ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

Fethullah Gülen, o muhteşem tevazuu kisvenin altındaki muazzam kibrin ifşa oldu. Bundan sonra tevazuu gösteriyorum diye boyun bükme, eğilip yamulma. Suretin siretinin, bedenin ruhunun, ahlakın imanının tezahürü olsun. Biliyoruz, takiyyenin kaşiflerine (Şiilere) ders verecek çap ve kıvamda bir takiyye ustasısın ama artık kendini zorlama, deşifre oldun. Kırk yıldır takiyye yapa yapa muhtemeldir ki hakiki hüviyetini kaybettin, bul onu, kuşan onu, mümkünse yeniden kendin ol. Oyun bitti, maske düştü, takiyye anlaşıldı, yalan söyleme artık.

Bilmiyor muyuz, anlamıyor muyuz zannediyorsun? Hani o “arkadaş”ın var ya, hani Recep Tayyip Erdoğan ismiyle maruf ve meşhur, işte onu tuvaleti bile som altından olan saraylarda yaşatırdın, sana teslim olsaydı. El etek öpseydi eğer divanında, cennetten köşk sözü bile verirdin de, bu dünyasını da altına boğardın. Diz kırsaydı huzurunda, her gün binlerce sahtekar adamın rüyasında görürdü Erdoğan’ı, hem de cennette, hem de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama komşu olarak.

Yüzlerce milyon insanın gönlünü fethetmesi, hem de kırk yılda değil, beş-on yılda bu işi yapması zoruna gitti. O boynunu büküşün var ya, hani tevazu maskesini giydiğin hal, Erdoğan’ın beş on yılda mazhar olduğu ihsanı, senin kırk yılda elde edememenin kıvranışı olduğunu biliyoruz. Ah… Ah… Fethettiği yüzlerce milyon kalbi alıp sana getirseydi, som altından yaptırdığın tuvalete bıraktığını kristal mahfazalarla müzelerde sergilerdin. Ama neylersin ki elden bir şey gelmez, müminlerin kalpleri ona ısındı.

Biliyoruz, zor… Büyük hayallerin vardı, ne kadar hırs ve disiplinle çalışıyordun gerçekleştirmek için… Akıl almaz işler yapmıştın, şeytanın bile anlamayacağı ittifaklar kurmuştun, çözemez zannettin kimse. On binlerce insanı geceler boyu dua ettirdin, gündüz delice çalıştırdın, bunu da kırk yıldır yaptın. Haliyle anlayamadın, kavrayamadın, hazmedemedin, birinin çıkıp beş-on yılda elde ettiği ihsanı… İşin sırrı “ihsan” mefhumunda, lütuf mefhumunda… Çalışmadan tabii ki olmaz ama çalışmak da kafi değil ihsana nail olmak için. Alimlik tasladın da insanlara, bu kadarını bile anlamadın. Anlamadın, Hz. Ömer’in (RA) kırkıncı Müslüman ama ikinci halife olmasını. Anlamadın, bazılarının yol alışı, diğerlerinden farklıdır. Anlaşılan o ki, sen yürürken Erdoğan uçakla gidiyormuş, senden önce varmış menzile.

*
Sadece sen değil Fethullah Gülen, İsrail de Erdoğan için tuvaleti altından saraylar yaptırırdı, ABD de, Rusya’da… Onların planlarına dahil olsaydı, onların isteklerine boyun eğseydi, onların hedeflerine yönelseydi. Tayyip Erdoğan’ı halife yaparlardı, onlara itaat etseydi, İslam alemini onların menfaatlerine uygun yönetecek olsaydı. Bilmediğimizi zannediyor, anlamadığımızı vehmediyorsun ama ümmetin feraseti açıldı, seninki kapanırken.

Som altından tuvalette yaşatacağın adama yolsuzluk ithamında bulundun. Erdoğan’ın derdi para olsaydı, sayamayacağı kadar, taşıyamayacağı kadar, harcayamayacağı kadar elde ederdi. Hem de bizzat sen başta olmak üzere, dünyada birçok güç merkezi kamyonlarla, tırlarla dolar verirdiniz. Milyarlarca doları elinin kiri olarak ve ağzınız kulaklarınızda vermez miydiniz? Hadi çıkardım pazara, pey sürün, Erdoğan’ın değeri nedir? Sen Fethullah Gülen, kaç milyar dolar verirdin sana teslim olması için? Mesela İsrail kaç milyar dolar verirdi, tahmin et bakalım.

Neden Erdoğan’ın yanında yer aldığımıza, onu bir türlü bırakmamamıza şaşıyor gibi davranıyorsun. Şaşma… Biliyoruz ki Erdoğan kendisi için çalışmıyor, kendisi için çalışsaydı milyar dolarlara boğardınız. Erdoğan sizin yeşil dolarlarınızı umursamadığı gibi, İsrail, ABD, Rusya gibi ülkelerin düşmanlığını da umursamıyor. Anlamıyor muyuz zannediyorsun… Tüm dünyanın düşmanlığından korkmuyor, teklif edebilecekleri milyarlarca doları umursamıyor ve bizim için, bu ülke için, Müslümanlar için savaşıyor. Tüm tehditlere ve tekliflere rağmen benim için çalıştığını gördüğüm liderin yanında yer almamdan daha tabii ne olabilir ki.

Benim için sağlını kaybeden, benim için uykusunu terk eden, benim için milyarlık teklifleri reddeden bir liderin yanında yer almayacak kadar vefasız mı zannettin. Bu asil duyguları sen unuttuğun için anlayamaz hale geldin ama Anadolu’da hala asil insanlar yaşıyor. Kendisi için hayatını tehlikeye atan liderini yalnız bırakmamak gibi bir asalet bu toprakların hüviyetidir. Sen bu topraklardan uzak kaldığın için artık anlamakta zorlanıyor olabilirsin ama biz kınayanların kınamasına aldırmadan saf tuttuk liderin arkasında.

*
Son zamanlarda örgütünün yayın organında yoğun şekilde alimlerden bahsediliyor. Bilmem ki sen mi talimat verdin yoksa hempaların mı akletti, sürekli alimlerden, velilerden bahsediliyor ve onların uğradığı zulümler dile getiriliyor. Sana nispet edilerek, tarihte yaşamış büyük zatların uğradığı zulümlerden bahsediliyor. Sen mazlum bir alim, Erdoğan ise zalim bir sultan… Ve, alimlere küfredilmeyeceği, hakaret edilmeyeceği, onların tenkit edilmeyeceği ile ilgili yazılar, seni merkez alarak kurgular üretiyor. Kompozisyon teorik olarak tamam da, bir problem var Fethullah Gülen… Alim olmak ve alim kalmak için “istikamet üzere” olmak gerekiyor. Bugün dağdaki çoban bile istikamet üzere saf tutarken, sen istikametini şaşırdın, İsrail ve ABD ile iş tuttun. İslam’ın manevi korumasından faydalanmak için adamlarına yazdırdığın onca yazı, Anadolu’nun derin irfanı tarafından çöpe atıldı. Biliyorum, bu duruma şaşırıyorsun, unutma, şaşırmanın sebebi, takiyye ile tahrif ettiğin öz benliğindir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir