış, hiçbir ihmalde bulunmamış ve suistimalin zerresine dahi bulaşmamıştır. Öyleyse bizim ordu, dünyanın en büyük, en maharetli ve en güçlü ordusudur. Neden? Çünkü subay kadrosu üstün bir kumanda maharetine sahiptir, hiçbir ihmal ve suistimalde bulunmaz.
Buraya kadar tamam da…
Dünyanın en güçlü ordusuna ve dünyanın en kurmay subay kadrosuna sahipsek, neden terör birimleri eylem yapmak istediğinde mutlaka yapabiliyorlar? Eylem yapmak istemediklerinde kan akmıyor. Neden istedikleri çapta eylem yapabiliyorlar? Nasıl oluyor da istedikleri kadar kayıp verdirebiliyorlar? Neden ülkenin iç kesimlerine kadar eylem sahalarını genişletebiliyorlar?
Türk ordusu güçlü, Türk subayları maharet sahibi ve hatasız ise bu netice nasıl ortaya çıkıyor? Kamuoyu, bu durumda tek bir ihtimal kaldığını ne zaman anlayacak?
Türk ordusu güçlü, Türk subayları maharet sahibi ve hatasız ise, PKK nın savaş birimleri daha güçlü, daha maharetli ve daha hatasız demektir.
Başka bir ihtimal olabilir mi? Ordunun ve subayların herşeyi eksiksiz yapmış olmalarına rağmen PKK nın savaş birimleri karşısında bunca kayıp veriyor olması, başka bir ihtimalin doğmasına müsaade eder mi?
Eğer PKK nın savaş birimlerini güçlü ve maharetli kabul etmiyorsak, ordunun ve subay kadrosunun kesintisiz hata, ihmal, suistimal ve kumanda maharetinde dibine kadar zafiyet içinde olduğunu kabul etmekten başka ihtimal kalmıyor. Subay kadrosu, kumanda mahareti ve donanımından uzak, mütematiyen hata yapan, hergün sayısız tedbiri ihmal eden insanlardan teşekkül ediyor olmalı ki, PKK nın savaş birimlerinin maharetlerini reddedebilelim.
*
Netice olarak iki ihtimal var ve her ikisi de birbirinden vahim. Birinci ihtimal, güçlü bir ordumuz var ve kurmay subaylar tarafından kumanda ediliyor fakat bu subaylar her nedense işlerini yapmıyorlar, ihmal ediyorlar, suistimal ediyorlar. Bu sebeple de terör belası bir türlü bitmiyor. İkinci ihtimal, terör birimleri ve onlara kumanda edenler, ordumuz ve subaylarımızdan daha donanımlı, daha akıllı, daha zeki, daha kurmay kişilerdir. Bu sebeple de bir türlü yenilemiyorlar ve bitirilemiyorlar.
Birinci ihtimal sözkonusuysa, yapılması gereken subay kadrosunu tasfiye etmek. Subay kadrosunun içinde iyilerinin de bulunduğunu kabul etmemiz gerekiyor ama bunların neden diğerlerine galebe çalamadığını anlamakta zorluk çekiyoruz.
İkinci ihtimalde, PKK terörünü bitirme imkanı yok demektir. Bu durumda yapılacak olan siyasi çözümden başka bir alternatif kalmıyor. Ülkenin meselelerini siyasi yollarla çözmek çok tabi bir metod ama terör karşısında siyasi çözüme mecbur kalmak, insanı öfkeden çıldırtıyor. PKK nın çatışma yoluyla siyasi çözümü dayatabilmiş olması ihtimali karşısında duygu ve düşünce dünyamda infilaklar meydana geliyor.
*
Ordu bir an önce kendine çekidüzen vermeli. Öncelikle yukarıdaki ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu açıklamalı. Ordunun herşeyi kapalı olduğu için doğru değerlendirmeler yapamıyor olabiliriz. Ordu ya kendisi ile ilgili değerlendirmeler yapabilmemiz için şeffaflığı sağlamalı ya da ihtiyacımız olan açıklamaları yapmalı. Terör meselesini değerlendirebilmek için bu açıklamalara ihtiyacımız var.
*
Bu savaşı kurumlardan birisi yürütecek. Ülkede herkes kendi işinin dışında birşeylerle uğraşıyor. Ordu siyasetle meşgul, bu durumda siyasetin de dağlara çıkıp PKK ile savaşması mı gerekiyor? Ordu doğru dürüst savaşamadığına göre saiyasetin mi savaşması lazım? Siyaset kurumundan savaşmasını isteyemeyeceğimize göre, ordunun savaşması gerek. Ordu savaşacaksa siyasetle uğraşmayacak. Konu aslında bu kadar basit. Zira savaş ordunun görevi ve mesuliyetidir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir