ERGENEKONLA UZLAŞMAK İYİ FİKİR DEĞİL

ERGENEKONLA UZLAŞMAK İYİ FİKİR DEĞİL
Son zamanlarda Balyoz ve Ergenekon gibi darbe davalarının yeniden görülmesi (muhakemenin iadesi) meselesi konuşuluyor. Yalçın Akdoğan isimli kısa görüşlü adamın, “milli orduya kumpas kurdular” beyanı üzerine kılıç artıklarının tamamı harekete geçti. Hükümet, bu kılıç artıkları tarafından kuşatmaya alınıyor gibi bir hisse kapılıyoruz. Bu hissimizin yanlış çıkmasından en fazla biz memnun oluruz ama hadiselerin gidişine bakınca, hissimizin gerçekleşeceğine dair endişemiz artıyor.

Meseleyi bu noktaya getiren hadiseler silsilesi malum. Fethullah Gülen isimli birinin, çevresine topladığı gözü dönmüş güruhla, on bir yıldır yardımını ve desteğini gördüğü hükümete, görülmemiş çapta isyan ve ihanet hamlesi, Tayyip Erdoğan ve çevresindeki çelik çekirdek üzerinde manevi bir tesir icra etti ve ruh dünyalarını dağıttı. Paralel devlet namıyla meşhur olan örgüt, hükümet üzerindeki tesirinin, kendi gücünden ve hamlesinden kaynaklandığı vehmine kapıldı. Oysa “ihanet” denilen ve insanoğlunun en adi, en alçak keşfi, dostun ruh dünyasını darmadağın etmek gibi şeytani bir tesire sahiptir. Yeryüzünde ve insan cinsi içinde, ihanet kadar en küçüğü bile en büyük tesir icra eden insan fiiline denk başka bir hareket yoktur. Dünyanın yarısını yöneten bir imparator bile, yakınındaki bir kişinin ihaneti ile sarsılır. Sarsılır çünkü mesele güçler dengesiyle değil, ruh dünyasıyla ilgilidir. İnsanın ruh (kalp) dünyası, yatak odasından daha ileride bir mahremiyete sahiptir. Oraya girebilmek çok hususi şartlara ve çok yoğun ruhi temayüllere bağlıdır. Dostluk ve dostluğun mütemmimi olan “itimat”, mahremiyetin en derin noktasına kadar girmenin şifresidir. İhanetin insan ruhunu yaralamasının sebebi, dostluğun ruhi arkadaşlık olması, ruh dünyasındaki halveti mümkün kılması, insanın en saf ve en mahfuz odasına kadar girebilmesidir. En mahrem ruh hücrelerinin açılması anlamına gelen dostluk ve itimat, sadece ihanet ile infilak eder.

İhanete uğramış insanın kalbi dünyası kadar büyük bir tehlike kaynağı yoktur. İhanet, dostluğu, bir salise içinde en keskin düşmanlığa çevirebilen bir şeytan fiilidir ki, şeytanın en sevdiği ve en fazla teşvik ettiği insan eylemidir. İhanet ile sarsılmayan, dengesini kaybetmeyen, vahşileşmeyen insan nadirattandır. Bu sebepledir ki, ihanetin tek ilacı, imandır. İhanete uğramış bir insanı zaptedecek tek kuvvet, Allah’a ve ahirete imandır. Buna rağmen, ihanete uğramış bir çok müminin bile kendini zaptedemediği, kendini zaptetmesi için imanının kafi gelmediği tarih laboratuvarında sabittir.

Fethullah Gülen ve avanesi o kadar sinsi ve o kadar ağır bir ihanet suçu işlediler ki, normal insanlar bir tarafa, derin iman sahibi Müslümanın bile tahammülünün ötesindedir. Tayyip Erdoğan, en beklemediği zamanda, en beklemediği yerinden, en beklemediği kişiler tarafından vuruldu, ihanete uğradı. Bu ihanete karşı Tayyip Erdoğan’ın, çok ağır ve şiddetli tepkiler vereceğini bekleyen insan sayısı çoktu. Doğrusu, ihanetin büyüklüğü nispetinde şiddetli tepkiler vermiş olsaydı, insan tabiatının gereğini yapmış olacaktı. Hayret ve takdirle gördük ki, öfkesine ve ruh dünyasındaki nükleer infilaklara “veli sabrıyla” direndi.

Tayyip Erdoğan’ın bu çapta bir ihanet karşısında sükunetini muhafaza etmiş olması, bundan önceki tüm başarıları görmezden gelinse bile, lider olduğunu göstermeye kafidir. Fethullah Gülen’in, ihanete uğramayan ve ihanet eden birisi olarak yaptığı “beddua”ya bakınca, Tayyip Erdoğan’ın kalabalıklar karşısında, tabanına cesaret aşılamak için yaptığı bazı öfkeli konuşmaları çok munis kalıyor. Bu manzara karşısında, hangisinin alim hangisinin cahil, hangisinin ham hangisinin olgun, hangisinin gazap hangisinin merhamet sahibi olduğu vuzuha kavuşuyor.

