“EY İMAN EDENLER, İMAN EDİNİZ…”

paylaş

“EY İMAN EDENLER, İMAN EDİNİZ…”
Bu Ayet-i Kerime’nin manasını hiç bu günkü kadar anlamamıştım. Mısır başta olmak üzere İslam dünyasındaki hadiselere Müslümanların bakışını görünce, dilimde tesbih haline geldi, önce kendim olmak üzere, bu mukaddes ihtar ve ölçünün manasını tüm Müslümanların yeniden hatırlaması ve gereğini yerine getirmesi lazım.
Mısır’daki büyük katliamlara karşı, batıdan, AB’den, ABD’den medet uman, onlardan herhangi bir ses ve kıpırdama, yardım ve katkı bulamayan, bu sebeple de sürekli onları itham eden Müslümanlar, Allah ve Resulünün düşmanlarına itimat edilmeyeceğini, nasıl olur da elinizde Kur’an-ı Kerim gibi bir kitap varken, tecrübe ederek öğrenirsiniz? Yoksa siz onlara itimat mı etmiştiniz, yoksa siz onlardan yardım göreceğinizi mi ümit ediyordunuz? “Ey iman edenler, iman ediniz…”
Yeni İslam çağı başlıyor, kim dedi ki kolay olacak. Yeni İslam çağı, batılılarla, batıya itimat edenlerle, Allah’tan başka itimat mercileri olduğunu düşünenlerle kurulur mu zannediyorsunuz? Eğer, batılı akılla düşünenler yeni İslam çağını kuracaksa, zaten o çağ, İslam çağı olmayacaktır. Batının, batı değerlerinin Müslümanlar tarafından yeniden üretilmesi manasına gelmez mi? Yeni İslam Çağı, “saf mümin” şahsiyetlerin eliyle inşa edilecektir, öyleyse “Ey iman edenler, iman ediniz…”
Akl-ı Selim yoksa iman rüzgarda sallanan yaprağa benzer, ne zaman nereye döneceğini kestiremez. İman, sahih ve muhkem istikamet değil midir? Allah’tan başka bir ilaha inanmamak, O’ndan başka kudret sahibi tanımamak, O’ndan başkasına itimat ve itaat etmemek değil midir? Ey iman edenler, kafirler yardım etmedi diye istikametinizi mi değiştireceksiniz? Ey iman edenler, katliamdan dolayı yolunuzu mu değiştireceksiniz? Ey iman edenler, Allah’ın yardımının gelmediğini mi zannediyorsunuz? Ey iman edenler, ABD yardım etmedi diye Allah’ın yardımının gelmeyeceğini mi düşünüyorsunuz? “Ey iman edenler, iman ediniz…”
Allah’ın nasıl yardım ettiğini biliyor musunuz? Allah’ın, “Sabredenlerle sabretmeyenler belli oluncaya kadar” beklediğini bilmiyor musunuz? Allah’ın ilk yardımının, bazı mümin kullarını “sabredenlerden” kıldığını ne zaman unuttunuz? Mısır’da “sabreden müminlere”, mücadeleyi bırakma çağrısı yapan alçaklar, o çağrının, “şeytanın çağrısı” olduğunu ne zaman anlayacaksınız? Katliamlara bakıp da, “İhvan’ın yanlış stratejisinden dolayı ölüyorlar” diyen hainler, Allah’ın bir insana ve cemiyete ihsan ettiği en büyük yardımın, onlara şehadet fırsatı ve bazılarına şehit olma imkanı sunduğunu nasıl anlamazsınız? Siz hiç mi Kur’an-ı Kerim okumuyorsunuz? Ey iman edenler, acilen iman ediniz…
Bugün yeryüzünün en diri insanlarının, Mısır’ın meydanlarında “cansız” yattığını zannettiğiniz kutlu şehitler olduğunu biliniz. Biliniz ki, “onlara ölüler demeyiniz çünkü onlar diridirler”. Diridirler hem de diriliğin en üst noktasındadırlar. Gerçeğe bakıp da gözünü hakikatten çevirenler, “iman ediniz”, hakikate iman ediniz. Gerçek, iman konusu değil, iman konusu olan hakikatin ta kendisidir. “Ey iman edenler, iman ediniz…”. Ey Miraca iman edenler, iman ediniz… Ey sonsuz kudret sahibi Allah’a iman edenler, iman ediniz… Tek kudret sahibi olduğuna iman ettiğiniz Allah’a, iman ediniz.
İmanınızı hangi stratejik planların ve hesapların labirentlerinde kaybettiniz? Hakikate imanınızı hangi gerçeğin katılığı perdeledi? Hayatınızda bir defa olsun aklınızı bir tarafa bırakın, sadece Allah’a ve Resulüne teslim olun… Akıllıca yaptığınız stratejik hesapların labirentlerinde kaybolacağınıza, akılsızca teslim olun, bu bile daha kuvvetli bir imandır.
Asr-ı Saadeti hatırlayın, Bedir’de, Uhut’ta, Hendek’te, Huneyn’de farklı veçheleriyle görülen o dur ki, sadece Allah’a ve Resulüne iman ve itimat eden, bu imanın ve itimadın tabii ve zaruri neticesi olarak sabreden yiğit sahabe kadrosu, Allah’ın görünür ve görünmez yardımlarıyla zafer kazanmıştı. Asr-ı Saadetten bu yana, hem Kur’an-ı Kerim’de sarahaten beyan buyurulduğu ve hem de on dört asırdır tecrübeyle sabit olduğu üzere, Allah, “pak bir nesil” arzu ettiğinde, önce onları “sabredenlerden oluncaya kadar” ağır imtihanlara tabi tutuyor. Bu imtihanın “merkezi mevzuu” ise, Allah’tan başka iman, itimat ve kudret sahibi bir mercii olmadığını anlamaları için, tüm ümit mercilerini ve kaynakların tüketiyor. Kaçanlar bir tarafa, sabredenlerde o kadar saf bir iman gerçekleşiyor ki, küçük bir kısmı dünyayı fethe çıkabilir hale geliyor. Saf iman, saf tevhid, saf itimat… Tek Allah, tek kudret, tek irade…
Büyük çağ değişimlerinde böyle olur. On dört asırdır dünya İslam’a göre şekilleniyor, ya Müslümanlar tarafından ya da ona düşman olanlar tarafından… İslam, merkezi mevzuu idi, ya ona nispetle iş yapılırdı ya da ona düşmanlıkla… Ümmetin ölü haline geldiği bir asırdan beridir dünya batı tarafından sevk ve idare ediliyordu, ümmet hafiften kımıldayınca yine eski günlere döndü. Anlaşılan o ki, Allah yeni İslam çağını başlatmayı murat etti. Hal böyleyse (tüm işaretler bunu gösteriyor), bunun nasıl olacağı hem Kur’an-ı Kerim’de, hem Hadis-i Şeriflerde hem de tarihin tecrübe arşivlerinde gösterilmiştir. Allah önce saf ve pak bir nesil (kadro) yaratıyor, bunu, büyük imtihanlarla hem meleklerine hem de yeryüzüne (tüm insanlığa) gösteriyor, sonra da onlara mukaddes emaneti teslim ediyor.
*
Akıl ve stratejiden bahsetmek gerekirse… Mısır’daki Müslümanlar mukavemeti ve mücadeleyi yarım bırakmamalıdır, yarım bırakırlarsa Müslümanlar hiçbir ülkede direnemez hale gelir, her İslam ülkesindeki rejim, binlercesini öldürdüğünde netice alacağına kanaat getirir ve bunu yapar. İhvan ve Mısır halkı direnmeyi sürdürür ve netice alırsa, yarın Suud’da, Ürdün’de, Körfezde ve tüm İslam ülkelerinde başlayacak olan isyanın insan kaybı daha az olur. Mısır, tüm İslam ülkelerindeki can kayıplarını sıfıra yaklaştıracak büyük bir mukavemeti gerçekleştiriyor, netice aldığında, batı dünyası İslam ülkelerinde benzer operasyonları yapamaz hale gelecek, içeride işbirlikçi hainler bulmakta zorluk çekerler.
“Ey iman edenler, iman ediniz…”

NOT: Cephe hattını İhvan ve Mısır halkı tutuyor, can pahası bir mücadele yürütenler onlar, bu sebeple “mukavemete devam edin” demek bize düşmez. Rahat bir hayat yaşadığımız Türkiye’den bu tür büyük laflar etmek “edebe aykırı”. Fakat İhvan ve Mısır halkının mukavemet kararı, dirayeti ve cesareti orta yerdeyken, onlara, “evlerinize çekilin” demek çok çirkin. Bu halde onlara her türlü desteği vermekten başka bir mesuliyetimiz yok. Bazıları, “Türkiye’de de öyle bir şey olursa bizim de can pahası bir mücadele yürütmemiz gerekir” korkusuyla İhvan’ı eleştirmesi, çok iğrenç, çok alçakça, çok haince bir tavır. Ruhi derinliklerindeki korkularına bazı süslü (stratejik) malzemeler bulması neticeyi değiştirmiyor.

“EY İMAN EDENLER, İMAN EDİNİZ…”” üzerine 1 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>