*
Artık anlaşıldı ki Tayyip Erdoğan’ın ruhi kemali, Fethullah Gülen’in yaşlı gözünün bağlı olduğu ruhtan çok ileridedir. Buraya kadar tamam da, öyle ya da böyle, ihanetin, insan ruhunda bir şekilde tesir icra edeceğini bildiğimiz için, Tayyip Erdoğan’ın, Fethullah Gülen ve çevresindeki güruha karşı darbecilerle ittifak yapma ihtimali uykumuzu kaçırıyor.

Darbeciler Tayyip Erdoğan’a ihanet etmediler çünkü onlar siyaseten Tayyip Erdoğan ve temsil ettiği kıymetin düşmanıydılar. Düşmanlıkla hainlik bir araya gelmez, düşmanlar ihanet edemezler, düşmanlar düşmanlıklarını icra ederler. İhanet dost fiilidir ve ihanette ilk kurşunu “itimat” yer. İtimat ise insanın kalp dünyasının zırhıdır, ilk kurşunla parçalanan zırh, ruhu koruyamaz olur ve ikincisinden itibaren tüm kurşunlar ruha saplanır. Bu sebeple olsa gerek, bir dost ihanet ettiğinde, ona karşı düşman bile sempatik görünür. Gerçekten de böyledir çünkü dostun ihaneti, düşmanın düşmanlığından çok daha ağır bir fiildir.

Tayyip Erdoğan, bırakın hükümet başkanı olmayı, ta liseden beri malum darbecilerin kendini sevmediğini, asla sevmeyeceğini, fırsat bulduklarında bir kaşık suda boğacaklarını bilerek büyüdü, yaşadı ve her yıl bu tezinin doğru olduğunu gördü. Gençlik yıllarında, mensubu olduğu dünya görüşüne bağlı olarak gelişen bu tez, bugüne kadar sürekli teyit edildiği için, darbecilere karşı mütemadiyen teyakkuzda kaldı, mütemadiyen mücadele etti. Bunu göze almıştı ve yaşadığı her gün göğüslemekten imtina etmedi. Gün geldi onları alt etti, yendi, güçlerini ellerinden aldı. Zaferin insan iç dünyasında oluşturduğu nefs emniyeti, düşmanına bile merhamet etmenin zihni altyapısını oluşturabilir.

Tayyip Erdoğan, darbecileri yenmiş olmanın nefs emniyetiyle, onlara olan öfkesini dizginlemiş olabilir. Bir devlet adamı, bir dünya lideri, bir tatmin olmuş ruh için bu durum gayritabii değildir, anlaşılabilir. Böyle bir ruh halindeyken, dostunun dünya çapında ihaneti (küresel komplo) ile karşılaşması, darbecilere olan merhametini, sempatiye çevirebilir.

Fethullah Gülen ve çevresindeki ihanet şebekesine karşı şiddetli bir mücadele yürütmesi tabii ki şarttır. Yeryüzünde en büyük cürüm ihanettir fakat ihanetten daha büyük bir cürüm var ki, o da, ihanetin cezasız bırakılmasıdır. İhaneti cezasız bırakmak, ona meşruiyet tanımak ve yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bir suçu işlemekten daha büyük suç, o suçu, “suç kapsamından” çıkarıp, meşru alana taşımaktır. Evet… Bu ihanet şebekesine karşı yürütülecek şiddetli mücadelede sonuna kadar Tayyip Erdoğan’ın yanındayız. Ama ihanet şebekesini cezalandırmak için darbeci ve Kemalist olarak nam salmış, seksen yıldır bu millete en büyük zulmü ve zilleti yaşatmış, Osmanlı gibi bir medeniyeti tasfiye etmiş millet düşmanlarını affedemeyiz.

*
Tayyip Erdoğan… Bu milletin yiğit evladı, bu milletin doksan yıllık ümidi, bu milletin son iki asrındaki en büyük huruç hareketinin lideri, lütfen bunu yapma… Maruz kaldığın büyük ihanet karşısında, şeytanla işbirliği yapman bile garipsenmez, biliyoruz. Ama şeytanla ve insi şeytanlarla işbirliği yapma, onları affetme… Velev ki diğer insi şeytanlara karşı olsun bu ittifak, yine de yapma…

Tayyip Erdoğan, korkma… Anadolu’da Allah’a açılmış milyonlarca ele, İslam dünyasından yüz milyonlarcası iştirak ediyor. Korkma, Allah sana yeter. İhanet şebekesinin hesabını görmek için, millet düşmanlarını affetme. Şer örgütü ile hesaplaşmak için onlara benzeme, onlar gibi şer şebekeleriyle işbirliği yapma.

Allah yar ve yardımcın olsun…

Share Button

ERGENEKONLA UZLAŞMAK İYİ FİKİR DEĞİL” üzerine bir düşünce

  1. Muhafazakâr!
    Tebeyyünün gereği takvâdır Muhafazakâr!
    Bu sularda ihtilaf hakîki mahv-ı haza’kâr.
    Evde sular kesikken içilse cülus andı,
    Ahlâkı kanayana olmaz o yara bandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir